Amerika ile Yeni Seviye

375 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Dün (26 Nisan) Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan Ermeni sözde soykırımı yasa tasarısını onaylayan ABD Başkanı Joe Biden’a cevap niteliğinde yaptığı açıklamada ”24 Nisan’dan sonra Amerika ile yeni seviye” ifadesi geçti, bu önemlidir. Her iki lider önümüzdeki günlerde Brüksel’de bir araya gelecekler. Erdoğan Brüksel’de muhatabına yaptığı yanlıştan dönmesi için son bir kez daha bilgilendirme yapacak ve hatta bahse konu Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği hakkında bir konuşma gececektir.

İki ülke ilişkilerinde seviye neydi, ne olması muhtemel? Müttefiklik, model ortaklık, stratejik ortaklık… Bu tür ifadeler var. Bundan önceki diplomatik düzeyde bu ifadeler kullanıldı, acaba yarın da kullanılacak mı?

Geleceğe bakarken Türkiye’nin değerlendirmesinde iki ülkenin ilişkilerinin iyi düzeyde olmasını gerektirecek belirleyici altyapı ifadesi ise ”küreselleşme gereği ilişkilerin yeniden belirlendiği bugünlerde birlikte yürünüp yürünmeme iradesi” üzerinedir.

Küreselci, Liberal Demokrat Barack Obama döneminde (2009-17) bölgemizde Arap Baharı ve Vekalet Savaşı süreci yaşandı. Bu dönem boyunca Başkan Yardımcısı Joe Biden idi. (Aşağıdaki tablodan takip edebilirsiniz.) Türkiye’nin güney komşusu Suriye’de DAEŞ tehdidi vardı, ABD bu tehdidi bahane ederek bölgeye gelmişti, burada PKK terör örgütü uzantısı PYD/YPG ile ilişkiler Obama döneminde kuruldu. Obama TBMM’de yaptığı konuşmada, kendilerinin El Kaide’yi savaşarak yok edeceklerini, Türkiye’nin ise PKK terör örgütü meselesini kendisinin Irak ve Barzani ile görüşerek çözmesi gerektiğini ifade etmiştir. Türkiye tarihinde en fazla terörle bu dönemde uğraştı bir yılda verilen kayıp sayısı yüzleri, sadece 2016’da binleri buldu. Suriye sınırımızda Ayn el-Arab (Kobani) olayı ve bununla da irtibatlı birçok güneydoğu il ve ilçemizde neredeyse Cumhuriyet tarihimizin en büyük olayı 6-8 Ekim kalkışması yaşandı. Türkiye’de 15 Temmuz 2016 FETÖ’nün hain darbe girişimi sahnelendi. Darbe girişimi öncesinde ABD ile ilişkiler model ortaklık düzeyindeydi. Sonrasında nasıl olacağı hususunda belirleyici tek olay Suriye’deki süreçle alakalıydı. Hatta bir başka konu, Türkiye Obama’nın başkanlığı ve Biden’ın yardımcılığı döneminde ABD’den Patriot füze sistemleri istedi ve verilmedi. Obama, Ermeni yasa tasarısında ”büyük felaket” ifadesini kullandı.

Muhafazakar Cumhuriyetçi Donald Trump dönemine (2017-21) baklalım. Zaten dünyada ve ABD içinde politika olarak Obama her ne yaptıysa Trump tersini yaptı. Türkiye ile ilişkilerde de bölgedeki savaşların geleceği konusunda da Trump bir iş adamı gibiydi. Trump ve ABD Savunma Bürokrasisi, daha geniş biçimde Demokratların hakim olduğu kesimler arasında husumet dolu bir dört yıl geçti. Erdoğan ve Trump arası nispeten iyi idi. Ancak ABD ile ilişkilerin genelinde çok fazla gelgit vardı ve belirli bir tanım yapma güçlüğü çekildi. F-35 ve S-400 meselesi Trump zamanında alevlendi ama ABD lideri Türkiye’yi haklı gördü. Bu dönemde iki ülke arasındaki en değerli çabalardan biri de 100 milyar dolarlık ticaret hedefine ulaşma girişimi idi. Yine de model ortaklık ifadesi geçerli kabul edildi. Trump, Ermeni yasa tasarısında ”büyük felaket” ifadesini kullandı.

Küreselci, Liberal Demokrat Joe Biden, yardımcısı Kamala Harris, 2021’de işbaşına geldi. Obama politikalarını geliştirerek uygulamaya devam edecek görünüyor. Dünyada hem yumuşak gücü hem de sert gücü kullanacak. Erdoğan’a ”otokrat lider” dedi. Medyada Erdoğan’ın ”İslamcı lider” olduğu sürekli tekrarlandı. Erdoğan’ı muhalefetle birlikte iktidardan indireceklerini söyledi. Biden New York Times’a adayken verdiği mülakatta, iktidarı darbeyle değil muhalefetle değiştireceğini, başka, Kürt meselesinin parlamentoda çözüleceğini, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye doğalgaz çıkarttırmayacaklarını söyledi. (Obama zamanında Başkan yardımcısıylan Barzani’ye Washington ziyaretinde, acele etme Kürdistan’ın kurulacağını göreceksin, dediğini de hatırlayalım.) Türkiye’nin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler meselelerinde kendini düzeltmesi salık verildi. Hatta geçtiğimiz hafta Türkiye’ye seyahat kısıtlaması açıklaması içinde bile Covid-19’un yanı sıra ifadede tutuklamalardan bahsedilmekteydi. Obama Türkiye’ye ”NATO üyesi ülke” ve ”AB ortaklığını destekliyoruz” şeklinde söyledi, ama burada söylemediği konu belliydi, mevcut iktidarı istemiyordu (CB Erdoğan dünkü konuşmasında ”rahatsızlığımda evime kadar gelip beni ziyaret etmişti,” bu tür özel ve samimi ilişkiden bahsettiği halde). Ya ne istiyordu? Obama zamanında bitilmemiş işlerini bitirecek bir yönetim veya siyasi iklim istiyordu. Bunlar neler, açıktır. Obama işbaşına geçeli daha birkaç ay oldu ve Türkiye ile ABD ilişkileri nerede, hangi düzeyde net bir biçimde bilinmezken, Türkiye F-35 projesinden çıkarıldı, bir de 24 Nisan’da bu Ermeni (sözde) soykırım yasa tasarısı onaylandı.

Son söz buydu: 24 Nisan tarihi ile ABD-Türkiye ilişkilerinde yeni seviye! Şimdi teyiden Brüksel görüşmesine bakacağız.

Ne olur? İfade edildi, ”biz yolumuzda yürümeye devam ederiz.” Nasıl? Madem ki küresel düzen kurulurken güçler arasında ilişkiler yeniden ele alınıyor, Türkiye de hakkını böyle kullanır. Ancak durum açık, NATO üyesi Türkiye yoluna devam ederken, kendi sorunlarını kendisi çözer, ABD desteğine ihtiyaç duymaz. Bölgesel ve uluslararası meselelerde iki ülkenin farklı düşündüğü konular olur ise Türkiye, ABD ile birlikte hareket etmek gibi özel bir çabaya girişmez, zaten öyleydi ama bu daha belirgin bir hal alır. Acil konuşulacak meseleler var, Afganistan, Suriye, Libya, Ukrayna, Doğu Akdeniz…

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD Tarihi Bir Yalana İmza Attı

DİĞER YAZI

Kuzey Kıbrıs’ın Yeni Vizyonu ve Cenevre Görüşmeleri

Politika 'ın son yazıları