İngiltere - Page 18

8 Ekim 2021

Kırılma Cilt I

Bu bir kitap olacak. Bu günü gününe tutulan notların birikimi ile gerçekleşecek. Geçenlerde bir twit attım ve ne dedim biliyor musunuz? Yazar adaylarına, günlük tutar gibi olanları not edin, bir ay sonra iki ciltlik eser sahibisiniz! Evet, böyle olduğunu size bizzat göstereceğim. Kitabın adını
lubnan-coktu
6 Ağustos 2020

Lübnan Çöktü

4 Ağustos günü akşam saatlerinde Lübnan'ın başkenti ve can damarı Beyrut'ta meydana
13 Kasım 2021

Fay Hatları

Türkiye’nin bölgesindeki çatışmaları, gerilmeleri ve krizleri incelemeye başladığımızda ilgili aktörlerin etkileşimleri bağlamında
ilk-bm-dunya-insani-zirvesi-istanbulda

İlk BM Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da

25 Mayıs 2016
1.3K views
4 mins read
Birleşmiş Milletler’in (BM) düzenlediği I. Dünya İnsani Zirvesi (World Humanitarian Summit – WHS) 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un himayesinde ve Türkiye Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirvenin amacı, küresel insani yardım sisteminin ele alınmasıdır. Zirveye bazı ülke liderleri, 60 civarı ülke temsilcisi, sivil toplum temsilcileri, akademik ve uluslararası kuruluşlar katıldılar. Zirveye katılan liderler arasında Almanya Başbakanı Angela Merkel, Katar Emiri Tamim bin Hamad el Sani, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Filistin Lideri Mahmud Abbas, Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras bulunmuştur. Sanırım bu zirveye Amerika, İngiltere, İsrail, Rusya gibi ülkelerin liderleri katılsalar idi ilgi bir hayli
zaman-ve-mekan-sikismasinin-etkisinde

Zaman ve Mekan Sıkışmasının Etkisinde

13 Mayıs 2016
1.3K views
4 mins read
Immanuel Wallerstein’in “zaman ve mekan sıkışması” kavramını önemseyenlerdenim, bu kavramı çok kullandığımı da söylemeliyim. Hatta zamanı ve mekanı sıkıştırma evrenini felsefi boyutta çok farklı açılardan esneterek farklı düşünceler üretmeye çaba gösterdiğimi okurlarım hatırlayacaklardır. Şimdi burada kısa denebilecek politik süreçlerle ilgili bir saptama ve değerlendirme yapmak istiyorum. Teorik, kısa ve düşündüren bir yazı okuyacaksınız, sonuçta da bir öneri bulacaksınız, hepimiz için gerekli olan, doğal, insani ve çok basit!..
katarda-turk-askeri-ussu

Katar’da Türk Askeri Üssü

29 Nisan 2016
2.5K views
3 mins read
Bilindiği gibi hafta içinde Başbakan Ahmet Davutoğlu Katar, Doha’da Türk-Katar İş Forumu Toplantısı’na katıldı. Aynı zamanda bu toplantıda savunma alanında önemli bir anlaşmaya imza atıldı. İmzalanan anlaşma çerçevesinde TSK Katar’da konuşlu bir birlik bulunduracak ve bu birlik Türk ve Katar Ortak Askeri Birliği çerçevesinde görev yapacak. Daha çok birlik eğitim görevlerine önem verecek. Halen Katar’da geçici statüde 100 Türk askeri görev yapmaktadır, bu birlik uzun süreli kalıcı hale gelecek. Türk birliği Doha’da, Katar Kara Unsur Komutanlığı adıyla bulunacak. Birliğin konuşlanması tamamlanınca bu aynı zamanda Türkiye’nin yurtdışında, Ortadoğu’da, Basra Körfezi’nde bir askeri üs açması anlamına gelmektedir. Söz konusu anlaşmayı Savunma Bakanı
siber-savas-ve-turkiye-misali

Elli Milyon Kişinin Bilgisi Çalındı: Bişey olmaz!

11 Nisan 2016
755 views
4 mins read
Vaktiyle Güneydoğu’da cadde ortasında oyun oynayan bir çocuğa bir araç çarpıyor, çocuk ölüyor, baba geliyor, çarpan kan parası vermek için pazarlık yapacak, ama insani birkaç cümle kurmak gerekiyor, çarpan “Emmi valla istemeden oldu…” deyince çocuğun babası, “Bişey olmaz!” diye karşılık veriyor. Güneydoğu’da “Bişey olmaz!” çok kullanılan bir ifadedir. Nüfus 78 milyon, oy veren insan sayısı yaklaşık 50 milyon. Nüfus bilgileri, seçmen kütükleri olarak çalınıyor. Konuşulan konu; “Şuradan olmuştur veya buradan… Ben yapmadım, o yaptı…” Neden bir “kriz merkezi” kurulmadı? Bundan büyük bir “güvenlik ihlali” nasıl olur? Devletin iki ödevi var: Refah ve güvenlik. Şimdi güvenlik nedeniyle refah da zafiyete girdi,
hedefler-ve-endiseler

Hedefler ve Endişeler

7 Mart 2016
842 views
4 mins read
“Din elden gidiyor!..” “Vatan bölünüyor!..” “Hedef-2023: En gelişmiş 10 ülke arasına gireceğiz!..” Endişeler ve hedefler bu kadar da değil, ama ne demek istediğim anlaşılıyordur herhalde. Yakın döneme kadar Türkiye’nin çeperindeki tüm ülkelerle ekonomik ve diplomatik ilişkileri çok iyi düzeyde idi. Ama zaman ilişkileri çok boyutlu aşındırmışa benziyor; bu bizden mi kaynaklandı, muhataplardan mı, yoksa bilinmedik kulelerde yaşayan küresel güçlerin etkisiyle mi oldu? Soruların cevaplarını verirken hemen herkes farklı bir düşünce ifade edecektir; bu çok doğal. Bugün ülkede azımsanmayacak bir kesim büyük bir saldırıya uğranıldığını ve Kurtuluş Savaşı sonrası en büyük savaşın verildiğini düşünüyor veya mevcut gelişmelerden oluşan durum halka böyle
vergi-sorunu

Vergi Sorunu

19 Şubat 2016
1.4K views
14 mins read
Yakın zamanda gördük ki, hayvan üreticileri et fiyatlarının düşmesi için devlete açık bir mesaj verdiler. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu Başkanı Kopuz, “Ette KDV oranının ve canlı hayvan ithalatından alınan yüzde 15 verginin yüzde 1’e düşürülmesiyle etin fiyatını 6 lira aşağı çekebiliriz,” dedi. Buradan şunu anlıyoruz; tarım ve hayvancılık ile milletin yediği içtiği devlet eliyle bir yandan pahalandırılıyor, diğer yandan ilgili sektörlerin zorlanmasına sebep oluyor. Bu iş ilkel dönemlerdeki bir uygulamadır. Vatandaşın 100 hayvanı var ve devlet 15 tanesi benim diyor. Bugün böyle bir anlayış geçerli olabilir mi? Dolayısıyla şu vergi işini bir kez daha masaya yatırmak istedim.
uzun-savas-2

Uzun Savaş

23 Ocak 2016
1.8K views
9 mins read
1
Dünya çok gerildi. Çeşitli çevreler soruyor: Ne tür bir savaşın içindeyiz? Bu savaşın bir adı var mı? Bu bir büyük-dünya savaşı mı? Bunun cevabını arayacağız. Ama belirgin bir bilgi ile konuyu aydınlatmakta yarar var. Çünkü bunun adı daha önceden telaffuz edilmişti. Bu nedir? Uzun Savaş. Bazı yazarlara göre III. Dünya Savaşı şu an olmaktadır. Acaba bu Uzun Savaş üstü örtülü dahi olsa bir dünya savaşı mıdır? Terörü manivela kabul ederek yürütülen diplomasi, psikolojik savaş, ekonomik savaş ve siber savaş uzunca müddet sürdürülecek bir dünya savaşı kurgusu ile mi gerçekleşiyor? Bu sebepleri ve yaptırımları kendiliğinden gelişen düzeneklerin sevk ve idaresi dünyayı
barzaninin-bagimsizlik-ilani-hazirligi

Barzani’nin Bağımsızlık İlanı Hazırlığı

22 Aralık 2015
1.5K views
7 mins read
Yakın zaman önce Ankara’ya ziyaret gerçekleştiren Mesut Barzani bugün bağımsızlık için halk oyuna gitme kararı aldı. “Hayırlı olsun!..” Böyle mi diyeceğiz? Hazır bölgede IŞİD tehdidinden dolayı Batı ittifakının uçakları ve gemileri varken, IŞİD’e karşı eğitim vermek üzere Musul’a yakın bölge olan Başika’ya konuşlanmış Türk birliği varlık göstermeye devam ediyorken, Barzani için tarihi ilan için durum müsait olsa gerek! İran ve Rusya’dan destek ve akıl alan Merkezi Irak Devleti her ne kadar itiraz etse de demek ki şartlar oluşmuş halde!.. Ortadoğu’da bu kadar gerginlik ne içindi? IŞİD, Esad, Suriye, mülteci, kantonlar, Kobani, PYD, Rus uçağı derken… Başika, El Abadi’nin ani çıkışları
tarihin-dogru-tarafi

Tarihin Doğru Tarafı

9 Aralık 2015
1K views
12 mins read
Güncel konuları irdeleyeceğiz. Konumuz küresel kurallarla bugünün Ortadoğusu olacak. Başka bir pencereden, tarih perspektifinden yaklaşarak konumuzu işleme imkanı bulacağız. Nedenleri daha belirginleştirerek tarihe dahil olacaklara küçük hatırlatmalarımız olacak. Önceki dönemlerde tarih, temas edilenlerin ve ilgili olanların ölçüsünde yazılıyordu. Bizlerin bugün örneğin Türk tarihi diye okuduklarımız genellikle bu ölçüyle sınırlandırılmış ve biraz da kendimizi ortaya çıkaracak sonuçlarla ilgilidir. “Başka bir toplumun tarihi de yaklaşık öyledir,” diye düşünenler olabilir. Ancak özellikle Batı tarihi çok boyutlu ve askeri olduğu kadar, bilim, kültür, ekonomik gibi çeşitli konuları içerecek türden yazılıdır. Zaman her şeyi değiştirdi. Küreselleşme olgusu tarih yazımında da değişiklik yarattı. Bilinen sınırlar bu
turkiye-bir-tunelde-mi

Türkiye Bir Tünelde mi?

8 Aralık 2015
1.1K views
8 mins read
“Bir tünel var mı, yok mu?” Bu sadece bir arayış… İlk soru şu: Asıl baskı altına alınmak istenen proje ülke yoksa Türkiye mi? “Hayır!” Bu cevap bir bilgiye mi dayanıyor, yoksa temenniye mi? Cevabı kimse bilmiyor. Belirgin bir cevap olmadığı için, “Acaba Türkiye, çıkışında ne olduğunu bilemeyeceği türden bir tünele mi sokuldu?” diye arayışa giriliyor. Peki, herhangi biri kayboldu ise bunun ilk alması gereken tedbir ne olmalıdır? Kaybolduğunu kabul etmek mi? Soru şu: Türkiye kayboldu mu, yoksa bu işlerin doğası gereği, “zaten böyle” midir? Zaman ilerliyor… Hep birlikte olup biteni anlamaya çalışıyoruz.

Yazı Arşivi

DÖNBAŞA