Güç Mücadelesi ve Politik Güç

Okuyucu

Aşağıda değişik konular var. S-400, Doğu Akdeniz, İran, ABD, İsrail, Suriye, Irak, Türkiye… Bu birkaç günde gerçekleşen konuları neden bir arada göreceğiz? Hepsini birlikte yazmak söz konusu olduğundan mı? Hayır. Asıl mesele bu değildir. Haber vermeye de çalışmıyoruz. Amacımız, Türkiye’nin Milli Güç unsurlarını nasıl kullandığını iyi işaret edebilmektir. Madem ki gerçek olaylar bunlar, amaç iyi bir değerlendirme yapabilmektir.

Türkiye coğrafyasında ilan edilmiş savaşlar hangileri? Suriye’de iç savaş var ve yine bittiği söylense de sürekli hatırlatılan küresel radikal terör örgütü IŞİD ile mücadele. Buna ilave olarak ABD İran’ı tehdit gösterdi ve kendine göre birtakım faaliyetler içindedir. Peki, Türkiye bu iki günde bu kadar çok olayla ilgileniyorsa asıl mevzu ne? Bunun cevabı bellidir. Türkiye bunu görmektedir ve haklarını korumak ve eğer yapılacaksa bir pazarlıkta masada olmak istiyor. Kendisinin yok sayıldığı, haklarının çiğnendiği bir Türkiye olmak istemiyor.

Son birkaç günün özeti şöyle:

  • S-400: Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri Türkiye’ye gelecek, öncü personel ve malzeme gelmeye başladı. Operasyonel hazırlıklar için bir süre daha geçecektir. ABD, Türkiye’ye yaptırım uygulayacak mı, düşünüyor.
  • Doğu Akdeniz: Türk sondaj gemileri Kıbrıs Adası civarında sondaj ve sismik faaliyetlerin yapıyor. Yavuz, Fatih ve Barbaros gemileri Kıbrıs’ın etrafındalar. Deniz Kuvvetleri bu araştırma gemilerine refakat sağlıyor ve İHA’lar havada keşif ve koruma sağlıyor. Avrupa Birliği (AB) Türkiye’nin Kıbrıs’taki faaliyetlerinden dolayı yaptırım uygulamayı planlıyor. Yunanistan’da yeni Başbakan Miçotakis göreve hazırlanıyor. Ama Türkiye aleyhine bazı sözler sarf etmeyi ihmal etmedi.
  • İran-ABD: İran uranyum zenginleştirme faaliyetinde oranı artırdı. Miktarı yüzde 3.67’den yüzde 4.5’e çıkardı. 60’ar günlük dilimlerde bu tempoyu artıracak. Türkiye Avrupa’nın İran ile ödemeler için ortaya attığı INSTEX’e dahil olacağını açıkladı. Dün (11 Temmuz) İngiltere petrol tankerine İran’ın engelleme yapmaya çalıştığını ve önlem alındığını açıkladı. Geçen hafta Cebelitarık İran tankerine müdahale etmiş idi. Dün ABD, İran’ın Hürmüz’de enerji yollarını tehdit ettiğini işaret ederek bölgede Deniz Koalisyonu kurulmasını önerdi. Muhtemelen ilk planda bu koalisyona ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya ve Körfez Ülkeleri katılacak. Trump, İran’a yeni yaptırım paketi hazırladığını açıkladı.
  • ABD-İsrail: ABD, İsrail ile birlikte Yüzyılın Anlaşması dediği Filistin’i neredeyse mahalle gibi gösteren hazırlıklara devam ediyor. Geçen aylarda Jared Kushner anlaşmanın Ekonomi Planını açıklamıştı, bugünlerde ikinci paketi açıklamaya hazırlandıklarını duyurdular. Bu gece Trump ve Netanyahu, İran konusunda bir görüşme gerçekleştirdi.
  • Suriye:ABD, Avrupa ülkelerine Suriye’de IŞİD ile mücadele için daha fazla asker göndermesini talep etti. Almanya bu çağrıya olumsuz cevap verdi Muhtemelen İngiltere, İspanya, Fransa mevcutları artıracak veya yeni askeri birlikler gönderecek. Kuzey Suriye’de terör saldırıları devam ediyor. Dün Afrin’de 11 kişinin öldüğü, 35 kişinin yaralandığı bir patlama oldu. Henüz eylemi üslenen olmadı ama uzmanlarca önceki eylemlere bakılarak PKK terör örgütünün yaptığı değerlendiriliyor. Yakın zamanda Suriye Rejim Güçleri Türkiye’nin 10 numaralı gözlem noktasına saldırılarda bulunmuştu. Gece geç saatlerde gelen habere göre Suriye Rejim Güçleri İdlib’de bir hastaneyi bombaladı, çoğu çocuk 9 ölü var. Türkiye Suriye sınırına yığınaklanma yaptı. Operasyon için emir bekleniyor.
  • Irak-Türkiye: İki gündür Irak’ın Ortak Komite heyeti Ankara’da temaslarda bulundu. Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları, MİT Başkanlığı bu temaslarda hazır bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve Ulusal İstihbarat Başkanı’nı kabul etti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun bildirdiğine göre, teröre karşı önlemler de görüşüldü. Özellikle Kandil’den sonra Sincar’da yuvalanan PKK terör örgütüne vurgu yapıldı. Heyet ayrıca ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yapabileceği faaliyetlere karşı Irak’ta alınabilecek tedbirleri de ele aldı. Kapsamlı olarak Irak’ın güvenliği için Ortak Güvenlik süreci başlatılacak. Yine 7 Temmuz’da Kandil’de bir sözde KCK Yürütme Konseyi Üyesi denen bir terörist çok özel bir operasyonla etkisiz hale getirildi. Geçtiğimiz aylarda Irak’ta başlatılan Pençe Harekâtı kapsamında aralıksız taarruzlar sürdürülüyor. Örneğin son birkaç günde 27 terörist etkisiz hale getirildi. Özellikle 9 Temmuz’da Sinat Haftanin bölgesinde yine özel bir operasyonla toplantı halindeki teröristlere uçaklarla taarruz edildi, 15 terörist etkisiz kılındı.

İşte böyle, bunların her biri kendi ülkeleri içinde, oralardaki insanlar için önemli. Tıpkı başkalarınınki gibi diyeceğim ama olmuyor. Çünkü Suriye’yi düşünün, ondan önce Irak’ı ve sıradaki İran’ı. Öyleyse bu coğrafyada yaşayan milyonların iç mesele değdiği konuların çok çok ötesinde  başka hesapları olan ülkelerin politikaları var…

ABD, AB veya İsrail doğrudan Türkiye’nin karşısına çıkmaz, ya dolaylı yollarla gelir ya da taşeronlar kullanır. Bir-iki gün içinde olanlar bunlar. Türkiye’nin Milli Güç unsurları ile çevresel ve iç tehditlerine karşı sürdürdüğü mücadele aralıksız ve kararlılıkla devam ediyor. Türkiye Milli Güvenlik konularında inisiyatifle hareket ediyor. İnisiyatifle hareket etmek nedir? İsabetle öngörüde bulunması ve proaktif tedbirlerin alınması gerektiğinde, zamanında hamlelerin yapılmasıdır. Bu kapsamda Politik, Askeri, Coğrafi, Psiko-sosyal, Teknolojik Güç unsurları ile dış politikasını sürdürüyor. Bu güç unsurlarıyla Türkiye elindeki kabiliyeti tereddütsüz kullanıyor ise mutlaka bir başarı elde edecektir. Neye göre? Sıfır noktasından başlayarak sahada bir etki üretiyorsanız, rakipleriniz de karşı güçlerini kullanırlar ve Güç Mücadelesi bir karar noktasında durana kadar bir süre karşı karşıya kuvvet uygularlar. Bu karar noktası gerçekleşen sonuç olacaktır. Ne sonuç elde edilir, zaman gösterecektir.

Burada kısa vadede neler beklenebileceği ifade edilebilir. Nedir bunlar? Türkiye cephesinden kısa vadede muhtemel durumu:

  • Irak: Mevcut operasyonlara ilave yeni faaliyetler başlatılabilir. Türk askeri Sincar’a özel bir operasyon yapabilir. Merkezi Irak Güvenlik Güçleri Sincar ve Kandil bölgesinde tedbirler alabilir, bu Irak unsurlarıyla işbirliği sağlayabilir.
  • Suriye: Irak sahasındaki operasyonlarla koordineli olarak ÖSO güçleriyle beraber TSK Suriye’de de yeni bir operasyon başlatılır. Bu operasyonun amaçları: Birincisi, PKK/YPG terör grupları üzerinde etki sağlanması ve teröristlerin Suriye güneyi istikametine kaymalarının sağlanmasıdır. İkincisi, ABD ile Türkiye’nin Güvenli Bölge (sınırdan 30-35 km güneyi bir hat) üzerine çalışmalarını ciddi ölçekte başlamasıdır. Bu nedenle Türkiye, ABD yetkililerini baskı altına almak ve anlaşmaya zorlamak isteyecektir.
  • ABD: Zira ABD bölgede çok cepheli bir faaliyet içindeyken, hele İran gibi bir ülkeyle uğraşmaya başlamışken, Türkiye ile meselesini yakın zamanda çözmek isteyebilir. Bu gelişen şartlar Türkiye’nin adım atmasının sebeplerinden en belirgini olabilir. Üstelik S-400 stratejik hava savunma sistemlerinin devreye gireceği bir harekat alanında ABD Türkiye’yi hem kendisi hem de İsrail için kızdırmayacak tutumlar içine girebilir.
  • Doğu Akdeniz: Sondaj faaliyetleri sürer. AB, Türkiye’ye yönelik yaptırımlarını başlatsa dahi Türkiye’nin bu kararlılığı sürer. Buna ilave olarak ABD, Avrupa, İsrail, Mısır, Yunanistan ve GKRY deniz birlikleri bölgedeki gemilerimizin çok yakınında tatbikat görüntüsü altında caydırıcı ve yıpratıcı ortak operasyonlar yapabilir. Bu tür tatbikatlar veya fiiller ABD için İran’a yönelik sürdüreceği eylemlere bağlı gelişecektir. Dolayısıyla alana geniş cepheden bakmak gerekecektir.
  • İran: ABD, İran’a yönelik ekonomik tedbirlerini ve bununla ilgili yaptırımlarını güçlendirir. Terör eylemleri ve kalkışmalar gerçekleştirilmesini destekleyebilir. Hürmüz’de Batı güçleri İran’ın otoritesini ve etkinliğini daraltacak, ihracatını engelleyecek tarzda faaliyetler gerçekleştirebilir. Dünya petrol arzında İran’ın satışlarından dolayı bir azalma olur ise bunu Arap ülkeleri üretimi artırarak destekleyebilir. Dünya petrol fiyatları az da olsa artabilir ama ABD, OPEC ile birlikte önemli bir artış olmaması için gerekli tedbirleri alırlar.

Bu ifade edilenler bir adımlık değerlendirmedir. Bir sonraki adım yine alanı geniş tutarak bir sonraki şartlarda değerlendirme yaparak belirlenir. Karar noktaları sürekli değişecektir. Dinamik bir politik süreç yaşanır.

Özellikle Suriye hakkında Cenevre’de başlayacak barış görüşmelerine gidecek olan şartlar çok iyi izlenmelidir. Türkiye elinde birtakım kazanımlarla Cenevre’ye gitmek zorundadır. Trump 2020 ABD Başkanlık seçimlerine kadar bölgedeki süreci bu bağlamda gergin ve kaotik bir atmosferde yönetecektir. Örneğin ABD’nin İran’a yönelik tutumunu seçimlerle birlikte okumak gerekecektir. Eğer Trump seçilir ise (ki işaretler bu yöndedir,) İran’a son darbeyi her şekliyle vurabilmek için şunu tamamlaması gerekir. Nedir bu? Suriye. ABD, 2020 seçimlerine kadar Suriye meselesini çözmek isteyecektir. Türkiye de bu süreci doğru okuyup hamlelerini yapmaya devam etmelidir. Unutmayalım ABD, Türkiye’nin bölgede kendi menfaatlerini engelleyen olacak kadar güçle donanmasını istenmez. Dolayısıyla F-35 konusunu da Doğu Akdeniz’deki gibi kullanmak ister, Türkiye’yi bir sınırda tutmak ister.

Politik güç! Neye? Dışarıya. Dışarıdaki güç neyle beslenir? İçeridekiyle. Şimdi siz gelin Türkiye’de iç politika konularına nasıl bakacaksanız bakın ve dış basının ve sosyal medyanın neler yapabileceğini bir daha düşünün. Acaba Türkiye’nin bölgede daha güçlü ve irade sahibi olması mı, yoksa bir takım iç meselelerle meşgul olması mı istenir? Benim gibi bir vatandaşın iç politikayla ilgisi seçimden seçime, oy verirken olur. Ama dışarıdaki politikacı birinin, örneğin ABD’de John R. Bolton’un Türkiye’deki iç politikayla ilgisi benimki gibi olmaz, kendi ulusal stratejilerine ve hedeflerine göre bişeyler yapılmasını ister. Öyle değil mi? Ne olmasını ister? ABD menfaatlerine engel var deniyor ise Türkiye’de Politik Gücün zayıflamasını ister. Örnek başka ülkeler veya AB gibi kuruluşlar için de geçerlidir. Bu doğaldır. Millet olmak ise önce bunu bilmekle başlar. Millet olunamıyorsa, bireysel bakışla Milli (Ulusal) Hedefler kendiliğinden olur deniyorsa, bu çok başka bir durumdur!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Doğu Akdeniz’de Yaşananlar

DİĞER YAZI

15 Temmuz’un Önemi

Politika 'ın son yazıları