Yeni Jeopolitik Durum ve Türkiye

222 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Öyle düşünüyorum ki çevremizde jeopolitik okumayı bilmeyenler, bunun yeni olanını değerlendiremeyenler var. O halde bir kez daha hatırlatalım, 2021 itibariyle, yani ABD’de Joe Biden Yönetimi işbaşına geldikten sonra, küresel bakışla, yeni coğrafi durum ana hatlarıyla nasıldır?

Biden ile birlikte belirgin üç kavram seti üzerinden doktrin ve buna bağlı strateji ortaya kondu. Ne bunlar? 1) Hasmı belirleyen kavram, “demokrasi”, 2) Kurulacak ve onarılacak “İttifak ve Ortaklıklar” ile beraber güç birliği oluşturmak, 3) Bu gücü hasma yönelik “Akıllı Güç” şeklinde kullanmak.

Kurulacak ve onarılacak ittifak ve ortaklıklar neler? Angloshpere, bunun bağlamında yeni AUKUS, NATO, bunun bağlamında yeni Derin Ortaklık Ülkeleri, Avrupa Birliği, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD), İsrail ve halen çalışılmakta olan Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP). 

Bu birliktelik içinde küresel çapta yaklaşık 50 ülke var ve bunların önemli bölümü çok güçlü ülkeler. Sizler bu cümleden hareketle bu bloğun ekonomik, politik, teknolojik, stratejik ve savunma kapasitelerinin ve yıllara sâri gelişimlerinin ve etkileşimlerinin hesabını yapın. Burada koronavirüs salgını sonrası ve iklim krizi çerçevesinde geliştirilen yeni işletilen ekonomiyi ve teknolojileri çok iyi hesaplamanız gerekir. En azından duruma beşer yıllık dilimlerle bakın, 2050’lere kadar. ABD’nin, bugün, şu alanda Çin bizi geçti, geçecek, gibisinden ifadelerine pek bakmayın. Askeri, savunma ve güvenlik bahislerinde kitle imha silahları (nükleer, biyolojik, kimyasal), atma vasıtaları (güdümlü, balistik, hipersonik, kıtalararası) ve Elektromanyetik Savaş gereçleri (EMD), siber savaş gibi çok çeşitli ve yeni teknolojik alanlar var. Hatta silah sistemleri bile ağ (network) içinde hareket etmekte, yarı ve tam otonom, robotik sistemler devrededir. Bugün kullanılıyor, beş sene sonra bir üst network sistemler devrede olacak, yani önde gidiyorlar. Henüz prototiplerle yürüyen diğer başat güçlerin kapasite mukayesesinde bu durumları göz ününe alın. Gelişmelere tek noktadan bakmamak gerekir. 

Diğer açıdan, sibernetik konusu öne çıkmıştır, nöro-bilim üzerinden çok hesap yapılmaktadır. Siber-uzay ve beşer ilişkisinde sürdürülen çalışmalar sonuç verdi bile, bu işi yönetenlerin düşündükleri noktalar neler biliyor musunuz; insanlık (sosyo-kültürel evren) henüz tam uyarlamaya hazır değil, şimdi bunu hazırlamakla meşguller. Bir büyük değişim üzerindeyiz, küçük akıllarla asla büyük okumalar yapılamaz! Burada atılan adımların her biri belli bir stratejiye karşılık gelmektedir.

ABD bloğu tarafından, böyle diyelim artık, bu kapsamda hedef alınan alanlar çok boyutlu ve kapsamlıdır. Hasım ülkelere, siber-uzaya, uzaya, Arktik bölgeye, gri bölgelere, Hint-Pasifik’e göre çoklu stratejik planlar vardır.

Bu noktada özür dileyerek ifade etmem gerekiyor, bu tür çalışmalar için bir ülkede sadece kurumsal çerçevede çalışan uzman sayısı on binlerle ifade ediliyor, buna küresel şirketlerinkini de siz ekleyin. Ne var bunda, demeyin! Bizde iki, bilemedin beş doktora öğrencisi ve bir hoca dünyayı hesaplarmışçasına çıkıp stratejide sonuç ifade ediyor. Olmaz! Bu işler çok ciddi hesaplarla sürdürülür ve dinamiktir, yani sürekli değişir. Küresel stratejik plan yapmakla cümlenin içinde strateji kelimesini kullanmak hiç aynı olur mu? Hayatında stratejik plan çalışmasına dahil olmamış, sahada verilen emirleri uygumanın ötesinde olmamış, birkaç kitap okuyup üstüne gündemi takip edip sonra bülbülleşen birileri çıkıp bugün televizyonlarda ahkam kesebiliyor. Eğer bu bile bile yapılıyor ise çok kötü! Bir adım daha ileriye gideyim, buradan yola çıkarak bu türden eksik çalışma yapan kesimlerin ciddi kurumlara akıl hocalığı yapmasını, medyada insanları meşgul etmesini nasıl değerlendirirsiniz?

Soru şu: (En az) Elli yıllık dökümlü stratejik planınız nerede? Zaten planları varsa şimdiki gibi çıkıp konuşulmaz. Dahası önemli şahsiyetler görüşme yaparlarken burada konuşulanlar şimdiki gibi olmaz. (Örneğin şu silah, şu miktar para…) Masaya bir harita açılır, şurada sen varsın, burada ben, vs. şeklinde konuşulur. Bakın Cenevre’de 4 kusur saat süren ve sonuçta önemli jeopolitik ve stratejik konular üzerinde anlaşma yoluna varılamayan Putin-Biden zirvesine! Bu tip paylaşım müzakerelerinde zaten anlaşma hemen olursa bunun anlamı, biri diğerinden zayıf, kuyruğunu kaptırmış, demektir.

ABD’nin hasımları Çin, Rusya, Kuzey Kore, İran. Yeni, İran ile nükleer konuları görüşmeye oturuyorlar. Kuzey Kore Başkanı sanki bir maskot gibi, ama başat güçlerin bölgedeki var olma veya meşruiyet sebeplerinde bu ülkenin durumunu kullandıklarını da bilelim. Çin’i 2040’lara göre hedefine aldı ve ABD, Akıllı Güç ile hasmını kendi istediği duruma getirecek aksiyona başladı. (Burada derin ekonomik ilişkiler var, bunlar ancak çok uzun anlatılarak açıklanabilir.) Rusya’ya oldukça sert bir yaklaşım var, neredeyse Soğuk Savaş günlerini çağrıştıran diplomatik, askeri ve istihbari faaliyetler oluyor. Rusya etki alanını bir hayli geliştirdi ve bu ABD’yi endişelendiriyor. Rusya değişik sahalarda asker ve silah kullandığı için ABD de sert gücünü öne aldı. Rusya ile işbirliği içinde olanlara karşı ABD gayet hassas planlar yapmış durumdadır. Komünist Çin her ne kadar yer küreye ekonomik kondisyonla yayılmasını sürdürüyorsa ve teknolojik olarak önemli yatırımları ateşlediyse de sonuçta ABD’nin kurduğu blok ile çok yönlü işbirliği yapmak zorunda kalabilir. ABD, Çin’i bölgesinde tutmak istiyor. Avrupa boyutundaki Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI) görüşmeleri şimdiden beklemeye alındı. Avrupa Çin’e şartlar koştu, koşulan şartlar ABD’nin tezlerine çok yakın. Diğer yandan ABD uzunca süre Afrika’yı ihmal etmişti, Obama döneminde planlamalar yapıldı, yine de hız kazanılamadı ama Biden ile birlikte (elbette bahse konu ortaklar ve müttefikler var) bir ivme yakalandı, bölgede çok eksenli çalışılıyor. Çin şimdiden Afrika’da gerilemeye başladı bile. Afrika gibi Orta Asya ve Hint-Pasifik’te projeler yapıldı. Afrika’da Rusya askeri yönden varlık gösteriyor, tıpkı korsanlar gibi. Ha, ABD de gerektiğinde karşılığını korsanlıkla verme yolunu seçti.

O halde rekabette gri alanlar öne çıkıyor. Halen Türkiye bölgesinde bir gri alan içindedir. Bunu ilgililerin ve yetkililerin tersten okumayla, pozitif yönde çıkarımda bulunması dolayısıyla bir hatırlatma olarak işaret ediyorum: Türkiye’yi stratejik gri alan yıpratır, bu bir stratejik avantaj durumu yaratmaz.

Diğer bir konu, Türkiye’nin faaliyetlerini anlatanlara karşı sadece şu gelişmeleri hatırlatayım: ABD; 1) Afganistan’dan askeri varlığını çekti, Hindistan ile çok taraflı anlaşmalara vardı; 2) Orta Asya ve Pakistan’ı terörle istediğinde manipüle edebiliyor, terörü Hint-Pasifik düzleminde Müslüman ülkelerin olduğu ülkelere yaydı bile; 3) Doğu Akdeniz’de İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile hareket ediyor; 4) Balkanlar’da İsrail’den Romanya-Macaristan’a çok yönlü işbirliği hattı oluşturuyor; 5) Ukrayna NATO’ya alındığında, ki yakındır, Karadeniz’de ABD ve İngiltere üs kuracaklar; 6) Buradan Gürcistan (ve daha sonra Ermenistan) ile beraber Güney Kafkasya’ya açılacak; 7) Güney Kafkasya demek Hazar ve tarihi İpek Yolu’nun bir aksı demek; 8) Afrika’da (sıcak Libya bunun içinde) İsrail, Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere ile beraber hareket ediyor; 9) İbrahim Anlaşmaları (Abraham Accords) ve Normalleşme süreci ile Körfez Bölgesi’nden Afrika’ya (daha çok MENA’da kalarak) yeni bir anlayış geliştiriliyor… Bakın bu anlatımda Türkiye by-pass edilmiş ve bazı noktalarda grilikte görülüyor haldedir.

ABD Bloğu hasımlarını sınırlandırmak için çaba sarf ediyor. Aynı anda ise gri alanlarda ellerini zayıflatma ilgileniyor. Planları bu şekildedir. Akıllı Güç ile bu stratejinin günümüze yansımasının örneklerini siz düşünün.

Sonuçta şunu ifade etmem gerekiyor, çok kritik bir zaman diliminde olduğumuzu bilelim ve hep birlikte ciddiyetle çalışmamız gerektiğini hatırlatırım.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Yakın Dönem Batı Merkezli Yalan Politikası

DİĞER YAZI

Kırılma Cilt II

Politika 'ın son yazıları

Tam Spektrumlu Politika

Size şöyle soruyorum: Tam spektrumlu politikanız nedir? Klasik ideolojik yaklaşımlarla mı hareket edeceksiniz, hatalar üzerinde geliştirdiğiniz

Fay Hatları

Türkiye’nin bölgesindeki çatışmaları, gerilmeleri ve krizleri incelemeye başladığımızda ilgili aktörlerin etkileşimleri bağlamında geniş bir coğrafya içinde

Kırılma Cilt II

Kırılma Cilt I'de bu bir kitap olacak diye başlamış idik. Cilt II'ye geçmeden gördük ki bu