Küresel Bataklık Politikası

Okuyucu

ABD Başkanlığına Joe Biden’ın gelmesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler tesadüf değildi. Her yaşanan ve atılan adım hesaplıydı. Elbette bu bir küresel güç mücadelesi konusuydu. Öyleyse ABD’nin, başta Avrupa olmak üzere ortağı görünen bütün güçlerin, bunların rakipleri olan Rusya ve Çin’in karşılıklı hamleleri var. Bu duruma bağlı olarak aktörlerin büyük bir mücadele içinde olduklarını görmekteyiz. Birbirlerine pozisyon alıyorlar ama sonuçta tüm dünya etkileniyor; yerel, bölgesel ve küresel ölçeklerde. ABD’nin adımları peşi sıra geliyor. Bu genel durumun ABD tarafından bir istikrarsızlaştırma planına, reaksiyon gösterenlerin ise sert yöntemlerine tanık olunmaktadır. Hepsi birleşince bir bataklıktan söz eder oluyor, ister istemez!

Sanki Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ı ABD müesses nizamı pek beğenmedi. Demokrat Başkan Biden, Beyaz Saray’a bir Kongre binası baskını olayı sonrasında geldi. Hemen kendi doktrini açıkladı. Buna bağlı ittifakı toparlamaya ve ortaklarını davete çıktı. Başarılı oldu, onlardan cesaret aldı. Bir özgür dünya ülküsüne sarıldılar. Ancak Avrupa bile bunun bir bataklığa dönüşebileceğini tam göremedi. Özgür dünya ülküsünün bedeli savaş yolundan geçecekti.

ABD, herkesin yanıltan önemli bir adım attı, Afganistan’dan bilerek çıktı. Yapmak istediği tıpkı Orta Doğu’da yapageldiği gibi, Orta Asya’yı bir terör bataklığına çekmekti. Çünkü buradan kuzeye Rusya’yı, doğuya Çin’i yıpratmanın yolu buydu. Çin’in devasa İpek Yolu projesi Pekin’den Frankfurt’a kadar uzanmaktaydı. Bu İpek Yolu projesi sekteye uğratılmalıydı. Yine Çin’in Made in China 2025 projesi ile China Standarts 2035 hedefi durdurulmalıydı. Çin, Büyük Gençleşme hedefini tamamlama yolundayken mutlaka bazı sorunlar yaşamalıydı. Yoksa ipler, dünya liderliği Çin’e dahi kayabilirdi. 

Ancak en önemlisi, Rusya’nın Çin’e olan bağının zayıflatılması gerekmekteydi. Rusya, onun en iyi bildiği yollar olan savaşla ve terörle, diğer yandan bilmediği yollarda yaptırımlarla yıpratılmalıydı. 

Hatta ABD, Avrupa’nın kendi başına Rusya ve Çin ile ilişkilerinin gelişmesini engellemeliydi.  Avrupa’nın tamamen ABD ile ilişkisinin kuvvetlenmesinin temin edilmeliydi. Zira İngiltere ABD yanındayken, Almanya ve Fransa gibi aktörle ABD’yi eleştirebilmekte ve Rusya ile Çin’e bazı projelerde destek verebilmekteydi. Bu tür konularda ABD ipleri rakiplerine bütünüyle kaptırmamak, geç kalmadan önlem almak gerekiyor, diye düşündü.

Afganistan, Orta Asya’daki kilit konumda bir bataklık alanıydı. Burada belli bir kontrol varken birden ABD çekiliverdi. Taliban gibi bir örgüt ve buna muhalif olan Orta Doğu tandanslı terör örgütleri bu boşluğu doldurması için bölgedeydi. Artık terör ve istikrarsızlık Orta Asya’ya yayılabilir haldeydi. Orta Asya, zamanla bir Orta Doğu bataklığına dönüştürülecekti. 

Her ne kadar uzmanlarımız pek anlayamasalar da Rusya ve Çin bu oyunu iyi okudu. Çin güvenliğini sağlamlaştırma kararı aldı. Afganistan’ı bir terör bataklığına dönüşmemesi için kendi sorumluluk alanına aldı. Buraya bütçe aktardı, Taliban ile görüşmeye başladı. Rus askeri varlığı Tacikistan ve Kırgızistan ile Afganistan arasındaki sınıra kadar indi. Rusya, Kazakistan’da önemli bir değişimin gerçekleşmesini sağladı. 

ABD, Gürcistan’da yeterli politik altyapıya sahipken, Ermenistan üzerinden Trans-Kafkasya’da bir beklenti içindeydi. Rusya’nın Ermenistan’daki askeri varlığının buradan gitmesi ve nüfuzunun olmaması gerekiyordu. Ancak Rusya aktif davrandı, savaşa hazırlığını tamamlayan Azerbaycan’ın işgal altındaki toprağı Karabağ’ı geri almasına göz yumdu. Ermenistan’da Paşinyan yönetiminin bundan ders çıkarmasına dayalı adımları hızla attı. 

Bu kez ABD, Doğu Avrupa’da, Ukrayna ve Belarus ekseninde daha büyük bir oyunu sahnelemeye başladı. Hedefi doğrudan Rusya idi. Ve Doğu Avrupa savaşa çekildi. Şu an Birinci ve İkinci Dünya Savaşı tecrübesini görmüş bu topraklar büyük bir savaş daha yaşıyor. Savaşın nereye evrileceğini bilmiyor.

Bu savaş bölgesinde ABD, ortaklarını, NATO’yu ve Zelensky yönetimini aktif bir şekilde devreye koydu. ABD’nin kendisi ve ortakları savaşmıyor görünüyordu. NATO Doğu Avrupa’da askeri bir duvar ördü. NATO biz ittifakımızı koruruz, Rusya ile savaşa girmek istemiyoruz dedi. Ukrayna neyin savaşını veriyor, bu husus tartışmaya açıktı. Ancak gelinen noktada istikrarsızlık tüm bölgeyi ve hatta yerküreyi içine aldı.

Ukrayna Savaşı konusu Rusya için çok önemli güvenlik meselesiydi. Reaksiyonu yıpratıcı yolla oldu ve savaş hızla başladı. Biden başından beri, Rusya Ukrayna’yı işgal edecek dedi. Nitekim Rusya kapsamlı bir harekâtı sürdürüyor, hem Küresel Stratejik Tecride, yani kapsamlı birtakım yaptırımlara maruzken. 

Çin sessiz gibi, amacı yara almadan bu süreci atlatmak. Ama esasında olup biteni izliyor, değerlendiriyor ve tepki çekmeden Rusya’yı destekliyor. Belki de ekonomik alanda yeni usuller devreye konduğunda bu açıdan Rusya-Çin işbirliğini daha fazla görebileceğiz. 

Şu duruma bakın; Ukrayna Savaşı konuşulurken, Yeni Soğuk Savaş, Üçüncü Dünya Savaşı, Nükleer Savaş, gibi en ileri korkular gündeme getiriliyor. Ama esasında bir de ABD’nin asıl niyetini işaret eden husus var; sokak çatışmaları, vekiller üzerinden savaş, dezenformasyon, yabancı askerler, vs. Ukrayna’ya verilen silahlar hafif, eleştirilmeyen konuların başında, gönüllülerin dahi eline silah verilmesi. Halka Molotof Kokteyli imali bile öğretildi. Ukrayna’da her kim olursa olsun, koluna sarı bant takanların elinde silah var; kâh Batı’nın yardımla verdiği kâh toplama silah.

Böylece Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya doğru aktarılabilecek, İpek Yolu üzerindeki istikrarsızlığı geliştirebilecek, bölgeyi bir bataklığa çevirebilecek türden olumsuz gelişmeleri görmek söz konusu olabilir. Suriye’den, Lübnan’dan, adı geçenler var, bu bölgeye savaşçı geleceği tanıtımları yapılıyor… Orta Doğu’nun bataklık halini hem Orta Asya’da hem de Doğu Avrupa’da ama esasen Rusya’nın nüfuz alanın dediği coğrafyada görmek mümkün olabilir gözükmektedir.

Ben bu konuları sizlere 2021’den bu yana yazmaktayım. Şimdi bazı hatırlatmalarda bulunacağım. Aşağıda beş hatırlatmam olacak.

HATIRLATMA-1

Küresel Kırılma ve Rusya’nın Kazakistan’a Asker Göndermesi, başlıklı 9 Ocak 2022 tarihli yazımın son cümlesi şöyleydi: Bu büyük bir savaş. Yeni başladı! Pandora’nın Kutusu’nun kapağı henüz aralandı. Bir küresel kırılmadan söz ettim. Orta Asya, Kafkaslar ve Doğu Avrupa’daki gelişmeleri bu Kazakistan olayı ile birlikte açıkladım. 

Yazımda, Kolektif Güvenlik Andlaşması Örgütü (KGAÖ: Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Belarus ve Ermenistan), yani Rus NATO’su gözüyle bakılır ise bir bütünlüğün sağlandığını, güvenlik hattı üzerinde konuşmak gerektiğinden bahsettim. Bu bir fay veya kırılma hattı meydana getirdi, dedim. Şekillendirdiğim aşağıdaki haritayı sizlere sundum. Bu harita aslında anlatmak istediklerimin hemen hepsini yansıtıyor.

Harita-1

Küresel kırılmayı işaret eden bir diğer önemli konu da Çin’in Kuşak Yol Girişimi (BRI) üzerine gerçekleşmektedir. Haritada da görüldüğü üzere, Çin’in Batı dünyasına olan yaklaşma hatları bellidir ve buralarda gerilmeler söz konusudur. ABD ile birlikte hareket eden oluşumlar (G7, NATO, AB, AUKUS, QUAD) bu hatlar boyunca ilgili ülkeleri kapsar biçimde her çeşit imkanla (ekonomik, politik, askeri, teknolojik, vs.) Çin ile rekabet halindedir. Ancak işaret edilmelidir ki klasik İpek Yolu yani ana ticaret hattı Kazakistan’dan geçmektedir. Halen Kazakistan ve Çin arasındaki sınır bir serbest ticaret bölgesidir. Hatta ABD’nin sorun alanı olarak tanımladığı Uygur Özerk Bölgesi ile sınır hattı olan ülke Kazakistan’dır. Kazakistan’da Çinliler, Çin’de ise Kazaklar yaşamaktadır, burada iç içe geçmiş bir hal vardır.

Bu bağlamda bakılırsa, ABD’nin Afganistan’dan asker çekmesi ve sonrasında yaşanan olaylarda, bu bölgedeki Taliban, El Kaide ve IŞİD (Horasan) meseleleri önemle tartışmalı bir hal almıştır. Özellikle terör örgütü olarak işaret edilen adı belli olan veya yeni türeyecek olanlar için potansiyel coğrafya Orta Asya’nın Hint-Pasifik’e dönük alanlarıdır. 

Rusya böyle kendi askeri gücü KGAÖ’nü, ABD de NATO’yu mevzilendirdi. Cephe, işaret ettiğim uzunluktaki fay hattı üzerinde. Bazı ülkeler için iç savaş, bazıları için terörizm ve hibrit savaş var. Bunun Türkiye’ye etkisi yok mu? Elbette var. Haritaya doğru bakalım ve adımlarımızı ona göre atalım derim.

HATIRLATMA-2

Küresel ABD ve Çin Rekabeti ve Türkiye, başlıklı 4 Ocak 2022 tarihli yazımda jeopolitik açıdan parsellerden bahsettim. Küresel rekabet parsellerini dört grupta ele aldım ve bir haritada bunu gösterdim. İncelemede küresel projelendirmeyle ilgi kurduğum için parsel sözcüğünü kullandım, aslında kıtaları ve okyanusları içine alan çok büyük coğrafyalardır bunlar. Şöyle: 

Harita-2

I) Pasifik Parseli: Bu coğrafyada ABD, G7 ve klasik Anglosphere ülkeleriyle işbirliğinin esas almış ve son olarak nükleer ve denizaltılar konusunda da geçtiği üzere AUKUS’un (Avustralya, İngiltere, ABD) kurulmasını öne sürmüştür. AUKUS’un etkisi aynı zamanda Hint-Pasifik (II) ile de örtüşmektedir. Çin ise Pasifik’te etkinliğini artırmak adına askeri kabiliyetlerini artırma çabası içerisindedir.

II) Hint-Pasifik Parseli: Strateji uzmanları tarafından daha ziyade ABD-Çin rekabetinin en fazla nüfusu kapsadığı nedenle bu Hint-Pasifik (II) parselinde geçmekte olduğundan söz etmektedirler. Hint-Pasifik’te enerji sahaları, küresel deniz ve kara ticaret yolu ana aksı, terörizm tehdidi, gibi çok önemli konu başlıkları var. ABD bu coğrafyada G7, bunun yanı sıra kendi inisiyatifiyle QUAD’ı (ABD, Avustralya, Hindistan, Japonya) öne sürdü. QUAD’ın asıl odaklandığı alanlar ekonomi, teknoloji ve politik olarak gösterilmektedir. ABD, Afganistan’dan askerini çekti ve burada tartışmalı bir alan yarattı. Çin ise özellikle Güney Çin Denizi’nde belli tertibatlar almakta ve Kuşak-Yol Girişimi (BRI) hakkındaki projelerin çoğunu bu parsele aktarmaktadır. Çin, Afrika’da ekonomik alanda önemli ölçüde etkindir. Doğu Akdeniz’de liman işletmeleri ile etkili olmaktadır.

III) Avrasya Parseli: ABD hem Çin hem de Rusya ile bu parselde rakiptir ve G7, NATO ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle bu alanda üstünlük peşindedir. Transatlantik bağlamlı bu rekabet alanında her türlü etkileşim ve gerilim mevcuttur. Çin’in İpek Yolu projeleri Pekin’den Frankfurt’a kadar bir bütün ticaret aksı yaratmayı kapsar. Çin’in ve Rusya’nın elinde daha belirgin şekillenme potansiyeli olan Şangay İşbirliği Teşkilatı (SCO) bu parseldeki bloklaşmayı işaret etmektedir. Diğer yandan Hint-Pasifik ve Avrasya parsellerinde Çin’in önemli ortağı İran’dır.

IV) Arktik Parseli: Küresel ısınma konusunun da etkisiyle ortaya çıkan bu yeni ticaret yolu Çin ve Transatlantik hattını kısaltmaktadır. Halen ABD, Avrupa, Rusya ve Çin bu bölgede hukuki anlaşmaların belirginleştirilmesinde üstünlük mücadelesi içerisindedir.

Bu yazıda geniş açıklamalar yaptım. 

Çinli yazarlar ABD ile Çin’in arasındaki rekabetin dünyada yeni bir Soğuk Savaşı olduğuna inanıyorlar. Bu bakış açısı bile uluslararası alanda ekonomik, teknolojik, politik, vs. belli gerginliklerin, buna göre askeri hazırlıkların, silahlanmanın ve sert diplomasinin yolunu açar. Öyleyse Xi Jinping yönetimi ABD’nin adımlarını takip ederek kendine jeopolitik bir çizgi belirlemiş durumdadır.

Bu noktada Soğuk Savaş ifadesi kullanılsın kullanılmasın, ama belirgin olan husus şudur; başat güçler Tam Spektrumlu Savaş’ı (Siber, Hibrit, Ekonomik, Diplomatik, Asimetrik…) ve Akıllı Güç uygulamalarını tatbik etmekteler, bu tür bir gerilimin temposu giderek artacak gözükmektedir. Burada küresel pandemi, iklim, terör, göç, finans krizlerinin sürdüğü bir ortam içinde yapılması gereken bir mücadeleden bahsetmekteyiz. Dördüncü Sanayi Devrimi oldu ve taşlar henüz yerli yerine oturmadı!

Çin’in aralarında Yeni Soğuk Savaş vurgusunu yaptığı ABD’ye karşı ileri sürdüğü politik argümanların özünde dünyaya, “ABD vazgeçilmez ve cömert değildir” ve Avrupa’ya, “stratejik özerkliğinizi kazanın” var. Hatta İsrail’e bile “Çin daha yakın” demektedir. Çin, Rusya’ya her fırsatta Ukrayna meselesinin hatırlatarak ABD ve NATO karşıtı pozisyonunu geliştirmek istemektedir. Çin, ABD’yi çok alanda sıkıştırmak istiyor. Belirtilen olarak Doğu Asya, Orta Asya, Orta Doğu, Latin Amerika ve Afrika’da yayılma göstermesi tam bir meydan okuma olarak nitelendirilebilir. Çin, siber, uzay ve nükleer alanlarda ilerlemek suretiyle Yeni Soğuk Savaş’ta kendi güvenliğini artırmanın peşindedir.

2021’de Beyaz Saray’a geçen Joe Biden’ın doktrini ile adım adım politikaları gerçekleşmektedir. 2022’de bu bağlamda işaret ettiğim parsellerdeki gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz. 2022’den itibaren daha ziyade Çin’in inisiyatifiyle gelişen küresel projelere alternatif ABD projeleri ortaya çıkacak gözükmektedir. Bu iki taraflı ve karşıt küresel projelerin oluşturacağı girdaplara bakılırsa, şimdiden çeşitli bölgelerdeki ülkeler için tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Günümüzde ABD, Rusya veya Çin birbirleriyle değil, nüfuz alanlarında (Gri Bölge ülkelerinde) kozlarını paylaşmaktadırlar.

Öte yandan Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI), Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP), Güney-doğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), gibi oluşumlar ve Paris İklim Antlaşması ile sürekli yeni ticari ve politik nüfuz alanı genişletme çabası içindeler.

HATIRLATMA-3

Fay Hatları, başlıklı 13 Kasım 2021 tarihli yazımda jeopolitik açıdan üç kırılma veya fay hattından bahsettim. Mevcut etkileşimleri bir haritaya işaretledim. Üç fay hattı ile ilişkili ortaya çıkan durumunun üzerinden geçelim: 

  • Birinci Fay, Doğu Akdeniz ve Karadeniz Fayı – Doğu Akdeniz’i çevreleyen ve buradan Karadeniz’e çıkan bölge: Diplomasi, çatışma, rekabet, terörle mücadele gibi çok önemli bir görev yumağının içinde ilerlemek durumundadır. 
  • İkinci Fay, Orta Asya Fayı – Basra’dan Çin topraklarına uzanan bölge: Bugün için ihtiyatlı politikalar izlemektedir. Ancak ABD’nin esasen Hint-Pasifik’te Çin’i karşısına alacağı zaman periyodu (2027’lere yaklaştıkça artacaktır) henüz temposunu artırmadı. Belki de Çin toprakları içinde gelişen terör söz konusu olacak. 
  • Üçüncü Fay, Doğu Avrupa Fayı – Karadeniz’den Baltık’a uzanan bölge: Unutmayalım, bahsettiğim bu hat, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nda kırılmış bilinen ve çok derin bir fay hattıdır. Dolayısıyla belli belirsiz ortaya çıkan olaylar bile aslında çok derin enerji birikimlerini gün yüzüne çıkarma potansiyelindedir. Maalesef kırılan bir fay, Ukrayna Savaşı burada gerçekleşmektedir.
Harita-3

Burada yazdıklarımı çok az tadil ettim, sadece Ukrayna’da savaş var dedim. 

  • Halen sürmekte olan çatışmalar ve riskli bölgeler: Ana hatlarıyla Libya, Yemen, Suriye, Irak, Ukrayna, Ermenistan, Afganistan, Ukrayna ve Belarus bölgesi.
  • Çatışma ve terör üreten alan: Özellikle 11 Eylül’den sonra belirginleşen biçimde Kuzey Afrika ve Orta Doğu (MENA) uzun süredir bu konuyla meşgulken, terör ve çatışma alanı giderek Hint-Pasifik ve Doğu Avrupa eksenlerine de kol atmıştır.
  • Üç kırılma (fay) hattı ortaya çıkmaktadır: 1) Doğu Akdeniz’i çevreleyen ve buradan Karadeniz’e çıkan hat; 2) Basra’dan Çin topraklarına uzanan Orta Asya hattı; 3) Karadeniz’den Baltık’a uzanan Doğu Avrupa hattı.

Bölgede birçok farklı eksenlerde hareket eden, ortaklık kuran, karşıt olan yapılar, güçler ve ülkeler vardır. Halen IŞİD’in Horasan kolu (IŞİD-H) ise Afganistan ve çevresinde etkindir. Radikal terörizm Hint-Pasifik bölgesine kaymıştır. IŞİD bir dönem (2014-16) Avrupa’da da etkin idi. Her nedense burada etkinliğini bitirdi gibi bir durumu görmekteyiz. Etkileşimde İran ve İsrail karşıtlığı gibi duran ama aslında paslaşarak birbirlerine alan açan bir başka etkileşim daha var. Bu çoklu etkileşimde dikkat çeken başka bir yapı şeklidir. İsrail, Doğu Akdeniz’de (esasen Filistin’de) nüfuz alanını artırırken, Afrika’ya ve Balkanlara da bir arayışla atlamış gözükmektedir. İsrail, Körfez ülkeleri ve Mısır ile işbirliği içindedir. Arap-İsrail çatışması geride kalmıştır artık. İran ise mezhepsel (Şii) yayılmacı politikalarını alana aktarmaktadır.

HATIRLATMA-4

ABD, Afganistan, 2040 ve Türkiye, başlıklı 1 Eylül 2021 tarihli yazımda gerekli bütün işaretleri verdim. Bugün yazacaklarımı burada toparladım. Klasik yanlışlardan söz ettim. İlk yanlış Dördüncü Sanayi Devrimi’nin etkilerini görememektir. Her şey değişiyor, savaş, strateji, politika, yaşam…

Klasik ezbere düşünceleri tekrarlayanların bariz hataları ve eksikleri var. Örnek: “ABD Afganistan’dan çekilince bir güç boşluğu yarattı.” Bundan böyle güç boşluğu özellikle yaratılacak, ki rakip buralardaki sorunların cazibesiyle kendi enerjisini tüketsin.

“Afganistan alanı boşalınca ABD’nin Çin’i çevreleme stratejisi ortadan kalktı.” Çevreleme Stratejisi eskide kalan bir konudur. Baskılama Stratejisi diye yeni bir yaklaşımla bakılırsa coğrafyaya bağımlı kalmadan çevreleme yerine çok boyutlu baskılamanın döneminin başladığını şimdiden öğrenmemiz gerekir. ABD’nin Afganistan uygulaması bunun belki de en önemli örneği olmaktadır.

“ABD yenildi.” ABD yenilmedi. 2040 hedefine dayalı yeni ve sürpriz bir adım attı. Bunu Joe Biden’a yaptırdılar. Biden bunu dünyaya bugün net açıklasa da dünya ABD’ye karşı olur. Liderlerin böylesi durumlarda katlanmak zorunda oldukları şeyler vardır. Her neyse, ABD planlı bir politikayı uyguluyor ve dahası da gelecek, ama onun zamanında ama daha sonra.

“Rusya kazanan oldu.” Ben bu tür kazanç/kayıp değerlendirmelerine “iyi/kötü” der gibi boş değerlendirmeler olarak bakıyorum. Bu yaklaşımlar stratejiyi bilmeyenlerin işidir. Elbette güçler mücadelesinde her aktör kazanımını artırmaya çalışır. Rusya Avrasya’da başat aktördür, ama başka kısıtları vardır. Çin zaten Afganistan konusunda olayın içine çekilmek istenen hedeftir. Avrupa konusuna değinen yok. Bu gibi değerlendirme yapanlara en azından Brzezinki’yi tekrar okumalarını salık veririm.

Biden’ın Rolü en önemli husustur. Joe Biden’ın 31 Ağustos 2021 tarihinde yaptığı konuşmada bizim de üzerinde durduğumuz çok net bir konuyu ifade etti: “Afganistan ile ilgili bu karar sadece Afganistan ile ilgili değildir. Diğer ülkeleri yeniden inşa etmek için Büyük Askeri Operasyonlar Çağı’nı sona erdirmekle ilgilidir.” Biden böyle dedi. 

Joe Biden’ın ABD yönetimini 2021 Ocak ayında almasıyla birlikte nelerin değiştiğini gördük. Milli Güvenlik Strateji yayımlandı, 2040 Yılı Hedefleri açıklandı, müttefiklere (G7, AB, NATO) ciddi bir seyahat gerçekleştirildi, NATO 2030 vizyonu uygulamaya kondu. Hepsinin özünde olan ortak noktalar: Siber-uzay, Avrasya (Çin ve Rusya), Kuzey Buz Denizi, Dördüncü Sanayi Devrimi gereklerinin uygulanması. Bir de ABD’nin ittifak konusu var, yeni “Derin Ortaklar” ve “Dörtlü Güvenlik Diyaloğu” yapılarını da unutmayalım.

HATIRLATMA-5

ABD’nin Yeni Savunma Stratejisi, başlıklı 11 Eylül 2020 tarihli yazımda Avrupa kanadını işaret ettim. “ABD’nin Yeni Savunma Stratejisi” olarak ilave etmemiz gereken savunma alanı Avrupa’yı kapsar, dedim. Haritada savunma hatları çizilidir.

Harita-4

ABD’nin Doğu Akdeniz alanlardaki önleyici çabaları için Doğu Akdeniz’in hemen gerisinde, Hazar’dan Hint Okyanusu bölgesine uzanan bir bariyer var. Ayrıca Orta Avrupa için Belarus-Ukrayna hattı mevcuttur. Baltık’ta da hem Kuzey Buz Denizi (Arktik Bölge) hem de Rus kara bölgesinden olabilecek ve yine bir Rus toprağı olan Polonya-Litvanya arasındaki Kaliningrad ile buluşan bölgede bariyer kurmak söz konusudur.

SONUÇ

Bugün Avrupa’nın göbeğinde büyük bir savaş oluyor. Eğer savaş uzarsa dünya çok büyük bedel ödeyecek. Burada işaret ettiğim konu ABD bilerek bu adımları attı, bir yol haritası vardı, demekle ilgilidir. ABD, Orta Doğu’daki bataklık politikalarını görünen o ki Hint-Pasifik’e aktardı bile. Bugün Orta asya haddinden fazla gergin. Bizler Ukrayna ile ilgileniyorken sanmayın Orta Doğu veya Orta Asya’da her şey normal seyrediyor. Şu an birçok bataklık sineği eğitim alıyor. Onlar uçarlar ve dünyanın başka yerlerine rahatlıkla konabilirler. Savaşlar böyle bundan sonra, Yeni-Medievalizm!

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Tug of War Game in Ukraine

DİĞER YAZI

Post-Ukrayna ve Neomedyeval Çağ Öğretisi

Politika 'ın son yazıları

Victory Day

This special day, which is celebrated as Victory Day by the USSR, which won the Second

Putin ve Zafer Bayramı

İkinci Dünya Savaşı'nı kazanan SSCB'nin her yıl Zafer Bayramı olarak kutladığı bu bayram, Soğuk Savaş sonrasında

NATO’s Strategy

The Russo-Ukrainian War continues. NATO has been involved in this war since its inception. But not

Amerikan Kampanyası

Kampanya! Bu söz bizim Uluslararası İlişkiler ve Askeri Uygulamalar içinde pek kullanılmaz, ama Amerika Birleşik Devletler