ABD’ye Rağmen Türkiye’nin Bölgesel Güç Mücadelesi

541 Tıklama
39 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Türkiye’nin bölgesinde ABD’nin bölgesel çıkarları ve hedefleri var ve buna dönük faaliyetlerini kesintisiz sürdürüyor. Türkiye özellikle 2016 yılından bu güne geliştirdiği refleksle ABD’ye rağmen bir güç mücadelesi içerisindedir. Güncel pek çok tartışmalı, politik, güvenlikle ilgili, hatta sokak hareketlerine sürüklenmek istenen cılız çabaları bir bütün halinde analiz edelim. Sanırım not etmek isteyeceğiniz çok nokta olacak ki bunlar buna benzer tüm olayları açıklamanıza yarayacaktır.

ABD Başkanı Joe Biden’ın söyleminden görev çıkaranlar çok! Biden aylar önce seçim kampanyaları yeni başladığında, “Türkiye’de muhalefeti iktidar yapacağız, Kürtleri Meclis’e sokacağız, Türkiye’nin Akdeniz’de doğalgaz aramasına engel olacağız,” demişti. Bu durumda Türkiye’de “muhalefet” şemsiyesi altına kimler giriyor. Yaşanan durumu anlamak adına meşru ve gayrimeşru muhalefeti iyi tanımlamak gerekmektedir. 

Örneğin; devlet içinde FETÖ paralel devlet yapısı (PDY) etkinliğini sürdürebilseydi, dinler arası diyalog denen faaliyet sürdürülebilseydi, 2014 yılında Türkiye-Suriye sınırına kolaylıkla bir terörist devletçik kurulabilseydi, PKK terör örgütü, HDP ve Abdullah Öcalan’ın da taraf olduğu 2009-15 yılları arasında sürdürülen “çözüm süreci” meşru ve gayrimeşru tarafların istismarı neticesinde Türkiye’de bir Özerk Kürt Federal yapısı kurulabilseydi; bütün bunlar olmadı ya, hepsini başarmak adına tekrar görevlendirilen FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’da darbe girişimi başarılı olsaydı, yapılamayanları hızlıca yapsaydı, Türkiye’de o gün bu gün görülen terör olaylarında, darbe girişimi dahil, binlerce vatandaşın öldüğü ve yaralandığı terör eylemleri görülür müydü, onu bırakın, bugün cılız da olsa görülen sokak olayları veya yeni parti kuruluşları vuku bulur muydu? 

Şimdi tam tersini söylüyorum: ABD (ve ortakları) bölgede jeopolitik açıdan çıkarlarına olan siyasi haritada değişiklik yapmakla ilgili planlarında başarılı olamadıkları için Türkiye bu olayları peşi sıra yaşadı. Üstelik daha milli ve daha güvenlikli önlemleri aldı. Jeopolitik ve stratejik hamleler yaptı. Bugün bu şartlarda gelişmenin çabası içindedir. 

Ne Türkiye ne de ortaklarıyla beraber Birleşik Devletler çabalarından vaz geçer. Kimin direnci veya başarısı ne sonuç doğurursa o ilerler. Bu konu bölgesel güç mücadelesi veya rekabeti kavramlarıyla ilgilidir. 

Şimdi sizlere, biraz ders gibi olacak ama, uygulanan yöntemi iyi bilmeniz açısından, bazı teorik önemli konuları açıklamak istiyorum. Dominant (baskın) istihbarat servislerinin çalışma biçimlerini, gayrinizami harp bahsi içindeki yapılarla ilişkili şekilde uygulamalarını, daha sonra propaganda uygulama esaslarını açıklayacağım. (Bunları eğitim kurumları izin almak kaydıyla kullanabilirler.) Açıklamaların, “bu işler bizim iç meselemizdir, abartılı açıklamalar var,” türünden bazı eleştirilere bu şekilde yaklaşımla bir boyut kazandıracağına inanıyorum.

Dominant İstihbarat Servisleri

Önce ülke ve servis ismi kullanmadan teorik bir açıklamayla başlayalım. Ancak sizler kendi tasavvurlarınızla dominant ülke servisi olarak Amerika’dan CIA, İsrail’den MOSSAD, İngiltere’den MI6’yı veya isterseniz Rusya’dan FSB’yi alabilirsiniz. Hedef ülke veya coğrafya, Orta Doğu’daki ülkeleri aklınızdan geçirebilirsiniz. Hedef ülkelerdeki grup isimlerini de kendinize göre isimlendirin. Irak’ı düşündüyseniz, Kürtler, Şiiler ve Sünniler örnek gruplar olacaktır. Benim söylediklerim tamamen örnektir. Çok genel olarak aşağıdaki açıklamaları benzer şekillerde okuyun.

Önce Şekil-1’i inceleyelim. Dominant devletlerin istihbarat teşkilatları veya servisleri (biz bundan sonra servis diyelim) belli hedef ülkelerde faaliyet yürütürler. Bu onların milli çıkarları, stratejileri ve hedefleri gereğidir.

Şu değişmez, dominant devletler için istisnasız her bir ülkede belli bir istihbarat faaliyeti yürür; ama teknik, ama insan istihbaratı, hiç değilse ekonomik istihbarat. Hedef sözü yanlış anlaşılmasın, ortak denen ülke dahi olabilir. Üzerinde istihbarat faaliyetinin yürütüldüğü yer hedeftir. (Bildiğiniz anlamdaki hedef olma konusu ise gerektiğinde devrededir.) Bu sebeple örneğin bir hedef ülkede “x”, “y” gibi dominant ülke istihbaratının olduğunu farz edelim.

Şekil-1

İstihbarat faaliyetlerinin kolaylaştırılması, bilgi alınması, eylem planlanması, operasyonların gerçekleştirilmesi açısından teşkilatlar hedef ülkedeki imkanları ve kaynakları kullanılırlar. Bu işin doğallıkla yürümesini temin ve tesis eder. Bir yabancı servis için üzerinde çalışılabilecek, hatta üzerinde daha önceden çalışmış, hazır ve işletilebilecek türden “A”, “B” veya “C” gibi gruplar gereklidir. Bu grupların etkinliği hedef ülkenin her bir kılcal damarında olması istendiğinden insan yapısını köklü biçimde tarif eden ideolojik, mezhepsel, etnik, tarihi açıklamaları olan, hatta o ülke yanlısı, sempatizanlık duyan, eğitimini almış ve diğer belirgin özellikleri olan yapılardır. Örnekte; servis-x’in A ve B, servis-y’nin de A ve C ile ilişkisi mümkün olsun. Bu örnekte verilen A, B ve C, çok sayıda da olabilir, yerine ve özelliğine göre değişir.

Bu grupların (kesimlerin, toplumların, vs.) kendi içlerinde de bir derinlikleri vardır, eğer tıkanıklıklar varsa yardımla sorunları giderilerek güçlenmesi sağlanır, kanallar açılır. Bu gruplar birbirleri hakkında çalışacaklardır. Örneğin servis-x için A grubu B grubu üzerinde, B de A üzerinde çapraz şekilde çalışacaktır; servis-y için A grubu C grubu üzerinde, C de A üzerinde çapraz şekilde çalışacaklardır. İçlerinde olan kabiliyetler ve imkanlarla biri diğeri üzerinde istihbarat toplayacak, legal ve illegal bazı faaliyetleri planlayarak yürütecektir. Faaliyetler devletin içinde ve hatta istihbarat ve güvenlik alanlarında dahi sürebilir. Dolayısıyla birinin elinde diğerinin bilgisi vardır; biri diğerine hasım, rakip veya düşmandır. Birbirlerini bilirler de bilmeseler de kendilerinin kesinkes desteklenen olduğunu düşünürler. Ancak her ikisinin de bütün ipleri bir yerdedir. Örneğin A ve B’ninkiler servis-x’te, A ve C’ninkiler ise servis-y’dedir. Bu gruplar durumu bütün çıplaklığıyla göremezler; onlar sadece kendi karşıtı, rakibi, hasmı ve düşmanı üzerine yoğunlaşırlar. Aslında bilseler de umursamamaya başlamışlardır, çünkü belli çıkarlar ve karşıtlıklar için ok yaydan çıkmıştır. Servisler zamanın icabı stratejisini ve hedefini kolaylaştıracak hangi grup ise o grubu öne çıkarır ama diğerinin iplerini asla bırakmaz; çünkü birinin diğeri için var olma sebebini ortadan kaldırmak istemez; ta ki yerine yeni bir kesim koyana dek. Zaman değişir, diğerini öne çıkarır ve her biri devinim için var olmaya devam eder veya evrimleştirilip başka bir grup oluşturuluncaya kadar bu olmak durumundadır.

Gruplar ülkenin kültürüne ve dinamiklerine göre tanımlanmış, iyi analiz edilmiş ve isabet elde edilebilecek türden seçilmiştir veya üzerinde çalışılarak geliştirilmiştir. Bu faaliyet uzun süreçlerle ve doğal şartlarında yürür. Onun için dominant ülkelerin zaman sorunu yoktur; uzun zaman içinde bekleyebilirler. Kısa, orta ve uzun vadeli planları eksiksiz ve sorunsuz yaratırlar. Örneğin parti kurulacaksa kurdururlar, başına biri geçirilmesi isteniyorsa yolunu açarlar. Sivil toplum kuruluşu (STK) kurulacaksa veya sözü daha fazla geçsin isteniyorsa yaparlar. Ne gerekiyorsa, iş, örgüt, lider, kurban, ne ise onu parlatırlar, tanınan yaparlar. Paravan veya açık şekilde şirketler vardır. Şirketlerin fonksiyonu yüksektir ama uluslararası hüviyetteyse işler başka mecralardadır; hedefin yapısına göre değişkenlik ve etkinlik fark edecektir. Servisler hedef ülkede her türlü imkânın gelişmesine imkân verirler. Medya, şirket ve eğitim imkanları kökleşmek için teşvik gören alanlardır. Bu sebeple örneğin A kendini yeterli görecek her şeyi edinir ve B’ye karşı kullanabilecek özgüveni kendinde bulur; tersi de öyle gelişir.

Şimdi Şekil-2’e bakalım. Dominant ülke stratejilerini belirlerken ülke, bölge ve geniş bir alan, konu üzerine yoğunlaştırır. Örneğin dominant bir ülke “x” için enerjinin kontrol edilmesi stratejisi veya başka bir dominant ülke “y” için toprakları genişletmek mevzubahis ise bunun hedefleri içine o coğrafyadaki ülkeler, ulaşım hatları ve diğer imkanlar girecektir. Bu sebeple hedef ülke bellidir, içindeki imkanları kullanır ama sadece bununla yetinmez, stratejisine uygun biçimde bölgede kontrol edebildiği diğer unsurları da destek veya karşıt olarak işin içine dahil edebilir. Bütünüyle bakılırsa servis-x bölgede örneğin hedef ülkede A ve B, dışarıda ise ilişkili olarak N grubunu birlikte okur. Bunların her birinin birbiriyle haberli veya habersiz (daha sonra biri diğeri için gerekli olabilecek) teşkilatları, alt teşkilatları ve bağımsız teşkilatlarının kurulması sağlanır. Bahsettiğimiz teşkilatlar ortamın doğasına göre kabul görebilecek anlamlarla yüklüdür, yadırganmaz ve dünyanın her yerinde tarif edildiğinde karşılığını bulur. Hatta bunlar işaret edildiği gibi legal veya illegal tarzda olabilir.

Şekil-2

Konumuz terör eylemi ise örnek hedef ülkede A, B veya dışarıdan N grubu kendi teşkilatlarını kullanarak terör eylemini yapabilir. Konumuz medya üzerinden karalama veya diğer grubun bürokrasiden tasfiyesi ise işleyişi hep aynı şekilde düşünebilirsiniz. Hatta diplomatik girişimlere kadar her ortam için bu konuyu bu şekilde okuyabilirsiniz. İşleyen bir plan vardır. Plan gereği operasyon, lojistik, finansman, akıl, liderlik, hukuk, diplomasi, bilgi, iletişim imkânı, kurban, araç-gereç ve hatta silah ya verilir ya da temin edilebilecek yer işaret edilir. İmkanlar ve kaynaklar hedef ülkede de olabilir ortamda da bulunabilir. Temin etme işlerini gruplardan herhangi biri sağlayabilir.

Durumu daha da genişletmek için Şekil-3’ü de inceleyebiliriz. Şöyle ki; servis-x hedef ülkede ve ortamda ne yapıyor ise ilişkili veya özerk şekilde servis-y de kendine göre planları uygular. Servisler birbirleri ile müşterek işler yapabilir veya saklayabilir de. Örneğin hedef ülkede A ve C ile dış ortamda N ile ilgili faaliyetleri sürdüren servis-y en azından ortak olan A için servis-x ile koordinasyonda bulunmalıdır. Hatta bir kısmı ortamda bir kısmı hedef ülke kaynaklarında olan planlamalar, insanlar, araç-gereçler ve silahlar için dahi belli bir bilgilendirme söz konusu olabilir. Bütün bu konular çok az kişinin belli kıstaslarla bilebileceği bilgiler ve yetkilerle yürütülür.

Şekil-3

Bir örnek verelim. Buraya kadar anlatılanlardan sonra aklınıza şu gelebilir, Ankara’da intihar bombacısı can aldı, konu tartışıldı, istihbarat zafiyetinden söz edildi, ben bu anlatım içinde bu örneği nerede görebilirim?

Böyle bir soru olur ise o vakit şu düzenlemeyi yapmamız gerekecektir. Hedef ülke Türkiye, “y” size göre tercih edebileceğiniz bir dominant servis, ortam Orta Doğu, “A” PKK, “C” PYD-YPG ve “M” DAEŞ olsun. Plan yapanların bir kısmı hedef ülke Türkiye’de, bir kısmı ortamdadır, örneğin Irak’ta, Suriye’de vs. Eylemi yapacak terörist de bir ekip olarak düşünülmelidir, birkaçı Türkiye’de, birkaçı örneğin Suriye’de ve hatta işin ucu çok başka yerlerde. Sürekli olarak insan gücünün hareket ettiğini, çeşitli vasıtaları kullandığını düşünün. Araç-gereç ve silah konusuna da böyle bakın. Eylemi TAK üslendi diyelim. TAK, PKK’nın alt örgütüdür, Suriye’de PYD/YPG (ABD buna SDG diyor) alanında eğitim almıştır, DAEŞ taktiklerini kullanmıştır. DAEŞ’in de PYD/YPG’nin de başka bir alt grubu işin içinde olabilir, konu karmaşık gelmemelidir.

Burada anlatılmak istenen bir diğer konu da yirmi yıl öncesinde bu bölgede dominant örgüt veya örgütlerin bu çetrefil hali yaratması, projelendirmesi ve safhalar halinde ilerlemesidir. Bir kere konuya böyle bakmak gerekir. Eğer stratejik bağlamda bu hazırlık aşamasında karşı strateji geliştiremediyseniz işin operasyonel ve hatta taktik safhasındaki olaylarıyla ilgili sorular sormaya başlarsınız. Yani Türkiye yirmi değilse bile on dokuz yıl önce böylesi stratejiler için istihbarat yapmalı idi. Elde ettiği bilgiler çerçevesinde kendi stratejisini geliştirip on dokuz yıl sonra olabilecek olumsuzluklar için tedbirler almış olmalıydı. Diplomasisini, politikasını, güvenlik düzenlemelerini buna göre tanzim etmeliydi, önleyebilecekleri önlemeleri, önleyemedikleri için savunucu ve karşı durucu adımları için hazırlıklı olmalıydı. Silahlanması, polis teşkilatına bazı gereçlerin alınması dahi bu zaman zarfı içinde ele alınması gerekirdi. Örneğin Suriye sınırındaki mayınları temizleme konusunda hesap yaparken bu konu düşünülmeliydi. Şimdi canlı bomba var, önlem alalım deyince duvar örmek, polise cihaz almak, Ankara’ya yeni düzenleme getirmek gibi konular çok geç kalınan türden önlemler paketi konusudur. Hatta çok önceden, “Suriye konusunda asıl düşman müttefik bilinen ABD’dir,” diye düşünülseydi, buna göre daha açık strateji belirlenirdi. Ancak bu tür soruları on dokuz yıl öncenin konjonktürüne bağlı cevaplamak gerektiğini de bilelim.

Öyleyse istihbarata bu gözle bakılmadı ise bugün alabileceğiniz önlemlerin başarısı hep kısa kalacaktır. Bu Türkiye için olduğu kadar Belçika veya Fransa içinde aynı sonuçları verir. İstihbaratla birlikte büyük devlet olmak böyle bir şeydir!

Bir vakit Belçika-Almanya-Fransa AB içinde istihbarat paylaşımının eksik olduğu konusunu tartışıldı. Her ne kadar bilgi paylaşılsa da önlemler belli yere kadar alınabilir. Zaten başkaca zafiyetler ve ortamın ürettiği olumsuzluklar vardır. Dolayısıyla önlemleri konu edenler, “Sadece güvenlikçi politikalar yetmez,” derken bu noktadan itibaren olacakları söylemiş olmaktadırlar. Örneğin sınırlar, mülteciler, göçler, savaşı ve terörü üreten eşitsizlikler, aşırılıklar vs. çok konu tartışılır hale getirilir.

Amerika mı? Amerika kendi milli stratejisi açısından doğruyu Soğuk Savaş sonrası planlayıp uygulamıştır. Bu kendine göre çok normaldir. Eğer Irak’ı fiilen üçe böldü ise kendi gücüyle ve inisiyatifiyle yapmıştır. Bugün bunun yan etkileri varsa ve Türkiye buna itiraz ediyorsa yapacakları azdır. Çünkü vaktiyle buna karşı bir stratejisi vardı, Turgut Özal çaba sarf etmişti ama iç dinamikler (en yumuşak tabirle) bunu anlayamadığından ilerlenememişti.

Soğuk Savaş olmasaydı ne El Kaide olurdu ne de Radikal veya Ilımlı İslam kavramları ile bunların uzantıları; ama oldu! Bugün durum bu, hatta bugün bir DAEŞ terörü varsa öncesinden itibaren akıl yürütmek gerekir, kimler yarar buldu diye.

Propaganda

Bu safhada dominant servislerin propaganda konusuyla ilişkisini açıklamak isterim. Burada yoğun biçimde istihbarat görevi vardır ve bu husus iyi bilinmelidir. Özellikle duyguları kontrol etmek üzerine yürütülen operasyonlar bugün Türkiye üzerinde de gerçekleştirilmektedir.

Hasmın duygularını yönlendirmek için planlı bir sürecin işletilmesi gerekmektedir. Bu bizi Bilgi Harbi’nin ve bunun içindeki Psikolojik Harekat’ın ve yine bunun dalı olan propaganda kavramına çıkartır. Çünkü propaganda, bir topluluğun düşüncelerini, duygularını, davranışlarını, tavır ve hareketlerini etki altında tutmak ve onları değiştirmek amacıyla yayınlanan bilgi, belge, doktrin ve görüşlerdir. Diyeceksiniz ki propaganda, belgeli veya belgesiz, yalan haber veya dedikodu ile olabilir mi? Evet, bunu bilmekteyiz. Ama benim bu son dönemde gördüğüm şu: Günümüzde propagandayla esas fiilin başlatılması konusu daha öndedir. Çünkü bugün görülen temel amaç, hedef toplumu kendi dinamikleri vasıtasıyla zayıf düşürmektir. Propagandayı kendi kültürü içindekilere yaptırıyorlar. Yani Ahmet, Mehmet’i etkilemek için bir eylem yapıyor, eylem bir terör eylemi de terör eyleminin tedirginlik yaratacak türden sözünün edilmesine dayalı bilgi veya belge (resmî belge kopyası, fotoğraf, twit, caps…) de olabilir. Askeri literatürde örneğin terörün bir eylem üzerine yapılanına “silahlı propaganda” denmektedir. Diyelim bir yerde bomba patladı (silahlı propaganda başlatıldı), sonrasını düşünebiliyor musunuz? Medya ve sosyal medya kanallarının hepsine büyük bir yığılma olur. Yayımcı ve okuyucu bu toplumun içindedir. Başka bir örnek, bu ülkede birileri özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik olarak uzunca süre “Fuat Avni” koduyla sosyal medya kanalıyla propaganda yaptı. 

Burada üzerinde baskı kurulan ne oluyor? Toplumun duyguları ve değişik tür tepkilere sebep olan hisleri. O halde istihbarat servisleri (örneğin CIA; MOSSAD, FSB…) ajandalarına bağlı olarak eylem yaptırırlar, faaliyetinin hedefi belli olan örgütler (örneğin PKK, DAEŞ, DHKP-C, FETÖ…) planladıkları duruma göre eylem yaparlar veya her ikisi de karma biçimde olabilir. Temel amaç ne? Hedefi korkak, yılgın, bezgin yapmak, önüne sürülen şeyleri kabul edecek seviyeye indirgemek, toplumu ve tarafları birbirine düşürmek, toplum içindeki huzur ve güven duygusunu etkilemek, “Bu ülkede yaşanmaz, yarınımdan endişeliyim, yönetimde sorun var,” dedirtmek. Özellikle bu coğrafyadaki duygusal toplumların duygularına yönelik ne yapılır? Kim hangi konudan nasıl etkilenir, nasıl ajite olur, biri diğerini düşman beller? Mesele değerlerini tartıştırmak ve birbirlerine konu ettirmektir, doğru-yanlış bunalımı yaşatmaktır.

Yabancı servisler hedefledikleri coğrafyalara kontrollü stratejilerle yaklaşırlar. Amaçları hedefteki gelişmeleri kontrol ederek bir yöne doğru seyretmesini belirginleştirmektir. Sürekli potansiyel tehlike kaynakları yaratılır. Tehlike kaynaklarının eylemleri yönetilir ve izlenir. Hedefteki yasalarla toplum arasındaki bağ kopartılır. İnanç ve güven duyguları çökertilir. Hak ve menfaatler çatışma konusu haline getirilir. İnsanlar birbirlerini fişlerler ve fişlemeler bir yerde serviste toplanır, çünkü kontrollü idare için önce biri, sonra diğeri planlı biçimde öne sürülür. Toplum farkında olmadan birbirinin ispiyoncusu olur ve derin bir düşmanlık oluşumu bu vesileyle ve doğal şartlarında derinleşir. Bu, toplumu kendi içinde bölen önemli bir hamle olur. Kamu düzeni bir şikâyet ve zaaf konusu haline dönüştürülür.

Kontrollü gerilimde güçlü olan hedefini istediği takvime ve yönteme uygun şekilde şekillendirir. Türkiye’nin 2015-16 yıllarında görülen üzerindeki kara bulutlara bakılırsa, olup biten uzun vadeli bir sürece yayılmış haldeydi. Propagandanın ve kontrollü gerilimin başarısı için hemen her unsuru oyuna dahil etmektedirler. İsteseler, dost olsalar, yardım etmek için samimi olsalar, bu topluma ihtiyaç duysalar, sorunu görürler ve ortadan kaldırmak için bir kerede hamlelerini yapıp çekilebilirler, eğer hamle gelmiyorsa oyunda konu edilenlerin kontrollü operasyon için var olmaya devam etmesi istenmektedir. Örneğin PKK terör örgütünün üst kadroları istense yok edilebilir. Ama yapılmaz! Unutmayalım, eski Başkan Donald Trump’ın, DAEŞ yüzde yüz yenilgiye uğratıldı, dediği anda Pentagon tersini söylüyordu. Kimin sözüyle nereye gideceksiniz?

Bu yaklaşımdan ülke içindeki taraf olan kesimler için de sonuç çıkarmanız ve bir değerlendirme yapmanız mümkündür. İzleme kolaylığı varsa ve kontrol ediliyorsa sorun yoktur, mesele onun sürekli sorunu çeşitlendirmesidir. Bakacağınız yer neresi? Olumlu veya olumsuz taraf olarak değişik kesimlerin sorun yaratıp değerleri tartışılır kılmayı özellikle yapmalarıdır. Sorunları derinleştirenler ve sürekli yeni sorun sahası yaratanlar ya propaganda yapıyordur ya da karşı propaganda ile gündemdedir. Bunu bilenler takip edebilir.

Propagandanın meşru yönünü biliriz, siyasi parti seçim propagandası yapar, dernek başkanı seçim öncesi propaganda yapar, vs. Meşru olanın meşru olmayanla karıştırılarak yönetildiği ortamlar da vardır. Eğer yöneten servis her şeyi gözleyebiliyor ve bilgileri çok çabuk ölçebiliyorsa bu kapsamı yapmaya cesaret edebilir. Buradan şu sonuç çıkar, günümüzde her türlü yayın, medya ve sosyal medya izlenebilmekte ve dominant servislerin bunları kontrol edebilecek kapasiteyle donatılmaları ve gerekli insan kaynağını kullanıyor olmasıdır.

Nispeten güçlü ülkelerin üzerinde bir kontrollü operasyon yapılacak olunursa, bunun jargonuna aşina uzmanların kullandığı bir yöntem vardır, “Fil Avcısı Yöntemi”. Bunu kısaca şöyle anlatırlar: Fil her gün aynı yoldan geçmektedir. Avcılar yola tuzak kurarak onu çukura düşürürler. Avcıların bir kısmı siyah elbise giyerler ve çukura inerler. Fili güzelce pataklarlar. Sonra çukura beyaz elbise giyen avcılar iner ve fili kurtarırlar. Sonunda fil beyaz giysili avcıları görünce kurtarıcısının geldiğini anlamaya başlar. Koca fil beyaz giysili avcıların idaresine girer, ormandan odun çekme işinde kullanılmaya başlar. 

Bu örnekten çıkarılan ders şudur: Duyguları hedef alanların yaklaşımlarına bakmak gerekir, kim dayakçı tarafı oynuyor, kim kurtarıcı rolünde. Öyleyse bilinen bu yöntemde örneğin dominant ülkelerin diplomatları sürekli yardım eder rolde olurlar, beyaz giyimli avcı rolündedirler, istihbarat servislerini zaten göremezsiniz ama onlar bir biçimde kontrolü sağlarlar ve oyunları enjekte ederler, fiilen olayı yaratanlar ise fili döven avcı rolünde olurlar.

Sonuç

Bu kadar teoriden sonra bugünlerde yaşanan gerginlik yaratma biçimlerine ilişkin belirgin değerlendirmeler yapabileceğinizden eminim. 

2021’e girdik ve Joe Biden ABD Başkanı. ABD, “demokratik liberalizm” söylemiyle stratejik propagandasını küresel çapta yapıyor. Bölgemizde, tıpkı Irak’ı istikrarsızlaştırdığı gibi Suriye’yi de fiilen parçalamanın planını sürdürüyor. Burada asıl rakibi Rusya, asıl ortağı ise İsrail’dir. ABD’ye göre Türkiye “gri ülke” kategorisindedir. Başka ifadeyle, Türkiye dolaylı da olsa baskılanması gereken bir ülkedir. 

Başta da bir nebze ifade ettiğim sonuçlar hasıl oldu. Üstelik ABD’nin istekleri neredeyse 2003’ten bu yana Türkiye tarafından o veya bu sebeple yapılmıyor: 2003 yılında 1 Mart Tezkeresi olayı, 2009’da “One Minute”çıkışı, 2011’de Arap Baharı ve Suriye iç savaşı, 2014 yılında PKK terör örgütü ve HDP’nin “demokratik özerklik” talebi vardı. 

Türkiye 2016’dan sonra Doğu Akdeniz’e çıktı, Libya, Suriye, Irak, Kafkaslar, Balkanlar, Afrika ve Orta Doğu’da etkin hale geldi. 

Halen FETÖ lider kadrosu ABD’dedir ve buna iç politik kesim denmektedir. Bu coğrafyada ABD, Körfez Savaşı’ndan, ortamın olgunlaştığını düşündükleri 2005 yılından bu yana, açıkça Kürdistan Toplulukları Birliği (KCK) ile birlikte hareket etmektedir. Kandil, HDP ve Öcalan aynı bölücü ağızla ve alenen konuşmaktadır. ABD her ne kadar PKK’nın terör örgütü olduğunu ifade etse de planlı hasmane faaliyetlerini meşru ortaklar imal edip yeni isimlerle sürdürmektedir. Meşru isimli mevcut kişi ve kurumlar ile örtülü kişi ve kurumları hem içeriden hem dışarıdan birlikte kullanmaktadır. Sahada sokak hareketlerini ve istikrarsızlığı pompalayacak her türlü fırsat için maşalarını kullanmaktadır. Burada en dikkat çekici bir diğer konu, ABD’nin, baskılar neticesinde mevcut iktidarın sallanması durumunda, alttan yeni bir partinin ortaya çıkması planını dahi geliştirmiş olmasıdır. Bunun siyasi yelpazede örneği açıkça görülmektedir. 

Türkiye ise bütün bu olanları dikkatle kontrol altında tutmaktadır. Dayandığı nokta milli iradedir. ABD’ye rağmen Türkiye bölgesel güç mücadelesini sürdürmektedir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Biden’ın Uzun Savaş Planı

DİĞER YAZI

Batı Kapitalizmi ve Antikapitalizm

Politika 'ın son yazıları

Kırılma

Bu bir kitap olacak. Bu günü gününe tutulan notların birikimi ile gerçekleşecek. Geçenlerde bir twit attım