Suriye’de Bir Operasyon Sinyali mi?

11 Ekim 2021
Okuyucu

10-11 Ekim 2021’de meydana gelen PKK/YPG saldırıları sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan kararlı konuştu. Terör yeniden sınır içine mi girmek istiyor? Bu zaman periyodunda terör saldırılarındaki artışın anlamı ne? Teröristleri cesaretlendiren konjonktürel konular neler? Operasyon nasıl olur?

10 Ekim: Suriye, Halep kuzeyi Azez, Marea’dan üzücü bir haber geldi. İki özel harekat mensubu polis şehit düştü. İki de yaralı var, şifa diliyorum. PKK/YPG terör örgütü Tel Rıfat, Ayn İsa köyünden konvoyumuza güdümlü roketle saldırdı. Tel Rıfat, Rus kontrolündeki bir bölge olmasına rağmen PKK/YPG rahatça hareket edebiliyor. Alınan bilgilere göre Türk topçusu karşılık verdi.

Terör sınır içerisine girmek istiyor…

11 Ekim: Gaziantep’in Karkamış ilçesine sabah saatlerinde Suriye tarafından atılan 5 havan mermisi düştü. Valilik açıklaması: “Karkamış ilçesinde 11.10.2021 tarihi saat 03.30 sıralarında patlama sesleri duyulması üzerine yapılan incelemede bölgeye toplamda 3 mühimmat düştüğü… Patlama gerçekleşen bölgelerin çevresinde küçük çaplı maddi hasar oluştuğu, ölü veya yaralı olmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu tahkikatta mühimmatların gümrüğe yakın bölgede bulunan PYD bölgesinden atılmış olabileceği değerlendirilmekte olup, olayla ilgili araştırmalar devam etmektedir.”

Havan mühimmatı yine Rusya kontrolündeki bölgeden atıldı.

Bir diğer saldırı Afrin’de oldu. PKK/YPG teröristleri Afrin’de düzenlenen bombalı saldırıda ilk belirlemelere göre 5 kişi hayatını kaybetti, 8 kişi de yaralandı.

Bu zaman periyodunda terör saldırılarındaki artışın anlamı ne?

Mutabakatlara uyulmadı.

PKK/YPK Rusya ve rejim güçlerinin kontrolündeki alandan saldırılar yapıyor. Türkiye PKK/YPG terör örgütünün sınırından 30 km güneye kadarki (yaklaşık M4 karayolu) bölgeden uzaklaştırılması hususlarında hem ABD hem de Rusya ile Barış Pınarı Harekatı sürecinde mutabakat imzaladığı halde zaman içinde sonuç alamadı. Bu durumda teröristler Türk askerini bölgeye harekat yapması için tekrar çekmek istiyor olabilir. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri bölgeye operasyon için tekrar girerse karşısında ABD, Rusya, Esad, kısmen de olsa İran ve bunların sahadaki silahlı unsurlarının olma ihtimali vardır. 

Bakıldığında bölgedeki hemen her kesim Türkiye’yi karşısına almış görünüyor.

Putin ve Esad, İdlib konusunda Türkiye’ye bastırıyor, kendine tehdit gördüğü radikal unsurları kastederek burayı boşaltsınlar, diyor.

Biden geçtiğimiz gün Suriye’de Türkiye’yi tehdit gösteren bir mektup yayımladı. Olağanüstü Hal uzatması için sebep Türkiye gösterildi. Hatta Washington’da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG, Türkiye’ye göre PKK/YPG teröristleri) siyasi kanadı şeklinde tarif edilen Suriye Demokratik Meclisi (SDM) temsilcilerini ağırladılar. ABD ve SDM ortak bir plan yapmış olmalılar.

ABD, Esad ile görüşmeye hazır, Ürdün Kralı’nı devreye koydu.

Bu oluşumlarda Türkiye yok. Bugün bir Astana süreci de yok. Soçi görüşmesi var, ama en azından İdlib için ne olacağı açıklanmadı.

Hatta Cenevre’de Biden ve Putin Suriye’nin geleceği için ne konuştular sadece kendileri biliyorlar.

Yukarıdan aşağıya bilinmezlik var.

Karşıdan bakınca, eğer Türkiye bölgede kendi başına kalmış görünüyorsa, PKK/YPG bu durumu kendi lehine okuyor olabilir.

Teröristleri cesaretlendiren başka konjonktürel konular da var.

Fransa ve Yunanistan birlikte Türkiye aleyhine tutum sergiliyor, ABD ve Yunanistan savunma anlaşmasını yenilediler.

Bir de İdlib’den olabilecek yeni göç tehdidi var tabii.

İçeride de bir hareket var, HDP tarafından PKK terör elebaşı Abdullah Öcalan için sosyal medyada “özgürlük” kampanyası (Freedom For Ocalan Now) başlatıldı.

Bu durumda önümüzdeki günlerde Türkiye bir hamleyle kendi pozisyonunu net bir biçimde gösterebilir. Nitekim akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle dedi: “Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde polislerimize yönelik son saldırı ve topraklarımızı hedef alan tacizler artık bardağı taşırmıştır. Suriye’den ülkemize yönelik saldırıları bertaraf etmekte kararlıyız. Artık tahammülümüz kalmamıştır. En sıra sürede gereken adımları atacağız.

Bu bir operasyon sinyali ise nasıl gerçekleşebilir?

1) SMO ve TSK unsurları müşterek operasyon yapabilirler. 2) TSK belli noktalara özel tipte etkili harekatlar dizisi şeklinde plan yapabilir.

Bir hafta önceye göre çok farklı bir noktadayız. Bunları hesap ederek KIRILMA adıyla bir yazı dizisi yazmaya başlamıştım. Henüz dört gün geçmedi, ama çok kritik bir noktaya gelindi bile. Türkiye kendi göbeğini kendisi kesecektir! Gelişmeleri buradan takip ediniz…

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Güvenlik 'ın son yazıları

26 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
73 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
125 views

Birisi

Moskova’daki Crocus City Hall terör saldırısı konusunu analiz edelim. Ama önce bugünlere nasıl geldik, bir bakalım. Sonuçta aradığımız birisi var! Kim bu birisi? Hani öndekileri görüyoruz, yakalandılar da. Ama bu tür küresel etkisi olan ciddi konularda, Rusya gibi bir ülkeye terör saldırısı yapılarak, asıl ne amaç güdülüyor olabilir, bunu anlamaya çalışalım.
178 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
190 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme