tartisma-kulturu
Tartışma Kültürü

Tartışma Kültürü

842 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Tartışıyor musunuz, yoksa kavga mı ediyorsunuz? Hangisi gerekli?

Öğretmenleri daha ilk okuldayken çocuklara tartışmayı öğretiyordu. Oynadıkları oyunlarda çocuklukları gereği birbirlerine horozlananlara öğretmeni çıkıp tarif ediyordu: “Ellerinizi arkanıza bağlayın, el kol kullanmak yok, tartışırken sesinizi yükseltebilirsiniz ama önemli olan bağırmak değil, gerekli sözcüğü bulup söyleyebilmektir; küfür ve kişiliğe hakaret yok; yalanla değil, doğruyla karşındakini alt edebilmektir; birbiriniz gözlerinin içine bakmayı da sakın unutmayın! Tartışırken el-kol yok, dil ve akıl var, bir de gözlerinizin içine bakmak var…”

Tartışmak ve fikir münakaşası yapmak kaçınılmazdır ve bir kural üzere gelişir ama kavga etmek doğru değildir. Değil mi?

tartışma

Kültürümüzde yüksek sesle el-kol kullanmadan tartışana da “kavga ediyorlar” denir, ağız-burun kırarcasına, döner bıçağıyla önemli yaralamalara varırcasına birbirlerine saldıranlara da “kavga ediyorlar” denir. Demek ki bunun arasındaki ayrım öğretilmemiş, bilinmiyor. Vahşet bayağılaştırılıyor!

Kavga edenler ve kavgaya karışanlar bütünüyle suçlular. Ama esas suçlu aile ve ilkokul: Zira kavga ile tartışmayı öğretememişler. Bakın başka örnek kültürlere, gayet belirgin: “Kavga etmek yok, tartışmak var, hem de aklınızla onu alt edene dek!” diyorlar.

Bizde bunların hepsi kavga… Algı bu! Bundan dolayı olsa gerek; tartışmak kavga sayıldığından, başkaldırı sayıldığından istenmez ama yapılır.

Hayvanlar avladıklarını paylaşmada sıkıntı çekerler. Karın doyurma esnasında, kim avlarsa avlasın, avı mümkün olduğu kadar başka hayvanlara kaptırmamak için güçlü olanı belirleyebilecek bir kavgayı dürtüleriyle gerekli görürler. Güçlü belli olduktan sonra kendilerini de paralamadan oralardan sıvışırlar veya sıralarını beklerler.

Ortada av mı var parçalanacak?

İnsanı hayvandan ayıran özellikler çerçevesinde kavga konusunu nasıl işaret etmeliyiz? Eğer üstün bir varlıksak, akıllıysak, gelişmiş bir kültür ağımız varsa, daha organize olabiliyorsak, araç kullanmakta üstümüze yoksa…

Batılılar kültürleri birbirlerinden ayıran özelliklere kabaca tarif getirirlerken değişik bölgelerin trafik düzenlerine bakarlar. Trafik keşmekeş ve kavga gürültü varsa tespitlerini sıralarlar. Düzen ve kural koyup uygulama becerisi, bunun gerektiği zaman öğretilip bireylere sosyal kazanım halinde verilmesi çok belirgin bir ödevdir.

Toplumların parlamentoları nasıl buna bakılır. Kavga ve tartışma kültürü ne şekilde işler? Tartışmayı öğrenmenin politik açıdan çok önemli olduğu bilinir. Ama tartışmayla kavgayı birbirinden ayırt edemeyenler çok seviyesiz bir yerdedirler. Burada bir kültür probleminden bahsedilse hiç yanlış olmaz.

Gelelim bilimsel tartışmaya: Bilim tartışmak demektir. Eğer gerekli tartışmayı daha ailede ve ilkokulda öğrenemediysek bilimi de “kavgacı bir iş” olarak görmekle ilgili bir akıl yürüten bir kültür oluveririz, biliyor musunuz? Bilimin bu kavgasından kaçmak, hatta bilim yapıyorum diye kopyacı veya tercümeci olmayı yeğlemek etik görülür! Etik olan bilimi kuralına göre yapmamak mıdır? Kibir ve kibarlık etik görünümlü olsa bile, gerekli tartışmadan kaçmak demektir. Bilimde kaçmak değil, bulunmak esastır.

Tartışıyorum derken boşboğazlık etmek, akılları karıştırmak, bilgiçlik taslamak, başkalarını saf yerine koymak, sıradan insanların bildiklerini süslü sözlerle sürekli tekrarlamak… Bunlar ne kuzum? Kamuoyuna hizmet mi?

Ve küfür, hakaret, aşağılama… Tartışma içinde küfür ve hakaret olmaz. Etik, tartışmayı akıl ve bilgiyle yapmanın değer ölçütünü gösterir. Kavga edenler ne yaparlarsa yapsınlar. Küfür ve hakaret ifadelerinden arındırılmış toplumların nezaketi, ahengi, huzuru, kaynaşmaları, birbirlerine saygı ve güven duymaları hemen belli olur. Bunların kültürel göstergeleri olarak seçkin bir yer elde etmeleri söz konusudur.

Küfrü sadece ağza alınmayacak sözler olarak görmemek gerekir. Hakaret de küfürdür. Birbirine hain, düşman vs demek de küfürdür. Hatta küfürden öte bir kötü fiildir. “O sözü söylemedim…” demekle insanlar küfretmediğini mi sanıyorlar?

Tartışmada “kimlik” üzerinden bir üstünlük geliştirilemez. Kimlik; ırk, cins ve yaratılışla, vergiyle ilgili özellikleri kapsar. Haklıysanız bile, tartışmada kimliği aşağılamak veya ortaya çıkarmak üzere bir sözcük kullandığınızda, bu da küfürdür!

Çatışmamak için zamanında eğitim şarttır. Bizim eğitim kurumlarının hali ne böyle? Odaklanamıyoruz. Kavgayı ve küfrü eğitim-öğretim içinden atamıyoruz, onun yerine tartışmanın akılcı yolunu kültürümüze inşa edemiyoruz…

Sonuç olarak şunu söylemeliyim: Tartışmaktan korkulmaz. Tartışmak gereklidir. Tartışmak kavga ve küfür değildir. Ailede ve ilköğretimde bu işin kuralı öğretilmelidir. Bunlar “ç-o-k   t-e-m-e-l”  konular!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Neyi değiştirebiliriz?

DİĞER YAZI

Stratejik Göz Kırpma

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi