Huzur

yararli-dostluk 2.9K views
16 Aralık 2013

Ebedi Dostluk

Renge, dine, dile, yaşa, eğitim seviyesine, maddi gelire, politik kariyere bağlı değil; her şeyle ilgili ve herkese gerekli bir kavram: Dostluk! Ama nasıl? Dostluk, bence çıplak bir kavramdır. Buna bir ilave yaptım;  tamamlanmış hali “ebedi dostluk”tur. Dostluk ve Düşmanlık Malum; bir şey kaybolduğunda değerlenir.
yurutme-erki 2.2K views
28 Şubat 2014

Yürütme Erki

Genel Bilindiği gibi demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı erklerinin bulunduğu ifade edilir.
demokrasi-egitim-ve-siyaset 1.8K views

Demokrasi, Eğitim ve Siyaset

10 Haziran 2016
1.8K views
7 mins read
Siyasetçinin kullandığı iradenin karşılığı halktan aldığını oydur. Bir parti oy verenlerin belli bir kısmını kendi siyasetinin değişmez bağlısı yapması halinde iktidarını sürdürür. Bunu nasıl garanti etmelidir? Bu sorunun cevabı en temel şekilde eğitim sistemini parti ideolojisine bağlı yapmaktan geçer. Önce şunu söyleyelim; tam, gerçek, ileri demokrasilerin eğitim kurumları ve sistemleri siyasetçilerin, partilerin ve iktidarların çıkarlarına dönük çabadan uzak, kendi metot ve disiplinine tam bağlı şekilde olur. Bu, eğitime verilen değerin ötesinde, demokrasiye ve insan haklarına bağlı yönetim anlayışına dair bir taahhüttür. Bu, aynı zamanda eğitimli kitlenin dengede durarak siyasetini eşitlikçi, hak ve adalete uygun, bağımsız ve demokrasinin ihtiyaç duyduğu şekilde
imar-isleri 1.1K views

İmar İşleri

12 Ekim 2015
1.1K views
2 mins read
Her şeyin yasası var. Düzenekler hazırlanmış. Belli bir hukuksal düzen içinde kentlerimizi inşa etmekteyiz. Hak ve adalet gibi büyük laflarla duvarlar örmüşüz…
218 26 views

Kent Yaşamı ve Biz

3 Ekim 2015
26 views
10 mins read
Bizler kapitalist-demokratik bir sistemle, başka toplumlarla her yönüyle entegre, daha çok kentlerde yaşam süren toplumlarız. Ancak baskın küresel yapının gereklerini yerine getirebiliyoruz. Giderek nüfus artıyor, kentler kalabalıklaşıyor, sanal değerlerin her şeyin önünde koşmasını isteyenlere dönüşüyoruz. Kentler bizi boğmadan, birer savaş alanı olmadan, yeterince zaman önce gerekli tedbirleri alabilecek miyiz? Bir adım daha ileri gidip sormak istiyorum: Bu sinir, kibir, vurdumduymazlık, çıkarcılık, biraz da düşüncesizlik daha da artarsa, mutlu olabilece miyiz?
trafik-tabanli-kent-egitimi 885 views

Trafik Tabanlı Kent Eğitimi

3 Mart 2015
885 views
6 mins read
Kent trafiğinde en uygun düzenlemeler yapılır ve halkın (veya vatandaş) iradesiyle işletilirse, trafiğin kendi seyri ile ilgili kazançlarının yanı sıra, paralel olarak, hep birlikte yaşayan toplum bireyleri belli bir disiplin ile yaşama avantajı kazanır ve yaşam kalitesinin bir ölçüde kendiliğinden artması sağlanır. Bu ortak düşünceyle ve iradeyle olabilecek bir konudur. Bizim nesle ilkokulda mendil ve tırnak kontrolü yapılır, ortaokul seviyesinde “vatandaşlık” diye bir ders okutulurdu. Bunun yerine şimdi başka alışkanlıklar ve dersler vardır mutlaka. Ancak, diğer konuları geçtim, trafik ile vatandaşlığın bu denli iç içe olduğunu açıklayan başka bir ders alıyor muyuz, diye düşünmeden edemedim. Eğer kentin karmaşası içindeyseniz, vatandaş
terorizmin-gelecegi 1.3K views

Terörizmin Geleceği

10 Mayıs 2014
1.3K views
7 mins read
New York City Üniversitesi Teorik Fizik Profesörü Dr. Michio Kaku’nun “Geleceğin Fiziği” isimli eserini okuyorum. Konu, yakın (2030’a kadar), orta (2030-2070) ve uzak (2070-2100) dönemlerde yaşam tarzlarında meydana gelebilecek değişimleri açıklamak üzerinedir. Kitabın sorguladığı şu: 2100 yılına kadar bilim insanlığın kaderini ve günlük yaşamımızı nasıl şekillendirecek? Kitabın bir bölümü İnsanlığın Geleceği’nde “Terörizm ve Diktatörlükler” başlığının altında takıldım kaldım. Başta şahsi değerlendirmemi ifade edeyim, Dr. Kaku’nun anlattıklarından çok istifade ettim, ileriki günlük yaşamın pratiğini bizlere çok iyi anlatmış ve kitapta katıldığım çok konu var. Ama takıldığım nokta hariç! Dr. Kaku şöyle diyor: “Yirmi birinci yüzyılda yaşamaktansa bin yıl geriye, on birinci
savas-anketi 1.8K views

Savaş Anketi

20 Ocak 2014
1.8K views
4 mins read
Savaş konusu konuşulduğunda uzun bir süre durup düşünülmeli. Kişisel fikrim böyle ama birilerinin, hem de kardeş olan Ademoğullarının savaş sözcüğünü kolayca dile getirebilmeleri büyük bir paradoks değil mi? Buradaki konu insanın var olma sebebine ters yapılan davranışları; yumuşak veya sert yaptırımları, sıcak ve soğuk savaşları, çatışma ve direnişleri, sanal ve gerçek olanları kapsar. Hepsinde bir aldatma, saldırma, kan, gözyaşı, bunalım, baskı var. İyi de; neden isteniyor bu kadar? Merak ediyorum, insanlar ne düşünüyor. Gelin basit bir anket uygulayalım. Sıradan sorular soralım: İnsanlar savaşı ne zannediyor? O halde böyle bir soru olsun. Cevap verenler ölüm mü, oyun mu, gerekli görüp görmediğini
cozumun-jeodezisi 1K views

Çözümün Jeodezisi

29 Aralık 2013
1K views
4 mins read
Çözüm arayışı içinde olanlara bir yöntem sunacağım. Bu yöntem bir mühendislik çalışması sonucunda ortaya konan jeodezi çalışmasıdır. Öncelikle dönemsel çalışma yapılmalıdır. Bunun için öncelikle doğru ölçümle belirlenmesi gereken bir grid çalışması yapılmalıdır. Aşağıdaki grafik örnek bir çalışmayı gösterir. Anlatımımızı buradan takip edelim. Grafiğe konmayan dış etkiler, baskılar, çekimler mutlaka akılda tutulmalıdır. Tarihsel çizgide etili olan bu süreçler belirli şekilde dünya alanına dökülmüş mihenk taşlarıdır. Örneğin, Fransız ve Avrupa Devrimleri, 1 ve 2. Dünya Savaşları, Soğuk Savaşın bitmesi, Küreselleşme (Reagan, Thatcher dönemleri sonrası dünya) hemen ilk akla gelen büyük değişimlerin etkilerinin olduğu konulardır. Büyük coğrafi değişiklikler, felaketler, buhranlar da bu hesap
stratejik-sabirlilik 1.4K views

Stratejik Sabırlılık

28 Aralık 2013
1.4K views
10 mins read
Sabretmek üzerine kültürel yaklaşımları ifade ettikten sonra, yönetsel erklerin düzlemindeki işlevlerini tartışacağız. Stratejik hataların analizini temel dokusal eksiklikleri işaret ederek yapacağız. Kargaşanın sahibi insancılar “İnsanlar ve İnsancılar” isimli kitabımda ifade ettiğim tanımla, “insancılar”ın inşa ettiği ve daha çok Batı kültürüne ait olan bir sistemin baskın etkisi altındayız. Değişik kültürlerin mensuplarınca, onun gibi ve ona karşı olmanın çelişkisini yaşayanların ortaya koyduğu yaşam tablosu, sadece kendilerine değil, aynı zamanda çevresine de zarar vermektedir. “Muttaki” isimli kitabımda yer alan aşağıdaki görsel (Tablo-1), esas olarak Batı kültürüne mensup insancıların ve onun etkisiyle kendi kültürlerini şekillendirmeye çalışanların yapısal durumunu ifade eder niteliktedir.  Tablo-1: Batı kültürünün
bireyin-gucu 1.2K views

Bireyin Gücü

11 Aralık 2013
1.2K views
9 mins read
Kime güveneceğiz? Bu sorunun cevabına bazı kavramların üzerinden giderek ulaşacağız. Saf Hüner, Görünür Strateji, Özel Yaşam, Güvenilir Rehber, Güven İklimi kavramlarını inceleyeceğiz. Sonuçta Bireyin Gücünü vurgulayacağız. Saf Hüner Biliniyordu… Söylenmişti… Yazılmıştı… Öteden beri söylenegelenlerin doğru çıktığını edebi şekilde açıklamak mı hüner, “Gerçek bu!” deyip insanların yüzüne öylece vurmak mı hüner? Hüner bilmek mi, haklı çıkmak mı; hüner edepsizleşmek mi, ukala olmak mı, kibirlilik mi, zalimlik mi; bütün savaşları kazanmak mı, en büyük imparator olmak mı; hüner Hitler’e mi, Gandi’ye mi benzemek, böylesi bir seçim yapmak gerekmez mi; yaşam herkesin kişisel hünerine mi muhtaç? Hüner ne? Bir şey bırakmak mı, her
kuresel-sermaye-ulke-politikalari-ve-ustun-insan-gucu 1.4K views

Küresel Sermaye, Ülke Politikaları ve Üstün İnsan Gücü

14 Kasım 2013
1.4K views
9 mins read
Basit bir anlatımla başlayalım, herkesin elinde olmaya başlayan cihazların edinimiyle ilgili hesapla yola çıkalım. Buradan devlet işleyişi, bütçe uygulamaları, küresel sermayenin düzeni, insan gücü, liderlik, gelişme, politikalar ve erdemlerle ilgili konulara değinelim. Sonuçta da muttakinin görüşünü vurgulayalım. Göreceğiz ki bireysel gücün önemi her noktada kendini hissettiriyor. Teknolojiden Alınan Vergi Üretilmeyen ve tüketime konmayan her teknolojik üründen dolayı sayısız kaybın olduğunu devletten çok vatandaş bilmeli. Örneğin bir teknolojik ürünün üretildiği ülkede parakente satışı 1.000 $ olsun. Aynı ürünün örneğin ülkemizdeki satışının 4.000 TL olduğunu biliyoruz. Ürün satışı normal şartlardaki bir hesapla 3.000 TL’yi geçmemesi düşünülürken arada 1.000 TL’lik farkın olmasını neyin

Yazı Arşivi

DÖNBAŞA