BAE ile Düşündürücü Yeni Dönem

75 Tıklama
20 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Geçtiğimiz gün Birleşik Arap Emirlikleri Şeyhi Muhammed bin Zayed Al Nahyan (dünya MbZ kısaltmasıyla anıyor) Ankara’ya geldi ve bir dizi finans ağırlıklı anlaşmalar gerçekleştirdi. Öncesi var elbette, arka kapı diplomasi deniyor, bu şekilde ziyaretin ön çalışmaları yapılmış. Şimdi bakalım, BAE nasıl bir ülke, Türkiye ve bu ülke arasında tartışma yaratan konular, yapılan anlaşmaların ayrıntıları, ekonomik kondisyonlar ve sonuçta ne diyebiliriz, bu bir yeni dönem ise neler beklenmeli?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)

BAE nasıl bir ülke? Basra Körfezi kıyılarının kabile devletlerindendir. İngiltere XIX. YY’da tüm bölgenin savunma ve dışişleri konularını kontrol etti. Abu Dabi başta bölgedeki kabilelerden altısı daha birleştirildi, ülke 1971-72’de Birleşik Arap Emirlikleri adı ile tanımlandı. Abu Dabi’de Dubai başkenttir ve bölgede de en gözde kent olarak ziyaret edilir. Aslen Londra eksenli bir küresel politika merkezidir. 

BAE ekonomisi 30 yılı aşkın bir süredir petrol ve küresel finans piyasalarını etkiledi. 2008-09’da petrol fiyatlarının ve emlak fiyatlarının düşüşü ve uluslararası bankacılık krizi birleşerek BAE’de önemli bir kriz yaşandı. Ortadoğu’da geniş bir coğrafyada etkili olan Arap Baharı, BAE’yi etkilemedi. Emirlikler bu dönemde büyük bir mali kurtarma operasyonu geçirdi. Emirliklere 1.6 milyar dolar dağıtıldı.

Yaklaşık 10 milyon nüfusu var. Ancak nüfusunun dağılımı (2015) ilginç; Emirlikler toplamı yüzde 11.6; Güney Asyalı yüzde 59.4; Mısırlı yüzde 10.2; Filipinli yüzde 6.1; diğer yüzde 12.8. Buradan anlaşılan şudur, Emirlikler dışında kalan yüzde 90’lık çok büyük bir nüfus dışarıdan. 

GSYİH’sı 421.1 milyar dolardır (Dünya Bankası, 2019). Kişi başına 67.119 dolar düşmektedir. GSYİH’nın yaklaşık yüzde 6’lık bölümünü savunmaya harcar. (Türkiye’nin savunma harcaması oranı yüzde 2’nin altındadır, hem üreticidir.) 2019 yılında 248 milyar dolarlık ihracatı vardır. İhraç ürünleri; ham petrol yüzde 45, biraz doğalgaz ve asıl olarak re-export şeklinde gerçekleşir. Önemli miktarda elektriği dışarıdan alır. Ham petrol üretimi günde 3.2 milyon varildir (2018). Bunun yaklaşık yüzde 80’lik kısmını ihraç eder. Çıkan doğalgaz kendine yetmez, dışarıdan bir miktar alır.

Bu tür petrolle geçinen ülkelerin hemen hepsinde (Suudi Arabistan’dan Rusya’ya böyledir,) iki maliyesi vardır. Birisi bilinen resmi maliyedir. Devlet içi çarklar bu hesapları bilir. Diğer hesap ise başkanın, emirin veya başka kisvedeki liderin kontrolündedir. Ülkede bu meblağ bir hayli yüksek seviyelere ulaşır ise paranın kontrolünde başka güçler de lidere etkide bulunmak isterler. Bu kritik nokta iyi bilinmelidir. Hatta sürdürülen örtülü harcamalar başka pazarlıkların konusu olur. Bu da başkalarının haklarıyla alakalıdır.

Ülke yabancıların mülk edinmesine açıktır ve sıfır vergi imkânı sunar, serbest ticaret bölgeleri yabancı yatırımcıların ilgisini çeker. Abu Dabi her türlü para giriş çıkışına açık bir ticaret ve finans merkezidir. Bir gün petrol gelirlerinin biteceği bilindiğinden alternatif cazibe konuları üzerine planlar yapılmaktadır. Kısa/orta vadeli planlar içinde görülenlerden bazıları şöyle; ekonomik çeşitlendirme, BAE’yi küresel bir ticaret ve turizm merkezi olarak teşvik etme, endüstriyi geliştirme ve gelişmiş eğitim ve artan özel sektör istihdamı yoluyla vatandaşlara daha fazla iş fırsatı yaratma. Teknoloji (yeşil enerji, sağlık, e-ticaret…) yatırımı bu nedenle önemsenmektedir.

BAE’nin stratejisi nedir? Liderleri Al Nahyan’ın itici gücüyle aktif ve müdahaleci dış politika üretilmesi, Arap dünyasında İslamcı hareketlere ve teröre karşı kampanyaların yürütülmesi.

Al Nahyan nasıl bir liderdir? İngiltere’de Kraliyet Askeri Akademisi’nde okumuştur. Benim diyen savunma bakanından veya genelkurmay başkanından daha iyi strateji ve savaş bilir. Arap kültürünü ve küresel sermaye ile işbirliği yapmayı iyi bilir.

BAE’yi kolayca nasıl açıklayabiliriz? Transfer ülkedir. Neyin transferini yapar? Politikanın transferi bakımından; Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da (MENA) Batı politikalarını uygulamak için transferdir. Ticaretin transferi bakımından; Çin başta olmak kaydıyla Uzakdoğu ile Batının karşılıklı ticaretinde transferdir. Finans transferi bakımından; Londra merkezli finansın kullanımına bölgesinde ve küresel çapta aracılık eder. Askeri stratejinin transferi bakımından; Batının terörle mücadele ve çıkarlarına dayalı operasyonlarına harekât ve lojistik açılardan destek verir ve katılım sağlar. 

Askeri kapasitesi nasıldır? Güçlü bir ordusu vardır. Kara, deniz ve hava kuvvetleri moderndir. Hava kuvvetlerinin intikal kabiliyeti yüksektir, tanker uçaklarıyla F-16 ve Mirage uçaklarına ikmal yapabilir. ABD’den F-35 satın almak için talepte bulunmuştur. Basra Körfezi, Arap Yarımadası (Yemen dahil) ilk ve asıl sorumluluk ve görev alanıdır. Bu çemberin dışında BAE silahlı kuvvetleri unsurları Afganistan, Doğu Akdeniz, Libya, Suriye’de çeşitli tatbikatlarda ve görevlerde varlık göstermiştir.

Konu edildiğinden ilavem olacak, çünkü önemlidir. Donald Trump Ortadoğu’da Normalleşme ve İbrahim Anlaşmaları karşılığında (İran’ın olası karşı taarruza önlem bakımından,) BAE ile 50 F-35 ve 18 MQ-9 S/İHA anlaşması yaptı. İsrail buna gerek olmadığını ifade etti. İsrail’e göre Körfez’de F-35 olmamalıydı. (Bilindiği gibi İsrail baskısıyla Türkiye de F-35 projesinden çıkarıldı ve Ortadoğu ile Doğu Akdenizde halen bir tek İsrail Hava Kuvvetleri F-35 sahibidir. Türkiye meselesinde S-400’lerden en fazla rahatsız olan İsrail idi ve ABD, özellikle Senatör Bob Menendez’in gayretiyle, bu konunun Türkiye aleyhine gelişmesine neden oldu.) İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez Ülkelerinin silah programlarını yakınen takip eder. İsrail, Joe Biden yönetimine F-35 verilmemesi gerektiğini işaret etti, zaten Normalleşme konusu sorunsuz ilerlemişti. Halen ABD F-35 ve MQ-9 satışını gerçekleştirmedi. Bundan Al Nahyan rahatsız oldu. Dengelerin değişmesi kendini aldatılmış hale getirdi. Bu konu önemliydi! Yakında Al Nahyan Türkiye’ye SİHA siparişi bile verebilir.

Yaşananlar ve İddialar

İlişkiler ne zaman bozuldu? Recep Tayyip Erdoğan’ın Dünya Ekonomik Forumu 2009’daki “One Minute” çıkışından bu yana geliştirilen tüm bölgesel stratejik ve askeri politikalarda, İsrail ve BAE ile Türkiye karşı karşıyadır. Genel kanaate göre belirgin olarak 2011 Arap Baharı sonrasında BAE ve Türkiye arsındaki ilişkiler soğumuş, bazen durma noktasına gelmiş, bazen de liderler çok sert açıklamalar yapmışlardır.

İki ülke arasında anlaşmazlık yaratan konulara bakıldığında neler görüyoruz? Arap Baharı ve Müslüman Kardeşler konusu, BAE’nin 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini desteklediği iddiası, 2017’de Katar’ın tecrit edilmeye çalışılması, Libya’da darbeci Halife Hafter’in desteklenmesi, Suriye’de ABD ve Suudi Arabistan ile birlikte DAEŞ’e karşı mücadele adı altında PKK/YPG’ye maddi destek sağlanması, Yemen’deki Suudi liderliğindeki askeri faaliyetlere destek verilmesi, BAE-İsrail anlaşmaları, Filistin davasına destek verilmemesi, İbrahim Anlaşmaları ve İsrail’in “Normalleşme” sürecine aktif katılım sağlanması, BAE’nin Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile işbirliğine girmesi, askeri ve stratejik ortaklık yapmaları…

Arap Baharı’ndan bugüne Türkiye’de iç politik alanda neler yaşandı? Terör, casusluk, kumpaslar, darbe girişimi, kalkışma, keskin politik tartışmalar… Türkiye için özellikle 2009-2016 arası çok zor geçti. Bunlar güvenlik, beka, politika, başlıklarıyla ele alınan konulardı. 

Türkiye Ekonomisinde Yaşananlar 

Diğer yandan ekonomide de önemli darboğazlar oldu. En önemlisi döviz kurları ve enflasyon başlıkları hakkında gelişti. Örneğin, 1 Mayıs 2013’te ABD doları 1.89 TL iken, tedricen arttı; 1 Nisan 2018’de ABD doları 4.89’dayken, 1 Ağustos 2018’de 7.22 TL’yi (artış yüzde 67); benzer biçimde son günlerde görüldüğü üzere, 1 Eylül 2021’de ABD doları 8.95’teyken, 23 Kasım 2021’de şaşırtıcı artışla 13.45 TL’yi gördü (artış yüzde 66). 

Küresel etki üreten Covid-19 sürecine girerken Türkiye’de dolar 5.91 TL civarındaydı, bugün 12.01 TL’dir (artış yüzde 49). Bu zaman içinde Türkiye’de ekonomiyi canlandırmak için yaklaşık 70 milyar TL basıldı ve iç piyasaya çeşitli şekillerde (canlandırma, destekler, krediler, vs.) sürüldü. 

Aynı periyotta BAE para birimi dirhem (AED) ile ABD doları arasındaki paritede artış nedir? Değişim yok! Covid-19 başlarken ABD doları 3.67 AED idi, şimdi de aynıdır. O halde pandemi süresince Türkiye döviz yönüyle yarı yarıya kayıp verirken, BAE aynı seviyede kaldı. (Türkiye büyüme oranı ve ihracat verileri bakımından dünyada ilk sıralardadır.)

BAE ile bu son artışın ne ilgisi olabilir? Yok! Sadece şu tesadüf var, ziyaretin isabet ettiği tarihte Türkiye’de ekonomik açıdan önemli güçlükler yaşanıyordu ve BAE ile yapılan anlaşmalar finans konusu üzerine oldu. Bu durum ister istemez insanlara ne kazandık ne kaybettik sorusunu sordurdu.

Türkiye-BAE Arasında Yapılan Anlaşmalar 

24 Kasım 2021 itibarıyla Türkiye ve BAE arasındaki anlaşmaları hatırlayalım. Abu Dabi Liman Şirketi ile Türkiye Varlık Fonu, Abu Dabi Kalkınma Holding (ADQ) ile Türkiye Varlık Fonu, Abu Dabi Kalkınma Holding ile CB Yatırım Ofisi, TC Merkez Bankası ile BAE Merkez Bankası arasında işbirliğine yönelik, Abu Dabi Menkul Kıymetler Borsası ile Borsa İstanbul arasında da bir mutabakat, iki ülkenin gümrük ve çevre konularında işbirliğine dair mutabakat anlaşmaları imzalandı.

Anlaşmaları biraz daha açalım. Kalyon Grubu (yenilenebilir) güneş enerjisi, CCN Grup sağlık yatırımı yapacak. Bunlar stratejik ve teknolojik yatırım olarak isimlendirildi. Finans alanında da anlaşma yapıldı. Buna BAE ve Türkiye arasında potansiyel swap anlaşması denebilir. Türkiye bu swap anlaşması yapma konusunu Türk Lirası’nı güçlendirmek için bir yöntem olarak görmektedir. Amaç döviz kaynağı oluşturmaktır. (Daha önceden Çin ile 6 milyar, Katar ile 15 milyar ve Güney Kore ile 2 milyar dolarlık swap anlaşması yapmıştı.) 

Yakın zaman önce BAE kurye şirketi Getir’e ve e-ticaret şirketi Trendyol’a yatırım yapmıştı. Bu durumda ziyaret öncesinde BAE, Türkiye’de bazı şirketleri satın almak için aksiyona geçmişti diyebiliriz. 

ADQ teknoloji şirketlerine fon oluşturmak için yatırımını belirginleştiriyor. BAE tarafından bu yatırımı desteklemek için 10 milyar dolarlık fon ayrıldı.

Değerlendirme

O halde soralım, BAE, Türkiye’nin sorumluluk ve ilgi alanındaki uluslararası ilişkiler konularına olan yaklaşımında değişiklik yapacak mı? Hayır. Bu yapılan anlaşmalar zamanlama olarak BAE ile ilişkilerde geri adım atılmayacak noktadadır. Daha bir hafta önce BAE, Doğu Akdeniz’deki Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Mısır ile ortak Medusa askeri tatbikatını gerçekleştirdi. Büyük ihtimalle çok yakın zaman sonra yapılacak Libya’daki seçimlere etki edecek ve Türkiye aleyhinde sonuç alınacak politikacıları destekleyecektir. Daha başka konular, Filistin, Suriye, vs. Hatta denebilir ki BAE bundan böyle Türkiye alanındaki meselelerde daha cesaretle davranışta bulunabilir. 

Ancak ziyaret sonrasında taraflarca ne dendi? “BAE ile yeni bir döneme girildi.” Yeni dönem ne getirecek?

Dış politik konularla ekonomik konular tamamen farklı kulvarlarda ilerleyecektir. Buna rağmen dış basında çıkan haberlerde (örneğin; Reuters, AP, Al Jazeera) şöyle diyor: Türkiye, Mısır, BAE ve Suudi Arabistan ile “normalleşme” sürecinde. Buna bir ilave yapalım, geçtiğimiz hafta haberlerinin alındı, Türkiye’nin İsrail ile yakınlaşma emareleri var. Demek ki bu ülke ile de belli bir diplomatik yakınlaşma kapısı açılacaktır.

Son soru: Sizce Abu Dabi Türkiye bölgesinde ne tür bir transferin peşinde olabilir?

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Yunanistan Gerginliğinin Arka Planı

Politika 'ın son yazıları

Tam Spektrumlu Politika

Size şöyle soruyorum: Tam spektrumlu politikanız nedir? Klasik ideolojik yaklaşımlarla mı hareket edeceksiniz, hatalar üzerinde geliştirdiğiniz

Fay Hatları

Türkiye’nin bölgesindeki çatışmaları, gerilmeleri ve krizleri incelemeye başladığımızda ilgili aktörlerin etkileşimleri bağlamında geniş bir coğrafya içinde

Kırılma Cilt II

Kırılma Cilt I'de bu bir kitap olacak diye başlamış idik. Cilt II'ye geçmeden gördük ki bu