Jeopolitik Güç Tahmini (2035)

307 Tıklama
30 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Önce Çin, ABD’yi geçecek mi, sorusunu cevaplayacağım. Ama bundan daha önemli sorular olmalı, nasıl bir dünya kurgusu içinde olacağız, insanlık ne tür jeopolitik bir atmosferde kalacak, gibi… İnsanlığın üzerindeki baskıyı oldukça hissedeceği bir dönemde yaşayacağı değişimi ve küresel aktörlerin hangi alanlar üzerinde rekabet edeceğini inceleyeceğim.

Giriş

Cumhuriyetçi Donald Trump sonrasında, 2021 başı itibarıyla, ABD Başkanlığına Demokrat Joe Biden geldi. Hemen her aktörün Biden’ın ne yaptığını izlemeye koyulduğu, küresel rekabette çok önemli olayların beklendiği bir evreye girildi.

1990’ların sonundan bu yana, çeşitli düşünce, araştırma kurum ve kuruluşları (ki çoğu Batı kaynaklıdır), ABD ve Çin arasındaki rekabete dair öngörülerde bulundular, çeşitli yayımlar yaptılar. Hesaplara göre, ortak kanaat olarak, Çin, ABD’yi 2035’te bazı alanlarda yakalayacak. Ama bu konu öyle anlaşıldı ki sanki Çin tümüyle ABD’yi geçecek, hatta ABD bu süre içinde ya hiçbir şey yapamayacak ya da bütün çabalarına rağmen gereken önlemleri bir türlü alamayacak ve sonuçta Çin onu alt edecek!

Biden’ın Çin’e karşı planı veya stratejisi nedir? Bugünlerde bu tipteki soruların çoğaldığı bir dönemdeyiz. Aslında durum bir kısmıyla açıklığa kavuştu gibi, ancak emin olmadan kimse bir şey söylemek istemiyor (cesaretsizler desem olur). 

ABD, 1990’lardan bu yana önemli yatırımlar yaptı, kendine ve küresel sisteme yeni alanlar açtı, sistemi değiştirecek projelere imza attı, hatta bugün bunların meyvelerini dünya olarak almaya başladık. Uzayda, siber alanda, IV. Sanayi Devrimi şeklinde ifade bulan konulardaki yeni teknolojilerde ABD öncü yatırımlar yaptı (örneğin Silikon Vadisi bir semboldür). Çin ise bir kısmıyla bu konular üzerine çalışan küresel şirketlerin üreticisi, alt yüklenicisi, birkaç konuda da teknoloji casusluğu sonucu sahibi oldu görülür. Halen Çin’in bu gayretleri devam etmektedir.

Öte yandan küresel ekonominin neye/nereye evrileceği konusu en fazla sorulan sorular içindedir. Çin’in ekonomik performansı şaşırtıcı şekilde ileri yönde seyretmektedir. Bugün en önemli konulardan birisi, rezerv para birimi olarak görünmektedir. Çin kasasında biriken ABD dolarlarıyla gelişmesini sürdürürken, kendi para birimi renminbi için bir çıkış yolu aramaktadır. Bir önceki ABD Başkanı Trump zamanında Çin’in gelişmesini kısıtlamak amaçlı birçok tedbir alındı ve bunlardan öne çıkan husus Ticaret Savaşı idi.

Bütün insanlığa, 2008 küresel ekonomik kriz, covid-19 pandemisi, ama en önemlisi iklim değişikliği, dikkate değer ve sarsıcı etkiler yapmıştır, yapmaktadır da. İnsanlık bu etkilerle beraber bir değişime sürüklenmektedir, elde ettiği kazanımları bu değişimde projelendirerek yeni bir sistem inşasından söz etmektedir. O halde bugün insanlık küresel güç odaklarının başat aktörlüğünü yaptığı bir büyük düşünceyle kendine göre bir tarif yapmakla ilgilenmektedir. 

Tam da bu geçiş döneminde ABD ve Çin başta, Rusya ve Avrupa’yı da içeren şekilde, bir “büyük rekabet”ortamı ortaya çıkmıştır.

Analiz

Küresel rekabet kıyasıya sürüyor. Ben bu rekabeti iki evrede ele alıyorum:

  • 2021-35 arası: Gözlerimizin önünde gelişecek olaylarla takip edeceğimiz bu ilk dönem 2035’lerde tamamlanacak. Biden yönetimiyle birlikte zaman içinde neler değişecek göreceğiz. Mutabakatla kabul gören o Çin’in ABD’yi yakalayabileceği alanları ise takibe alacağız.
  • 2035 sonrası: Burada işaret edeceğim yıl 2050’ler olacak, ama aslında ucu açıktır. Sonuçta insanlığın projelendirdiği değişimlerin ne zaman, nasıl gerçekleşeceğini ve etkilerinin neler olacağını ileride göreceğiz. (Bu dönemde mevcut aktörlerin nasıl pozisyon alacaklarını ve buna göre küresel kurumların neye dönüşeceklerini tahmin edebiliyorsak da burada detaylandırmayalım, başka incelemelerde ele alalım.)

Analizin can alıcı konusu, bugünden yarına jeopolitik güç farklarını belirginleştirebilecek konu başlıklarını doğru tespit etmek, bununla ilgili ele alınan detayları kapsayabilmek, buradan yola çıkarak analitik bir incelemeye kolaylık sağlamak olacaktır. Gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra bir matris ile sonuçları görülebilir kılmak gerekecektir.

Bu itibarla, matrisin yatay eksenine; uzay, siber, yeşil/çevreci yatırım, IV. Sanayi Devrimi ile ilgili yeni teknolojiler, konvansiyonel silah, kitle imha silahı, yenilikçi silah, küresel stratejik baskı, küresel ekonomi, küresel yoğun iletişim ve ulaşım konu başlıklarını alalım. Şimdi konu başlıklarını detaylandıralım:

  • Uzay (atmosfer ve derin uzay): Yeni uzay teknolojileri, projeler, girişimler, ayrılmış bütçe, hedefler; uzayla ilgili kurumsal yapılar, uzay istasyonu, uzay savaşı, uzaydan dünyayı kontrol, uzayda bilimsel çalışmalar…
  • Siber: Yeni siber teknolojileri, projeler, girişimler, ayrılmış bütçe, hedefler; siber alandaki platformlar (uzayda ve yerde), siber alandaki kapasite çeşitliliği, siber savaş, siber kurumsal yapılar, siber araştırmalar…
  • Yeşil Yatırım: Yeni yeşil/çevreci teknolojiler, projeler, girişimler, ayrılmış bütçe, hedefler; yeşil alandaki çalışmalar, araştırmalar, kapasite çeşitliliği, kurumsal yapılar…
  • Yeni Teknolojiler (IV. Sanayi Devrimi kapsamında): Yapay zekâ, nesnelerin interneti, makine öğrenimi, robotlar, büyük veri, nöro-bilim, bulut teknolojisi, 3D Baskı, bilişim, 5G-6G, kuantum, gibi alanlar; projeler, altyapı projeleri, girişimler, ayrılmış bütçe, hedefler; yaratılmış kapasite çeşitliliği ve gücü, kurumsal yapılar, şirketler…
  • Konvansiyonel Silah: Kara, deniz, hava platformları, sistemleri; konvansiyonel silah endüstrisi, çalışma kapasitesi, ürün yelpazesi…
  • Kitle İmha Silahı: Nükleer, biyolojik, kimyasal silah endüstrileri, çalışma kapasiteleri, ürün yelpazeleri; atma ve yayma vasıtaları, kapasiteleri, ürünleri, laboratuvarları, araştırmaları, tatbikatları…
  • Yenilikçi Silah: Yerde, denizde, havada ve uzayda, robotik ve insansız sistemler, lazer, elektromanyetik silahlar ve sistemleri; kurumsal yapılar, şirketler, hedefler, bütçeler…
  • Küresel stratejik baskı: Coğrafyayı kullanma; küresel çapta yumuşak (medya, sosyal medya, kültür, politika, diplomasi, hukuk, ekonomi, propaganda…), sert (silahlanma, caydırma, tatbikat yapma, fiili müdahalede bulunma…) ve akıllı (hepsini aynı anda uygulama) gücü kullanma; enerji ve enerji yollarını kontrol; ittifaklar kurma… 
  • Küresel ekonomi: Ticaret, finans, maliye gibi bütün alanlarda küresel belirleyicilik; rezerv para biriminin gücü; vergi, sigorta, gümrük konularında belirleyicilik; yatırımları yönlendirme, sermaye ve ortaklık paylarını düzenleme, ekonomik sistemi kontrol etme; yeni küresel değer sistemlerinin gelişimini kontrol etme; birleşme noktaları oluşturma, kurumlar kurma ve işletme…
  • Küresel yoğun iletişim ve ulaşım: Bilişim, iletişim ve ulaşımda ürünler, yerde, denizde ve uzayda altyapılar, küresel projeler, hedefler, bütçeler; uzayda ve yerde güçlü internet sistemleri kurma ve işletme; yeni teknolojilere bağlı kara, deniz ve hava sistemlerinin işleyebileceği altyapıları kurma ve işletme…

Silahlanma konusunu üç başlıkta ele aldım. Bunun gerekçesi, aktörlerin sahaya yansıttıkları sert gücün kullanılmasının fazlaca görüleceği bir dönemde olacağımızı öngörmemdir. Sert güç derken sadece nizami ordular anlaşılmamalı, bunların yanı sıra çatışmaları asıl sürdürmekte kullanılan gayrinizami, asimetrik, sıfır kayıplı ve hibrit unsurlara ve silah sistemlerine fazlaca müracaat edilecek görülüyor. Sert gücün nizami etkisi ise ta spektrumlu güçlerin sahaya baskısıyla hissettirilecektir. Bu nedenle ABD başta olmak üzere ele aldığım başat güçlerin büyük rekabeti öne çıkacaktır.

Matrisin yatay eksenini ise küresel güç olan; ABD, Rusya, Çin ve Avrupa (Avrupa Birliği ve İngiltere toplamı) şeklinde inceleyelim. Malum, İngiltere Brexit ile AB’den ayrıldı. Halen küresel açıdan ağırlıklı ABD ekseninde ve kendi çıkarlarına dönük alanlarda görülüyor olabilir. Burada İngiltere’nin coğrafi durumuna odakladığımızdan bir Avrupa ülkesi olma hüviyetiyle ele alınmaktadır. 

Değişkenleri renk tonlamalarıyla ifade ettim. Genel olarak küresel bir gelişme veya ilerleme olduğu açıktır. Bu nedenle bu artış yönlü tasnifi, çoktan aza olacak şekilde, domine eden, hızlı veya yüksek, normal ve durağan biçiminde renk kodlarıyla gösterelim. Renk kodlarının karşılıkları:

  • Mor (domine eden, %70 üstü): Küresel rekabet için esas alan seçilmiş durumda; kapsayıcı ve yayılmacı projeler, hedefler, bütçeler var; halen somut ürünler, kurumsal yapılar, işletmeler var; işletilebilir ve geliştirilebilir bir sistem kurulmuş durumda.
  • Koyu kırmızı (hızlı/yüksek artış, %70-50 arası): Küresel rekabet arayışı var, konular jeo-stratejik/politik ağırlık konusu edilmiş halde, gelişme potansiyeli var; genel ve bölgesel projeler, hedefler, bütçeler var; geçmişten getirilen kapasite kullanılıyor, işletiliyor; yeni ve somut ürünler, kurumsal yapılar, işletmeler üzerine çalışılıyor, belirgin ilerleme var; sürdürülebilir bir sistem kurulması için adımlar atılmış durumda.
  • Kırmızı (normal artış, %50-20 arası): Henüz konular jeo-stratejik/politik ağırlık konusu edilmemiş halde, gelişme potansiyeli var; belli konu ve ürünler için ileri gidilmiş ve belli bir sistemle çalışmalar normal seyrinde sürdürülüyor; kendine yetiyor.
  • Sarı (durağan, %20 altı): İddialı olmayan ölçekte, kendine ve etrafına yeterli çalışmalar bulunmakta ve sürdürülüyor.

Jeopolitik Güç (2021)

Bu bilgilerden sonra matrisimizi 2021 yılı için şekillendirebiliriz (yukarıdadır). Günümüzün jeopolitik güçlülüğünü tarif ederken mevcut güçlerin yeni rekabet ve güç alanlarındaki ağırlıklarına göre bakılırsa; 

  • ABD, küresel sistemi domine etme kabiliyeti yüksek olan başat güçtür. Uzay, yenilikçi silah, küresel stratejik baskı, küresel ekonomi, küresel yoğun iletişim ve ulaşım alanlarında rekabette öndedir veya bu rekabeti sürdürmeye muktedirdir. Siber, yeni teknolojiler, konvansiyonel ve kitle imha silahları (KİS) alanlarında hızlı ve yüksek tempolu çalışmalarıyla küresel sistemi domine etmeye yakın gözükmektedir. Yeşil teknolojilere henüz ağırlık vermemiş gibi görülse de potansiyeli yüksektir, Joe Biden yönetimi zamanında bu alandaki çalışmalarını bir adım daha ileriye taşıyacağını şimdiden öngörebiliriz.
  • ABD’nin en büyük rakibinin Çin olduğu her açıdan dile getirilen bir husustur. Çin’in mevcut durumuna bakılırsa, çok çalıştığı, hedeflerini ve politikalarını buna göre yönelttiği, halen küresel sistemi domine etme noktasına gelemediği, ancak bugün için rakibi ABD’yi yakalayamadığı alanlarda hızla ilerleyerek önümüzdeki 10-20 yıl içinde belli bir seviyeye gelebileceği, bugün tam da bu sınırda gözüktüğü ifade edilebilir. Bugün için Kuşak Yol İnisiyatifi (BRI) ile Asya, Avrupa ve Afrika’da önemli yatırımlar yapmaktadır. Bu somut durumu yavaşlatmak, engellemek veya ortaklıkla payı bölüşmek gibi değişik girişimler olabilir. (Detaylandırılması başka bir inceleme konusudur.) Bunun dışında uzay, siber, yeni teknolojiler, küresel stratejik baskı ve küresel ekonomi yönleriyle gayet yüksek bir performansa sahiptir. Üstün performanslı ve yenilikçi uydu, bilgisayar, internet ve altyapı projeleri var. 5G teknoloji altyapı programları büyük ses getirdi. Halen silah sistemleri üzerine çalışsa da rakibi ABD bugüne kadar o denli yüksek bir kapasiteye ulaştı ki, arayı kapatması için henüz çok daha fazla gayrette bulunması gerekiyor, durumu yukarı yönlü, ama kat etmesi gereken daha fazla yolu var.
  • Rusya coğrafi konumu nedeniyle küresel stratejik baskı gücüne sahip bir ülkedir. Atlantik ve Pasifik Okyanusu arasında gezegenin en büyük topraklarına sahip bir ülke coğrafyasına sahiptir. Bu doğal olarak ona jeostraejik güç veren bir durumdur. Ancak bunun dışında Soğuk Savaş’tan bu yana çabalasa, SSCB döneminde sahip olduğu kapasiteyi kullanmaya devam etse ve bunu artırmak ve küresel sistemi domine edecek noktaya gelmek istese de temelde daha çok yolunun olduğu açıktır. Bu durumda Rusya, ABD-Çin küresel kutupları arasında bir yerdedir, bunu kullanarak durumunu muhafaza etmek isteyecektir.
  • Avrupa kendine yeterli ve (her yönüyle ama en çok da güvenlik alanında) ABD ile ortaklık halindedir. ABD ile birçok alanda birlikte hareket etmekteler, müttefiklik ruhuyla diğer rakiplere göre avantajlı konumda olduklarını göstermekteler.

Bugün için şunu söylemek mümkündür, henüz ABD’yi alt eden bir güç yoktur. Hesaplar 2035 sonrasına dayalıdır. Eğer bir büyük savaş olacaksa o bugün değildir. Esasında, bu önemli, öngörümde savaş yoktur ama değişik alanlarda çatışmalar çoktur. Yine de büyük bir savaş için şimdiden önlemler alınmaya çalışılmakta mıdır? Evet, hem de kıyasıya rekabetin olduğu bir evreye girilmiştir. Bahsettiğim gibi önlemler “tam spektrumlu” konsepte uygun olacaktır. Bugünkü durumu işaret edersek, “büyük rekabet” denebilecek bir evredeyiz. ABD, Joe Biden yönetimiyle bugün “büyük ittifak” modeli ile Çin’e karşı bir plan içinde hareket etmekte, politikalarını buna göre yürütmektedir. Ben bu duruma kısaca “büyük plan” demekteyim. Klişe ifade olarak “büyük strateji” (grand strategy) tabirini kullanmak isteyenler kullanabilirler, sonuçta aynı kapıya çıkmaktayız.

Karşılaştırmalı Jeopolitik Güç Analizi (2035)

Gelelim 2035 ve sonrası duruma. Burada iki ihtimal üzerinden bir sonuç bekleyebiliriz. Birincisi, ABD lehine gelişebilecek durum; ikincisi ise Çin lehine durum. Sırasıyla bakalım.

ABD, bugünden agresif ve kendisinin “akıllı güç” olarak tarif etti, hatta “ittifaklarla beraber” diye yola çıkarak genişlettiği bir politikanın temposunu oldukça yükseltmiştir. (Cari olarak Biden’ın G7, Avrupa Birliği, NATO ve Cenevre’de Rusya lideri Putin zirvesi şeklinde cereyan eden performansını bu konuda örnek gösterebiliriz.)

Çin’in bugünkü performansıyla gelişimine bakılırsa, ABD ile eşit değerde küresel sistemi domine etmek adına, onu yakaladığı ve rekabeti düşmanlığa çevirdiği, pastadan pay almak için diş göstermeye cesaret ettiği alanlar; uzay, siber ve yeni teknoloji konuları olabilir. Burada görüldüğü gibi, 2021’de, yani bugün için küresel yoğun iletişim ve ulaşım sistemleri ve projeleri için Çin’in, ABD’ye rakip görülüyorken, ABD’nin aldığı önleyici tedbirlerin neticesinde, küresel sistemi domine etmekten bir adım geriye düştüğü bir ihtimal söz konusudur.

Tam tersi durumda, rekabet kıyasıya sürdürülüyor, ABD, Çin’e karşı önlemler alıyor ama yine de Çin gerekli adımları atmayı başarabiliyor. Bu ihtimalde durum nedir?

Çin için oluşan bu lehte durumda ABD ile eşit değerde küresel sistemi domine etmek adına, onu yakaladığı ve rekabeti düşmanlığa evirdiği, pastadan pay almak için diş göstermeye cesaret ettiği alanlar; uzay, siber ve yeni teknoloji, küresel ekonomi, küresel yoğun iletişim ve ulaşım konuları olabilir. İşte bu durum önemlidir, küresel ekonomide ileri geçmeyi başaran bir Çin için artık başka kapılar da açıktır, ABD’yi 2050’lerden sonra diğer alanlarda da yakalayacak belki geride bırakabilecektir.

O halde ABD’nin şimdiden Avrupa ve Rusya’nın gücünü kullanmak (sömürmek) adına adımlar atmak istemesinin nedenlerini en basit biçimde bu karşılaştırmalı analizle açıklamak mümkündür.

Sonuç ve Değerlendirme

Ancak küreselleşme, küresel sorunlar, IV. Sanayi Devrimi, ABD’nin liberal demokrat politikaları, ABD-Çin merkezli küresel rekabet ortamı üstü üste konduğunda sağlıklı bir değerlendirme yapabildik. Bilinen krizleriyle beraber bizleri 2021’e ulaştıran bu “değişim potansiyeli yüksek” süreçler, 2035’lere ve daha sonra 2050’lere götürecek olanlardır. 

Burada 2050’leri işaret ederek bir değerlendirme yapalım. 

  • Değişim süreçlerini takip edip bunları küresel yaşama adapte etme önceliği ile çok taraflı, katmanlı ve iç içe geçmiş haldeki yaklaşımların esas alındığı bir dönemde olacağız. Burada akış, “cazibe” gücüyleolmaya devam edecektir. Cazibeyi tarif eden, iyi sunan ve küresel sistemi bu açıdan kontrol eden jeopolitik güç olarak önde ve belirleyicidir.
  • Kritik ve gerilim dolu günlerin yaşanması muhtemel görülmektedir. Gelişen teknolojiler ve yeniliklerle, küresel güçlerin karşılıklı girdilerine bağlı biçimde, sahada sürekli baskılamak ve küresel etki yaratmak söz konusudur. 
  • Bu etki ortamı insanlık adına küresel değişimin şekillenmesine de temel oluşturacaktır. (Gidişatın iyi veya kötü sonuç vermesi tartışma konumuz değildir. Değişimde kültürden sosyal yaşama ve bireysel alışkanlıklara kadar çeşitli hususlar olacaktır.) 
  • ABD ve onun etrafında birleşen güçlerin (buna “birleşik küresel oluşum” diyenler vardır,) egemenliği sürecek görülmektedir. 
  • Hatta bu birleşik güç odağının inisiyatifiyle küresel kurumsal yapılar da değişebilir. (Halen NATO 2030 vizyonu belirtilen kapsamda olmuştur, örnektir. Ancak özellikle ekonomi ile ilgili küresel yapılarda değişimler beklenmelidir.) 
  • ABD merkezli birleşik güç odağı, bu değişimi “egemenliği paylaşmak” diye bilinen yaklaşımı yenileyerek bir açıklamada bulunacak ve yönetecektir.
  • Çin ise küresel aktör olarak bazı alanlarda diğerleriyle birlikte hareket eden, ama bazı alanlarda ise ortamı gerecek tarzda çıkışları olan bir güç olacaktır. 
  • Dünyanın diğer güç odakları, ülkeleri, kesimleri için söyleyelim, savaş değil ama aşırı gerilim dolu, kaotik yıllar için her açıdan dirençli olmak gerekecektir. 
  • Bu duruma gelişmelere, değişimlere ve gerilimlere hazırlıklı olmak her aktörün gücüyle doğru orantılıdır, bu da doğal ve değişmeyen bir sonuçtur.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Biden ve Putin Zirvesi Üzerine

DİĞER YAZI

“15 Temmuz” Anısına

Politika 'ın son yazıları