Politikada "stratejik derinleşme" terimini ifade etmekle, beraberinde neleri söylemiş oluyorum: Aktif, nötür (yeni-izolasyonizm) ve karma politikalar, politik seçenek olarak aynı anda yapılması gerekenler.
Berlin Güvenlik Konferansı Batısızlık kavramı ve Transatlantik meselesini tartıştı. Amerika ve Avrupa güvenlik için ne gibi ayrışma konularını yaşıyor, görüş ayrılıkları ne, bunları masaya yatırdı. Acil çözüm bekleyen krizler, çevre felaketi ve nükleer silahlanma konuları üzerinde duruldu.
Siyaset sahnesi çok canlı olduğuna göre proaktif önlemlerle hareket edilmeli ve rakiplerin önüne geçecek planlar yapılmalı. Peki aynı bakış açısıyla rakip ne yapıyor olabilir? Karşı-istihbarat kurumları bunun için çalışırlar, işbirlikçileri ortaya çıkartırlar, siyaset zırhına girmiş olanlar dahil.
Suriye'de kalıcı barış ve istikrardan söz edilebilmesi için öncelikle bir planın üzerinde anlaşma sağlanmalıdır. Halen üzerinde çaba sarf edilecelicek bir plan yok. Birleşmiş Milletler barış için sadece bir yol haritasını işaret ediyor.
Uluslararası kurumların raporları alenen ortadayken, Batı dünyası henüz bugünlerde Esad rejimine karşı siyasi bir tavır almanın kararını vermiş görülüyor. Daha düne kadar başka konularla ilgileniyorlar, ancak bu zulmün önüne geçmeyi öne almıyorlardı. ABD ne zaman ki Rusya bölgede insiyatifi ele geçirdi, işte o zaman yaptığı asıl hatayı dile getirmeye başladı.
Suriye'de Petrolü koruyorlardı ya, şimdi konu değişti, ABD açısından duruma el atma hakkı var ortada ve Türkiye’yi müttefiklikle alakalı politikalarla tam destekleyerek Suriye’deki zayıflayan pozisyonunu tekrar güçlendirme avantajını buldu. Bundan dolayı bugünlerde ABD Türkiye’ye çok yakın durmaya başladı ve ilgililerin konuşmaları bile dikkat çekici biçimde değişti.
İdlib bölgesindeki son saldırı ile Esad ve Putin Türkiye'yi hedef aldı. Bunu sorgulamak bir yana kendilerine hatırlatmamız gereken bir konu var, dikkatli olun! Tarihten affetmez!
Türk Amerikan ilişkilerinin Obama ve Trump döneminin analizini yapacağız. Amerika'nın Türkiye ile ilişkilerini doğru bir çizgiye oturtması için nelere ihtiyaç olduğu hususları ortaya konacaktır.
Orta sıklet bir Türkiye'nin ağır sıklet rakipleri arasında kazanabilmesinin ve daha da güçlenmesinin başka yolu yoktur. "Onlar pişirsin bir tabak da bana versin," denen ve hazır beklenen dönem bitmiştir. Devir koşturma, gerekirse risk alma ve sonuçta oyunu diğerleri ne şekilde oynuyorsa aynıyla sahada gerçekleştirme devridir.
Türk-Rus ve Amerika-Türkiye ilişkileri değişiyor mu? Türkiye operasyonel stratejiye mi geçti? Türkiye'nin yapısal yetenek değişiklikleri ve savunma vizyonu hangi gelişmeleri beraberinde getirecek? Operasyon kavramı üzerinde değişen durumu inceleyeceğiz.
Güç mücadelesi dinamikleri sürtünme yaratmayaca biçimde gözden geçirilmelidir ve bir güç boşluğuna meydan verilmemelidir. Askeri stratejik kavramların sahada uygulaması esnasında askerler bildikleri işi yaparlar, savaşırlar. Ama unutulmasın, insanlık gözardı edilemez; hele çocuklar, masum insanlar yok sayılamaz! Kazanan İsrail oluyor, Esad değil! Bugün Rusya göreceli kazanan tarafmış gibi. Ama Rusya'nın Suriye'deki meşruiyeti de tartışmalı hale gelecek bir zaman periyodu yakındır, şimdiden Türkiye gibi sağlam bir komşuya ihtiyacı olacak.