BM’nin 76. Genel Kurulu

146 Tıklama
11 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Birleşmiş Milletler (BM) 76. Genel Kurulu gerçekleştirildi. Burada Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir konuşma yaptı. Benim dikkatimi daha çok ABD Başkanı Joe Biden’ın ifade ettikleri oldu. Dolayısıyla yazımda yeni küresel düzeninin ve çatışma/rekabet ortamının BM’den nasıl göründüğünü açıklamak isterim.

Birleşmiş Milletler’e (BM) gelene dek insanlık iki adet Dünya Savaşı geçirdi, 1920-46 arasında Cemiyet-i Akvam tecrübesini yaşadı, sermaye Londra’dan New York’a taşındı, yeni devletler kuruldu. Sermaye neredeyse dünya düzeninin merkezi oradadır. Bugün dünyanın en zengini Amerika’dır ve Birleşmiş Milletler merkezi de New York’tadır, Washington’da değil, hem Wall Street’in ve Özgürlük Heykeli’nin komşusudur. Gelecekte başka güçler çıkar, zenginlik parametreleri değişir, BM de değişir.

BM kapsamında söz sahibi olmak için; 1) Dünya Savaşı galibi; 2) sermaye gücüyle dünyada söz sahibi; 3) küresel barış konferansları ve anlaşmaları için söz sahibi olmak gerekir.

Bugün BM’ye kayıtlı 193 ülke var ve salt buna bakarak “insanlık BM’den idare ediliyor” mu denecek? BM Genel Sekreterliği ne işe yarıyor? BM bir çözüm yeri mi, temsil yeri mi, ortak bir meclis mi?.. 

Ama yine de deniyorsa BM’ye bel bağladık, bunun iki nedeni olacaktır: 1) Eninde sonunda gerçekten böyle olması isteniyordur, yani bir umuttur; 2) BM’nin esası olan büyük sermayenin yanındayız, o ne derse doğrudur. 

Kim ne derse desin, görüşünü hangi üslupla dile getirirse getirsin, mevcut uluslararası yapılar, kurumlar ve anlayışlar meseleleri çözmek için değil, büyük güçlerin rekabetine hizmet eden oluşumlardır. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler, bir “operatif uluslararası kurum” hüviyetindedir. 

“Ama biz küreselleşmenin kurumları ve usulleri için kolları sıvadık,” derseniz ne yapacağız?

Yeni bir tartışma konusu dünyayı ilgilendiriyor! Eğer dikkate alınır türden bir düşünce, çözüm ve proje olacak ise bunun küresel yönetim çabasına hizmet etmesi önceliklidir. Pasifik Okyanusu, Arktik bölge, uzay, siber alan, kitle imha silahları, küresel sağlık, küresel iklim değişikliği, küresel terör, küresel iletişim ve ticaret için yerel ve bölgesel güçler küresel güçlerin bakış açsıyla hareket ediyorlarsa, muhataplıkları kabul edilecektir, aksi halde büyük güçlerin baskısından fazlasıyla etkileneceklerdir.

Bugün bir kısmıyla BM içinde dahi başlatılan “Küresel Yönetim” (Commission on Global Governance) çalışmalarını bilmeden bugünü anlamak zordur, ileri sürülen düşünceler hatalı olur.

Bu yıl ABD Başkanı Joe Biden neler söyledi? Esasında 2020 seçim kampanyasındakileri tekrar etti. ABD 2021 Ulusal Güvenlik Stratejisi ve 2040 Vizyonu (Küresel Eğilimler-2040) dokümanının dışına çıkmadı. NATO’da söylediklerinin ve kayda geçirdiklerinin de dışına çıkmadı. Biden Doktrini diye bildiğimiz ifadelerini işaret etti (Yeni Hakimiyet Mücadelesi). Konular neydi? Dünyada barış ve istikrar, iklim değişikliği, koronavirüs, uzay, siber ve Çin tehdidi, vs. 

Bunları üç aşağı beş yukarı herkes bilir ve söyler. Ama asıl konu şudur, dünya Biden’ın ağzından ABD’nin 2020 sonlarından itibaren net bir biçimde öne sürdüğü öncelikleri biliyor, kabul etmiş haldedir ve bunları tekrarlıyor. Öyleyse bu bilinen politikaları ilk kim öne sürdü? Eğer ABD diyorsak, bugün BM’de kim ne söylüyorsa söylesin, değişmez. 

BM’yi mi değiştireceksiniz? Yapmanız gereken bellidir: 1) III. Dünya Savaşı’nın sonrasını beklemek zorundasınız; 2) sermaye nerede birikmiş ona göre işlem yapacaksınız. 

“Buna çok zaman var” diyorsanız, ABD’yi ve bu çerçevedeki sermayeyi takip etmeye devam edeceksiniz. 

Biden ne dedi? “Yeni bir Soğuk Savaş istemiyoruz.” Güzel! Bu durumda sıcak bir savaş da yakın değildir, ABD’nin New York ve Washington merkezleriyle dünyayı yönlendirmesi devam edecektir. Çok zorlarsanız bu merkezlere Londra’yı da ekleyebilirsiniz, ne de olsa modern dünya döneminde sermayenin ilk çıkış yeri Londra. 

Sonra Biden neyi işaret etti? “Yoğun diplomasi.” Savaş yine yok ama “akıllı güç” uygulamaları devrededir. Biden, seçtiği “müttefik ve ortaklarıyla” dünya meselelerine çözüm öneriyor ama “Batı demokrasisini” ve “liberal Batı kapitalist sistemini” kabul edenlere. Değilse diplomasi devrede, itirazı olanları ikna edeceğini düşünüyor. Bu Soğuk Savaş değil, ama orayı işaret ettiğine göre, “gri bölge ve gölge savaşlarının” olacağı bir dönemdeyiz. Bu “aşırı rekabetçi” ortamda küresel meseleler nasıl çözülür? Kolay mı? 

Çin Komünist Parti Genel Sekreteri ve Devlet Başkanı Xi Jinping bunu görmüyor mu? Daha geçen gün telefon görüşmesinde Biden’ın yüzyüze görüşme teklifini geri çevirmedi mi? Hani ne oldu diplomasiye, çözüme?

Dün-bugün yorumculara baktım, üzüldüm. BM’yi, ABD’yi, Londra’yı, Biden’ı, hatta Jinping’i bilmeden, düşünmeden atıp tutuyorlardı. Aslında söylenenleri tekrar ediyorlardı. Sözcülük yapıyorlar ve toplumun durumu kabullenmesinin önünü açıyorlardı.

Olmaz! Barış yok artık; gerginlik ve çatışma var, aşırı rekabet ortamı var, diplomasi var gibi görünse de büyük bir “paylaşım savaşı” var… “İşler kızıştı, kötü, durumu kurtarmak için ödevlerimiz şunlar,” deneceğine, bildik sözler ve tavırlar… Gerçekçi olmak daha iyi değil mi? Nerede bizim uzmanlarımız, analizcilerimiz? Boşuna mı yetiştirdi bu millet bu insanları?

ABD ve Çin’in arası giderek açılıyor. ABD ortaklarını ve ittifakını tamamladı. Artık hedefi Çin’i New York kurallarına sabitlemeye gayret etmek. Bu şartlarda Birleşmiş Milletler’in bir çözüm getirmeyeceği, vetoların devam edeceği açık. Koronavirüsle mücadele de iklim değişikliği konusunda alınacak tedbirlerde de amaç daha fazla para kazanmak, sermayeye yeni iş imkanları yaratmaktır. Güç mücadelesi bu küresel meselelerde de devam edecektir, diğerlerinin yanı sıra. ABD tarafı ortaklarıyla ve ittifakıyla, Hong Kong, Tayvan, Güney Çin Denizi, Uygur, gibi meseleler üzerine baskılama ve sindirme politikaları; buna Çin tarafından karşı koyma politikaları devam edecektir. İpek Yolu (3 yol) üzerinde çatışmalar görülecektir. Afganistan, terör, istikrarsızlaştırma, hepsi var. Siber savaş var… Ayrıntı bir yana bu çerçevede “küresel gerilim” zamanıdır, öyle pembe hayaller yok görünürde. Sonu olmayan savaşlar dönemindeyiz. Küresel Devrim yaşanmakta, Neomedyeval Çağ‘dayız, Yeni Rönesans zamanındayız haberiniz yok mu? Temenniler bir yana siz her ne yapacaksanız böyle bir ortamda yapmak zorundasınız.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Yeni-Rönesans

DİĞER YAZI

Güç Yönetimi ve Küresel İlişkiler

Politika 'ın son yazıları