SİHA Konseptinde Türk Tarzı

85 Tıklama
17 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Çok belirgin biçimde Türkiye, Suriye’de Esad güçlerine karşı Fırat Kalkanı Harekatı’nda Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) kullanma konseptinde dünya harp tarihinde bilinen uygulamaların ötesinde yeni bir tarzı ortaya koymuş idi. Bugün görüyoruz ki bu Azerbaycan Ordusu işgal edilmiş topraklarını ve Dağlık Karabağ’ı geri almak amaçla Ermenistan’a karşı sürdürdüğü Türk Tarzı SİHA Kullanma Konseptini harfiyen uyguluyor ve başarılı oluyor. Bu konunun üzerinden geçmekte yarar var.

Neydi bu Türk Tarzı şeklinde dünya harp tarihine damgasını vuran SİHA’ların farklı uygulama konsepti?

ABD 1990’lı yıllardan itibaren talep edildiği halde Türkiye’ye Predator ve silahlı Reaper (MQ9) tipi İHA/SİHA sistemlerini vermedi. Sonra Türkiye bir şekilde bu yeni İHA ve dolayısıyla SİHA teknoloji konusu üzerine eğildi. Teknolojiyi elde etti ama bundan da öte, kullanma konseptini de milli bir biçimde gerçekleştirdi.

ABD bu SİHA ile çatışma biçimine Sıfır Kayıplı Savaş dedi. Örneğin Arizona’da oturduğu yerden Afganistan’da kendine göre terörist olarak işaret ettiği hedefi yok etmekle ilgili bir taktik doktrini üretti. Son örnek, Bağdat Hava Alanı yakınlarında İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin MQ9 taarruzu ile öldürülmesidir. Bu kullanma türüne Kıymetli Hedef (Precious Target) Taarruzu denmektedir.

Drone ve mühimmat teknolojisinde ilerleme söz konusu olunca yine ABD Sürü Taarruz yöntemini ileri sürdü. Bununla çok sayıda küçük drone ile saldırıları planlayan anlayışı geliştirdi.

Bugün dünya İHA/SİHA, Sıfır Kayıplı Savaş, Kıymetli Hedef Taarruzu ve Sürü Taarruz tekniklerini geliştirdi. ABD’nin yanı sıra İngiltere, İsrail, vs. 

Türkiye, Suriye sınırındaki operasyonlarında ve daha sonra Libya’da gerçekleştirdiği gibi, bu saydığımız alanda kendi taktik doktrinini belirledi. Bir defa Türkiye’nin milli İHA, SİHA ve mühimmat ile sahada etkinlik göstermesi çok büyük bir sürpriz yarattı. 

Bunun da ötesine geçen bazı uygulamalar var.

İHA/SİHA Gücü:

Harekat alanında yüksek tempoda İHA/SİHA kullanılıyor. Bunlardan biri olan TB2’nin harekatta 200 bin saatten fazla uçması dikkat çekicidir. Karayel, Anka ve Aksungur dikkat çeken Türk İHA’larıdır. Yeni geliştirilen Akıncı ile Türk İHA stratejik gücü daha da artacaktır.

Azerbaycan Ordusu’nda TB-2 tipi Türk İHA ve SİHA’ları var.

Görev Tipleri:

Türkiye SİHA kullanımında tıpkı diğer ülkelerde uygulandığı gibi Kıymetli Hedeflere Taarruz görevlerini fazlasıyla gerçekleştirmektedir. Özellikle Hava Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Başkanlığı (MİT) ile müşterek olarak, Irak kuzeyinde bu tür görevler başarıyla uygulamaktadır. Hatta denebilir ki Kandil’den Sincar’a kadar değişik zamanlarda PKK terör örgütüne bu tarz uygulamalar icra edilmektedir. Basında ve Savunma Bakanlığı’nın duyurularında buna dair çeşitli örnekleri görmekteyiz.

Ermenistan’a karşı Azerbaycan Ordusu, Türkiye diğer harekât alanlarında İHA ve SİHA’ları nasıl kullandı ise aynısını uygulamaktadır.

Türk tarzında ‘‘müşterek’’ uygulama olarak bakılırsa, MİT, İHA gözetleme ve SİHA taarruz görevi birlikte görev yapmaktadır. Eğer SİHA kullanılmıyorsa bu görev MİT, İHA ve Hava Kuvvetleri uçaklarıyla gerçekleştirilmektedir. Buna Müşterek Harekat dendiği gibi başka bir yaklaşımla İstihbarat Operasyonu da denebilir.

Demek ki Türkiye milli kabiliyetleriyle Yüksek Değerli Hedeflere yönelik harekat müessiriyetinde gayet başarılıdır. Ancak konumuz bundan ziyade SİHA’larla milli kullanma konsepti bakımından neyi farklı yaptı, diğer ülkeler bu gücü bu şekilde bir harekat alanında bu yoğunlukta ve sonucu değiştirecek şekilde kullanmadı, şimdi buna bakacağız.

Hava görev tipleri açısından Yer Taarruz, Yakın Hava Desteği ve Tecrit vardır. Bunun yanı sıra Kara Gücü kendi organik silahlı helikopterleri ile ateş desteği sağlar ve bu manada Yer Taarruz görevleri icra etmiş olur. Hava Kuvveti temas hattına yakın alanda kara desteğini gerçekleştirirken İleri Hava Kontrolü (İHK) kullanır. Kara ve hava gücü uçar vasıtaları dost-düşman temas hattında Yer taarruz ve Yakın Hava Desteği görevleri icra ederler. Muharebe sahasının yakın yerinde ve derinlikte ise hava gücü Tecrit görevi icra eder.

Modern dönemin harekâtında sivillerin ve diğer taraftan özellikle satıh unsurlarının dost ateşine maruz kalmaması için çok dikkat sarf edilir. Yakın dönemde teröristlerin yerleşim yerlerinde görev yaptıkları düşünülürse böyle karmaşık harekât alanlarında hava gücünün kullanılmasında gösterilecek özen çok önemlidir. 

Örnek olarak Esad ve Rus güçlerinin Suriye’de gerçekleştirdiği sözüm ona terörle mücadele görevini henüz unutmadık. Bu tip ordular hedef gözetmeksizin yerleşim yerlerine yaptıkları taarruzlara terörle mücadele diyorlar. Bunlar önemli konular, dikkatinizi çekmek istedim. Üstelik Suriye’de Ruslar ve Suriyeliler terörle mücadele dedikleri görevlerde hava gücü unsuru olarak helikopterlerin (MI-17, MI-24 vs.) yanı sıra, Su-24 tipi av-bombardıman uçaklarını kullanmaktadırlar. Su-24’ler bu tip terörle mücadele görevlerinin uçağı değil, hava üstünlüğü elde edecek tipte uçaklardır.

Ülkelerin bu tip harekât alanlarında ve hedef kategorilerinde daha çok taarruz helikopterlerini veya düşük süratli alçak irtifada uçan (örneğin ABD’nin A-10, Rusların Su-25 veya L-39 tipi) uçaklarını kullandıkları bilinir. 

Ermenistan da bu manada MI-17 ve Su-25 uçaklarını kullanmaktalar. Ayrıca az sayıda kamikaze drone kullanıldığına da şahit olunmaktadır. Düşen ve düşürülen MI-17 ve Su-25’lere bakılırsa bu Rus tarzı klasik kullanma konsepti iflas etmiş durumdadır. Öyleyse Türk tarzı kullanma konsepti Rus tarzına üstün gelmektedir. 

Türkiye’nin milli taarruz helikopteri olarak Atak var. Ama bakın bu ifade edilen alanda Atak silahlı helikopterler kullanılmadı. Hatta İHK destekli YHD şeklinde görevlere de ihtiyaç duyulmadı. Ya ne yapıldı? Bunun yerine SİHA’lar kullanıldı. Neden? İşte bu sorunun cevabı dünya harp tarihine yer alacak biçimde bu tip drone taarruzlarında yeni bir kullanım konseptini ifade etmekteydi. Türkiye hem terörle mücadelede hem de Esad güçlerine karşı gerçekleştirilen konvansiyonel yer taarruzlarında çok isabetli bir seçim yaptı.

Hedefler ve Özellikleri:

Türk SİHA taarruzları; arazide saklanan ve hareket eden, bunun ötesinde, yerleşim yerlerinde tünellerde veya açıkta, zırhlı vasıtalar içinde olsa dahi teröristlere karşı etkinlikle kullanıldı. Suriye rejim ordusuna ait zırhlı vasıtalara (sabit, saklanmış ve mobil), toplantı yapan askeri heyetlere (toplantı anındayken), mühimmat depoları, muhabere tesisleri (sabit, mobil ve korunaklı), hava savunma ve satıhtan satha füze bataryaları (mobil, sabit ve korunaklı) gibi önemli hedeflere yöneltildi. Bazen elinde silahla yürüyen veya gizlenmiş olan bir teröriste veya araç içinde hızla seyir halindeki teröriste, gruba karşı da SİHA kullanıldı.

Esad rejim güçlerine ait çok kısa bir sürede (27 Şubat-5 Mart 2020 arasında) SİHA ile vurulan satıhtaki hedefler: 155 tank, 49 top/obüs, 55 ÇNRA, 8 hava savunma füze sistemi, 15 tanksavar silahı, 4 havan, 24 zırhlı araç, 27 zırhlı muharebe aracı, 34 silahlı pikap, 60 askeri araç, 10 mühimmat deposu ve 3.322 rejim askeri (etkisiz kılınan rejim askerlerinin sayısı harekat toplamıdır).

Bugün görülmektedir ki Azerbaycan Ordusu da Ermenistan Silahlı Güçleri’ne aynı tarzı tatbik etmektedir.

Azerbaycan Ordusu’nun 1 Ekim 2020 itibarı ile vurduğu toplam Ermeni güçlerine bakalım (AzerbaycanMOD adresi verileri): 2300 Personel, 130 Tank/ACV, 50 Tanksavar, 6 Komuta Kontrol, 200 Uçaksavar ve MLRS, 55 Askeri Araç, 25 Hava Savunma Sistemi, 1 S-300. Bunların yüzde 90 gibi bir oranda SİHA’larla vurulduğunu dikkate alırsa Türk tarzı uygulamanın önemi bir kere daha ortaya çıkmış olmaktadır.

Seçilen hedefler yüksek istihbarat doğruluğuna aitti. İstihbarat hem İHA’larla hem teknik çalışmalarla hem de diğer istihbarat vasıtaları ile alındı. Buradan amaç karşı tarafa net bir şekilde etki sağlamak, tasarruf etmek (tasarruf prensibi gereği) oldu. Ayrıca örneğin hedef terör hedefi ise terörle mücadelenin tam karşılığı olan kabiliyetler burada gösterildi, sivillere zarar verilmedi, dost ateşi ile bir olumsuzluk yaşanmadı.

Hedeflerin çeşitlilikleri bellidir. Terörist, milis, her türlü sabit ve mobil sistemler, tesisler, vs. hedeftir. Ayrıca bütün bunlardan ayrılması gereken siviller vardır. Öyle ki çoğu zaman teröristler taktiksel olarak sivillerin içine dahi sızmışlardır. Türkiye ve Azerbaycan bu tarz konulardaki hassasiyetini ve istihbaratını çok iyi kullanmasını bilmiştir.

Harekât alanı böyle olduğu halde çok sayıda ve entegre hedef topluluklarına Türkiye SİHA’larla koordineli taarruz görevleri icra ederek adeta bütün dünyaya parmak ısırtmıştır.

Bütün bu görevler Gerçek Zamanlı (real time) veya Yakın Gerçek Zamanlı (near real time) biçiminde gerçekleştirildi.

Hava Sahasının Kontrolü:

Temas hattında hava sahasının kontrolü bahsi önemlidir. Bunun için çok sıkı bir hava sahası kontrol planı yapılır. Hava sahası kontrolünde dost ateş vasıtalarından top mermisi, füze, helikopter, İHA/SİHA, uçak, her türlü havadaki vasıta yükseklik, yatay ve sektörel olduğu gibi zamansal da değerlendirilir ve planlanır. İşte Türkiye’nin özgün konsepti gereği İHA/SİHA kullanma tarzında Hava Sahası Kontrol Planı oldukça sade ve başarılı biçimde belirginleştirildi. Hemen hemen hiç risk olmadı.

Kapsanan Harp Prensipleri:

Hedef, baskın, inisiyatif, etkinlik ve emniyet.

Gelecek:

Sürü Drone ve Kamikaze Drone ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Kamikaze Drone doğrudan bir hedefi yok etmek için görev yapacaktır. Sürü Drone ise toplu haldeki drone ile bir bölgedeki çeşitli hedef gruplarına takipli saldırı gerçekleştirilmesi söz konusu olmaktadır. Alandaki silahlı gruplar ve vasıtalar sabit veya mobil, açıkta veya gizlenmiş olsa da takiple etkisiz kılınabilecektir. 

Bu yeni ve daha çok Taktik Drone çeşitliliği ile Türk SİHA gücü bir ileri kategoriye geçmiş olacaktır. Stratejik, Operatif ve Taktik amaçlı bu değişik kategorilerdeki drone filoları ile harekât alanında Türkiye milli konsepti ile baskısını hissettirecek, hatta caydırıcı olacaktır. 

Ayrıca belirtelim ki Türkiye stratejik ve operatif kullanıma imkân veren Akıncı SİHA ve belirtilen bu kullanma yöntemi harekât alanında ve caydırıcılıkta, Hava Gücü Kullanma Konsepti bakımından özgün bir yer bulacaktır.

Sonuç:

Bu durumda harp tarihine geçecek manada milli SİHA kullanma konseptinin kapsamında; görevler, hedefler, hava sahası usulleri ve prensipler yönlerinden belirgin bir farklılık yaratılmıştır. Teknolojik olarak zaten iyi durumda olan İHA/SİHA ve mühimmat konusu bu tarz bir özgün kullanma biçimiyle birleşince zafer kaçınılmaz hale gelmiş ve Türkiye’yi izleyenlere hem bu tarzı bilmediklerinden hem de beklemediklerinden dolayı büyük bir şok etkisi yapmıştır. Bundan böyle diğer ülkeler de bu tür görevleri icra edebilecekler, askeri akademilerinde örnek olarak okutacaklardır. Belki uygulamanın adına Türk SİHA Konsepti diyeceklerdir.

Bu aşamada Azerbaycan Ordusu’nun isabetle kullandığı Türk İHA ve SİHA’ları ile savaşın kaderini değiştirdiği ve Ermenilere şok etkisi yarattığı açıktır.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

ÖNCEKİ YAZI

Denizaltındaki Nükleer Güç

DİĞER YAZI

ABD'nin Yeni Küresel İnisiyatifi

Güvenlik 'ın son yazıları