hedefler-ve-endiseler
Hedefler ve Endişeler

Hedefler ve Endişeler

7 Mart 2016
Okuyucu

“Din elden gidiyor!..” “Vatan bölünüyor!..” “Hedef-2023: En gelişmiş 10 ülke arasına gireceğiz!..” Endişeler ve hedefler bu kadar da değil, ama ne demek istediğim anlaşılıyordur herhalde.

Yakın döneme kadar Türkiye’nin çeperindeki tüm ülkelerle ekonomik ve diplomatik ilişkileri çok iyi düzeyde idi. Ama zaman ilişkileri çok boyutlu aşındırmışa benziyor; bu bizden mi kaynaklandı, muhataplardan mı, yoksa bilinmedik kulelerde yaşayan küresel güçlerin etkisiyle mi oldu? Soruların cevaplarını verirken hemen herkes farklı bir düşünce ifade edecektir; bu çok doğal.

Bugün ülkede azımsanmayacak bir kesim büyük bir saldırıya uğranıldığını ve Kurtuluş Savaşı sonrası en büyük savaşın verildiğini düşünüyor veya mevcut gelişmelerden oluşan durum halka böyle anlatılıyor. Bu kesim, Osmanlı’nın da geçmişte bugünkü gibi yedi düvel tarafından saldırıya uğrandığı benzetmesini yapıyor. Ama biliyoruz ki, o zamanın saldırısı birkaç asra yayılmış halde idi. Hatta sembolleşen ifadeyle, memlekete matbaayı çok geç getirmenin ne anlama geldiğini de bir yana bırakmamak gerekir idi. Şimdi ne var öyleyse? Gelişmeler daha asırlık işler düzeyinde değil, yaklaşık on yıl önceye dayanıyor. Bu durumda uygulanan politikalarla bugünkü tablo arasındaki bağıl ilişki bir yana konuyor mu, beklenmedik ve çok yönlü bir saldırıdan mı söz ediliyor? Şimdiki söylem şu: “Hükümet işbaşında, endişelenmeyin, bu ülkeyi kurda kuşa yem etmeyeceğiz!..” Son çıkan hale göre diplomatik çabalar ne yönde ilerliyor dersiniz? Ortadoğu’nun belli ülkelerinde, Afrika’da, Güney Amerika’da ve Birinci Dünya Savaşı esnasında ordumuzu emanet ettiğimiz Almanya’da!.. Buna karşılık içerideki ana konumuz ne? Anayasa!..

İran-Amerika anlaşması ardından bugün dünyanın bütün kurtları ekonomik pastadan pay kapmak için İran’a saldırdılar. Rusya, Çin, Kore, Hindistan, Amerika, Almanya… Bir tek Türkiye pastadan pay alamadı diye düşünülüyor! Başbakan Ahmet Davutoğlu geçen hafta Tahran’a kısa bir ziyaret yaptı. Ne oldu? Ne elde edildi? Büyük bir anlaşma mı yapıldı? Bunlar olmadı ise neden? Tümüyle kayıp ne kadar olacak? Bu kayıp bizi hedeflerimizden ne denli uzak tutacak? Suriye konusunda Amerika, İngiltere, İsrail ve Rusya yakın işbirliği içinde çalışıyor. Suriye’de yeni bir düzen kurmaya çabalıyorlar. Türkiye, bölgedeki gelişmeler üzerine Rusya’dan sonra açıkça Amerika’ya da, BM’ye de eleştiri getiriyor; açıkça, “Siz yanlış yoldasınız,” diyor, hani o emperyalizme karşı mazlum milletlerin savunucusu edasıyla… Bir ara ülkede yalnızlaşmanın versiyonları konuşuldu, bugün de tekrarı yapılıyor. İktidar Türkiye için “değerli yalnız” tanımını yapıyor. Yalnız! Öyle mi? Neden? Ama Almanya’nın Şansölyesi var ya, neden yalnız kalınsın ki? Böylelikle pratikte AB ile askıya alınan ilişkiler konusunda ve mülteci meselelerinden dolayı görüşme trafiği artırılıyor. Tarih herhalde tekerrüre başladı bile!

Yunanistan ile tarihte görülmemiş ölçüde yakınız. Bu çok yönlü kazanç demektir. Haydi hayırlısı!..

Neyi bekliyoruz? Barzani’nin Kürt devletinin kabulünü mü? Suriye’de yeni bir rejimin kurulmasını mı?… Bir anlığına geçmişi bir yana koyalım. Acaba tek tek siyasi coğrafyadaki değişimlerin tamamlanmasını beklemek yerine, politik düşüncelerimizde yapacağımız bir revizyona mı girişilse? Geç kalmadan başlansa… Böyle düşünenler yok mu?

Büyük oyunlar büyük düşünmekle kurgulanabilir. Türkiye kendince bu hedefleri koydu ve şimdi endişeleriyle yüzleşiyor; hem bu denli önemli endişelere bedel ödemek zorunda kaldığı halde. Elbette büyük kurguları yönetebilenler de var, fırsatçı ülkeler de, kendi derdinden başını kaldıramayanlar da… Hele küresel güçteki şirketler!

Türkiye yakın coğrafyasına söz sahipliği yapmak istemiş olabilir; ama içinde bulunulan durum ortada, iyi analiz edilsin derim. Eğer bugün bir tür Kurtuluş Savaşı verildiği savunuluyorsa, bunun savunucuları çözümü de söylesinler: Endişelerin azalması ve hedeflere yaklaşılması nasıl olacak? Yine “kandırıldık” mı denecek, öyleyse hangi ülkeler kandırabilir Türkiye’yi ve neden? Güvenlik endişelerine bakılınca görülen şu; bölünmeyi isteyenler hem meclisteler hem de sokaklarda. Bu son tabloya bakılırsa kayıp sadece vatan uğruna verilen şehitlerle de kalmayacak, ataların kanıyla sulanmış neslimize yadigâr toprak bu gidişle hata yapanları sinesine kabul dahi etmeyecek… Başka? En azından Türkiye’nin ekonomik hedefli rakiplerine bakılınca görülecek ki, kayıp her geçen gün ağır bir fatura yüklüyor bu ülkeye… Peki, gelecek kuşaklar bu durumu nasıl okuyacaklar dersiniz? “Bizden öncekiler saldırıya uğramışlar” mı diyecekler zannediliyor? “Hesaplar, hedefler, niyetler, çabalar yanlış olmuş; keşke…” mi diyecekler? Yoksa yeni tür bir sanal-matbaayı mı sebep gösterecekler? Bugünün aklı üzerine çeşitli hesaplar yapılabiliyor ve etki altına alınabiliyor ama torunlarımızın aklı şimdiden çelinemez ki! Tarihi bugünden yazmaya kalkanlar bu konuyu bir daha düşünsünler…

Şimdiki durum tabiatıyla geçmişle eşleşmez ama buna gayret edenler var ise benzetmenin sebepleri ve sembolleri ortada… Ne hedefler ne de endişeler benim, siz benden yana kaygılanmayın sakın; ne şimdi ne gelecekte…

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

yeni-anayasa-icin-cumhur-ne-diyor
ÖNCEKİ YAZI

Yeni Anayasa İçin Cumhur Ne diyor?

dokunulmazlik-hdp-politika-kulturu-ve-isabetsizlik
DİĞER YAZI

Dokunulmazlık, HDP, Politika Kültürü ve İsabetsizlik

Politika 'ın son yazıları

39 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
82 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
95 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
122 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
88 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme