bugunku-politika-algisi-ve-derin-sorular-nasil-dik-duracagiz
Bugünkü Politika Algısı ve Derin Sorular: Nasıl Dik Duracağız?

Bugünkü Politika Algısı ve Derin Sorular: Nasıl Dik Duracağız?

Okuyucu

Basit bir yazı yazacağım: Bugünkü Türkiye’nin küresel vizyonuna ve iktidara ideoloji alt tabanı üzerine bir yazı. Size gerçekçi bir dik duruş için hatırlatmalar yapacağım. Nasıl mı?

“Derin” televizyon programlarına ve “dip” köşe yazılarına bakın, “sırlar” veren kitapları okuyun, dünya literatürünün “binyılcılık” (millennialism) olarak bildiği konu bugün Türkiye’ye örülmüş durumda. Binyılcılığın karşılığını kültürümüzde Dar-ül Harp tanımında bulabiliriz. Başta bazı okullar, kurslar, dernekler veya eski usul inanç merkezleri tarafından genç kuşakların eğitimleri de bu yönde yapılmakta. Buna dönük bir toplum yaratılmakta. Bu toplum bazı şeylere açık, bazı şeylere kapalı, adı belli bir ideolojiyle yürütülen bir mücadelede.

(Not: İsimleri zikretmeyeceğim, okulları, vakıfları, kişileri… Şahıs bağlamında aralarında akademisyenler ve bilinen kişiler çok. Amaç fikri tartışmaktır.)

Benim fikrim değil, anlatılanları aktaracağım; olay şöyle:

“Üstün akıllı insanlar var, Rothschild ailesi ve Rockefeller gibi; İllimunati taraftarları, Yeni Dünyacılar var, Evanjelist oldukları da söyleniyor, Talmut’a inananlar buna iltisak ettiriliyor, Mason gruplarını da bunlar idare ediyor, dünya savaşları da bunlar tarafından çıkartılıyor, silah endüstrilerini bunlar ellerinde tutuyor, FED’in sahibi bunlar, her şey için hayali bu üst akıl sahibi kesim var ve bunlar insanlık adına önemli dönemeçler için karar veriyorlar, bütün ipler bunların elinde; dönemsel tanımlar yapıyorlar, örneğin insanlık şöyle olacak, enerji böyle, para piyasası… Marks, Engels, Freud, Darwin, Nietzsche vs. bilim insanları ve ideologlar bunlara hizmet ettiler, bugün de uzantıları var, örneğin Big Bang’den bahseden Stephan Hawking, Bilgi Çağı’nın önemli aktörleri olarak gösterilen Intel, Google, Apple, Facebook’un patronları, bugün için kritik teknolojilerde çok ileri giden Elon Mask, bütün bu insanlar belirtilen üstün akıllı ailelerin yön vermesiyle çalıştılar, çalışmaya devam ediyorlar, bu kesim sayesinde ABD’de hükümetler kendilerini ayarlıyorlar, politikalarını tayin ediyorlar, yakın dönemde İkinci Dünya Savaşı sonrası düzen bunların tanımları ile Soğuk Savaş dönemi olarak sürdü, Soğuk Savaş bitti ve Yeni Dünya Düzeni kuruldu, örneğin yeni düzende Francis Fukuyama ve Samuel Huntington gibileri ara düzenin tanımlarını yazdılar, şimdi bu da bitti ya ne başladı; fosil yakıta ihtiyaç azalıyor, ulaşıma yeni düzen geliyor, kentler değişiyor, insan yapısı homoseksüelliği kabul eder oluyor, sanal oyunlarla ve yine internetin daha fazla kullanıldığı medya ile yeni tür insan modeli yetiştiriliyor, terör yönetmek için bir manivela olarak kullanılıyor, Müslümanlar düşman bilinsin isteniyor…”

Kulağa pek yabancı gelmeyen bütün bu öykü ile aslen işlenen her şeyin “şeytani” biçimde kurgulandığıdır. Ne kadar basit değil mi? Hatta Batı’da birçok üniversite ve medya organı bu işi kolaylaştırmak için hizmet veriyor deniyor. Aslında bahse konu bu kesim tarafından bakılırsa; “Bu tanrısal bir tasarımdır ve şeytanın oyunu bozulmaktadır!” Yani Müslümanlar (fikirlerince) şeytanın tarafı, bu kişiler de Tanrının kılıcı!.. Bazıları şu meşhur şövalyelerden. İyi mi? Batı’da buna inananlar elbette var. John Gray “Kara Ayin” isimli kitabında bunları anlatıyor. Ama tüm Batı böyle mi, bunlar gerçekte “mutlak” egemen, Müslümanlar da direnen mi? Temelde bir “din savaşı” mantığı var bu düşüncede. Aldatmalar da ve algı değişiklikleri de hep bu temel üzerinden yapılıyor gösterilmekte.

Yine bahis olunan şekilde aktarayım, öykünün bugün Türkiye ile irtibatı şöyle:

“Bu konu çok eskiden beri vardı, hatta Adem Peygambere varana dek, zaman içinde çok peygamber mücadele etti, Hz. Muhammed’den sonra Müslümanlar bununla savaş ederek bugünlere geldi, “Allah’ın adaletini yayma” ideolojisi buna göre gelişti, ecdat bunu bilerek fetih yaptı, bir ara Türkiye, ki Atatürk eliyle kurulan düzen, karşı tarafın oyununa geldi, Türkiye özellikle 1980’den sonra tekrar kendine geldi, en son olarak Milli Görüş iktidarı ile tarihi misyon tekrar toparlandı, şimdi insanlığı şeytanca işler planlayanlara karşı tek savaş veren ülke Türkiye, Türkiye içinde diğer bütün partiler ve fikir akımları diğer tarafa hizmet eden düşmanlar, Allah Türkiye’nin ve bu iktidarın yanında, inşallah savaşı başaracak olan bu kutsal yürüyüş olacak…”

Türkiye bugün bu iktidarıyla ve yetiştirilmeye çalışılan yeni bir toplumla, ki buna “Yeni Türkiye” diyorlar; “Evet, bu bir din savaşı ve teslim olmayacağız; savaşların, eşitsizliklerin, adaletsizliklerin ve nihayette terörün kaynağı bunlar, insanlığı aldatıyorlar, biz daha akıllı davranacağız, dik duracağız, eğilmeyeceğiz…” diyorlar.

Peki, bu öykünün “binyılcılığın” tarafı olmanın dışında bir açıklaması var mı, bu bir şeytan-düşman yaratmak ise oyuna gelinmiş olunmuyor mu, bu anlayışın “sahih din” ile ilgisi var mı, bugün dünya kurgusuna bu gözlükle mi bakmak gerekiyor, iktidarların ideolojisi bu mu olmalı ve Türkiye böyle bir inançla güdülenen toplumla ne yapabilir, nerelere varabilir, refah ve güvenlik sözleri nasıl yorumlanır? Bu soruları nasıl cevaplıyorsunuz? Bugün iktidar ve bu ideolojidekiler ekonomik, bilimsel ve teknolojik yönler olduğu kadar, bütün uluslararası ilişkileri, dış politikayı, diplomasiyi, sınırımızdaki olayları, Irak’ı, Suriye’yi, Filistin’i, Libya’yı, başka çatışmaları, El Kaide’yi, IŞİD’i, PKK’yı vs. her şeyi bu bağlamla okuyanlar var. New York’taki, İstanbul’daki, Paris’teki veya Brüksel’deki eylemleri bu bağlamda değerlendirenler var. Bu okuma doğru mudur? Size göre, “Adalet ve Kalkınma Partisi taraftarı değilseniz siz aslen kimsiniz; cahillerden misiniz, lümpen misiniz, karşı taraftan mısınız?” Bu tip bir yargı doğru mudur? Süreç içinde yaşananlar var: Türkiye’de Ordu’yu sarsan adı belli davalar, ki vesayetçilik anlayışı bu noktada meşhur oldu, bu mantıkla mı meydana getirildi? Baştan buna destek olanlar sonra; “Oyunu gördük, pardon!” dedilerse bu savaşta süreç işledikçe başka pardon sözcükleri de olacak mı? Fetullah Gülen bu işin neresinde? Bunun üzerine kendinizi garantide hissedebilir misiniz? Herkes bir diğerine, “hain, yalancı, hırsız, ajan, düşman…” diyor. İlginç şeyler oluyor; geçmişte darbeleri Amerika yaptı diye siyaset yapanlar, bugün medya ve sosyal ağlar aracığıyla Amerika’yı göreve davet ediyor. Hedef “ileri, tam, asıl demokrasi” ise hangi şartlarda böyle bir demokrasi için çalışılacak? Anayasa nasıl olacak?

Yoksa gerçekten “Armageddon Savaşı” başladı da habersiz mi kaldık? Ben hangi dünyada yaşıyorum ki, “eski” dünyada mı? Birilerinin bildiği politika kurgusu “yerli ve anti illimunati” mi?

Bu işin bir orta yolu yok mu? Orta yol; insanı önemseyen, yükselten, ezmeyen, kanından çıkar elde etmeyen… Benim gibi kendi fikriyle hareket edenler güçlük çekmeye devam mı edecekler? Benim gibilere, “Taraf değilsen bertaraf olacaksın…” mı diyecekler. Peki, asıl “dik durma” bu değil mi yoksa? “Adı ve amacı ne olursa olsun, savaş istemiyorum; bu insanlık bahse konu edilen iki taraftan birinin şeytani oyununda yok!..” düşüncesi bir tarafa eğilmeden durmak değil mi? Taraflara göre bu tarihsel sapkınlığın kökeni Avrupa, Amerika veya Ortadoğu ise biz bu dünyada normal düşünemeyen, normalleşemeyen bir Adem olarak mı yaşayacağız?

Gelin şimdi Türkiye’de bu zeminde tartışalım; ahval nice, bilinmeyenler ne?..

(Görüntü: Flickr, Dustin Ginetz. Bu resmi koydum çünkü görseldeki USD üzerindeki sembolleri çok konuşanlar var.)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Teşekkürler Rusya, Teşekkürler Putin!..

DİĞER YAZI

MHP ve Türk Siyasetinde Beklenen Yeni Dalga Hareketleri

Politika 'ın son yazıları