kirilma-etkisi
Kırılma Etkisi

Kırılma Etkisi

500 Tıklama
14 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bu dünya yaşamındaki kırılma etkisinden yola çıkarak İslam’ın emrine varan koca bir yolu öz bir şekilde tarif edeceğiz. Önce Batı’nın kendi tarifinden de yararlanarak, modernitenin meydana getirdiği kültürel hafıza kaybını inceleyeceğiz. Daha sonra özgün bir modelle bu dünyada nefsin unutkanlığına dayalı kırılmayı ve insana ait bu dünya algısını işaret edeceğiz.

Buradan sonra açık olarak göreceğiz ki; kainatın tek dini İslam, maddi ve manevi değerler, şahitlik, muttakilik, dünya hali, insanlık kültürü, Rab’bin verdiği ruh ve insanın maddi dünyadaki varlık halini tarif eden nefs gibi kavramlar doğru bir algıyla açıklanabilir olacaktır.

Modernite ve Kültürel Hafıza Kaybı

“Toplumsal hafıza” ifadesini çokça kullanırız. Bu ifadenin insanlığın varoluşundan bu güne olan perspektifiyle ve bütüncül bir anlayışla ne anlama geldiğine bakalım.

Sosyal Antropolog Paul Connerton “Modenite Nasıl Unutturur”[1] adlı eserinde sosyolojik bir hadisenin enine boyuna incelemesini yapmış ve kültürel hafıza kaybının (amnezinin) teşhis edilen ayrıntılarını gözler önüne sermiştir. Kitabının giriş bölümünde benzer tespitlerin Fredric Jameson, Eric Hobsbawn,  Andreas Huyssen, Jacques le Goff, Tony Judt ve Richard Terdimon tarafından da yapıldığını belirterek, doğru bir olguya işaret ettiğini pekiştirir.

Paul’un iddiası şudur: “Unutkanlığın başlıca kaynağı toplumsal yaşamı yerellikten insani ölçeklerle ayıran süreçlerle ilişkilendirilebilir olduğudur: İnsanüstü hız, akılda tutulamayacak kadar büyük mega-kentler, emek süreciyle bağı kopmuş tüketicilik, kent mimarisinin kısa ömrü, içinde yaşanabilir kentlerin ortadan kalkması…

İnsan belleğinin topoğrafyaya, mekana, metaya ve dahi şeylere olan bağlılığı üzerinden yapılan bir incelemede amnezi etkisinin doğallığı ortaya konacaktır. Modernite, ki “öncekine göre farklılaşma, değişme, kopuş veya sapma” manasına gelmektedir, belirttiğimiz bu dünyalık konulara fazlaca ilgi duyar, hatta bununla da kalmaz; çok tür ve miktarda ürün meydana getirir, kullandırır, sürekli değiştirtir, tükettirir, farklılaştırır ve dolayısıyla bundan dolayı moderndir.

Kırılma ve İnsanın Dünyası

Paul’un tarif ettiği konuları ve özellikle ayrılabilir süreçleri şematik olarak incelemek istedim. Bu öz bir anlatım kolaylığı sundu. Ayrıca buradan hareketle kendi düşüncelerime dair bir anlatım yolu bulmuş oldum. Çünkü konu tüm insanlığın davranışıyla ilgiliydi.

Şimdi birlikte, bilinenlerden hareketle, bir modelleme yaparak konunun karmaşıklığından kurtulmaya çalışalım. Tüm insanlık tarihini ve sosyolojik değişimleri birer birer analiz etmek yerine, sadece özgün bir model üzerinden konuyu özetleyelim.

İnsanlar belirli dönemlerde önemli değişimler yaşarlar. İnsanlar, (doğal afetleri bir kenara koyarsak ki bunlara karşı da bir kolaylaştırıcı ve koruyucu önlem ve ürün meydana getirirler,) temelde değişimin hem hazırlayıcısı hem de uygulayıcısıdır. Bu her değişim bir kopuş veya sapma anlamına gelir. Aynı zamanda kültürel amnezinin doğallıkla gerçekleşmesinin de sebebidir. Biz, belirgin değişim noktalarına “kırılma” diyelim. Doğal olarak her kırılma etkisi bir diğer sürece yansıma etkisi yapacaktır.

Meydana getirdiğim model aşağıda bir tablo (Tablo-1) ile sunulmuştur.

İlahi düzen ile var olan yapının insan iradesiyle gelişen kısmına dikkatle bakalım. Böylelikle yaşam kurgusunda önemli kırılmaların olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.

Varoluşla birlikte ilk evrede insana verilen “ilk gerçek ivme” doğrusal bir yapı içerisindedir. İnsanın kendi kurgusu ile gelişen her evrede bir öncekine göre daha “modern” denebilecek bir farklılaşma söz konusudur. Buna insan gözüyle, “gelişme” de demek mümkündür. Asıl olan bu gelişmenin içinde ilk gerçek ivmeden ne doğrultuda sapıldığının bilinmesidir.

Ancak insan sürekli kendi yaptığıyla aslında bir ilerleme kaydettiğinin zannı içerisindedir. “Zan” önemli bir farklılık emaresidir ve İlahi Kitap’da “zannetme hali” istenmeyen bir durum olarak işaret edilmektedir.

El yapımı işlerin kültürü devam ederken, kendi değerleriyle gelişme gösteren insan ikinci bir evre içerisinde öncekine (ilkine) göre bir yansımadan geçer. Bu yansıma etkisiyle hafızasında ilk olanın bazı izleri vardır ama ikinci düzende ivme bu kez insan girdisiyle kendi doğrultusunda ilerler ve hafızadakiler unutulmaya yüztutar. Bu ilk kırılma ile meydana gelen amnezidir.

Diyelim süreç içinde her bir evreye denk gelecek şekilde kent kültürü, yazı kültürü, sanayi kültürü, sanallık kültürü oluştu; belirli bir zamanda insanlık matbaayı, başka bir zamanda interneti buldu. Bütün bu gelişmeler süreçlere etki edecektir. Yansımaları etkileyecektir. Evreler kendi aralarında farklı değerleri kabullenir olacaktır. İlkinden ikincisine olan kırılma ve beraberinde gelen amnezinin benzeri olarak, her evrede insana göre bir yenilik ve buna bağlı algı farklılığı meydana gelmiş olacaktır. Bilince kazınan her bir farklı algının gelişiyormuş duygusuyla yüklü olması normaldir. Bir yandan metanın ve mekanın gelişmesi, diğer yandan insan dağarcığında işlerlik kazanan kavramların artması söz konusudur.

Şimdiki zamana gelindiğinde insanlığı; “ne noktada ve ne istikamette?” diye sorgularsak; aslında ileride değil, bulunduğu sürecin (evreninin) içinde ve yönü de ilkine göre neredeyse tersi doğrultudadır. Buna bir de “gelecekte ne olur?” diye bakalım. Şimdikinden daha farklı bir doğrultunun meydana geleceğini işaret etmek hiç de yanlış olmaz.

Sonuçta bütün kırılmaları toplayalım ve amneziyle meydana gelen istikameti belirginleştirmeye çalışalım. İnsanlığın ilerlediği alan haliyle kullandığı araç-gereçlerde, mekanlarda, bilgi olarak addettiği fiillerde ve öznelerde meydana gelir. Bunları kendi algısında sürekli ilerleme olarak bilir. Bu “bilme hali” kendi bilincine eşdeğer bakış açısındaki tüm amnezik kabullerle gerçekleşir.

Asıl bilinç bağlamındaki bir mukayesede; bu bilme halinin aslında kendi bilinç atmosferini ve kolaylıklarını oluşturduğu ortadadır. Asıl olan bilinç atmosferi içinde (örneğin kainatın madde ve mana bütünü diyelim) küçük bir yer işgal ettiği aşikardır. Bu dünya yaşamına bakıldığında ise, tamamen bir kısır döngünün meydana geldiği görülecektir.

Aşağıdaki tablo (Tablo-2) bu kısır döngüyü gösterir. İnsanlığın tüm zamanlardaki amnezik etkiyle yüz yüze olduğu yanılsama halini görmekteyiz. İnsanlık kendi dünyalarını yaratırlar ve bu da insana ev sahipliği yapan yer küreye, belki de güneş sistemine veya Samanyolu’na benzer. İnsan istese de istemese de mekanı ve hareketi bellidir ama o kendini öğrenebildikleriyle ilerlemiş zanneder.

Eğer ilk gerçek ivmelenme ile dünyaya ayak basan insan her şeyi hatırlayarak ve sapmadan ilerleyebilse idi, şimdi yönü aynı istikamette ve belirli bir “ilerleme ekseni” üzerinde olacaktı.

İnsanı kendi dünyasına hapseden ve aslında kendine verili dünyasındaki atmosferine sadık kılan bu döngünün yapısı, nefsinin aldanmaya açık olmasının kanıtıdır ve asıl doğal olan da bu gerçektir.

Şahitlik: Unutmadan Yaşamak!

Ya ilk verili doğrulardan kopmayan, münferit sadakati ile vahye dayalı yaşamını belli ölçüde devam ettiren insan için durum nedir? O muttakidir ve muttaki şahittir. (Henüz) takva ile manen ileriye gidebilmektedir. Bu ileri gidiş aldatıcı dünya vergilerinin döngüsü dışındaki bütüncül ve kainata uyumlu bir algı ile anlaşılabilir.

Olması gerekeni içinde hissederek ilahi doğrultuda kalan için tanım; şahitliktir. Yani şahitlik, hatırlanması gerekenleri bilmekle ilgili ilahi bilinç atmosferinden ilham alabilmek ve yaşama bu gözle bakabilmektir. Bu hal, insanın ruhunun kilitli olmaması ile açıklanabilir. Varılacak yerde, bu dünya yaşamından sonraki ebedi yaşamda, manen ilerlemeyi sağlamış olanlar, aynı doğrultunun şehadetiyle daimi huzuru madden görebileceklerdir.

İslam bunu emreder!

Son Bir Not: Bana, “Muttakilik ile bahsettiğin konuların ne ilgisi var?” diyenlere bu yazı aynı zamanda bir açıklama mahiyeti taşır. Muttakilik.com çoğu yerinde insan, mega-kentler, kent kültürü, sosyal yaşam, üretim ve tüketim konuları var. Bu konuları neden seçtiğim ve açıkladığım daha net anlaşılıyordur umarım.


[1] Paul Connerton, Modenite Nasıl Unutturur, Çev. Kübra Kelebekoğlu, Sel Yayınları, İstanbul, 2012.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Savaş Stratejileri

DİĞER YAZI

Basitlikler

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi