soru-uzerine-sahit
Soru Üzerine: Şahit

Soru Üzerine: Şahit

512 Tıklama
5 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Şöyle sorular geliyor:

  • Din başka, dünya hayatı başka değil mi?
  • Hem öte dünyaya hem de bu dünyaya çalışmak gerekmez mi?

Din İslam’dır ve dışında olunamaz. Din kainatın kanunlarıdır. Din kavramının özüne göre zaman ve mekan kavramları ve hatta boyutluluk insanın bildiğinden farklıdır ve daha kapsamlıdır. Allah (CC) alemlerin rabbi olduğundan bu böyledir. Din ezeli, bu hayatı ve ebedi kapsar.

Hayat bu dünyadaki canlılık sürecimizdir. Din bu dünyayı başka, öte dünyayı başka kapsar der isek eksik bir ifadede bulunmuş oluruz. Bu dünyada yaşarken din bize ne demişse onu yapmamız gerekir. Örneğin din insana ahlaklı ve bilinçli ol, çalış, paylaş, barış, oku, öğren, vb diyor. Bu tür istekleri inançsızlar ve diğer inanç sahipleri de söylediğinden isabetli bir açıklama şekli olarak kabul edilmiyor. İslam ile işim olmaz, diyenler de böyle düşünmektedirler. O halde başka bir örnek daha armamız gerekiyor. Örneğin din insana kainatın kanunlarına uyumlu ol, diyor. Bu basit bir cümledir ama ezele, yaşama ve ebede dair bir kapsamın ifadesidir.

Peki, bu ne demek? Bu dünyada yaşarken kainatın kanunlarına uyumlu olmak insana nasıl bir ödev yükler? Biraz önce söylenenlerin yanı sıra (ahlak, bilinç, çalışma, paylaşma, barışma, okuma, öğrenme…), iman, itaat, ibadet, kabul, idrak, yoldan çıkmama, sabretme gibi ödevler yapılmalıdır. Bu kısım bir tercihle yapılabilir. Bu tercih irade koymakla olur. İnsan, iradem budur, dediği zaman kendi iradesini değil, kainatın ona yüklediği iradenin sorumluluğuyla tercihini beyan eder. Bunun karşılığı Muttakilik’tir! Çünkü kainatın kanunlarına uyum gösterirken içte beslenen niyetin halis olma şekli Yaratan’a takva  şeklinde ulaşmıştır. Dinin insana yüklediği asıl ödev budur: Takvanı ulaştır! Böyle yapılırsa din de, iman da, bu veya öteki dünya da yerli yerine konmuş olur. Kur’an bütün bunları tüm olarak açıklar.

İnançsızlar, herhangi bir şeye inananlar ve zanna kapılmış inanmışlar (inandığını zannedenler), yani kafirler ve müşrikler içinde bu dünya için her şeyi tam tekmil olan insanlar vardır, bunlar yetkin insanlardır. Ama bu yetkin insanların bir eksiği vardır. Takvası hiç bir şartta oluşmaz ve ilgili yere ulaşmaz. Çünkü bu yetkin olanlar başlarını kainatın sahibine eğmediklerinden kibir sahibidirler, başlarını Yaratan’a değil, bir çıkar anlayışına veya sadece bu dünyada tatmin yaratacak bir metaya eğmeyi tercih etmişlerdir ve (farkında olarak veya olmayarak) zulme başvurabilirler. Fark budur!

Soruların cevabı şöyle: İnsan dini dünya hayatının ve kainatın içinden çıkaramaz ve ayrı düşünmek mümkün değildir. Böyle yapanlar bir zan içindedirler. Dini anlayıp da amel edenler kainatın uyumuna denk düşen vazifeleri yerine getirmiş olurlar. Bu nedenle idraki tam olan için zaman ve mekanda bir ayrım yoktur, o şahittir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Özel Sözlük

DİĞER YAZI

Pagandan Muttakiliğe

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka