muttakiligin-onemi
Muttakiliğin Önemi

Muttakiliğin Önemi

328 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Hiçbir şey rastlantı değil; irade var, neyin, neden ve nasıl yapılacağı bilgisi var. Bu insan aklının alamayacağı büyüklükte bir bilinç sistemidir, bir kısmıyla insana ötedir. Diğer yandan insanın bilgisi önemlidir, gelişmeye sebeptir; hem doğal hem de gerçektir.

İrade üzerine gökte yüz milyarlarca galaksi devinim içindedir. Sürekli bir oluşum ve genişleme var. Başlangıçtan beri birleşmeler ve etkileşimler görüyoruz; hidrojenin bir atomundan nerelere ulaşıldı. Tohumlamalar görüyoruz; gaz halindeki yeni gezegene diğeri çarpıp, özgün bir süreci kararlı ve anlamlı şekle getiriyor… Yıldızların çarpışması bu evrenin temel elementlerini meydana getiriyor: Bunların bilinen sayısı yirmi altı kadar. Süpernovalar meydana geliyor. Toz bulutu gibi dağılan elementler kümelenip maddeleşiyor. Ağır metaller oluşuyor. Dünyadaki elementleri sayabiliyoruz, bunlar yüz elli kadar. Nadir olanlarını haliyle daha değerli görüyoruz. Yeni gezegenler meydana gelip bir anlama göre gökte yerini alıyor. Dünya bunlardan biridir. İçinde yapıtaşları var, amino asitler var; boşuna değildir. Biri diğerinin gerekçesi, ilerisi ve belki bir sınırı. Bu dünyada varlık hiyerarşisinin zirvesinde insan var. İlk atılan hidrojenden milyarlarca yıl geçiyor ve tüm bu oluşum insanın varlığına zemin oluşturuyor. İnsan için her değer daha anlamlı oluyor, bir nedeni açıklıyor.

Doğmak ve ölmek! Gökte sayısız yıldız doğuyor ve ölüyor. Ama madde kaybolmuyor, dönüşüyor. Dünya zamanıyla bir günde doğan ve ölen insan sayısından çok yıldız doğup ölüyor. Trilyonlardan bahsediyoruz… Böylece süreklilik devam ediyor, ta ki insanın bilmediği bir vakte kadar. Serilen evrenin dürülmesine kadar.

Siz zannediyor musunuz ki, madde kaybolmuyor da, bu evrende bilgi, anlam, mana kayboluyor? Bu da gelişiyor, dönüşüyor; tıpkı madde gibi. Buna katkı sağlamak için ilerilerdekinin çabası daha değerli; iradeli bir varlığın, insanın katkısı çok daha değerli. Sonunda insan oldu ise bu önemli! Yaratılanlar ve süreçleri sürekli gelişir; elle tutulanların da, doğup ölenlerin de, sayılanların da, kayda girenlerin de, yazılanların da, velhasıl nedenlerin ve nasılların da.

Ya sonra? Neyin neden ve nasıl olduğu biliniyorsa, bu olanlar tekrar etmez mi? Bir başka gelişmiş evren bir boşluğa serilmez mi? Buna irade olmaz mı? Yaratan olacak, diyor. Hem o vakit her şey daha gelişmiş olacak. Belki de o evrenin yapıtaşları daha ileri elementlere ve amino asit dizilimlerine bağlı olacak. Bunu ancak Yaratan’ın iradesi bilir, değil mi? Bizler sadece olacağa ve gelişmişliğe odaklanıyoruz.

Çok temel sorular var. İnsan niçin yaratıldı, mutlak bilgi sahibi olan neden insanı yaratma gereği duydu, gibi soruların cevabı belli ki; gelişmişliğin ve ürünlerinin bir sonrakini meydana getiriş süreci, işte bu şekilde gerçekleşiyor. İrade buna hükmediyor: Sürekli gelişme içinde ol ve bu nedenle ol!

Ey insanlar, ne kadar da kısa düşünüyorsunuz!

Ölmenin gereği doğmak kadar anlamlıdır. Var olmanın sebebi dönüşmek için bir bilgidir, anlam ifadesidir. Tekrar var olmak, şimdiki kadar gerçektir. Kısa düşünen insanın soruları basit: Ne yani, bu tozdan, çürümüş topraktan mı tekrar var olacağım? Elbet bir atomlu sistemden olduğunu inkar eden zihniyet, bu yeniden var olma vaadini (aslında apaçık gerçeği) de inkar eder.

Her şey gökteki yıldızlar gibi…

İnan ve inkar! Doğmak ve ölmek gibidir, neyin neden ve nasıl bilgisinin gelişmesine gerekçedir. Yaratılan iradenin gelişmesine gerekçedir. Bilginin ve mananın gelişmesi inan kadar inkarın etkileşiminden meydana gelir. Çok doğal değil mi? Maddenin gelişimi gibi mananın gelişimi de doğaldır. İşte bunun için bu evrende iradeli insanın aklını çeldiren bir olumsuz tarafın etkisi vardır. Sebepsiz ne olabilir ki? Bunun içindir ki mana aleminin derinliğindeki gerçeği anlama tasavvuru gider gaibe dayanır. Ama düşünen için aslında durum çok nettir. Düşünmeyenler bir takım sapkın tasavvurların etkisindedir, sapkınların kutsalı bile olsa onların kitaplarından beslenenler vardır.

Akılsızlar bir yana, çıkarcılar her yerdedir ve insanlığın görünür gidişatında daha etkilidirler. Başlarında som altın taç olsa da durum değişmez. Çıkarcının tacı önceleri imparatorların başındaydı, şimdi bilgiye ve kaynaklara hükmedenlerle paylaşılıyor. Hatta meşru bildiğimiz kurumlar bunun için mesai yaparlar. Ya sapkınlığa gerçekçi ve doğal karşı koymanın bu süreçte yeri nedir? Sapkınlara kimler dur diyebilir? Politika insana özgüdür, çünkü işin içinde üstün irade vardır, tercihler vardır, bireysel sorumlulukların yüce hesabı vardır.

Sapkınlar hiç alınmasınlar! Gerçek olandan, saf olandan, doğal olandan, açıklanandan korkmasınlar!… Sahih olan ne varsa asıldaki gibidir. Ben çok biliyorum, diyenler bile bir kez daha düşünsünler. Bu bilinç bir ezber bilinci değil, gelişen bir anlam-mana bilincidir. Ancak yansız okuyan bu gerçeği ve doğallığı anlayabilir, bu kitabı doğru okumanın sınavından geçebilir. Öyle diyor, bu bile mantıklıdır. Eğer asıl sınava müdahale fikri çeşitli kesimlere meşruymuş gibi algılatılırsa, elbette bu hükmün sahibine bir küfürdür.

Sizi sihirbaz yanlıları sizi! Sizi hurafeciler sizi! Sizi agnostikler sizi! Sizi sapkınlar sizi! Sizi yalancılar sizi!.. Ama sizin de olmanız gerekiyor, değil mi? Çünkü mananın daha da gelişmesi için siz de gereklisiniz. İrade sahipleri doğru kadar yanlış da ortaya koymalı; pozitif ve negatif maddenin ve değerin gerekliliği kadar gerçek!

İşte akıllardaki bu çelişkiyi görebilmek, sapmaktan sakınabilmek önemli;  sorumluluk önemli! Yeter ki dar düşünmeyelim, inan ve sahih olandan yana duralım, anlayalım, anlamadan adım bile atmayalım ve yeter ki doğru bilgiye katkımız olsun; bu önemli! Dünyada üstün iradeli insan için asıl önemli olan konu budur. Diğer işler buna olan yaklaşımın tarafını kanıtlamak içindir. Unutmayalım, bu sınavda herkes kendinden sorumludur!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Dil Pratiği

DİĞER YAZI

Kalkınmış ve Egemen Olmak

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka