isyerinde-bulunmak
İşyerinde Bulunmak

İşyerinde Bulunmak

Okuyucu

Çalışma ahlakı konusu üzerinde duruyoruz. Bir işyerinde “bulunmayı” iş kabul eden bir toplum olmanın zararının gelecek nesillere aktarıldığının bilincinde miyiz?

Bulunmak! Toplumumuzda kadroların nasıl doldurulduğunu biliyoruz. Çeşitli nedenlerle bir yerlerdeyiz. Aslında çalışmak için bir işyeri bulduysak şanslıyız. Hatta torpille veya kayırmacılıkla neler yapmak istendiği de ayrı bir ahlaki konu.

Çağımızın sorunlarından biri de işsizlik. Fakat iş bulmak bu kadar önemliyken işimizin gereği, maaş aldığımız işte ne derece üretkeniz? Eğer üretmiyor ve sadece orada bulunuyorsak, o bir iş sahibi olmak mıdır? Çalışmak mıdır? Ahlaken ve vicdanen rahat olabiliyor muyuz? Çeşitli mazeretler bulup, kendimizi haklı görüp, önce kendimizi, sonra geleceğimizi mi kandırıyoruz?

“Çalışıyor musun?” Böyle bir soru var. Anlamı maaşın var mı ile aynıdır. Aslında bu tür soruları değiştirmek gerekiyor: “Üretiyor musun? Yararlı oluyor musun? Katkın var mı?..” Bunlar daha doğrudur. Bir yerde bulunuyor olmak, yer işgal etmek ve gereğince çalışmadan ve maaşı hak etmeden eve rızık götürmek ve üstüne emekli olup sosyal yardım imkânları almak ne derece doğru?

Ülkeler kendi kültürlerine, karakterlerine ve hedeflerine bağlı olarak bir çalışma disiplini oluşturuyor. Hatta eğitim süreçlerinde bu gibi konular topluma kazandırılıyor. Belki de ülkemizdeki tabloyu daha en başından, okullardan, örnek olunan aile yapısından ele almak gerekmektedir. Ama bu yazımızda bunu bir gereklilik olarak belirtmekle yetinelim.

Gelişmiş ve çoğu gelişmekte olan ülkede çok çalışmak demek, çok üretmek demektir. Kadro işgal etmek değildir. O halde kendi ahlaki değerlerimizi tekrar gözden geçirmekle de yetinmeyip, somut tedbirlerle konuyu iş yaşamına yerleştirmenin yolları bulunmalıdır.

Çevrenizde, “Ben bu ücreti hak edecek bir şey yapmadım,” diyenini duydunuz mu? Vicdan insanın içindedir. Bu yargıya varmak da insanın iç dünyasındaki dürüstlükle ilgili bir konudur. Eğer birey kendini hiç yapmadığı veya yarım yamalak yaptığı işe layık görüyorsa, orada sorun iş ahlakının da ötesinde bir yerdedir. Konu toplumun çürümesiyle eş anlamlı halde algılanmalıdır. Toplam değere baktığınızda her geçirilen boş zaman birikerek hem kayıpları oluşturmakta hem de üretimle kazanılacaktan eksik kalınmasıyla da

Çoğu kişinin fikri de öyledir, zaman ve tecrübe önemli ve en değerli şeylerdendir. Tecrübenin içinde rafine edilmiş bilgi olduğunu belirtmek isterim. Eğer çalışma yeterinde olmuyor ve zaman boşa tüketiliyorsa ve tecrübe pozitif değil ama negatif yönde kazanılıyor ve aktarılıyorsa bunun maliyetini tasavvur edebiliyor muyuz? Burada anlatılmak istenen tam olarak zamanın boşa harcanmaması ve tecrübenin olumlu yönde beslenerek artırılmasının bireye ve topluma olan katkısını hatırlatmaktır. Dolayısıyla ülke kazanır, gelecek nesillere olumlu ve yarayışlı değerler bırakılır. Ahlak da, sorumluluk bilinci de, hak da, adalet de bu değil midir?

Bir muttaki saptaması yaparken, bu konunun tekrara değerlendirilmeye değer ve çok da basit bir konu olduğunu göz önünde tutalım. Zaman geçiyor. Her şey değerlidir ve önemli olan iş ahlakı ve disiplinin çok şeyle bağlantılı olduğunun bilinmesidir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

DİĞER YAZI

İrenizme Duyulan İhtiyaç

Kültür 'ın son yazıları

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis

Politika ve Odaklanma

Yaşamımızda çok temel konuları tartışmak zorunda kaldık. Örneğin diyoruz ki başka gezegenimiz yok! Bu zaman diliminin