stratejik-goz-kirpma
Stratejik Göz Kırpma

Stratejik Göz Kırpma

1037 Tıklama
16 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Amacım “Stratejik Göz Kırpma” deyimini kullanarak; politika, strateji, insan doğası, güç ve küreselleşme gibi kompleks konuları kolaylıkla birleştirebilmektir. Politik göz kırpmanın işletilenleri tarafından küreselleştirilen sahnesinde yerel halkın ve muttakinin yerini tayin etmektir.

Göz Kırpmak

“Göz kırpmak” insana özgü politik bir sinyal şeklidir.[1] İnsana özgüdür ve en iyi bilinenlerden olan bir tavırdır göz kırpmak. İnsanın politik özelliğe sahip bir varlık olduğunun belirgin bir kanıtıdır. “Kaş göz oynatmak” ise daha geniş bir deyimdir, konumuz değildir.

Özne birey olur, devlet olur, şirket olur, örgüt olur, toplum lideri olur; dost olur, “dost gibi görünen” olur… Özneler birbirlerine çalım atarken göz kırpar, gizli kapaklı bir işe girmeden önce hazırlık işareti olarak göz kırpar. Örneğin; “… başlayalım, diğerleri görmesin, ben sendenim, durumu idare edelim, aynı masaya oturalım, akşama görüşürüz…” denir.

Özne; beğendiğini veya beğenmediğini, ilgilendiğini veya ilgilenmediğini, yakındaki birinin yaptığını veya düşündüğünü diğerine alaycı bir şekilde belli etmeyi göz kırparak belli eder.

Böyle bir şeydir; biraz hinlik vardır bu eylemde; cingözlük vardır, gizli kapaklı bir tavır vardır; bundan dolayı politik bir tavırdır.

Geri planda kararlaştırılan bir şey vardır. Hedefteki muhatabın biri bunu bilmezken, diğeri bilir. “Göz kırpmak” fiili genellikle spontane gelişen olay olarak bilinir. Eğer iki özne varsa devam eden bir sürecin etkisiyle yapılabilir. Eğer ikiden fazla özne varsa, en azından ikisinin önceden bir geçmişleri vardır; bu anlaşmadır, ortak değerdir.

Politikada Göz Kırpmak

Fikirle, tavırla veya bir hamleyle göz kırpılır. Fikir bir ortamda ortaya sürülür ve görmesi umulan veya umulanlar bir süre beklenir. Bu durumda, “Ben buradayım, görün beni…” anlamı da vardır. Beklenti vardır.

Madem göz kırpmak politik bir sinyaldir, o halde politika sahnesinde göz kırpmak fazlaca kullanılan bir ifade tarzıdır. Bazı örnekler: “Bendensin… Bekle… Şimdi…”

Hedefe ulaşmak için her şeyin mubah olduğunu söyleyen Makyavel insan veya toplum için göz kırpmak sürekli yapılan bir eylemdir.

Güçlünün Göz Kırpma Rahatlığı

Peki, bu tür tarzlar kabul görmeli mi? Engellenebilir mi? Fark edildiğinde yapana ceza verilmeli mi?

Bu dünyanın hali böyledir. Birileri kabul eder, diğerleri etmez; fark edilenler ayıplanır ama yapılacak bir şey de yoktur; çünkü işin sonunda yine bir çıkar varsa iplerin kopması da istenmez…

Velhasıl güçlü konumda olan daha başarılıdır bu göz kırpma işinde. Örneğin Amerika İngiltere’ye göz kırparsa bunu yaptırımla protesto edecek muhatap kim olabilir ki? Küba mı?

Bu yaklaşım sonuçta “Yumuşak Güç”[2] kavramının yeşermesine bile sebeptir. Nasıl olsa “Roma İmparatorluğu” yenilemez, ancak oyalanabilir, o halde göz kırpmak yaygınlaştırılmalıdır.

Yumuşak güç, istediğini zor kullanmak veya para vermek yerine, kendine çekme yoluyla elde etme becerisidir.” Bu tanım Nye’nin kitabının önsözünde kendisi tarafından ifade edilmektedir. Ben buna, sebebi ve yöntemi ne olursa olsun, küresel ve bölgesel düzlemde, “göz kırma yoluyla anlaşma” olarak bakıyorum.

Bu insanlığın en büyük projelerinden biridir. Algılara nüfuzu esas alan, parasal ve duygusal her alanı kapsayan bir projedir. Tek bir örnek vereyim: Bizler film veya bir ürünün reklamını seyrederken, alışkanlıklarımızı fark etmeden değiştirirken bile nasıl küreselleşiyorsak; aynı bağlamda küresel yönetimin de benimsenmesini kabulleniyoruz.

Nedir bizleri kendine çeken? Biliyor muyuz? Günlük işlere örülüdür bunun motifleri… Önemsemeyiz, geçer gideriz, işimizle ilgileniriz; çünkü akşam kaynaması gereken bir tencere var.

“Stratejik Göz Kırpma”

Günümüzde güç mücadelesi formatının özündeki bu kendine çeken yumuşak yaklaşım; devletleri, ulusları, dinleri, ırkları, şirketleri, borsaları, toplumları, örgütleri, kamuoyunu… yönlendirerek, ilgililere göz kırparak yapılan işleri kapsamaktadır.

O halde ortada “Stratejik Göz Kırpma” diyebileceğimiz bir konu var!

“Merhum” Reagan ve Thatcher’ın birbirlerine göz kırpmasıyla nelerin değiştiğini yakın tarihten biliyoruz. O günden bu güne düşünelim; Berlin Duvarı bile yıkılıvermişti…

Daha bu ay içinde, 2014 Ocak’ının konularından biri de Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) toplantısıydı. Bir rapor da yayımlandı.[3] Özü itibarı ile konu, “küreselleşme sürecini kolaylama çalışması” olarak gösterilebilir. Değişik stratejiler buralarda masaya yatırılıyor.

WEF Raporunda sorunlar bir şema ile gösterilmiştir. Şemanın merkezine de “Küresel Yönetim Başarısı” konmuştur. Bu demektir ki; küresel her konuda, değişik zamanlarda değişik zeminlerde dahi olsa, belirli bir plan ve program üzerinde çalışılacaktır.

Küresel düzen[4] iyi yönetilmelidir. Her şey bu küreselliğin etrafında gelişmektedir. Katkı ve işbirliği gerekmektedir. Bu düzenin merkezi neresidir bilinmez ama vardır. Devletlerin çatışması, rüşvet, politik çalkantılar, gelir dağılımı sorunları, mali krizler, terör saldırıları, kıtlık, kitle imha silahlarının kontrolü, ekonominin ve kaynakların yönetilememesi, işsizlik ve istihdam sorunları, işleyen finansal kurumlardaki arızalar, organize suç… aklımıza ne geliyorsa sanki bir merkezden yönetilmeye başlanmış. Raporda çevre ile ilgili küresel meseleler de yer alıyor. Onları da sayabiliriz.

Böyle bir sistemde kim nereye bağlıdır? Fonksiyonu nedir? Bu sisteme kabul edileceklerin vasıfları nelerdir? Bu sistemde göz kırpanlar varsa kimlerdir? Devlet, ulus, demokrasi, politika nedir?

En masumane açıklamayla, esas belirleyicilerin “piyasanın en güçlüleri” olduğunu söylememiz gerekir. Belki şahıs, belki şirket, belki küresel şirket, belki de devlet; değişiyor da olabilir, belki borsalardaki hacimlere bakmak gerekir… Belki çoğu yerde herkesin bir oyu varmış gibi görülse de, küresel belirleyiciler sadece masada değillerdir ki! Masadakiler sadece temsilciler veya sözcülerdir. Geri planda politik ve ekonomik gücü elinde tutan derin yapılar vardır. Bu yapılar masayı bütünüyle etkilerler.

Stratejik göz kırpma işinin gerekçeleri bu anlattıklarımız çerçevesinde birleştirilebilir: 1) Küresel güç (ister devlet olun, ister sistem), 2) Stratejik karar verme yeteneği, 3) Yumuşak gücü yöntem olarak koyan ve yöneten, 4) Küresel sorunların derinliği.

Tam gözlerin kırpılması esnasında özneler değişebilir. O veya bu politik kimlik, atanmış bürokrat veya başkaları… Önemli olan geri planda anlaşmış yapılardır. Önce bunları bilmek gerekmektedir.

Halka Yansıyanlar

Foto muhabirleri ve kameramanlar temaslara daha yakın çekim yaparlar ve çekimlerde gözlere ve dudaklara odaklanırlar. Böylelikle izlenen/izlenecek politikaların hedefleri ve aşamalarını anlamaya çalışırlar. Ya arkadan göz kırpanlar ne olacak?

Ben halktan biriyim. Oy kullanıyorum, seçiyorum. Bana göz kırpan olmadı, seçilemiyorum. Bir tür “küresel demokratik alt seçim sistemi” sürecinde seçtiğimi zannettiklerime kimler göz kırpıyor, onu bilemeyeceğim. “Olsa olsa medya bilebilir,” diye düşünmekteyim. Kimin neyi ne kadar bildiğinden de emin olamıyorum ama kendimi anlamak için zorluyorum; çünkü elimde sandığa belli bir periyotta atılabilen bir oy var. Bu oy beni (benzer bir halk deyiminden istifadeyle söylüyorum) rezil de edebilir, vezir de; o halde çok önemli!

Politikacılar giderek karmaşıklaşan, yaygınlaşan, derinleşen, sistemleşen ve daha da güç hale gelen küresel sorunları çözmek gibi tarihi görevleri olan insanlar. Bu yükü kaldırabilirler mi? Emin olmam için medyadan mı yararlanacağım? Ya tam karar verdiğimde seçilecek olanı değiştiriverirlerse?

“Görünürdeki” stratejik göz kırpma hiyerarşisi şöyledir: Başta küresel güç bölgesele, bölgesel güç de yerel güce göz kırpacaktır; benim çıkarım için. Yerel politikada işler nasıl dönüyorsa yine gözler çalışacak; benim refahım için. Ben göz kırparsam bazı algılayıcılara takılabilirim, dolayısıyla önüme de bakmam gerekiyor; kendi güvenliğim için. Ya “görünmeyen” göz kırpanları ben nereden bilebileceğim?

Muttaki Tavrı

Kimse alınmasın; düzen bu! Bu dünyada bir insanın mücadele edeceği ortam bu! Pes edecek değilim elbette. Üzerime düşeni yapacağım. Benden ne isteniyorsa değil de, ben ne istiyorsam onu yapacağım!

Dünyayı kirletenler bana temizletmek istiyorlar; iklimi değişikliklerini görmezden gelenler bunun maliyetini benim satın aldıklarıma yansıtıyorlar; kendi topraklarında felaket olacağını hesap edenler, benim arsama ev yapmayı planlıyorlar; para basıp finansal sistemi inşa edenler bedelini bana ödetmek istiyorlar; savaşlara, göçlere, israfa sebep olanlar beni sorumlu tutuyor; gelir dağılımında uçurumlara sebep olanlar benden fedakarlık bekliyorlar; ve benden uyumlu olmamı istiyorlar.

Uyumlu olacağım! Hatta uyumlu, sorumlu ve bilinçli olacağım. Kimin kime göz kırptığıyla ilgilenmeyeceğim. Kendi doğruma bakacağım. Bu benim ahlakım olacak.

İnsanı doğallığından koparanlar şimdi hayatta değiller. Şimdi göz kırpanlar onların torunları. Yapay, sanal, basit ama bir o kadar da dirençsiz gençlik için el ele verenler var; ben onlara karşı durarak yararlı olamam, bilakis içlerindeyken yararlı olacak fırsatları değerlendirebilirim. Ancak bahsettiğim fırsatlar bu dünyanın olmayacak; fark burada! Stratejik göz kırpanlara muttakinin tavrı böyle olacak.

 


[1] TDK’nun bu kavrama belirgin bir tanım getirememiş olması eksiklik. Anlamlar terimin etrafından dolaşıyor ve örnekler aslın ötesindedir.

[2] Joseph S. Nye, Yumuşak Güç, Elips Kitap, Çevire Rayhan İnan Aydın, 2005, Ankara.

[3] World Economic Forum, Global Risks 2014 (Ninth Edition) Insight Report, Geneva.

[4] Aynı Raporun ekindeki şemadan yararlanılabilir. (Figure 1.4: The Global Risks 2014 Interconnections Map)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Tartışma Kültürü

DİĞER YAZI

Biz Kazanacağız!

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka