merkezcilik
Merkezcilik

Merkezcilik

1472 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Muttakinin yönü nedir? Varacağı yer neresidir? Eylemlilikle gidilecek çok yön var. Düşününce durum biraz farklı! Düşünsel açıdan merkezde durabilmek de bir başarı!

İnsanlık için yönlerin önemi sürekli bir anlam taşımaktadır. Ayrıca dünyanın yuvarlak olması da bir anlam taşıyor. Gidilecek hep bir yön vardır ve tur tamamlandığında varılan yer başlangıç noktasıdır. Hareket ifadesinde bu gibi düşünceleri çoğaltmak mümkündür. Ya düşünsel olarak sağa sola veya aşağı yukarı gidip gelen, dönüp başlangıca ulaşan biri için acaba ne düşünürüz? Düşüncede kamil insan bulunduğu yeri doğru tarif edebilmelidir. Eğer bu sağlam bir yer ise orada aynı tutarlılıkla tutunabilmelidir. Orada gelişmeli ve güçlenmelidir. Oradan vermeli, oradan yetmeli, oradan görmelidir…

Merkezcilik kavramını daha geniş açıdan Cephe isimli kitabımda açıklama fırsatı buldum. Şimdi burada kısaca bir tanıtım yapmak isterim.

Muttakinin kültürel şekillenmesinin merkezi bugünkü Orta Doğu’dur. Yayılmanın ve göçlerin insan kazandırdığı her ne farklılık olduysa da insana ait özdeş yaşam anlayışı ve değerleri terk edilmedi. Bu bakımdan muttakinin bilinçaltı halen merkezdedir. Coğrafi anlamdan istifade ile ben kamil insan idrakini merkeze koyuyorum. Bu nedenle merkezciliği yeniden tanımlıyorum. Buna “yeni merkezcilik” dense de olur.

Gönüllülerin, köktencilerin, gelenekçilerin, yıkımcıların, kölecilerin, kazanımcıların, sistemcilerin, teslimiyetçilerin, entrikacıların, kuşkucuların, korkakların, faydacıların, hazcıların, gerçekçilerin, saldırganların ve hainlerin içinde taşıdıkları olumsuzlukları merkezcilik, insanlık adına, insanın taşıdığı sorumluluk çerçevesinde dengelemektedir.

Âdemoğlu, kötü tarafın işleri sağa sola, aşağı yukarı çekiştirmesinin karşısına geçmekte ve tam da orta bir yerde duruş sergilemektedir. Merkezde duruş sergileyen ne bir arayış içindedir ne de kendiyle sorunu vardır. Bu dünyada neden bulunduğunun bilincindedir. Sabırla örnekliğini gerçekleştirmekle ilgilenir. Tamamen iradi yükümlülüğü çerçevesinde aldığı kararlarda kâinatın uyumunu ve dengesini gözetir. Ahlaklı olmayı, günlük yaşamında ahlaki davranmayı şiar edinmiştir. Merkezcilik ahlaklı olmak demektir.

Merkezci savaşı iç beninde yapmış ve galip gelmiştir. Bu nedenle hem kendiyle hem de çevresiyle barışmıştır. Savaşında ahlakına sarmaladığı top gülleleri ile bencil dürtülerini toz duman etmiştir. Vicdanının sesini dinlemiştir. Vicdan kapısı açık durduğundan ruhu ile irtibatı kaybetmemiştir. Ruhu ona kâinatın uyumu ve dengesi için gerekli hissi vermiştir. Bu his onu sadece hükümran etmiştir. Onun için dik durmayı becermiştir.

Ahlaken yap denilenleri yapmış, yapma denilenlerden sakınmıştır. Savaşında bilinç ve sorumluluk zırhına bürünmüştür. Bilgi ile kendini sürekli ikmal etmiştir. Paylaşarak yerini kökleştirmiştir. Bedenine değer vermiştir. Zira her bir hücresinin nefsiyle ve ruhuyla ilgisini bilmektedir. Bedeni her yönüyle kendine sağlam bir temel sunmuş, onu yüzüstü bırakmamıştır. Kötü alışkanlıkları değil, iyi alışkanlıkları gözetmiştir. Her adımının bir sınav olduğundan uzaklaşmamış, öncelikle sınavı kazanmayı istemiştir. Bu istek onu bu yolda çaba sarf etmeye itmiştir. Hak ve adaletin kendi içinde tamlığını güçlendirmiştir.

Merkezci olanın cephesi iyi örülmüş bir hattır. İnsani değerlerle esner ama asla yıkılmaz. Dünyanın geçici kazançlarına önem vermek onun cephesindeki harca zayıflık tohumu ekmek anlamına gelir. Kanı pahasına ilahi doğruda kalmayı yeğler. Ne de olsa esas kazancın sahipliğini kavrayabilmiştir. İnsanları zayıf düşürecek bir şeyden kaçınır. Zira onların da beraberinde, topyekûn olarak kötü tarafın aldatmasına iyi bir karşılık vermesini ister. Bu onun savaşında aldığı en önemli karalardan biridir.

Merkezde duran doğruya odaklanır. Doğru, okumak ve anlamakla gelir. Anlamak diğer kavramları da bilmektir. Kavramlar biri diğerini çağrıştırarak gelişir. Çağrışım için ezber değil hem düşünmek hem de sürekli araştırmak gerekir. Araştıran derinleşir. Derinleşen ilklere kadar doğru bir çizgiyi çizer hale gelir. Esas sapmamak budur. Sahiplenilmesi gereken ve yeni nesillere aktarılması gereken bu doğru anlayıştır. Anlam olmazsa merkezde durmak zorlaşır. Bir tarafa kayar.

İster objektifinizin ayarıyla oynayın isterseniz soyutlamalarla kavramlara ve nesnelere gereken değeri verin. Ama amacınız gerçek doğruyla günün albenisi ve aldatmasıyla karışmış işleri bir potada kaynaştırmaya kalkmayın. En büyük ihanet budur. Gerçek doğruyla saf ve değerli işleri aynı potaya koymaya gayret edin. İç benin harcı böylelikle karılacaktır. Duvarlar sağlam örülecektir.

Merkezde duranın liberal demokrasiyle, serbest piyasa ekonomisiyle veya diğer güncel işletim sistemleriyle sorunu yoktur. Zira kendi yaptıklarına odaklanmıştır. Seçenekler hep vardır. Ama o odaklandığı yerde olması gerekeni bulmakla ilgilenir. Eğer orada ona göre bir seçenek yoksa işaretlemez. Şıkkı boş bırakır. Bazen boş bırakmak taraf olmaktan iyidir. Çünkü cepheleri sıkıştıran faktörlerin ağırlığı hiç de küçümsenecek düzeyde değildir.

Merkezde duran paradoksal sistemin sırrını çözümlemiş olandır. Çünkü ikilemlerin sebeplerini, çıkış yerlerini, süreçlerini ve az çok sonuçlarını doğru bir şekilde kestirebilir. Ne zaman ön tedbir alacağını, ne zaman son anda karar vermesi gerektiğini bilir. Merkezde duran oyunu görebilen ve buna uygun hareket edebilendir.

Kötünün yandaşlarının çabalarıyla iradelerin yaşamın büyük bir potada ergitilme işi devam edecektir. Bunu bilerek hareket etmek gerekir. İrade sahibi olmak teslim olmak demek değildir. Dik durarak ve bilinçle hareket ederek herkes kendi iradesine sahip çıkmalıdır. Tercihlerinizi mümkün mertebe kendi rızanızla ve gerçek düşmanın hamlesini boşa çıkaracak şekilde kullanmalısınız. Yoksa ortamın rüzgârları içinde savrulmak ve ipin ucu kaçtıktan sonra da farkındalığı bile kaybetmek, kolay bir sondur.

Düşmanla ve aynı geçmişte gelişmiş işbirlikçileriyle dolu yaşamın güncel olayları içinde savrulmak, tereddüt etmek, içine kapanmak diye bir şey yoktur. “Ben ne yapayım?.. Bu iş benim boyumu aşar!.. Aslında tasvip etmiyorum ama…” benzeri serzenişlerin geri planında ele geçirilmiş veya ele geçirilmeye başlanmış bir cephe olduğu muhakkaktır. Seviyor, arzuluyor, ihtiyacının olduğunu düşünüyor, meraklanıyor, denemek istiyor olabilirsin. Eğer orada düşman veya işbirlikçisine bir teslimiyet varsa, sebebi ne olursa olsun, gerçek zafer için korunmak gerekir.

Davranışlar da kalıtımla geçmektedir. Neslin iyileşmesi için eğer siz doğru davranışları pekiştirmeye başlarsanız bu sizden sonraki nesle de sirayet eder. Yanlış, yanlış olarak; doğru ise doğru olarak gelecek kuşaklara aktarılır. Doğruda kalmak hedeftir. Günlük dikkatsizliklerin kanıksanır olmasının faturasını gelecek kuşaklara taşımak en büyük yanılgıdır. Bunu bilmek ve gerektiği şekliyle hareket etmek ise büyük bir sorumluluktur.

Muttaki halifedir. Halifeliği evrensel değerlerle açıklamak gerekir. Yeni merkezci halife olduğunun idraki ile yaşamını sürdürür.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

DİĞER YAZI

İrenizme Duyulan İhtiyaç

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka