Yeni Soğuk Savaş Riski

Okuyucu

Başından bu yana bu konunun bir Ukrayna Krizi olmadığının farkındaydık. Bu İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan en büyük meseledir. Asıl rekabet ABD ve Rusya arasındadır. Şimdi size çok kısa bir anlatımla, sadece başlıkları ele alarak, bu yüksek riskin ne anlama gelebileceğini açıklayacağım. Burada bir risk var ve bunun adı, Yeni Soğuk Savaş’tır. Bu yazı, hiç değilse bundan sonraki gelişmeleri kolay takip edebilmeniz açısından bir rehber niteliğindedir, taşları doğru yerlere koyarak kendi düşüncelerinizi geliştirebileceksiniz.

(Görselden takip edelim.)

Önce Putin doktrine bakalım. Putin diplomatik açıdan ülke güvenliğini ve çıkarlarını tartışma dışı görmektedir. Putin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) çıkarlarını ve bakış açılarını manipüle ederek, aralarında bir farklılık yaratmanın yolunu ve yöntemini aradı. Çin ile ortaklık kurmak ve doğusundan bir garanti almak için Pekin’e ziyarette bulundu, görüşmeler yaptı. Hibrit Savaş yöntemini takip etti. Bunun içinde (Gerasimov Doktrini gereği) Düzensiz veya Doğrusal Olmayan Savaş ve Siber Savaş vardır. Siber Savaş ise Enformasyon Savaşı ve Siber Operasyonları kapsar. Rusya tarihte pek çok örneği olduğu üzere, temel olarak, Sert Güç ile kazanım elde etme yöntemini tercih eder. Silahlı güçlerini ve yeni silah sistemlerini ileri sürerek caydırıcılık sağlar, gerekirse de sakınmadan kullanır. Rusya bu Ukrayna krizinde diplomasi ve aldatma yöntemi olarak Minsk Anlaşması’nı kullandı.

Joe Biden, daha seçim sürecinde ifade etmeye başladı ve Beyaz Saray’a geçmesini müteakip somut adımlarını attı. Doktrini dokümanlar sabittir. Biden doktrini içerisinde neler var? Biden hemen ortaklıkları ve ittifakın toparlanmasına eğildi. G7, NATO ve AB ile tazeleme görüşmeleri yaptı. Akıllı Güç (Yumuşak ve Sert Güç) yöntemini uygulayacağını ifade etti. ABD, (askeri talimat JP 3.0 gereği) Tam Spektrumlu Savaş yöntemini uygular. Yukarıda Hibrit Savaş için söylenenler bunun için de geçerlidir. ABD yoğun bir Enformasyon Savaşına girişti. 

Brexit ile AB’den ayrılma yolunu seçen Birleşik Krallık (İngiltere) ABD ile birlikte hareket etti. Anglospere ülkeleriyle küresel politikalara geri döndü. Biden doktrini benzeri yöntemler İngiltere için de geçerli oldu.

NATO 2030 vizyonunu açıkladı. NATO askeri yönden hazırdı. Baltık planını yeni kabul etmişti. Caydırıcı güç NATO idi. Açık Kapı Politikasını devam ettirmekten yanaydı. Şu nokta kritiktir, özellikle Avrupa’da olabilecek bir savaşta Almanya ve Fransa savaş istemez ise NATO daha fazla ilerleyemez!

Avrupa Birliği’nin başat güçleri Fransa ve Almanya, ki Fransa’da seçimler olacak, Almanya ise yeni seçimlerden çıktı, kendilerini Ukrayna krizi ile bir küresel savaşa gidebilecek yolda daha fazla riske atmama anlayışına sahipti. Her ne kadar Macron ve Scholz, Biden’a ittifak ortaklığı yönüyle olumlu yaklaştılarsa da tam bu zaman içinde savaşı göze alamadılar. Üstelik Ukrayna krizini diplomasi yoluyla çözebileceklerini düşündüler. Minsk ve Normandiya süreçleri işletilebilirdi.

Rusya, işte Almanya ve Fransa’nın bu farklı bakış açısının üzerine gidecek biçimde diplomasi, yani Minsk süreci ile ilerleneceği türden bir diplomasiyi yürüttü. Fakat sonuçlar gösterdi ki bu bir aldatmacaydı. Ukrayna krizi perspektifinde Batı bloku içinde; ABD ve İngiltere bir tarafta, Almanya ve Fransa diğer tarafta kaldılar. Bu her şeyi değiştirecek bir ayrışma oldu. İşte bu ayrışma NATO’yu dışarıda tuttu ve bundan sonra şunu söylememiz gerekir, Rusya durum üstünlüğünü ele geçirdi. Artık hamlelerini sırasıyla yapabilirdi.

Rusya’nın temel hedefi NATO’nun sınır komşusu olmasının önüne geçmek ve Ukrayna’da Donetsk ile Luhansk’tan (veya Lugansk) gelen talebi işaret ederek özerkliği meşrulaştırmaktı. Sonuçlara bakılırsa, Rusya bu iki hedefi de ele geçirdi, ancak kriz bitmedi. Ayrıca Vladimir Putin aldığı kararı açıklarken uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma ilginçti ve şöyle başlıkları içermekteydi: Nükleer vurgu vardı, tarihi hatırlatmalarla Çarlık Rusya’sı veya İmparatorluk dönemine dönüşü seçiyor gibi ifadeler kullandı, küresel gelişmeleri tehdit edercesine sundu.

Bu bakış açılarıyla Putin önce ayrılıkçı bölgeyi tanıdığını işaret etti, sonra prosedürler başlatıldı, dahası, bölgeye yine aldatıcı yöntemlerle askerini soktu. İşte fiili bir hamle yaparak her gelişmeyi tetikler bir durum yarattı.

Bu aşamada kısaca Ukrayna ve Başkan Zelensky’ye bakalım. Rusya’nın aldığı bu karara Zelensky itidalle yaklaştı. Ama buraya gelmeden önce Münih’te neden NATO’ya alınmadığını ve eğer bugün Rusya’ya müdahale edilmeyecek ise başka ne zaman edilecek, gibi önemli soruları sordu. İtidal politikası bakışıyla Zelensky’nin aldığı kararlar içinde şunlar vardı: Yedek askerler çağrıldı, Rusya’ya ve ilgili kurumlara barış çağrısı yaptı, bir zirve talebinde bulundu. Son karar olarak sivillere silah taşımasına izni verildi ve ülkede olağanüstü hal ilan edildi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ise gecikmeden, Zelensky’nin Ukrayna’nın bütününü temsil etmediğini işaret etti. İstikrarsızlık hamleleri devam ediyordu.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi toplandı. Belli ülkelerce kınamalar geldi.

Olimpiyatların açılışında Rusya’ya destek verdiğini açıklayan Çin, bu özerklik tanıması ve askeri adımların atılması üzerine yanlış yapıldığını ifade etti. Bu Çin’in klasik tarafsızlık politikasını gösteren bir açıklama oldu.

Putin’in kararından sonra Batı blokunun temelde iki noktada inisiyatif aldığını gördük. Birincisi, ekonomik yaptırımlar devreye kondu. Bu kapsamda, ABD, AB, İngiltere ve Almanya’da gelen tepkiler var ve bunlar henüz tartışılan çok önemli bir konu başlığıdır. İkincisi ise Biden’ın yeniden konsolidasyon çabasıdır. Biden bu süreçte Almanya ve Fransa’nın ayrılmasına dönük olarak, haklı çıktığını söylemektedir. Hatırlanacaktır, geçtiğimiz haftalarda Biden ve Blinken, Almanya ve Fransa’ya, eğer doğru adımlar atılmaz ise büyük bedel ödersiniz, diye çıkışmıştı. Bu net ikazların şimdi bir bedel tarifini yapmamıza neden oldu. Çünkü Batı blokuna rağmen Putin fiili bir adım atabildi. Scholz ve Macron bizatihi kendileri Putin tarafından aldatıldıklarını gördüler ve bu onlar adına iyi bir durum değildi. Sun Tzu’yu unutmayalım, savaşlar aldatma yöntemleriyle kazanılır veya kaybedilir.

Bedel ödeme konuları neler? Bir defa Ukrayna’dan bir parça toprak Rusya tarafından göz göre göre fiilen koparıldı, şimdi geri adım atması için daha fazla gayret sarf etmek gerekecek. İkincisi, NATO’nun açık kapı politikası devam etse de şu an için caydırıcılığını işe yaramaz kılmıştır. Avrupa’da Rusya’nın adımına karşı NATO büyük kapasitesine rağmen kenarda kalmıştır. Bir diğer husus ise alınan ekonomik yaptırımlarla ilgilidir. Koronavirüs sürecinde ekonomide küresel dengeler bozulmuşken, şimdi bir de bu alınan ekonomik yaptırım kararlarıyla, enerjiden tutunuz, gıda ve ticaret konularına kadar, birçok yeni küresel sorunun kartopundan çığa doğru büyüme potansiyelinden etkilenilecektir. Bu bir zarardır ve bedel konusudur.

Biden yaptığı açıklamada, kimse bizi kandıramaz ve aptal yerine koyamaz, dedi. Ben bu açıklamayı bir yandan Rusya’ya, diğer yandan ise Avrupa’ya karşı söylendi şeklinde anlamaktayım. Biden’ın yeni konsolidasyon çabası ile bazı adımların atılmaya çalışıldığını görmeye başladık. Bunlar: ABD, Avrupa içindeki birliklerinde yeniden askeri intikaller yaptı; Baltık ve Polonya bölgelerine daha güneyden getirdiği askerleri ve hava vasıtalarını konuşlandırdı.

Başından beri süregelen ABD ve İngiltere iddiası tartışıldı; Rusya’nın tüm Ukrayna’yı işgal edeceğini iddiası halen gündemdedir. Son noktada, bugün Rusya güçleri Ukrayna topraklarındadır. Bir sonraki Rus adımı gelecek mi, önemli bir sorudur. Eğer bu adımı engelleyemeyen Batı ortaklığı, bundan sonra Rusya tarafından başka adımlar atılacak olur ise ne yapacak?

İşte bu çerçevede tartışmalar sürerken Biden, yeniden NATO diyebileceğimiz bir süreci işaret edercesine, hiç değilse caydırıcılık yönüyle tertiplenmek istemektedir. Bugün bir NATO liderler zirvesi yapılacaktır. Bakalım ne kararlar alınacak?

Çin tarafsız kalacak mı veya BM ne denli etkilidir, gibi önemli küresel soruları sormaya devam edeceğiz. ABD ve İngiltere için temel hedef alanının Pasifik olduğu, Tayvan ve Güney Çin Denizi, gibi konuların belli sıcaklıklarla karşımızda durduğu bilinmektedir. Asıl küresel rekabet alanı ABD ve Çin ile belirlenebilecek bir konudur. Bu önemli konuyu bu sözcüklerle söyleyip bırakalım.

Gelelim bu gelişmelerin uzantısı olarak güçlenen risk alanlarını belirlemeye. Meselenin merkezindeki noktada, Donetsk ve Luhansk bölgelerinde bir provokasyon ve çatışma riski devam etmektedir. Rusya’nın Ukrayna’da başka ileri adım atmasını da ilave edersek, bu bir noktada büyüyebilecek bir küresel güvenlik riski demek olur. 

Dışişleri Bakanları Blinken ve Lavrov, 24 Şubat’ta Cenevre’de görüşeceklerdi. Müteakiben Başkan Biden ve Başkan Putin görüşmesi de planlanmaktaydı. ABD, bu Putin’in yarattığı fiili durumu göz önüne alarak diplomatik ilişkiyi kesti. Bu politik ve diplomatik frenleme durumu küresel etki üretecek değerdedir.

Bütün bu riskler bir araya getirildiğinde, bir Yeni Soğuk Savaş riskinden bahsetmiş olmaktayız. Hatırlayacak olursak, nükleer silahlarda dengesizlik söz konusu, konvansiyonel silahlanmaya daha fazla önem verilecek, nüfuz alanları tartışmaları daha fazla öne çıkacak, gri bölgelerde daha fazla çatışmalar görülebilecek, istihbarat savaşları artarak devam edecek, siber-uzay rekabeti zaten önemli bir konu, ama en belirgin nokta Ekonomik Savaş bütünüyle etkili olacaktır. Henüz Çin dışarıda duruyor gibi. Ama biliyoruz ki, 2027’den itibaren Çin de belirlediği askeri ve kitle imha silahı kapasite hedeflerine ulaşmış olacak. Bu noktadan sonra sahaya iner mi, göreceğiz. 

Bundan böyle bu gidişatı Ukrayna krizinden başlayarak büyüyen bir risk tablosu içinde değerlendirmeye devam edeceğiz.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

European Security or Ukraine Crisis?

DİĞER YAZI

The Main Rivalry 

Güvenlik 'ın son yazıları

Kuzey Akım’a Sabotaj

Dün Baltık Denizi'nde Kuzey Akım 1 ve 2'ye yapılan stratejik sabotajlarla dünya sarsıldı. Bu konuda henüz

Ege’de Angajman

Geçtiğimiz günlerde kamuoyunu meşgul eden ve sürebileceği değerlendirilen, Yunanistan hava savunma sistemlerinin düşmanca muamele olarak işaret