Ukrayna Krizi’ne Stratejik Bakış

608 Tıklama
23 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Kırım, Donbas ve Ukrayna… Rusya ve Ukrayna karşılıklı olarak kendi sınırlarına asker yığıyorlar. Rusya’ya göre bu daha çatışmanın başlangıç safhası, Ukrayna gerisinde duran ABD Başkanı Biden ise stratejik kazanım elde etmek istiyor, Rusya’yı caydırmakla ilgileniyor, küresel bir hesap var. Ben stratejik bakış açısı ile Ukrayna meselesini ele almak istedim. Fikrimce stratejik ve doktrine bakış açılarını tam olarak işaret edebilmemiz gerekir. Bu kendi politikamız için de bu ve benzeri meselelerin anlaşılıp anlaşılmadığını işareti mahiyeti taşır.

Gözümüzün önünde “cari planda” olanlar belli: Ukrayna Başbakanı Vladimir Zelenski Kırım’ı kurtarmaya dayalı askeri güvenlik stratejisi belgesini onayladı. Donbas ve Kırım’ı kurtarma harekâtından söz ediliyor. Ukrayna ve Rusya arasındaki ateşkes metni yenilenmedi. Ukrayna sınırına doğru askeri sevkiyat yaptı, birliklerini takviye etti. Rusya, Ukrayna sınırına asker yığdı. ABD Başkanı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken Ukrayna’nın arkasında olduklarını açıkladı. Önümüzdeki günlerde NATO, Defender Europe-21 tatbikatı yapacak. Bulgaristan, Romanya ve Türkiye, NATO hava sahası olarak işaretlenen bölgeye girmek isteyen Rus askeri stratejik bombardıman uçaklarını önledi. Dün gece itibarıyla Belarus ordusu alarma geçti, sınır bölgelerine intikale başladı. Bütün bunlara ilişkin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Ukrayna’yı uyardı… 

Henüz olaylar bu noktaya belirgin biçimde gelmemiş idi. 23 Mart 2021’de sormuştum, “Ukrayna Donbas bölgesine asker yığıyor. NATO’nun Defender Europe-21 tatbikatı var. ABD bölgeye stratejik yığınaklanma içerisinde. Mesela diyelim, Ukrayna, Rusya birliklerine yönelik bir harekât başlatırsa gelişmeler nasıl seyreder? Biden’ın sürprizine karşı suçladığı Putin’in hamlesi ne olur?” 31 Mart konu gündeme oturdu. 1 Nisan 2021’deki ifadem bu yazdığım twit’i hatırlatmak içindi: “Arkadaşlar biz bu konuyu bir hafta önce ileri sürdük öyle değil mi? İki gündür konu edip yeni açıklayanları seyrediyoruz. Olay olunca ortaya çıkan çok olur, mesele önceden görebilmektir. Tahmin istihbaratı böyle bir şeydir…”

Maalesef ülkemizdeki uzmanlar ve danışmanlar epizodiktir. (Epizodik konusu için okumak isteyenler inceleyebilirler: Epizodik ve Semantikhttps://politikmerkez.com/konular/kultur/epizodik-ve-semantik/ ) Medyada sürekli izlemek zorunda kaldığımız isimlerin anlattıkları, olduktan sonrasına bağlıdır. Bazıları ise tarihten ve coğrafyadan bahsederler. Stratejik yaklaşım gösterenler, olaylara analitik bakanlar, hatta olayların çok öncesinden itibaren gelecekte ne olacağını ifade edebilecek cesaretle ortaya çıkıp konuşanlar pek olmaz. Ukrayna meselesinde tam da bu şekilde gözlendi, maalesef!

Eğer konu bugün Rusya ve Ukrayna sorunu ise elbette başlangıcını, 2002 tarihinden beri, NATO’nun genişleme stratejisini, 2003 Turuncu Devrimler’i bilmek gerekir. Soğuk Savaş sonrası Rusya’nın Yakın Çevre Doktrini’ni dahi bilmek gerekir. Asıl mesele ne? Ukrayna, Batı yanlısı, Avrupa ile entegre olmaya karar verdi, buna dair adımlar atmak istedi, ama Rusya’nın bildik türden hamleleriyle karşılaştı. Olay bu güne bu şekilde geldi. Bunlar her yerde yazıyor.

Ben de sizlere bu çok canlı konuyu kendi gözlemimle ve bahsettiğim yaklaşımla, nasıl ele aldığımı açıklamak istedim. ABD stratejisi, Yeni Başkan Joe Biden ile beraber bu yeni strateji bağlamındaki akıllı güç uygulamasını, NATO tatbikatı konusunu ve bu açıdan Türkiye’nin pozisyonunu, bütün bunlara karşın Rus doktrinini Ukrayna merkezli biçimde ele alacağım. Sizlere hatırlatmalarım olacak, zira konuyu bugüne getiren nedenlerim Eylül 2020’den başlamaktadır.

Konulara stratejik ve doktriner bakmakla ilgili bir eksikliğimizin olduğunu düşünüyorum. İçinde bu sözcüklerin geçtiği açıklamaları yapan ama asla konuya bihakkın böyle bakmayanlar sizleri aldatmasınlar, çünkü içerikleri boş ve ileriyi görecek vizyondan yoksunlar. Bizler ülkemize bu yaklaşımın neden gerekli olduğunu işte bu tür canlı örneklerle işleyerek konunun pekişmesine imkân vermemiz gerekmektedir.

ABD Stratejisi

11 Eylül 2020 tarihinde “ABD’nin Yeni Savunma Stratejisi” başlıklı bir yazım vardı (https://politikmerkez.com/konular/guvenlik/abdnin-yeni-savunma-stratejisi/ ). Bu yazıyı okuyanlar aşağıdaki haritayı da hatırlayacaklardır.

Aylar öncesinde, daha Trump zamanında, neyi anlattım? ABD’nin Doğu Akdeniz alanlardaki önleyici çabaları için Doğu Akdeniz’in hemen gerisinde, Hazar’dan Hint Okyanusu bölgesine uzanan bir bariyer var. Ayrıca Orta Avrupa için Belarus-Ukrayna hattı mevcuttur. Baltık’ta da hem Kuzey Buz Denizi (Arktik Bölge) hem de Rus kara bölgesinden olabilecek ve yine bir Rus toprağı olan Polonya-Litvanya arasındaki Kaliningrad ile buluşan bölgede bariyer kurmak söz konusudur.

Biden’ın Trump ile seçim süreci ve sonrasındaki konuşmalarında Rusya faktörü hep vardı. Şurası belirgindi, Trump Rusya’yı karşısına almadı, hatta stratejik manada Rusya ortaklığını bile gündeme getirdi, ama Biden karşısına alacağına dair açıklamalar yaptı. Bunu görmemiz gerekir.

ABD Milli Güvenlik Stratejisi ve Küresel Devrim” başlıklı 14 Mart 2021 yazımda detaylı bir şekilde aynı günlerde yayımlanan ABD strateji belgesinin analizini yaptım (https://politikmerkez.com/konular/guvenlik/abd-milli-guvenlik-stratejisi-ve-kuresel-devrim/ ).

ABD’nin müttefikler kimler? Bu manada “Batı kapitalist” sistemini kabul etmiş olmak yetmiyor, Çin, Rusya, vs. de kapitalist, ama müttefik değil, üstelik düşmanlar. O halde şart ne? “Batı tipi demokrasi”. Batı tipi kapitalizm ile demokrasi bir arada olacak, deniyor. Bu durumda Kuzey Atlantik İttifakı (NATO), Avrupa Birliği (AB), Kanada, İngiltere, İsrail, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Güney Kore, vs. ülkeler ABD’nin gerçek müttefiki oluyorlar. Otoriter, popülist, milliyetçi, vs. yönetimlere uzak duruyorlar.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, kısa adı AGİT (OSCE), bugünlerde Ukrayna meselesine “Avrupa” değil, “Atlantik” fikriyle katkı sağlamak istiyor.

ABD’nin uyguladığı küresel strateji nasıl tarif edilebilir? 2021 yılı başında yönetimi devralan Joe Biden ile ABD politikalarında bazı farklı adımların atıldığını gördük. Biden’ın ekibinin akıllı güç (smart power) tekniğini, yani hem sert hem de yumuşak gücü kullanmaktadır. Ben ABD’nin akıllı güç kullanımına dayalı stratejisine 1 Mart tarihli yazımda, “ABD’nin İki Ayaklı Küresel Stratejisi” dedim (https://politikmerkez.com/konular/politika/abdnin-iki-ayakli-kuresel-stratejisi/ ).

Şöyle:

  • ABD, Rusya’yı Avrupa jeopolitik alanına çekiyor. Bu amaçla Baltık, Doğu Avrupa ve Balkanlar düzleminde tertiplenme içerisine girdi ve burada caydırıcı güç gösterileri yapmaya başladı. ABD bu adımı atıyor ki Ukrayna’dan Belarus’a ve oradan Kaliningrad’a kadar Rusya ilgisini bu noktaya toplasın, Pasifik’ten uzak tutsun. Ayrıca ABD liberal-demokrasi yumuşak güç konusu olarak muhalif Aleksey Navalny’yi öne sürdü ve Batı dünyası ile ilişkilerinin önüne bir set çekti. ABD bu hamleyi Pasifik eksenin üzerinde Rusya’nın oyun planını sekteye uğratmak için yaptı.
  • ABD, Atlantik’te NATO ve (İngiltere dahil) Avrupalı müttefiklerini, Pasifik’te Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda başta bazı ülkeleri kendi kanatları altına aldı hem Rusya’ya hem de Çin’e karşı atacağı adımlar için küresel güç bloğunun çerçevesini ilan etti. NATO misyonu 2019 sonlarında mevcuda ilave olarak, Arktik bölge, siber ve uzay, Çin ile açıklanmıştı. Bu yaklaşım aslında, bir önceki maddede Rusya’yı Avrupa’ya çekerken, Çin’i de çevrelemek ve önünü kesmek amacıyla ortaya konmuş oluyordu.

Yazımda, bu iki ayaklı temel stratejinin gelişimine dair pek çok örneğini yakın gelecekte göreceğiz, demiştim. Nitekim nisan ayı başındayız ve bugün Ukrayna meselesini konuşuyoruz. ABD Başkanı Biden telefonla Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’yi arıyor ve 2 Nisan 2021 tarihi itibarıyla küresel medya ilgi gösteriyor, mesele dünya gündemine oturuyor.

ABD’nin Akıllı Güç Uygulaması

17 Mart’ta yazdım: “Biden Putin’e ‘Katil’ Dedi” şeklinde (https://politikmerkez.com/konular/politika/biden-putine-katil-dedi/). Katil sözcüğünün kullanılmasının yaşlılık ve dil sürçmesi olduğunu ileri sürenlerimiz oldu. Ben ise bu kanıda değildim, bunu 18 Mart 2021’de kamuoyu önünde de net şekilde ifade ettim, hatta gerginlik artacak diye de ekledim. ABD, Rusya’ya müttefikleriyle beraber yüklenecekti. Bugün bunu görmekteyiz.

ABD, Biden yönetimiyle birlikte NATO ve diğer müttefiklerle ilişkileri artırmayı hedefledi ve ilk adımlarını attı. Sahaya nükleer silahları ve yeni atma vasıtalarını sürdü. Gerekçe, Rusya’nın Avrupa’da buna dönük çabalarının olduğuydu. ABD ve Avrupa, Atlantik İttifakı olarak, Baltık’ta, Orta ve Doğu Avrupa’da ve son olarak Balkanlar’da konvansiyonel tertiplenme ve yeni üslenme faaliyetlerine girişti ve askeri tatbikatlar yapma durumunu devreye koydu. Son olarak NATO’nun Defender Europe-21, Soğuk Savaş’tan bu yana en kapsamlı askeri tatbikat olacak dendi.

Ukrayna ve Belarus gibi gri bölgelerde ABD ve Rusya sürekli rekabet edecekler, güç gösterisinde bulunacaklar ve bunun ortaya koyacağı güç mücadelesinden gerginliğin yaşandığı alanlarda fazlasıyla hissedilecektir. Bu durum üçüncü ve hatta dördüncü ülkeleri ve tarafları etkileyecektir. Yeni mücadele şekli bunu gerektiriyor. Yakın alanlar olduğu için kolayca sıralayabiliriz, Suriye, Libya, İran gibi yerlerde hem ABD hem de Rusya hep olacaktır.

Genişletirsek, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bu çatışmadan etkilenecektir. Uzak alandan örnek verelim, Antarktika. Burası Baltık’tan Japonya’ya kuzey eksende yeni bir mücadele alanıdır. En büyük mücadele sahası elbette Avrasya alanı, Karadeniz, Hazar, Orta Asya, Güney Asya… Bu alanlarda ABD ve Rusya, bir taraftan da Çin, sahaya sürekli kendi nüfuz imkanlarını süreceklerdir. Bu bazen askeri olur, bazen siber, bazen de ekonomik. Ancak çok taraflı ve katmanlı yeni bir gerginlik döneminin fitili ateşlenmiş haldedir. Bu nedir? Yeni bir Soğu Savaş gerekçesi mi? Her neyse, benim yaklaşımım durumun ciddi olduğu yönündedir.

NATO Tatbikatı ve Türkiye

Yakın zamanda tartıştığımız konulardan biri de NATO’nun Defender Europe,21 Tatbikatı oldu. Buna, Soğuk Savaş’tan bu yana en büyün NATO tatbikatıdır, dendi, 31 bin askerin katılacağı bildiriliyor. Hatta ABD’nin Baltık, Doğu Avrupa, Balkanlar bölgesine asker yığmasını bu yöntem altında yapıp, sonuçta Dedeağaç’a bir üs kurma girişimi olunca, ben de bu kapsamlı konuyu bu pencereden bakarak “ABD, Yunanistan ve Türkiye” isimli yazı ile sizlere açıklamıştım (https://politikmerkez.com/konular/politika/abd-yunanistan-ve-turkiye/ ). Çünkü ABD’nin asıl maksadı Rusya ve Karadeniz idi. Hatta ABD, Rusya ile ilişkisi yoğunlaşan Türkiye’nin bu konuda tam düşüncesini almak istedi. Nitekim geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Avrupa Birliği (AB) zirvesinde dışişleri bakanları, Blinken ve Çavuşoğlu Brüksel’de bir araya geldiler.

Ben bahsettiğim bu yazıda özellikle işaret ettim (26 Şubat): ABD ve Avrupa, Rusya’nın Karadeniz’deki Ukrayna işgaline karşıdır. Bu bariz bir konudur, Türkiye de bu konuda ABD ve Avrupa gibi net bir tavır içerisindedir, Rusya’nın işgalciliğine karşıdır. Hatta Kırım bölgesi Türkiye için stratejik ve tarihi bağlarla ABD’den veya Avrupa’dan çok daha önemlidir. Dolayısıyla Kuzey Atlantik İttifakı’nın (NATO) odaklandığı temel bir mesele olarak Ukrayna halen masadadır.

Rus Doktrini

Gerasimov doktrinine göre Rusya sorunu olduğu ülkeye veya kriz bölgesine yönelik; kendi çıkarına olan adımları atacak ve gerekli tedbir alacak biçimde askeri ve askeri olmayan tedbirleri safha safha uygulamaya koymaktadır. Bu kapsamda askeri olmayan tedbirler içinde, her defasında uluslararası sistemi ve hukuku işaret ederek hareket eder, diplomatik ve politik adımları atar, ekonomik yaptırımlar uygular, yöneldiği bölgedeki ayrılıkçı kesimleri provoke eder, onları harekete geçirir, muhalifleri kullanarak hedefine baskı ile ulaşmaya yönelir. Bölgeye paralı askerleri, gayrinizami unsurları, teröristleri, siber ve propaganda unusurlarını dahi sürer. Askeri tedbirleri ise bellidir. Stratejik caydırıcılık sağlayan adımları ilk hamlede yapar, buna göre intikallerini gecikmesizin uygular, birliklerini alarma geçirir ve çeşitli manevralarla ateş etkisi yaratmayı dahi planına dahil eder.

Doktrine göre şu an itibarıyla Ukrayna meselesi “yönlendirilmiş askeri tehditler” safhasındadır. Diğer bakışla bu durum “çatışmanın başlangıcı”na karşılık gelir. Hatta Dün gece Donbas’ta bir yerleşim yerinden atılan havan topu neticesinde birkaç sivilin yaralanması hadisesi çatışmanın ilk kıvılcımlarından olarak gösterilebilir.

Stratejik Sonuç

ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, NATO (Türkiye dahil) Ukrayna’nın arkasındadır. Buna ilave olarak ABD’nin yeni küresel vizyonuna göre birleşen küresel aktörler, demokrasi kavramını öne çıkarak, otoriter ülkelere ve yönetimlere karşı bir akıllı güç uygulaması içine girme noktasındadırlar. Bu bağlamda Ukrayna operasyonu başlamıştır. Mesele Rusya’nın karşısına mümkün mertebe stratejik ağırlığı yüksek her bir meseleyi ve gücü seferber edip koymak, bir anlamda Rusya’ya, “bu kez pabuç pahalı!” dedirtmektir. 

Bunun neticesinde dört hedef vardır: 

  1. Putin’in demokrasi adına adımlar atması, 
  2. Kırım’ın kurtarılması,
  3. Avrupa’nın güvenliğinin sağlanması,
  4. ABD’nin Atlantik’i çözdükten sonra Pasifik ile ilgilenecek konjonktürün oluşturulması.

Şimdi anlamışsınızdır bu yazının neden sert eleştirel bir üslupla yazıldığını: Benim görmek istediğim, Kırım meselesinden önce, bu güzel ülkemde gayriciddi zihniyetlerin azalması, hatta olmamasıdır.

Rusya’ya göre henüz çatışmanın başındayız. ABD’ye göre ise caydırma planı devrededir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Evergreen’in Çağrıştırdıkları

DİĞER YAZI

Vatan, Vatansever, Vatandaş

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden