Küresel Stratejik Tecrit ve Dünya Savaşı Değerlendirmesi

6 Mart 2022
Okuyucu

Bu makalede çok önemli iki başlıği irdeleyeceğim: Birincisi, Küresel Stratejik Tecrit; ikincisi ise bir Dünya Savaşı olasılığı. Küresel Stratejik Tecrit ifadesini daha önce duymadınız. Duymamanız normal, ilk kullanılıyor. Bu çapta bütün yelpazeyi kapsayan, koordineli icra edilen bir yaptırımlar yumağı konusunda kararlılık gösterebilmek çok farklı bir iddiadır. Bu dünya için yenidir. Soru şu, ABD ve Ortakları ne oldu da Rusya’yı böylesi bir yaptırımlar yumağı ile pes ettirebileceğini düşünebiliyorlar? Hayret edici pek çok konuyla karşı karşıyayız, ama bu soruyu mutlaka cevaplandırmalıyız. Bunu yapmazsak, ne olup gittiğini pek anlayamayız!

“Yaptırımlar” sözcüğünü duyuyorsunuz, ancak askeri bir tabir olarak kullanılan “tecrit” sözcüğüne pek aşina olmayabilirsiniz. ABD ve Ortaklarının Rusya’ya yaptığı işin stratejik manadaki karşılığı küresel tecrittir. Konuya bu gözle de bakmanızı isterim.

Bu farklı bir savaş; kuralları ve sonuçları bir hayli farklı. Bildiğimiz savaş ancak savaş meydanında kazanılırdı; ancak bugün küresel atmosferde görüldü ki, savaşlar çoktan savaş meydanlarından dışarılara taşmış! Nasıl mı?

Ukrayna cephesinde devam eden savaş var, silahlı insanların karşı karşıya geldiği bir savaş bu. Yirmi birinci asrın bu döneminde Rus ordusu, Soğuk Savaş’tan kalma veya az da olsa modernize etmeye çalıştığı harp silah ve vasıtalarıyla, Ukrayna’ya, “burası benim” diyor.

Rusya’nın savaş için ifade ettiği argümanları neler? “Neonazi hareketi ortadan kaldıracağım. NATO’nun Ukrayna’yı işgal etmesine izin vermeyeceğim. Ukraynalılar ve Ruslar kardeştir.”

Bu argümanla bir savaş oluyor. Bu asırda bir ülke işgal edilmenin eşiğinde. Şimdiden milyonlarca kadın, çocuk savaş nedeniyle bu ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Daha iki hafta önce diplomasiden bahsediliyordu, savaş bu denli olmaz deniyordu, ama maalesef ateşli silahların korkunç yüzüyle karşılaşmaktan kaçınmak mümkün olmadı. Özetle, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin karşı karşıyalar.

Öyleyse bu savaşın asıl taraflar ABD ve Rusya’dır. Savaşın bir tarafında ABD ve Ortakları var. Sonuçta bu tarafın yöntemi (Biden Doktrini’nde de ifade edildiği gibi), Akıllı Güç kullanılarak uygulanan Küresel Stratejik Tecrit oldu. Tekrar edeyim, bizler bunu Yaptırım diye bilmekteyiz. Sonuçta ABD ve ortakları bu yöntemle Rusya’yı kendi düzenine bağlayabileceğini düşünüyorlar. Nedir bu? Böylece Oligarşik Kapitalizm’den ayrılan Rusya Liberal Demokratik Kapitalizme geçecek. Bunun anlamı Putin’in diz çökmesi anlamına gelmektedir. Bu durumda beklenmesi gereken Putin diz çökecek mi? Peki neyin karşısında? Küresel Stratejik Tecrit’e maruz kalan Rusya hakkında karar verenlerin karşısında. Bunlar oligarklar, köklü devlet bürokrasisi olur veya başka faktörler devreye girer…

Şimdi karşı tarafı açıklayalım. Putin liderliğindeki Rusya Federasyonu’nun nihai hedefi belli: ABD ve Ortaklarına kendi nüfuz alanlarını ve mevcut sistemlerini kabul ettirmek. Yani değişmemek, Rus Çarlığı gibi hareket etmek. Rusya bu amacını gerçekleştirebilmek için çok kolay bildiği yöntemi uyguluyor, tarihte de böyleydi: Sert Güç. Rusya şaşırtmıyor: “Dünya Savaşı veya Nükleer Savaş istiyorsanız beni durdurun, değilse önümden çekilin,” diyor.

İşte böylesi bir durumda Ukrayna halkı ve Cumhurbaşkanı Zelensky bir tür arada sıkışan taraftır. Söyledikleri çok net: “Ukrayna zaten savaşta, Dünya Savaşı meselesi sizi ilgilendiriyor, halkımı ilgilendirmiyor, NATO savaşa girmeli, stratejik ve operatif destek verilmeli. Şu an Ukrayna halkı Avrupa’nın demokrasisi ve özgürlüğü için savaşıyor.”

Bugüne dek hep Ukrayna’nın NATO’ya ve AB’ye alınması, NATO’nun genişlemesi, vs. konularını konuştuk. Bu dönemde bu olmadı, gelecekte olur mu, bilinmez. Ancak NATO, “Ben ancak İttifakı korurum,” diyor. Ukrayna sınırına geldi durdu. Buradan dolaylı destek veriyor. Eğer bir Dünya Savaşı çıkacaksa, ancak NATO’nun kullanılması halinde olur. NATO ne durumda müdahil olur? Rusya, İttifak ülkelerinden birine saldırırsa olur. Bir diğer konu, taktik seviyede bile olsa nükleer silah kullanılacak olursa… Yani sadece bölge için değil bütün dünya için durum çok çok gergindir.

Tarafların durumlarını ve küresel riskleri böyle açıkladıktan sonra, yine Küresel Stratejik Tecrit bahsine geçeyim. Neden yaptırım demiyorum da tecrit ifadesini kullanıyorum? Fark şudur: Eğer uygulanan yaptırımlar bir başat güç olan Rusya’nın bütün Milli Güç Unsurları çerçevesinde uygulanıyor ise bu çağda bunun asıl adı Stratejik Tecrit’tir.

Milli Güç Unsurları’na bakalım: Coğrafi Güç, Psiko-Sosyal Güç, Politik Güç, Ekonomik Güç, Askeri Güç, Ulaştırma ve İletişim Gücü, Bilim ve Teknolojik Güç, Biyografik Güç.

Rusya’ya karşı ilan edilen ve uygulamaya başlanan yaptırımlara bakarsanız, bunların sadece ekonomik yaptırımlar olmadığını pekâlâ görebilirsiniz. Uygulanan Stratejik Tecrit bu unsurların tümünü kapsamaktadır. Tek tek sıralamayayım… 

Böylesi küresel bir tecrit etme durumunu ilan etmek kolay da uygulamak zordur. Peki bu çağda neden uygulanabilir oldu? Birincisi, konjonktür buna göre hazırlandı; ikincisi ise bugünün teknolojisi (Dördüncü Sanayi Devrimi’nin getirileri bağlamında) bu uygulanabilir bir konu oldu. Zira bu tip bir uygulamanın koordinesi, muhasebesi, zararın başka alanlardan karşılanabilir olması, gibi bazı hususlar ancak bu çağda cüret edilebilir bir yapıyı bahşetti. Bu ilktir ve faturası yüklüdür!

Peki, bugüne kadar Joe Biden’ı zayıf bir lider, ABD’yi tükenmeyle doğru kayan bir ülke görenler, eğer böylesi bir büyük stratejiyi uygulayabiliyorsa, aynı düşüncede olduklarında ısrarcılar mı? Göreceğiz. Zira “Putin mi, Biden mı,” diye sorarsak, ortaya çıkan sonuç, bize bu büyük halat-çekme yarışının kazanını gösterecektir. Ancak bu sadece Ukrayna coğrafyası ile mi sınırlı kalacak? Bugün ABD ve Ortakları böyle olmasını istiyorlar. Zelensky bundan dolayı dert yanıyor. Yoksa bir Dünya Savaşı mı çıkacak? Bu tarihsel büyük olayı insanlık olarak mı göğüsleyeceğiz?

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Güvenlik 'ın son yazıları

193 views

Etki Ajanlığı Yasası

Bu çağda, etki ajanlarına karşı önlem almak ve ülke yararına çalışanların eline mücadele etmek adına imkan vermek gibi konularda aksi düşünülebilir mi? Bu gerekli, ülke güvenliği açısından yerinde bir hamle. En azında caydırıcılık çok önemli. Ajanlar ve etki ajanları öyle cirit atmasınlar... Gerekli önlemleri ve bu kapsamda belli yasal düzenleme imkanlarını yaratalım. Her türlü tehdit var. Onları caydıralım, caydırıcı nitelikte ülkenin somut eylemleri olsun. Türkiye'de istihbarat hizmetleri 2014'dan itibaren iyi bir seyirle gelişiyor. İlk olarak operasyon yapma imkanı oldu. Kötü mü? Operasyonel İstihbarat gayet başarılı. Teröristler ve bölgemizdeki hasım ülkeler bunu görüyorlar, dikkatleri çekildi. Şimdi de bu tür ilave yasalar olsun isterim. Doğru adım! Elbette ben bu konuyu istihbarat açısından ele alacağım, uzmanlığım bu yönde. Hukuk konusu ayrı.
85 views

Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı

Temel konumuz silahlanma ve polemoloji olacak. Bu alanda yeni anlayışları irdeleyeceğiz. Genel savunma ve silahlanma politikalarına, büyük güçlerin aldıkları pozisyonlara, örnek olarak ABD'nin savunma yöntemine ve son olarak yeni üstünlük mücadelesi kavramlarına değineceğim. Bahsedeceğim yeni üstünlük mücadelesi terimleri neler? Oyun değiştiricilik, sistemlerin sistemi mimarisi, otonom kor sistemler, tam baskılama veya üstünlük kurma (dominasyon), bütün yönleriyle nüfuz etme (penetrasyon), istihbaratın penetrasyonu ve caydırıcılık için silahlanmak, olacak. Bunları neyle yapabilirsiniz? Bu makalede size ipuçlarını vermiş olacağım.
80 views

Otonom Orduların Tartışması

Teknoloji geliştikçe otonom sistemler cephede yerlerini alıyorlar. Kara, hava, siber-uzay, deniz, derin ve geniş cepheler... Bu konu başka ülkelerde hem askeri hem sivil, çeşitli uzmanlarca tartışılıyorken, Türkiye'de henüz o noktaya gelinemedi. Savaşın bilim ve sanatı yönüyle ben size özgün bir tartışma başlatmak isterim.
115 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
163 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme