terorizmin-gelecegi
Terörizmin Geleceği

Terörizmin Geleceği

Okuyucu

New York City Üniversitesi Teorik Fizik Profesörü Dr. Michio Kaku’nun “Geleceğin Fiziği” isimli eserini okuyorum. Konu, yakın (2030’a kadar), orta (2030-2070) ve uzak (2070-2100) dönemlerde yaşam tarzlarında meydana gelebilecek değişimleri açıklamak üzerinedir. Kitabın sorguladığı şu: 2100 yılına kadar bilim insanlığın kaderini ve günlük yaşamımızı nasıl şekillendirecek?

Kitabın bir bölümü İnsanlığın Geleceği’nde “Terörizm ve Diktatörlükler” başlığının altında takıldım kaldım. Başta şahsi değerlendirmemi ifade edeyim, Dr. Kaku’nun anlattıklarından çok istifade ettim, ileriki günlük yaşamın pratiğini bizlere çok iyi anlatmış ve kitapta katıldığım çok konu var. Ama takıldığım nokta hariç!

Dr. Kaku şöyle diyor:

Yirmi birinci yüzyılda yaşamaktansa bin yıl geriye, on birinci yüzyıla, geri dönmeyi tercih edecek Müslüman teröristler. Bu bağlamda kendi hoşnutsuzluklarını ifade edemezler, ama kendi demeçleriyle hüküm vererek, bilimin, şahsi münasebetlerin ve siyasetin katı dini hükümlere bağlı olduğu bir teokraside yaşamayı tercih ederler. (Onlar, tarihsel olarak, İslam medeniyetinin büyüklüğünün ve bilimsel ve teknolojik maharetinin sadece yeni fikirlere olan hoşgörüsü ile mümkün olduğunu unuturlar. Bu teröristler İslami geçmişin büyüklüğünün gerçek kaynağını aramazlar.)”[1]

Yaşadığımız dünyada birçok uygulamaya bakıldığında görüyoruz ki, Dr. Kaku’nun bunu söylemeye hakkı yok değil! İnsanların cehaleti, Müslümanları yüzyıllar sonrasının teröristi yapmakla kalmıyor, İslam dinini terör yaratan bir düşünce sistemi olmakla suçlanır hale getiriyor. Ne kadar acı!

Ama yazarlar işin sebeplerine ve tarihsel süreçlere bakmak yerine, doğrudan işine yarayacak kısımlardan somut sosyo-politik, ekonomik ve bilimsel verilere bakıp projeksiyon yapıyorlar. Yerkürede çoğunluğun böyle düşünmesi gerçekleşmiş oluyor, verilen bilgi meşrulaşıyor.

Diğer taraftan “Muttakilik Sitesi” okurlarına sürekli olarak ileriye bakmaya davet ediyor. Kendisi de bir vizyon kazanmaya çaba sarf ediyor.[2] Post-kapitalizmden bahsediyor.[3] Yeni-küresel devrimi tanımlamaya çaba gösteriyor.[4] Bilişim meydana getirdiği değişimin karakterini ifade ediyor.[5] 2030’ların yaşam şekillerini somutlaştırmaya gayret ediyor.[6] Bu yönüyle tarihin muhasebesini yapıyor.[7] Modernitenin insan üzerindeki etkisini araştırıyor ve meydana gelen kırılma etkisinin insana nasıl bir dünya kurgusu sunduğunu yapısal olarak anlatıyor.[8] Mega-kentlerden söz ediyor. Yeni yönetim şekilleri ve anlayışları açıklamaya çabalıyor.[9] Neden böyle bir yol izlendiği şimdi belki daha iyi anlaşılıyordur, umarım!..

Düşünün, gelecekte sürtünmesiz araçlarla seyahat edilirken, hologramlarla iletişim sağlanırken, atmosferin enerjisinden azami istifade edilirken, karşınızda elinde pala ile bir Müslüman terörist dikilecek ve huzurunuzu kaçıracak! Dr. Kaku’nun iddiasıyla tarif edilen bu.

“Nasıl olur?” dememek gerekir, “önceki dönemlerde nasıl bazı gelişmelerin bugünlere gelebileceğini atladıysak, şimdi de atlayabiliriz,” diyorum. Pek çok kişi, “nasıl olsa ben ve çocuklarım da inançsız olacak ve bu söylenenleri onaylamak mümkün, bu tip insanlar bugünde terörist, gelecekte daha da azılı terörist olacaklar,” diye düşünebilir de! Ne engel var? Bireysel tercih bu!

Gelecekte dünyada tesis edileceği garanti gözüyle bakılan barış ve huzuru bozacak olan bir dinin şimdiki mensupları, bunu iyi düşünün! İsterseniz şimdiden, “ben zaten bu dinden değilim, hatta dinsizim,” deyip safınızı belirleyebilirsiniz. Belki size veya çocuklarınıza daha iyi kariyer imkanları doğar. Ne de olsa teröristlikten vaz geçmiş olarak kendinizi olumlu gösterme imkanına kavuşabilirsiniz, az bir şey mi bu!

İslam kainatın dini değil mi? İslam geçmişin (hem de bu evrenden önceki zamanın) ve geleceğin (hem de bu evren dürüldükten sonraki zamanın) dini değil mi? Fizikçiler evrenin dürüleceği konusuna nasıl bakıyorlar? Bu dürülme oluncaya kadarki yaşamda göreceklerimiz içinde Müslüman terörizmi bir zulüm aracı mı olacak, yoksa insanlara sürekli gerçek huzur ve mutluluğun kaynağını anlatan ve örnekleyenler mi olacak?

Hem bazı Müslüman çevrelerin hataları neden İslam’a biçiliyor? Müslümanların belirli dönemlerdeki cahilliklerinden istifade edip bunu kendilerine politik-motivasyon unsuru yapma planlarıyla hareket eden ve geleceği şekillendiren sapkın insanların oyununa bu kadar kolay gelinir mi? Nerede kaldı o insanın üstün meziyetleri? Her şeyi hallettik, güneş sisteminin dışında koloniler kurabildik (Dr. Kaku bu hususlarda açıklamalar yapmaktadır), insanı homo economicus’a çevirebildik de, bir tek bu sorunu mu halledemedik? Müslüman ne azılıymış ki bunu beceremediler! Çelişkiye bakın siz! Yoksa, kullanımın kolaylığı açısından, özellikle halledilmemesi gereken bir yer bırakmayı, geçmişte olduğu gibi gelecekte de kafalarına koyanlar, bu vizyonu özel mi seçtiler? Özel seçtiler ise kimden fikir danıştılar veya kimin önderliğini takip ediyorlar? Önde fiilin sahibi insan var elbette, başka ne olabilir ki? Yoksa Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların aynı şekilde söyledikleri, insanın tek ve ebedi düşmanı iblis bugün bunları fısıldıyor, gelecekte daha büyük projelere mi bakacak?

İslam katı bir din mi? Kim demiş? Kur’an’da illa şu sistem olsun diyen bir tek nokta yoktur; sadece barış, huzur ve güven için prensipler vardır. İnsanlar sistemlerini kuracaklar ve kendi elleriyle yaşamlarını yönlendireceklerdir. Fatura İslam’a ve Kur’an’a değil, olsa olsa (Müslüman bile olsa) insanın yaptıklarına kesilebilir.

İşte bu kargaşa içinde mazlum insanlar tercih kullanıyor ve günlük işlerini kotarma yolunu seçiyor. Ya sessiz kalıyor, görmezden geliyor, ya da teslim oluyor. Peki, neye?

Doğru; Müslümanların bir kısmı karışık politik oyunları bilemez, bu onların istismarına bile sebep olurken, engelleme yolunu belirleyemez.

Doğru; Müslümanların bir kısmı bilimsel konularda tembellik içindedir, bilimi somut yaşamın teknolojisine, buradan da günlük yaşam olgusuna, alışkanlıklara, yaşam standartlarına dönüşeceğini hesap edemez.

Doğru; Müslümanların bir kısmı, cehaletin, harap ve bitap düşmenin algısında değilken, başka büyük bir oyunun vasıtası olabileceğini hesap edemez.

Ya diğerleri? Ne yapıyorlar? Yoksa her şeye güçleri yetenler de mi aciz rolü oynuyorlar?

Gönülden isteyenleri ancak İslam kurtaracak! Tamamen “arz-talep” ilişkisi! İstemeyene kim, ne verir ki? Bu, iki arada bir derede kalmak değil! Dosdoğru bir yoldur.

Dr. Kaku ve onun gibi düşünenler, bunu bilin ve değişik düşüncelerle barışın. İnsanlar birlikte barışık yaşasınlar. Asıl düşmanı görmezden gelip, Müslümandan terörist devşirmeyin. Eksik varsa düzeltmeyi deneyin. Onların imal edebildikleri üstün silahları yok ki! Peki, kim veriyor onların ellerine bunca karmaşık silahı ve hassas planı?

Bir korku olmasın, bir kibir açıklamasıyla fazla ileriye de gidilmesin, had bilinsin. Sakın ola, “İnsanlık homo sapiens’ten sonraki evrimle yeni tür anthropoproto gelişecek, ama içlerinden bir kısmı, bu durumda homo sapiens Ademoğlu anthropocene olarak kalacak, bunlar da Müslüman teröristlerdir,” demeyin. Bu yaşamda insanoğlunun saflığını bozmaya gayret edebiliriz ama değiştiremeyiz. O değişim ancak yeni bir evrende olabilir ve bu süreci insanoğlu asla bilemez, yani gaiptir. Doğru okursanız size bunun ipuçlarını Kur’an verecektir.

Ne olacak yani? 2070 yıllarında Müslüman teröristlere karşı “yeni” insanlık android askerlerle mi saldıracak? Evet, gelecekte robotlar olacak, güvenlik robotları ile insanlık zararlı olan her şeye karşı tedbir alacak. Ama robotların zembereğinin asıl zalimler tarafından kurulmayacağı ne malum?

Bence asıl teröristler, yani insanlık düşmanları insanların algılarıyla oynayanlardır. Bu hususu ayrı tutalım, yapılanları yok saydırmayalım.

Düşüncemi Dr. Kaku benzeri şekilde söyleyeyim mi? Aslında daha önce de ifade ettim. Geleceğin teröristinin dini, dili, milleti, rengi önemli olmayacak. Mega-kentlerdeki her şeyleri yolunda olanlara tepkili, varoşlarda ve kırsalda yaşayan yoksullar olacak. Ben 2100 yıllarını “insanın çaresizlik süreci” olarak isimlendirdim. Bu dönemlerde yoğun şekilde , küresel çapta çatışmalar, doğal felaketler ve salgınlar olacak. Bu dönemin adını da “yeni karanlık dönem” koydum. “Kuramsal Muttakilik” isimli yazımda böyle açıkladım.[10] Sapkınlıkların ileri boyutunun görüldüğü bu süreçte insanlık yeni arayışlar içine girecek ve İslam onlara doğruyu hatırlatmaya devam edecek.

Neyse, Dr. Kaku ve yayımcıları olmasaydı biz de bunları size aktarma şansı bulamayacaktık, öyle değil mi? Hep birlikte göreceğiz!..

[1] Michio Kaku, Geleceğin Fiziği, ODTÜ Yayınları, Ankara, 2014, s. 379.

[2] Gürsel Tokmakoğlu, Evrensel Muttakilik Hedefi, Muttakilik, 07 Mayıs 2014, https://muttakilik.com/evrensel-muttakilik-hedefi/

[3] Gürsel Tokmakoğlu, Post-kapitalizm, Muttakilik, 14 Nisan 2014, https://muttakilik.com/post-kapitalizmin-yonetim-erki/

[4] Gürsel Tokmakoğlu, Yeni Küresel Devrim, Muttakilik, 08 Nisan 2014, https://muttakilik.com/yeni-kuresel-devrim/

[5] Gürsel Tokmakoğlu, Ana Dalgalar, Muttakilik, 21 Nisan 2014, https://muttakilik.com/ana-dalgalar/

[6] Gürsel Tokmakoğlu, Biz Demekten Kastedilen Ulus İse Sırada Ne Var, Muttakilik, 17 Ekim 2013, https://muttakilik.com/biz-demekten-kastedilen-ulus-ise-simdi-sirada-ne-var/

[7] Gürsel Tokmakoğlu, İnsanlığın Kısa Politik Tarihi, Muttakilik, 02 Nisan 2014, https://muttakilik.com/insanligin-kisa-politik-tarihi/

[8] Gürsel Tokmakoğlu, Kırlma Etkisi, Muttakilik, 25 Mart 2014, https://muttakilik.com/kirilma-etkisi/

[9] Gürsel Tokmakoğlu, Küresel Kent Devletine Geçiş mi, Muttakilik, 09 Ekim 2013, https://muttakilik.com/kuresel-kent-devletine-gecis-mi/

[10] Gürsel Tokmakoğlu, Kuramsal Muttakilik, Muttakilik, 11 Şubat 2014, https://muttakilik.com/kuramsal-muttakilik/

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Evrensel Muttakilik Hedefi

DİĞER YAZI

Maksatlı Aforizmalar (III)

Kültür 'ın son yazıları

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis

Politika ve Odaklanma

Yaşamımızda çok temel konuları tartışmak zorunda kaldık. Örneğin diyoruz ki başka gezegenimiz yok! Bu zaman diliminin