partizanlik-partililik-ve-ileri-demokrasi-formulu
Partizanlık

Partizanlık, Partililik ve İleri Demokrasi Formülü

Okuyucu

Ülke ve toplum bağlamında yapıcı olmak, süre alan yapısal konuları doğru inşa etmek önemlidir. Demokrasilerde parti, seçim ve irade beyanı esastır. Bunu hakkınca yapmak gerekir, güven telkin etmek, bireysel ve kısa süreli çabalara değil, sisteme ve işletimine inanmak gerekir. Bu çerçevede genel bir partizanlık eleştirisini yapalım, en sonda ileri, tam, asıl (virtual) demokrasi için şablon kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Türkiye için aranan konu da budur.

Partizanlık da!.. Nereye kadar? Bir partili olmak, demokrasiye inanmak ve gereklilikleri aksaksız yapmak  ayrıdır.

Batı’da daha ziyade İkinci Dünya Savaşı’ndan önce iktidarı uzun süreli ve sıkıca elde tutacak bir düzeni inşa edip işletmek sıkı bir partizanlıkla mümkün oldu. Ortadoğu’da partizanlık Soğuk Savaş zamanında da devam etti. Zaman içinde bu partizanlık rahatsızlık verdi, huzursuzluğun sebebi oldu. Partizanlıkta normal yaşamın etki altına alınabileceği türden başka bütünlük içeren güçlerin de devrede tutulması gerekir; bunlar temel ve köklü konulardır. Bu tür temel ve köklü değerleri kabartıp sürekli iktidar ve sürekli partizanlık üzerine gelişim sağlamak üzerinde durulursa, bu durumda demokrasiye inanç zedelenir, ülke ölçeğinde ödevler yerine getirilirken bir şüphe ile yaklaşmak söz konusu olur.

Denklem budur ve gayet basittir. Ancak özellikle Ortadoğu tipli cumhuriyet rejimlerindeki ve demokrasi sözü eden ülkelerdeki partiler ne pahasına olursa olsun partizanlığa kaymayı yanlış görmezler. Sebep temel inançlarını öne sürme eğilimlerinden ileri gelir. Çünkü bireysel ve toplumsal çıkarcılık aynı anda tatmin edilir. Batı toplumlarından farklı karakterde de olsa partizanlıkla bunun pratiği gerçekleştirilmiş olur. Batı toplumlarında ise bu konu tam anlamıyla ideolojik kökenli gelişir.

Örneğin bir memur işleri kolay ve güvenli gelişsin, ataması kolay gerçekleşsin, bir üst makama daha kolay terfi etsin diye bireysel çıkarı gereği; bir partinin sıkı taraftarı gibi görülmeyi, ona ait STK’larla hareket etmeyi, hatta mesai saatleri dışındaki zamanlarda bir yerlerde toplanıp işyerindeki gelişmeleri partililerle paylaşmayı, bütün bunları örgütlü yapmayı sürdürüyorsa, bu durumun adı bellidir: Partizanlık.

Toplumsal çıkar ise tabanın ruhuna hitap eden bir idealle veya ideolojiyle açıklanabilir. Aslında partinin tüzüğünde açıkça yazılı olup olmaması önemli değildir, ideolojik görüşler zamanın gereklilikleri ile kaynaştırılarak geliştirilir. Örneğin “A” Partisi için konuşalım. Bu parti “X” görüşü sahibi iken kayıtlarda açıkça bu şekilde denmese de her partili onu bu ideoloji çerçevesinde bilir. Eğer “X” görüşün hedefleri ne ise tüm partililer aynı ülküye yönelerek çalışır. Bu hedefler inanç veya mezhep tabanlı olabileceği gibi, ırk veya aşiret tabanlı da olabilir.

Bu iki konu birleştirildiğinde “parti politikası” meydana getirilmiş demektir. Kolay bir yöntem. Bir de çıkarı aşağı doğru pay ederken, “Benden ol, sen de kazan,” denir ise koşuşturanlar ve alkışlayanlar birden çoğalır, seçimlerde sonuçlara bu oy olarak yansır. Çıkarın bireysel ve toplumsal ögeleri birbirini tamamlar. Örneğin bir yandan cennete gitmenin yolunu buldum diye düşünen biri bu noktayı önemserken, yeni yatırımlar için özel muamele görmeyi önemsemek de söz konusudur.

Batı’da bu işler ya mafyavari ya da tamamen resmi şekilde yürür. Ortadoğu’da ve özellikle inanç temelli örgütlenmelerde vakıf ve dernek temelli yürür; ama hukukilik bahsi tartışmalıdır. Vakıf ve derneklerin resmi olan tarafları olabileceği gibi olmasa da göze batmaz. İnsanlar hesabı verilemeyeni bile ibra edebilmektedir. Liderler ellerinde para ile dolaşır ve kendilerini hesap vermek zorunda hissetmezler. Çünkü hesap vereceği toplumun büyük idealleri ile aynı amacı paylaşmış görülür. Bağlı toplum, “O kişisel çıkarına değil ideal doğrultusunda harcıyor, para kayıt altında olmasa da olur, bana hesap vermese de olur…” türü düşünceyle durumu hoş görür. Eğer “A” partisi bu hoşgörü gibi görülen ve suiistimale açık olan noktayı biraz da olsa özel çıkarına kullanmak isterse partizanlık çok kolay yerleştirilebilir. Hem iktidar kendini garanti etmiş olur, hem de liderlik sultası gelişmiş olur. Bu ise asla “tam, ileri, asıl demokrasi” için uygun bir zemin değildir.

Başka coğrafyalarda demokrasi elbette Batı ideolojileri, örgütlenmeleri ve yöntemleri gibi olmak zorunda değildir, ama tek bir konu var; paranın hesabı verilebilir olmalıdır, bunun için demokraside değişmez ilke şeffaflıktır. Şeffaflık aynı zamanda hesap verebilmektir, hak ve adalet için esastır. Hukuk belli bir amaç için bir araç değil herkes için asıldır ve çağın icaplarına göre gelişim içindedir.

İkinci ilke ise demokrasi kültürü ile çelişmemektir. Çünkü demokrasi bireysel kültür seviyesinde tesis edilir ve birey irade sahibidir. Eğer Ortadoğu kültürü “sürü” kültürü ile hareket ediyor ise bu durum bireysel kültürün en önemli engelidir. Bireysel gelişmişlikte en önemli konu karşı tarafla anlaşabilmektir, iletişimi üst seviyede becerebilmektir. Anlaşmayı istemek ve gerçekleştirmek belli zorunluluklarla veya baskılarla değil, irade ile tecelli eder ki bu aynı zamanda empati yapmak demektir. Bu önemlidir.

Tam, ileri, asıl demokrasilerde partiler kurulur ve denetlenirken bu bireysel demokrasi kültürüne sahip olma durumu ile şeffaflık konusunu temin ve tesis ediyor ise o ülkede halkın refahı ve güvenliği eşit ölçülerde gelişir, bilgi ön plana çıkar, statüler bilgili olmaya göre belirlenir, adalet olan katkı artmış olur. Örneğin bir partizanın işe alınması ve kayırılması yerine, bilenin veya yetenekli olanın, hak edenin öne çıkarılması, liyakat bahsi öne geçer. Anayasa buna göre çalışır. İşte aslında dünyada yaşarken doğru bir idareye muhatap olmakla ilgili ihtiyacın karşılanması konusu budur. Başka dolambaçlı yollara sapmaya gerek yoktur. Demokrasinin sözünü çokça ederken, aslında demokrasiyi en fazla istismar eden durumuna düşmemek için gerekli olan zemin budur. Bu tamamen yapısal bir konudur.

Türkiye kendi içinde uzunca süredir bir demokrasi arayışı içindedir. Elbette yolunu bulacaktır, bunu hak etmektedir. Önemli olan kayıpsız ve zaman kaybetmeden doğruya ulaşabilmektir. Bu gibi süreçlerde, “Denedik olmadı,” demek çok büyük travmalara sebep olabilir ki, tekrar bir düzeltmeye gitmek birkaç nesle bedel olabilir.

O halde, haydi Türkiye, ileri demokrasi için bilinçli şekilde çaba göstermeye…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

MHP ve Türk Siyasetinde Beklenen Yeni Dalga Hareketleri

DİĞER YAZI

Ergenekon

Politika 'ın son yazıları

’Hırsız ABD’

Dün, bugün medyada Suriye, Rakka bölgesinde karayolu üzerindeki uzunca bir tanker konvoyunun video görüntüsünün yayımlanması üzerine

Pelosi Esintisi

ABD Temsilciler Meclisi Nancy Pelosi'nin Asya-Pasifik bölgesine ve bunun içinde Tayvan'a yaptığı ziyaret (2-3 Ağustos 2022)

Ortadoğu’da Bloklaşma

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Jeo Biden'ın uluslararası ilişkiler açısından çokça sözü edilecek bir ziyaret programı gerçekleşti.