Ekonomik Savaşın ve Stratejinin Teorisi Üzerine

218 Tıklama
18 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bu incelemede sosyo-politik varlık insandan bahsedeceğim. Bazı yazarlar insanı ve ekonomi ile insanlığın ilişkisini tarif ederlerken Homo economicus ifadesini de kullandılar. Benim tartışmam bu değil. Ya ne? İnsanın ekonomiyle ve diğer yandan stratejiyle derin bir bağı var; zira kazanmak asıl hedefi. Bu teorik yaklaşımımda ekonomik savaşın başlangıç düşüncesini ele almayacağım, daha çok insanın doğasına dem vurarak. Bunu açıklarken stratejinin çok basit şekliyle bağını ifade edeceğim. Eğer isterseniz sizler bu temel ifadelerden hareketle değişik kültürlerin durumunu, hatta ülkenizin durumunu yordabilirsiniz. Bugünkü asıl mesele ne diye çıkarımlar yapabilirsiniz.

Tarihin zor zamanlarını yaşıyoruz, diyeceğim ama sanırım her bir periyotta yaşayanlar yaklaşık aynı şeyi söylemişlerdir! O zaman bunun bir anlamı yok. Bugünün şartları ve beklentileri ancak bugünü temsil eder ve yarına bakarken referanslar buna bağlı açıklanır. Temel prensip, zamana karşı savaş verilmez; insanlığın savaşı canlılığın gelişimi biçimiyle açıklanır. Her canlının kendine göre yaşama stratejisi var elbette. İnsanınki en gelişmiş ve karmaşık olanıdır, bilinç atmosferiyle ilgilidir ve insan geliştikçe diğerlerinin gücünü de alır, ama insanın bilinç atmosferi evrensel ölçülerle açıklanabilir olur. O halde evrensel ölçeğin temelinde insan var. Böyle çok geniş bir yaklaşımla dönemselmiş gibi anlaşılan meseleye yaklaşımda bulunacağım, ancak başlangıçta bunları söylemek zorundaydım, biraz sonra göreceksiniz. Bu itibarla önce insanı ve stratejiyi tarif edelim, sonra ekonomiye geleceğim.

İki soru: Birincisi, ben kimim, neyim diyorsunuz? İkincisi, dünyaya nasıl ve nereden bakıyorsunuz? Eğer olduğunuzdan başka biriyseniz sadece kendinizi değil, başkalarını da aldatırsınız, etkiniz oranında baştan aşağı her şey yanlış gelişir. Eğer hadisenin özüyle alakalı olmayan bir yerden bakıyorsanız, çok şeyi ıskalamanız mümkündür. 

Strateji için zaman boyutu ise şöyle anlatılır: Zaman kendi sistematiğini işletir, değiştiremezsiniz, siz onu kendi planınız içinde esas almalısınız. Planda farklı açıklama türleri: Geçmiş, şimdi ve gelecek; gelecek konusunda ise kısa, orta ve uzun vade hesaba katılır. O halde kendini bilen biri, dünyaya objektif bakıyor ve planı sağlam ise referansları sağlam oluyor, güven veriyor, böyle düşüneceğiz.

Strateji kapsayıcıdır, zamanı, mekanı, şartları ele alır. Zaman içindeki vadelerde uygulanan operasyon, taktik, uygulama, hedef ve politika gibi dahili süreçleri kapsar. Bir uygulama veya politika stratejiden ayrı değerlendirilemez. Askeri, politik, ekonomik, teknolojik, her ne ise ayrı disiplinlerdeki stratejiler insanla ilgiliyse bir yerde buluşurlar.

Böylesi bir durumu saptıran çok husus var. En temeline inip bakalım: İnsanın şekillenmesi ana rahmine düştükten sonra başlıyor, fiziki yönden vücut bulmak bir konu, diğer konu ise iç dünya ile ilgili, insan beyni aynı anda hem dili hem miti öğreniyor. (Bkz. Ernst Cassirer) Bazılarında dil öncelikli, bazılarında mit, bir diğeri ise kararında olabiliyor. Makbul olanı kararlılık. Ancak esas olan şu, biyolojik ve fizyolojik sorun yoksa, yani normal şartlarda, iç dünyanın gelişimi aynı anda oluyor; dil miti, mit dili geliştiriyor, tavuk yumurta misali. Bunun hızı ve kararlılığı bireyden bireye değişiyor. Bireyden bireye derken iç ve dış nedenler etkili; iç nedenlerde biyoloji, fizyoloji ve dil-mit dengesi; dış nedenlerde ortamın etkisi ve değeri var. Değişkenler çok. Birey bebekken ve çok küçük yaşlarda bu yeteneğinin olduğunu bilemez. Birey tarafından bu özelliklerin kontrolü elbette mümkün olmuyor. Ama bir de bakılıyor, zamanda kesit alırsak ifade edebiliyoruz, birey bir karakteri temsil ediyor, özgün karakter oluyor, diğerlerinden farklı. Bir ağacın farklı yaprakları var, hatta bir ormanda farklı ağaçlar var, bütün bu farklara rağmen bir bütünsel canlılık var, bunun gibi düşünün. Belki etkiler yaklaşık aynı ise belli eğilimlere verilen tepkilerle ortak noktalar söz konusu olabiliyor. Buna kültür yönüyle benzeme diyelim. Özgün karakterin dışarıdan tespitinde izafi bir değer ifadesi mümkün olabilir. Ölçü; bireyi iyi ve kötü çizgisinde bir yerde konumlandırıyor.

Şimdi bir örnek vereyim. Şöyle olsun: Napolyon gibi savaşı kazanacağım! İncelememiz için böyle bir iadeyi ele alalım. Bu örneğe dair yazıyorum; birincisi, sen Napolyon değilsin. İkincisi, Napolyon zamanı dünya ve Avrupa coğrafyasında, sosyo-politik ve sosyo-ekonomik şartlarında değilsin. Üçüncüsü, Napolyon gerçekçi bir plan yapmış ve adım adım gerekli unsurları yaratmış, denemiş ve yöntemini buna göre geliştirmiş, ifade ettiği savaş stratejilerinin bütünü bir açıklamaya karşılık gelmekte, savaşların her biri bir operasyon ve kazanıp kazanılmamasına bakmamak gerekir. Sonradan Napolyon dönemi diye bir ifade ortaya çıkmış durumda, akademilerde hakkında ve yönteminde kitaplar yazılı. Dördüncüsü, buna karşılık senin özgün otuz-kırk yıllık bütünlük ifade eden bir stratejin olmalı ki, tarih sahnesinde tartıya konduğunda iyi bir iz bırakabileceğini düşündürebilesin.

Benim konum strateji. Kaynağı itibariyle, strateji generalin sanatıdır. Günümüzde başka şekilde de ifade edilebilir. Ama generali de açıklayalım, esasen savaşlar bütününü kazanan en üstteki komutandır, geniş zaman periyodunda emredendir. Günümüzde, verili rütbeye veya bir operasyona katılana general denmektedir; bu değil. Geniş zaman periyodunda emreden dedim. Biraz daha açıklayayım, strateji şu demek: Hakimiyet mücadelesinde, riskin fazla olduğu ortamda ve uzun vadeli planlamanın zaruri olduğu şartlarda, bütünüyle kazanıp-kaybetme noktasında basit bir karar verirsiniz, işte bu stratejidir. Operatif ve taktik süreçler seçilen bir stratejinin uygulanması içinde gerçekleşir. 

Görüldüğü üzere burada, belki yarım, belki bir asırlık bir vadenin bir cümleyle açıklanmasını konu etmekteyim, belli dönemlerin ara ve heyecanlandırıcı kazanımlarından değil. Memleketimizde cümlesinin içinde strateji kullananınca sözünün değerleneceğini düşünenlerin çoğu bu kavramı bilmeden konuşuyorlar, tarif üzere bu karakterlerin ancak dili gelişmiş olmalı ki bu yazı itibariyle muhatabımız değiller.

Tarih, coğrafya, zaman, kaynak, kültür… Jeostrateji kavramı önemlidir. Savaş bir yönüyle bir hakimiyet arayışı ve kazanma yöntemi ise günümüzde ekonomi de bir savaş türüdür ve esasen hakimiyet arayışını esas alır.

Bir örnek vereyim. Romalılar MÖ 40-60 yılları arasında Kudüs ve Mısır coğrafyalarına gelip bu kadim topraklara yerleştiler. Uzun yıllar bölgeyi yönettiler. Ama çok çok yakın oldukları halde hiçbir zaman Arap Yarımadası’nı işgal etmek için bir operasyona girişmediler. Halbuki kolaydı. Neden biliyor musunuz? Oradan alınacak hiçbir şey yoktu. Çölün stratejik değeri de yoktu. İlk olarak bölge jeostratejik deniz yolları itibariyle, Hazar, Aden, Kızıldeniz ile geçitlerden dolayı değer buldu. Başka ifadeyle İpek Yolu meselesi. İkinci olarak, asırlar sonra, modern dönemde, petrol nedeniyle jeostratejik değere ulaştı. 

Bu hatırlatmayı şunun için yaptım, Romalılar sosyo-politik ve sosyo-ekonomik etkileşimi gelişmiş bir kültürdür, stratejiyi iyi bilir. Peki, bu dönemlerde ve sonrasında, Arap Yarımadasındakiler, neyi, kimden öğrendi, biliyor muyuz? O çağdaki bakış açılarını ve etkileşimleri analiz etmeden bugüne şamil teori üretenler var. Bu türden teorilerin bilimsel yönü, sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yeterliliği nedir? Bunların açıklamaları olsa olsa mit ağırlıklı gelişmiştir, dil dengesi yine eksiktir. 

İyi bir ekonomist nasıl olmalı, şeklinde referans bir iktisatçı olan John Maynard Keynes’e sormuşlar. Keynes açıklamış: “Bir ekonomist hem biraz matematikçi olmalı hem tarihçi hem devlet adamı hem de filozof. Sembolleri anlamalı ama sözcüklerle konuşmalı. Özel olanı genel açıdan değerlendirebilmeli, bir düşünüşte hem soyuta hem de somuta dokunabilmeli. O şimdiki zamanı geçmişin ışığında ve gelecek amaçlar için incelemeli. İnsan doğasının hiçbir parçası ya da kurumu onun düşünme alanı dışında kalmamalı. Bir ekonomistin amacı olmalı ve karmaşık ruh hali içinde olmamalı. Bir sanatçı kadar uzakta ve düzgün ahlaklı, ama dünyaya bir politikacı kadar yakın durmalı.” Sanırım aynı noktadayız.

Ekonomi de bir savaş türüdür, strateji önemlidir. Jeostratejik hesaplar yapılmaktadır. Hakimiyet stratejileri için değişik ve karmaşık yöntemler aynı anda uygulanmaktadır. Akıllı Güç yöntemi devrededir. O halde ekonomiyi yönetirken dil ve mit kararlı şekilde gelişmiş olmalıdır. Şöyle: Ekonomist, sanat, politika, matematik, felsefe, tarih, devlet idaresi bilmeli ve önemlisi, karmaşık ruh halinde olmamalıdır!

Tarih ve felsefe bağlamında bile aklıma neler geliyor, neler… Paranın keşfinden başlamak isterim anlatmaya, klasik kervan ticaretinden post-modern Fintech’e kadar bazı temel hususların altını çizmek isterim, değişimleri açıklayan Medici dönemine, bankerlere, değinirim, para takası ve denklik hesaplamalarının nasıl geliştirildiğini anlatmak isterim, buradan dövize ve sigorta maliyetine kadar gelirim, örneğin Avrupa’daki Aydınlanma dönemini ifade etmek isterim, Hegel’i veya Marks’ın üretim-tüketim modellerini ayrıntısıyla açıklamak isterim, Hayek’ten bahsetmek isterim, 19. Asrın sonlarından başlayarak, 20. ve 21. Asrı analiz etmek isterim, Dünya Savaşları’nı ve çeşitli mücadele dönemlerini, Soğuk Savaşı ve sonrasındaki hakimiyet mücadelelerini tek tek sıralamak isterim… Makro ve mikro ekonomi, Mekantilizm, klasik ve neoklasik ekonomi, değer, iş ve oyun teorisi, vs. Hepsine değinmek isterim.

Zira bir bütünlük içinde bakılırsa anlamı var: Dünya gezegeninde insanlık, bir kolonideki karıncaların tümünün beyinlerinin tek bir beyin gibi etkileşmesine benzer düşünelim, sürekli bilgiyi sonrakine aktararak fenotip bağ oluşturmakta, zamanı bu yönde kullanmakta, bütünsel bir kültürü temsil etmekte, insanlığın gelişimini böyle göstermektedir.

Bir eski asker olarak çok genel bir ifademdir: Dar düşünceliler ve korkaklar strateji bilmezler! Savaşları ancak stratejiyi iyi bilenler kazanabilirler.

Kazanmayı kim istemez? Kaybetmek insanın doğasına ters!.. Herkes aynı şeyi söylese de içinden doğru olanını, stratejist kavramının tüm yönlerinin bir denge halinde buluştuğu noktada aramak gerekir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Ekonomiye Çözüm Arayışı

DİĞER YAZI

Ekonomide Değer Dersleri

Ekonomi 'ın son yazıları

Ekonomide Değer Dersleri

Bir yönüyle pandemi, küreselleşme, yeşil enerji ve derken tedarik zincirleri. Diğer yönüyle ABD ve Çin rekabeti.