uzuntuye-gark-olmak
Üzüntüye gark olmak

Üzüntüye gark olmak

581 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bu yazı “Muttakilik“ten alınmıştır.

Üzülmek

Tek bir hatadan kaynaklı ise bir kere üzülmek kabul edilebilir, ama hata düzeltilmek içindir. Tahribat onarılsın ve hata bir daha yapılmasın diye özür dilenir, gerekirse hoş görülür, çünkü bu insanın kendini bilmesi demektir; iyiye doğru gitmek her daim desteklenir. İyiye gidiş varsa üzüntü karşılığını almıştır, değmiştir. Vebal kendi içinde saklanır. Eğer hatalar tekerrür ederse üzülmek başkalaşır, insanı kemirmeye başlar, insanlık kendiyle yüzleşir; bu kötüdür. Artık vebal tescillenmiştir, insanı aşmıştır, hesabı daha ilerilere aittir.

Ya iki defa üzülmek, derin üzülmek, sürekli üzülmek ne demek? İdrakımız nasıl olacak?

İki defa üzülmek

Bazı şahsiyetleri bize vali, komutan, başkan, hoca, gazeteci, vs. diye sundular, getirip önümüze koydular. Sizin için seçtik dediler, hem de en iyisi bu dediler. Ben bu insanların bir kısmını biliyordum, ne olduklarını ne olmadıklarını. Baktım, üzüldüm. Hiç de olmaması gereken birini neden parlatıp o mevkilere koyuyorlar dedim kendimce.

Kendimi sorgulamaya başladım bir ara, acaba ben mi yanlış görüyorum diye. Sonra, bugün çıkıp tekrar önümüze getirdiler bu değersiz, akıllarını kiraya vermiş, tek-tip ve hatta halka silah sıkan veya buna dair fikriyata sahip hain insanları. Haklıymışım diyorum ama yine üzülüyorum. Çünkü bilmemin bir yararı olmamıştı ne kendime ne de başkasına. Bugün, 15 Temmuz terör saldırıları sebep oluyor bunları tekrar görmemize. Ben yine üzülüyorum; biliyordum arkadaş, o zaman da görmek istemiyordum, şimdi de, üzüntüye gark ettiniz beni diyorum ha bire.

Derin üzülmek

Bazılarıyla aynı okullarda okuduk, yemeğimizi paylaştık. Meğer adam gitmiş aklını kiraya vermiş, inanılmaması gerekene inanmış, kopmuş, haberimiz yok. Biz onu kendimizden, vatansever, milliyetperver, akıllı, dürüst, aklıselim, ahlaklı biliyorduk. Meğer maskeliymiş, teröristmiş, hem de münafık bir terörist. Bugün kendime soruyorum, hiç mi anlamadın bu münafıkları diye. Bazılarını anlamıştım, hatta hainliklerine maruz kaldıklarım da var idi içlerinde, onları Allah’a havale etmiştim. Ama bakıyorum da verdikleri zarar beni, bir kişiyi aşmış, milyonları etkiliyor, telafisi zor yaralara sebep oluyorlar, benim yaşadığım bir zamanda, bu çağda… Bildiklerim var, şudur diyebilirim; ya çok iyi gizlenmiş olanlar, yılan gibi içimizde saklanmışlar, tıpkı şeytan gibi, onları nereden bilebilirdim ki bu denli? Düşünüyorum ve çok derin bir üzüntü duyuyorum. Nasıl bir dünya bu diye. Hem bu dünyada yaşarken, ondan dolayı çile çekerken, şeytana kanmışa, düşmanıma üzülüyorum, iyi mi?

Sürekli üzülmek

Sağ-sol dendi gerildi ortalık, tamir edeceklerini söylediler, insanlara çıkıştılar, üzüldüm. Açılıyoruz, her şey güzel olacak dediler, savdılar savuşturdular, gidenlere bakıp üzüldüm. Ne inancım ne de kimliğim sorun değilken birileri birden çıktı karşıma ve sordu, sen nesin diye; çok ama çok üzüldüm. Hatta aynı dindenim, ben senden daha çok dindarım; aynı millettenim, ben senden daha çok milliyetçiyim… türünden aşağılamalara maruz kaldım. Yine üzüldüm. Kültürel yozlaşmanın bir zenginlik, insan hakkı olduğunu anlatıp durdular. Çok ama çok üzüldüm.

Değerler karmakarışık oldu, değersizleşme prim yaptı, üzülmez miyim hiç? Sürekli üzüldüm durdum. Bu ne dedim kendi kendime, post-modern etkiler mi ki dedim. “İnsanlar ve İnsancılar” diye bir kitap yazdım, zamanı ve getirdiği çelişkileri tahlil ettim. Durmadım; düşünce diyorsunuz, alın size düşünce; din diyorsunuz, alın size din; kimlik diyorsunuz, alın size insanlık diye birçok kitap yazdım, makale yazdım, hatta blokta haykırdım durdum. Bunlar üzüntümden idi.

Ben, benlik diyorum, birey olmak işin başı diyorum… İnsanlar kandırılıyorlar, hem de olmadık düşüncelerden ve işlerden dolayı; hayret doğrusu, üzülmemek elde mi? Daha az bilip karşıma dikiliyorlar, öğren de gel. Hem bir taraf olarak geliyorlar, kaptırmışlar, kaybolmuşlar; hazmedemiyorlar tarafsız olanı, saldırıyorlar durmadan…

Telefon dinliyorlar, internetten kurcalıyorlar durmadan… Arıyorlar, inanamıyorlar, hayret ediyorlar, kafaları karışıyor… Asıl olması gereken bir insan modelinin asaletini hazmedemiyorlar…

Adaletle oynama. Kaş yaparken de göz çıkarma. İhtiras iyi değildir, sakın kendini kaybetme. Sürekli doğru kal, nefes al, bir daha düşün atacağın adımı; sürekli adaletten yana ol, sapkın bir insandan yana değil. İnsan ve insanların kurdukları yapılar aldatıcıdır. Hem her daim aynı sözleri söylesek de anlaşamayabiliriz; bu böyle…

Kanmış insanlardan farksızlar, sefalet dolu tepkiler veriyorlar, iyi mi? Bir de buna üzülüyorum işte, hem de sürekli dertleniyorum, üzüntüye gark oluyorum; kendini bulamamış bu insanlar, benlikleri silinmiş… Böyle oldukları halde kendini bulmuş benim gibileri dışlıyorlar bir biçimde diyorum, içim içimi kemiriyor, eyvah diyorum.

Yetmemiş gibi militanlaşıyorlar, başka derin sorun sahalarının sebebi oluyorlar, kör ve sağır bunlar; eyvah diyorum…

İdrak

Bu dünyanın neden bir sınav yeri olduğunu düşünüyorum; idrak ediyorum. Ortamda bu kadar çok bilgi varken, insan bu denli gelişmiş bir canlı olmuşken, neden bu basit hataları tekrarlıyorlar diye soruyorum; idrak ediyorum. Öte alemi hak etmenin gereğini; burada doğru birey olabilmekle orada sorunsuz bir yaşam kurgusunun yolunu ve yöntemini idrak ediyorum…

Ey zavallı, kanmış, kendini hep haklı gören, gaflete düşmüş, bir ayağı çukurdaki insan, alet olma, kendin ol. Ey münafıklar hesabınızı kendiniz vereceksiniz, size kimse yardım edemeyecek, o halde doğru yola gir, idrak et, şahit ol, vakıf ol…

Benim vicdanım sızlıyor, elimden birşey gelmiyor, yakıyorsun kendini, eyvah!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Üzüntüye gark olmak

DİĞER YAZI

Önce Aklın Ayarları Düzeltilsin

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi