gonul-koprusu-sozcukleri
Gönül Köprüsü Sözcükleri

Gönül Köprüsü Sözcükleri

663 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bireysel ve toplumsal, basit ama çok önemli bu konuyu işaret etmek durumunda kalıyorum, şimdiden özür dilerim. Ama bakınca, bu sözcüklerin ruhunu eksik bilenler, duyarsız davrananlar var gibi geliyor bana. Hangi sözcükler bunlar, minnet ve teşekkür. Bir toplumda minnet ve teşekkür edenler ne denli çoksa o toplumda huzur ve adalet bilinci de o denli artar. Hiç böyle düşünmüş müydünüz?

Minnet

Türk Dil Kurumu, TDK şöyle tanımlıyor: Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu.

Kısaca iyilik yapmak ve buna karşılık gönül borcu duymak. Minnet bu! 

İyilik, ama bu biraz kalıcı bir iyilik olmalı, kişide ve toplumda daha uzun süre etkisini sürdürebilmelidir. TDK burada sanki eksik bir tanım getirmiş gibi geldi bana.

“Minnet etmem!” şeklinde kullanılan bir olumsuz tepki verme konusu neyi işaret ediyor? İyilik istemiyorum, iyilikten anlamıyorum, yapılan iyiliğin farkında değilim. Bu işin bir yönü. 

Diğer yönü ise gönül borcu konusu. Gönül borcu nedir ki? Bireyin duygusu ile alakalı. Duyguyu alma veya hissetme gerçekleşti ise karşılığında birey tepki verir. Dışa belli edeceği tepkiler var, kendi içinde tutacağı. Bu durumda iyilik yapana gönül bağı kurmama istemi doğru mudur, hak mıdır?

İşte tam burada aranan bir konuya geldik, minneti, başka ifadeyle yapılan iyiliği, gören, işiten, anlayan, hisseden, fark eden, değerinin bilincinde olan birey karşılık olarak görünür tepki verir ise bu sosyalliktir, değer bilir olmaktır, iyilik severliktir, gönül dostluğu kurabilmektir.

Şöyle yapalım, duygu köprüleri kuralım, ki kültürümüz buna dair zengindir. İçimizdeki korkuları bir kenara koyalım. Dostluğu ve güveni yayalım. Bunun basit bir uygulaması minnetle alakalı. Sosyal hayatta biraz daha tedbirli olalım ve minnet edenleri fark edelim, ona dönüp güzel bir his aktaralım, en güzeli teşekkür edelim.

“Size minnettarım,” demek bir haktır. Muhatabımıza hakkını verelim. Hakkını vermek için gülümseyelim ve memnuniyetimizi gösterelim. Bir çift söz, ne olur? 

İnsanların değeri olan tutuma karşılık minnet duyması kadar doğal bir durum yoktur. İnsana özgü bir konu bu; fazladan yapılan bir şey değil, hakkını teslim etme.

Minnet edelim… Minnet etmek bireyi yüceltir, erdemli kılar. Minnet etmek toplumu kaynaştırır, güçlü kılar.

Bireyin karşılıklı ilişkilerde olan kalıcı ve uzun süreçleri kapsayan bu minnet duygusu daha başka konu ve kapsamlara da genişletilebilir. Nedir bunlar? Devlete, ülkeye, bu ülkeyi kuranlara, orduya, şirkete, hastaneye, okula, eser vermiş edebiyatçıya, bilim insanına, en bariz örnek, anneye. “Anne beni doğurdun, emzirdin, çok teşekkürler ederim,” denmez, minnettarlık gösterilir. Büyük fedakarlıklar yapmış, büyük emeklerle bir işleri başarmış, kurumsallaşmış, halen aldığı önlemlerle, uygulamalarla halkına karşı gerekli refah ve güvenlik sorumluluğunu ve yükümlülüğünü yerine getirenlere karşı minnet duyulur.

Bakın yukarıdaki paragraf konuyu biraz daha üstlere taşır ve zamanı uzatır. Ancak minnetin bir konusudur. Ben bu hususta eksik var veya yok, önemsiyorum; ama bundan ziyade doğrudan sosyal yaşama göre bakış açısını geliştirecek bir eksikliği işaret etmek istiyorum ki konu daha yaygın ve derinden anlaşılsın istiyorum. Borç senedini ödeyecek, arkadaşın borç verdi, o an işini gördün, ertesi günlerde gittin, aldığın parayı iade ediyorsun, “minnettarım” denir, burada teşekkür yetmez. Bir de şu var, “Çok teşekkür ettim”. Çok teşekkür, minnet sözcüğü değildir, kısa kalır. Örnekteki gibi düşünün, ya iflas etseydin?

Sanırım şimdi oldu.

Teşekkür

TDK tanımı: Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma.

TDK bu konuyu da eksik veriyor. Şöyle eklemesi gerekir: Teşekkür minnetin bir basamak altında yer alır. 

Bu ayrıntı önemlidir, hem çok yönden.

Teşekkür daima dile getirilmesi gereken bir ifadedir. Yol verdi, teşekkür et. Selam verdi, teşekkür et. Halini hatırını sordu, teşekkür et. Daha pek çok örnek gelir aklımıza gelen, anlık ve günlük hadiseler. Bütün bunlar sosyal hayatta daima dile getirilmesi gereken bir olumlu tepkiyi gösterir. Dilden düşmemesi gereken bir sözcüktür teşekkür.

Teşekkür etmek asla ayıp veya birinin altında ezilme değildir, üstelik büyümektir. 

Teşekkürden eksiltme yapan karakter, eksik düşünen bir akla sahiptir, tutuktur. Zira tam tersi olmalıdır; teşekkürü çoğaltan bir karakter kendine genişleme alanı bulur, hem de çok.

Teşekkürü bilmeyen, yaşamına dahil edememiş birey, minneti hiç bilemez, gönül köprüsü kuramaz, hakkı teslim etmekten öte kalır. Yani teşekkür bir basamaktır.

Eğitim 

Bütün bunlar için ailede, okulda ama daha çok toplumda bir eğitim ilişkisinin olması şarttır. Her durum için teşekkür, her daha önemli ve kalıcı durum için minnet ve karşılığında yine teşekkür gerekir.

Tersten bakalım, teşekkürde ve minnette eksiği olan toplumun bireylerinde aile, okul, sosyal yaşam eğitimlerinde eksik olduğu belirgindir.

“Eğitimsiz toplum” deyince en başta böylesi temel noktaları bilmemiz gerekir. Ne için? Her anımızda gerekli olan o gönül köprülerini kurabilmek için. 

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

tbmm-100-yasinda
ÖNCEKİ YAZI

TBMM 100. Yaşında

DİĞER YAZI

Akılda Kavramsallaşma

Kültür 'ın son yazıları