maden-ve-enerji-uzerine-sorular
Maden ve Enerji Üzerine Sorular

Maden ve Enerji Üzerine Sorular

1624 Tıklama
18 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Genel

Ülkemiz madencilik ve enerji kaynakları ile ilgili tarihsel bir çizgide bakıldığında, hem dışa bağımlı olunduğu, hem de çok can kaybedildiği görülmektedir.

Kömür gibi işletmelerin verilen fiyatlardan ve buna karşılık standartlardan yana olan sağlıksız yapısı nedeniyle, son yıllarda özelleştirme sonrası işletmeler yerli firmaların eline geçmiştir. Çünkü yabancılar verilen bu fiyatlarla hassasiyet gerektiren bu işin olmayacağını bilmektedirler.

Şu husus değişmeyecekti; yabancı da olsa, yerli de olsa, yöneticiler ve işin doğal kültürü bir yana, çalışacak işçi lokal kaynaktı. Öyle veya böyle, Soma veya diğer yerlerde işçi, milletimizin bağrındandır.

Firmaların yerli olması elbette yararlı sonuçlar getirecektir. Ancak bu işin gerekleri tam bilinmeden birilerine verilmesi gibi önemli bir tehlike vardır. Çünkü maden işi tecrübe, makine-ekipman, kültür ve eğitim işidir.

Örneğin elektrik tesisatı ve trafoları ayrı üretilir (ex-proof), emercensi hallerde kullanılması için yaşam odaları vardır, Almanya gibi ülkeler kazıcı-taşıyıcı robotlar kullanmaktadırlar, Amerika’da bu işlerle ilgili özel bir kurum olan Maden Güvenliği ve Sağlığı Dairesi (Mine Safety & Health Administration – MSHA) vardır, bu daire madenlerdeki ölümcül kazaları önlemek, ölümcül olmayan kazaların sıklık ve şiddetini, sağlık koşullarına elverişsiz durumları azaltmak amacıyla zorunlu iş güvenliği ve sağlık standartları uygulamakla görevlidir, Amerika’daki mahkemelerin bu yönde içtihatları vardır.

Diğer özelleştirmelerde olduğu gibi, genel bir refleks olarak, devlet evvela zarar edenlerden kurtulma yolunu seçmektedir. Önce eğitime dönük önemli adımlar atılmalı, bu işi benimseme süreci iyi değerlendirilmelidir.

Gerekli hazırlık yapılmadan işletmelerin özelleştirilmesi neticesi yanlış mı oldu? Hatta, işletme hakkını alan firmaların da üzerine ağır bir yük konmuş olmadı mı? Özel firmaların da doğal refleksleri vardır.

Beklenen şu mu? Yerli firmaların tek çıkış yolları neredeyse, “ben bu işi yapamayacağım,” demek mi olacak? Veya devlet onlardan bazılarına, “sen bırak” mı diyecek? Aranan nokta ise, her işin doğasına uygun şartların imar edilmesidir.

Asıl Sorumlu Raporunda Ne diyor?

Üzücü olan konu ilgili bakanlığın kömür işletmesinin raporunun politika ve strateji belirlenmeden işlerin yapıldığını kabul etmektedir. Özelleştirme ile ilgili yaşanan sürecin iyi geçmediğinden şikayetçi olunmaktadır. Firmaların yetersizliği kabul edilmektedir. Makine-ekipman olmamasının darboğazına değinilmektedir. İş güvenliği ile ilgili yazılı bir madde yoktur.

Soma’da meydana gelen son olayla ilgili olarak tüm yetkililer şüphesiz durumlarını gözden geçireceklerdir.

Kömür ile ilgili konulara baktığımda ilk olarak Türkiye Kömür İşletmeleri’nin Kömür Sektörü Raporu’nu (2012) incelemek istedim. Burada üretim ile ilgili bazı noktalar gözüme çarptı. Kurum sektörün kuvvetli ve zayıf taraflarını belirlemiş.[1] Ben tümünü yazıma alamadım.

Bunlardan “sektörün kuvvetli” tarafları olarak gösterilenlerden ilginç olanlara göz atalım:

  • Madencilik faaliyetlerinin, genel olarak, kırsal alanlarda yapılıyor olması bakımından, ekonomik, toplumsal ve kültürel eşitsizlikleri giderici etkisinin bulunması,
  • Kömür üretim faaliyetlerin gerektirdiği yol, su, elektrik, haberleşme gibi alt yapı gereksinmelerinin madencilik yapılan bölgeye getirilmesi ile söz konusu bölgede belirli düzeyde bir altyapı tesis edilebilmesi ve söz konusu altyapının kalkınmanın da temel unsurlarından birini oluşturması,
  • Kömür madenciliğinin istihdam ağırlıklı bir sektör olması bakımından bölgeler arası göçü sınırlayıcı nitelikte olması ve bunun yanında kömüre dayalı diğer bölgesel sanayileri de geliştirmek suretiyle dolaylı istihdam yaratma özelliğinin bulunması.

“Sektörün zayıf” Yönlerinden ilginç gördüklerim ise şunlar:

  • Özel sektör kuruluşlarının genellikle küçük ölçekli üretim yapabiliyor olmaları,
  • Mevcut kamu kurumlarında bulunan makine parklarının son derece eski olması ve yenileme yatırımlarının olması gereken düzeyde yapılamaması,
  • Makine-ekipman ve üretim giderleri bakımından ciddi oranda dışa bağımlılığın bulunması,
  • Yerli madencilik sanayimizin geliştirilememiş olması,
  • Madencilik sektörünün riskli olması ve yüksek yatırım gerektirmesi nedeniyle, özel sektörün yatırım tercihleri arasında ilk sıralarda yer bulamaması
  • Sektörde faaliyet gösteren kamu işletmelerinde gerekli yenileme yatırımlarının zamanında yapılamamış olması nedeniyle üretim maliyetlerinin artması.

Eğer ülkemizde enerji sektöründe kömürün payı önemli ise neden bu denli kısır bir kurumsal bakış açısı var?

Sanki yukarıdaki şıklar vatandaşa iş imkanı olsun, göç etmesin diye yapılıyor görüntüsündedir. Devlete yük oluyor ama mecburen yapıyoruz, der gibi sektör dışı savunma konularıyla yazılmış bir raporun bölümü.

Ayrıca ben şunu anlıyorum. Biz halen bir sektör oluşturamamış durumdayız. Zorlayarak işleri yürütüyor gibiyiz. Yetkin firmaların olmadığı görülüyor. İlgili kurum da sözü edilen firmalara mahkummuş gibi açıklamalar yapıyor.

Neredeyse Eti Madencilik ve ilgili banka (Etibank) Cumhuriyet ile yaşıt idi. Biz bunu kapattık. Özelleştirme devreye girdi ama memnun değil gibiyiz. “Biz madenciliği bilmiyoruz,” gibisinden yakınmalar raporda yer alıyor, başka yerde değil. Üstelik makinemiz yokmuş, olsaymış sektör işini çok iyi yapabilecekmiş! Bütün bunlardan sonra sektör para da kazanamıyormuş!

Dünyada bu alanda değişik teknolojiler var. İşletmelerimiz bunları neden almıyor veya üretip kullanamıyor? Madencilik geçmişimiz yok mu?

“Yasal yapının zayıf yönleri” bölümüne bakalım:

  • Madencilik sektörüne ilişkin yasa ve yönetmeliklerin tam anlamı ile sektörün sorunlarını çözememiş olması,
  • Sektörde farklı kanunlara tabi olan bakanlıklar ile kurumlar ve kurumların birbirleri arasında koordinasyon eksikliği.

Neden yapamadık? Sorumluları kim?

“İnsan kaynaklarının zayıf yönleri”:

  • Kalifiye ara eleman temininde güçlük,
  • Sektörde, özellikle usta-çırak ilişkisinin zayıflaması,
  • Madencilik faaliyetlerinin ağır iş kolu olması nedeniyle işgücünün isteksizliği.

Neden insan kaynağımız yok, yetiştiremedik, uzmanlaştıramadık?

Raporun “çevre ve iş güvenliği” bölümünde çevre ile ilgili birkaç cümle var ama iş güvenliğine değinilmemiş, neden olduğunu anlayamadım!

Ya “tehditler ve riskler” neler?

  •  Sektördeki kamu işletmelerinde gerekli yenileme yatırımlarının yapılamaması,
  •  Elektrik sektöründe ithal kaynaklara dayalı üretimin tercih edilmesi,
  •  Sektörün en önemli maliyet unsuru olan enerji fiyatlarındaki artış eğilimi,
  •  Özellikle kamu işletmelerinde işletme verimliliğine yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarının son derece sınırlı kalması,
  •  Özelleştirme politikalarındaki belirsizliklerin sürmesi,
  •  Ülkemiz kömür endüstrisinin uluslararası piyasalara açılma konusunda strateji geliştirememesi.

Neden politikamız yok? Özelleştirmeleri neye göre yaptık o zaman? Neden belirsizlikler giderilemedi? Kimdi bunların sorumluları? Stratejisiz iş mi yaptık?

Genel Sorular

  • Madenler özelleştirildi, sonuç ne oldu, kazanılan ve kaybedilenler neler oldu?
  • Ülkenin maden alanında yetişmiş hangi firmaları var, geçmişleri ne, dünyadakilerle mukayese edildiğinde seviyeleri ne, özelleştirmelerden sonra işletmeler kimlere devredildi, para verene mi, ehil olana mı, politika ne idi, yeterlilik ölçütlerinde bu hususlar nasıl ifade edildi?
  • Ülkenin maden-iş güvenliği alanındaki etkinlikleri neler, yurt içi-dışı alınan hizmetler neler, devletin bu alandaki politikası ne oldu, yapılan sözleşmeler uluslararası standartlarda mı, denetlemeler için yeteri kadar denetçi atanabiliyor mu, uyguladıkları standartlar yeterli mi?
  • Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun, “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”ni ne zaman imzalayacağız?
  • Madencilikle ilgili eğitim kurumları ne durumda, maden, iş güvenliği, sigorta, enerji bağlamında Türkiye’ye özgü eğitim ve öğretimde yapılanlar neler, uygulamalı eğitimler neler, işletmelerin hangisi, ne tür eğitimler veriyor, eğitilmiş personel oranları ne?
  • Türkiye’nin değişik yerlerindeki madenlerle ilgili durum nedir, örneğin Zonguldak’ta yasaların kapsamına alınamayan kaçak çalışmalar için devletin önleyici tedbirleri nelerdir?
  • Türkiye neden en pahalı enerjiyi kullanıyor?
  • İlgili bakanlıklar enerji fiyatlarını düşürebilmek için neden kaynakları ihale ettikleri işletmelere en başta fiyatlamayı dikte ettiriyor da insani konuları öne koymuyor, en fazla üzerinde durulan fiyatlamada iyi sonuçlar alınamadığı gibi ürünlerin gerektirdiği gelişmiş-dünya standartlarına bağlı işler yürütülemiyor, neden?
  • Nükleer enerjide de konu aynı mantıkla mı yürütülecek, yoksa, standartlar ve kontroller ihalenin verildiği firmanın gayretine mi bırakılacak, biz yapacaksak kiminle ve nasıl yapacağız?

Özelde sizler daha ayrıntılı sorular üretebilirsiniz…

Yenilenebilir Enerji

Yenilenebilir enerji hakkındaki çalışmalar yavaş ilerlemektedir. Verilen fiyatlar yatırımcının önünü açmamaktadır.

Bu konu bir yana rüzgar santralleri ve derelere HES yapılması çözümleri de ayrıca inceleme konusudur. Daha çok yetkililerin kurulan firmalar üzerinden proje satışlarının yanlışlığı üzerine bir söylenti vardır ki, bu gibi (asılsız bile olsa) söylentilere karşı “kim ne yapmıştır?” soruları için gerekli şeffaflıkla, ilgililer açıklama yapmalıdır.

Bu gibi konuların akla getirdiği şudur: Yenilenebilir enerjide sektör yaratmanın gerisindeki olası çabalar ve enerji fiyatlamalarında ilgililerin ince ince politika belirleyebilmeleri ile “madenlerle ilgili politikamız yok” demeleri arasında bir çelişki vardır. Yerli kaynaklarla olanda politika yok, dış kaynakla olacaklarda politika var mı diyeceğiz?

Sonuç

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden beri madenlerin bir şekilde yabancılara verilmesini gerektirecek şartlar oluşturulmuş ve bu konuda milli yapı hep kapının dışında bırakılmış, gerekli kültür oluşturulamamıştır.

Stratejik değerdeki kaynaklar hakkında derin düşünmek gerekmektedir. Milli bir politika ve buna göre eylem planı yapılmalıdır. Bakanlığın “Mavi Kitap” çözümü işin son haline vakıftır. Köklü bir anlatım değildir.

Madenler elbette işletilsin ve yerli kaynaklara bağlansın. Ama gereken standartlar ve kültür de devlet tarafından yapılandırılsın. Her şeyin hazır alınıp kolaya kaçılması gibi bir çözüm ülkeye yarar getirmez. Bu tip düşüncelere tevessül edilmemelidir.

Ülkenin bu yönde büyük bir kongre düzenleyip, devlet organlarının kendi içinde ve diğer kurumlarla, firmalarla ve üniversitelerle el ele araştırmalar yapması şarttır.

Soma’daki şehitler üzerinden bazı düşünceler üretilip, daha büyük oldubittilerin kolayca gerçekleştirilmesi asla düşünülmesin, tutulan yas boşa gitmesin!

Muttakilik sorumluluk demektir ve bu site afetlerle ilgili konularda duyarlılık göstermeyi ilke edinmiştir. Bu yazı, bu ilke gereği duyarlılığın artırılmasına yardımcı olmak bakımından yazılmıştır.

[1] T.C. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI, TÜRKİYE KÖMÜR İŞLETMELERİ KURUMU, KÖMÜR SEKTÖR RAPORU (LİNYİT)

2012, Mayıs 2013, Sf. 35-37, http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar/Sektor_Raporu_TKI_2012.pdf

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Maksatlı Aforizmalar (III)

DİĞER YAZI

Doğru Yol Tutmak

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka