trump-bekleneni-yapti
Trump Bekleneni Yaptı

Trump Bekleneni Yaptı

235 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Barack Obama’nın inşa ettiği ABD ile İran arasındaki nükleer anlaşma Donald Trump tarafından bozuldu. ABD’nin anlaşmayı bozma kararını Trump açıkladı. Ardından İran’da karşı açıklama geldi. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de bir açıklamada bulundu. Peki şimdi neler olacak? Türkiye bu işin içinde mi?

Hemen herkesin hemfikir olduğu bir konu var, İran Obama ile varılan anlaşmanın gereğini yapmaktaydı. Buna göre ağır su üretimi azalmıştı, denetimler eksiksiz yapılmıştı. İran nükleer silah değil enerji üretmekle ilgili çabaya yoğunlaşmıştı.

Trump iktidara geldiğinde ilk ziyaretini Ortadoğu‘ya yaptı. Şu tepki alan meşhur küre fotoğrafını çektirdi. Suudi Arabistan’a 110 milyar dolarlık silah satış anlaşmasını imzaladı. Mısır, Körfez Ülkeleri, Arabistan bir oldular. Neye karşı? Yine Ortadoğu’daki başka ülkelere. Önce Katar‘a diz çöktürme girişimleri oldu. Şiilere karşı takınılan tutum derinleşti. Yemen bir savaş alanı görünümündeydi. ABD’nin düzen kurduğu Irak ha keza savaş alanıydı. Suriye tarihte hiç olmadığı kadar derin bir ayrışmanın içindeydi. IŞİD belası türetildi ve Ortadoğu politikalarında araç olarak kullanıldı. Belli ki Ortadoğu’ya ne Rusya’nın ne de Avrupa’nın el atması isteniyor, İsrail ve Amerika bildiği düzeni kurmak yolunda hızlı adımlarla ilerliyorlardı.

Kasım 2017’de yayımlanan ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi İran’ı düşman ilan etmekteydi. İran’da önemli değişikliklerin olma planını bu döküman açıklar nitelikteydi. Amerika’nın en güzel tarafı bu, önceden ne yapacağını söylüyor! Bu stratejiye göre İran terör üreten, nükleer tehdit oluşturan, dünyanın pek çok sorununa sebep olan bir ülke olarak hedef gösteriliyor. Nitekim Trump dün gece benzer cümleleri kurdu.

Yakın zamanda Irak’ta bir oldubitti yapmak isteyen Barzani başarılı olamadı. İran yanlısı Şii eksenli Irak merkez yönetimi Türkiye ile de birlikte hareket ederek Irak’ın kuzeyindeki bir tür ayrışmanın önüne geçti. Lübnan’da seçim yapıldı. Seçimden İran yanlısı Hizbullah güçleri kazançlı çıktı. Suriye’de İran-Rusya-Türkiye birlikte hareket ederek ABD ve İsrail’in planını bozdu. ABD Kuzey Suriye’de İran sınırına uzanan bölgede bir Kürt Bölgesi kurmak istedi. Buraya silah yığdı. Bu girişimi şimdilik kaydıyla sonuçsuz kaldı. Türkiye son olarak Afrin harekatı ile önlemi pekiştirdi. Bu bölgedeki belirsizlik sürüyor.

Bu arada şu hususu vurgulamak gerekiyor. Trump seçimleri Rusya’nın manipülasyonu ile kazanmıştı. Bu konuda ciddi belgeler vardı. Hatta Trump’ın eskort kadınlarla ilişkisi de ortaya çıktı ve kendisi bir kadına susması karşılığı para ödediğini kabul etti. Temsil ettiği Pentagon ağırlıklı eksen ile kendi politikalarını gerçekleştirmeyi umuyordu. Ancak başından itibaren ABD’de “Yahudi Lobisi ağırlıklı Küresel Plütokrasi” Trump’ı hizaya getirme çabasında oldu. Sonuçta başarılı da oldu. Kabinedeki Pentagon ağırlığı azaldı. CIA ağırlıklı bir düzene gidildi. ABD iç sistemini bilenler CIA yönetiminin daha çok Pentagon’dan farklı olduğunu da bilirler. CIA Yahudilere, Pentagon WASP’a (Beyaz Anglo Saksonlar) yakındır. Neyse, şu an ABD Dışişleri Bakanı eski CIA Başkanı Michael Richard Pompeo. CIA Başkanı eski yardımcı olan ve işkencelerle anılan kişi, Gina Haspel. Ulusal Güvenlik Danışmanı da değiştirildi, John Bolton getirildi. Bütün bu değişimler İran ve Ortadoğu’daki ABD-İsrail planını hızlandırmak için yapıldı. Hatta ABD Büyükelçiliği yönlendirme tabelaları Kudüs caddelerine asıldı bile. ABD Kudüs’ü tanıdı, bu konuda bölge ülkelerinden ve güçlerinden gelebilcek yüksek sese karşılık tedbirler bu yolla zaten alınmış oluyor.

Bir de şu var. Hemen herkes “şer ekseni” üyesi (!) Kuzey Kore‘nin cezalandırılmasını bekliyorken Trump, Başkan Kim Jong-Un ile görüşebileceğini açıkladı. Kuzey ve Güney Kore tarihte hiç görülmeyeni yaptı ve birden iki ülkede barış rüzgarları esmeye başladı. Geçen hafta beklenmedik sürprizle her iki ülke devlet başkanlarının sınırda resim çektirmelerine şahit olduk. Pasifik’teki tansiyonun düşürülmesi büyük bir “U dönüşü” oldu. Demek ki Pasifik alanı değil Körfez ve Doğu Akdeniz, yani Ortadoğu öncelikli harekat alanı olmuştu.

Şimdi Ortadoğu ve eksenindeki çatışmaları ve değişimleri göreceğiz. ABD ve İsrail’in başlatıp sekteye uğrayan işlerini tamamlar şekilde politikalar yürüteceklerine şahit olacağız. Bu kapsamda değişik şeyler olacak; hukuki, ekonomik, askeri, ayaklanma, ambargo, vs. Bir kere İran’a karşı yaptırımlar olacak. Trump konuşmasında İran halkına seslendi, aslında şunu dedi; “Yönetimizi terk etmeniz için size fırsat! Ayaklanın ve bu düzeni bitirin…” İran’a satış yapan Avrupa bundan etkilenecek. Avrupa’da Fransa, Almanya ve İngiltere temkinliler.

Çin ise her zamanki gibi sessiz. Çin ABD’ye karşı Tayvan kozunu elinde tutuyor. Şangay İşbirliği ile Asya’yı kontrol ediyor ve Rusya ile ilişkilerini sıkı tutuyor. Ama önemlisi, bunun pek sözü edilmediği için ifade ediyorum, Çin şu bahse konu küresel plütokrasinin sağladığı zenginlikle güçlenmiş, bir küresel üretim alanı olmuş, yatırım çekmiş, ucuz işçilik ile küresel ticaret yapan bir ülkedir!

Türkiye’de bir darbe girişimi olmuş idi. Başarılı olamadıkları gibi Türkiye Suriye’de Afrin‘e kadar ilerledi. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini erkene çekerek bir tür “dış tehditlere karşı önlem” aldığını duyurdu. Haziran’da seçim olacak. ABD ve İsrail bu seçim kozunu sonuna kadar kullanacak görünüyor. ABD ve İsrail Kuzey Suriye’de bir PKK uydusu kurma ve Doğu Akdeniz’de İran-Rusya-Türkiye bölgesel işbirliğini dağıtma konusunda ısrarcı olacaklar. Türkiye Rusya’dan S-400 savunma sistemleri alıyor. ABD ise F-35 taarruz uçakları siparişini durduracak adımlar atma beklentisi içinde. Türkiye’deki seçimler sonrasında bu konuda hamle yapacak görünüyor. Bir de Rusya-Türkiye nükleer santral inşa projesi var. Bu proje tam olarak dillendirilmese de ABD ve İsrail’in hoşuna gitmiyor. Ortadoğu’da nükleer dengeler ve buna bağlı jeostrateji konusu öteden beri sorundur. Örneğin İsrail uluslararası denetçilere alenen yanlış rapor vermektedir ve kimse bununla ilgilenmemektedir.

Şimdiden petrol fiyatları tırmanmaya başladı. ABD’nin uyguladığı politikalarla doların değer artışı sürüyor. “Dünya ticaret savaşları başladı” dendi. Bir süre önce de Rusya ile İngiltere arasında eski ajan Sergey Skripal üzerine bir kriz yaşanmış idi. NATO tavır almış idi. Buna “bir tür Soğuk Savaş” diyenler çıktı. Rusya yeni silah sistemleri denedi ve dünyaya açıkça, “Amerikan silahlarını vuracak kabiliyetteyiz,” dedi. Vladimir Putin yakın zamanda tekrar seçildi. Bu kanatta gerilim sürüyor. Avrupa, Ortadoğu konusunda Rusya-ABD geriliminde arada kaldı.

Sonuç olarak ABD-İsrail-Suudi-Mısır ekseninde Rusya-İran-Türkiye ekseni hedeftir. Uluslararası çapta asıl gerilim ABD ile Rusya arasında gerçekleşmektedir. İran ile başlayan bu yaptırımlar asıl olarak başka çok konuda sözünü ettirecek mahiyettedir. Körfez petrollerinin ve suyollarının İran ve dolayısıyla Rusya kontrolüne geçmesine ne ABD ne de İsrail müsaade etmek isteyecektir. Bu durum Soğuk Savaş’ı başlarında bile bu denli kendileri için bir terslik yaratmamış olmalı ki bugün bu sertliği görüyoruz. Çok şey olabilir ama önce yumuşak güç unsurlarını kullanacaklardır!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Neo-Liberal Plütokrasinin ve Uzantısı FETÖ’nün Seçimlere Etkisi

DİĞER YAZI

AB Komisyonu Başkanı Uyarıyor

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,