NATO Zirvesi ve Türk Amerikan İlişkileri

140 Tıklama
6 Dakikalık Okuma
Okuyucu

14 Haziran’da Brüksel’de NATO zirvesi var. Bir günlük bir zirve. Ancak çok ülke bunu diplomatik bir fırsat olarak görüyor. Joe Biden’ın ilk yurtdışı seyahati. Recep Tayip Erdoğan ve Biden ikili görüşmesi olacak. Çok ayrıntıya girmeden başlıklar halinde bir durum tespiti yapalım.

NATO 2030 Vizyon dokümanını devreye koyuyor. Türkiye buna katkı verdi. Vizyon için Genel Sekreter Stoltenberg teşekkür konuşması yapacaktır.

Joe Biden yönetimi NATO konusunda ‘tam destek’ verir tarzda hareket başlattı, buna Yeniden NATO diyelim. ABD’nin Mart 2021’de yayımlanan stratejik dokümanları var, (Beyaz Saray) Interim National Security Guidance ve (NIC) Global Trends 2040, bu çerçevede NATO 2030 paralele bir çalışmadır.

Özetle, Atlantik’in (Batı dünyasının) düşmanı demokratik olmayan rejimlerdir. Soğuk Savaş‘ta totaliter rejimlerdi. Ara dönem yaşandı, tek kutuplu dünya, peşinden Rusya ve Çin yükselen ‘tehdit’ olarak ortaya çıktı, her ikisi de otoriter rejimdir. O halde ‘düşman’ otoriter rejimlerdir.

NATO kapsamında iki önemli ayrıntı var; Afganistan ve Ukrayna. Afganistan’da NATO Kararlı Destek Misyonu sonrası statükoda Türkiye’nin destek misyonu net, teşekkür edebilirler, bütçesini onaylayabilirler. Ukrayna’nın NATO üyesi ülke olması açıklanabilir. Bu yeni bir sayfa olur.

Biden ve Putin arasında 16 Haziran’da Cenevre’de görüşme olması bekleniyor. Biden bu görüşme için müttefiklerinin tam desteğiyle Putin’in karşısına oturmak ister.

Erdoğan ve Biden görüşmesi olacak. Kapalı bir görüşme olma ihtimali yüksek. Biden yönetimi bugüne dek Türkiye’ye diplomatik açıdan psikolojik bir baskı yöntemi izledi. Dışişleri Bakanları Çavuşoğlu ve Blinken görüşmeleri oldu. Çavuşoğlu tarafından Blinken’e Türkiye’nin ‘çözüm bekleyen konular listesi’ verdiği biliniyor. Brüksel’de görüşme olması karar bağlandı, bunun üzerine Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman Ankara’ya koordine için geldi, hatta ABD’nin belirtilen liste üzerinden beklentilerini iletti.

Buradan anlaşılan şu: Her iki tarafın dışişleri görüşmeye devam ediyor, edecek de… Erdoğan ve Biden görüşmesinde bu listeden yola çıkarak madde madde görüşme yapılmasını ben beklemiyorum, ihtiyaç olursa bunlara girilir. Birbirlerini çok iyi tanıyan ve geçmişleri olan her iki lider daha belirgin biçimde, kısa süre içinde, kim ne istiyor bunu tarif eder. Çalışalım derlerse zaten konular belli, bundan sonra ilgililer detaylı dosyaları açarlar.

Merak edenler için Türk-ABD sorunlarında Türkiye’nin konu ettiklerini listeleyelim: FETÖ (iade sinyali yok), Suriye (Biden çalışma yapılmasını isteyebilir), yaptırımlar (Halkbank, vs.), S-400 ve F-35 (Biden, Rusya ile ilişkilerde Türkiye’nin net tavrını göstermesi halinde bu konularda çalışma olabilir der), sözde Ermeni soykırım tasarısı (dile gelmeyebilir, eğer başka konular tartışmayı gerecek olursa Türk tarafı bu konuyu gündeme getirebilir), Libya (Biden çalışma yapılmasını isteyebilir), ticaret (olumlu niyetler tazelenebilir).

Esasında Doğu Akdeniz’de çözüm bekleyen bir çok mesele var, ama bunlar bu görüşmede konu edilecek değildir. Örneğin Yunanista’ın ve Güney Kıbrıs’ın silahlandırılması, Kıbrıs meselesinin çözüm yolları, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon yataklarının işletilmesi, vs.

Daha öncesinde ABD’nin genel stratejisini ve Türk Amerikan ilişkilerini Küresel Senkron Sorunu başlıklı yazımda açıkladım. Buna göz atmanızı tavsiye ederim.

Türkiye, ABD dışında İngiltere (Johnson), Almanya (Merkel) ve Fransa (Macron) ile de görüşme yapacak. Estonya ve Letonya gibi ülkelerle de görüşmeler olacak.

Kritik bir zirve olacak. Ancak olumlu yönde açıklamalar duyacağız.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Soğuk ve Sıcak

DİĞER YAZI

Erdoğan Biden Görüşmesi Tahmini

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,