rusya-sorunu-nereden-cikti-nereye-gidiyor
Rusya Sorunu Nereden Çıktı

Rusya Sorunu Nereden Çıktı, Nereye Gidiyor?

269 Tıklama
15 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Batı dünyası için Rusya ile sorunlar çok öncelere dayanır. Türkiye ile ise yakın zamanda başladı gibi görülüyor. Bu Türkiye için bir yanılsamadır. Rusya’nın Türkiye ile sürtüşmenin bu denli hızlı gelişmesinin sebebi Türkiye’nin politikalarından (veya yanlış politikalarından) kaynaklanır.

Rusya ile Batı dünyasının sorunu nedir? Batı küresel hesaplar yapıyor. Bu çerçevede Batı dünyası:

  • Şangay İşbirliği Teşkilatı’nın güçlenmesinin önüne geçmek istiyor. Rusya, Çin ve daha sonra Hindistan’ın da katılımıyla dünya nüfusuna oran ve Asya kıtası üzerindeki genişlik bakımından Rusya küresel ölçekte dominant bir konuma gelebilir. Bu üç dev ülkenin nükleer kabiliyetleri de var. Rusya ve Çin şimdiden Şangay teşkilatı içinde dolara karşı alternatif olacak şekilde kendi para sistemlerinin dolaşıma girmesini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Eğer bu anlamda Rusya’nın akıl hocalığı yapmasının önüne geçilecek olurlarsa ileride bu grubun yaratacağı Batı karşıtı bir ittifak şimdiden önlenmiş olacaktır.
  • Rusya’nın başka coğrafyalarda askeri güç bulundurmasını istemiyor. Suriye’de bulunan askeri varlığını kabul edilemez görüyor. Batı, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Basra’da atacağı adımlarda Rusya’nın bu varlığını bir engel olarak görüyor.
  • Rusya’nın Kuzey Kore gibi ülkelerle ilişki içine girmesini kabul edemiyor. Pasifik’te önemli bir konu olan Çin-Tayvan ilişkilerinde Çin tarafından olmasını engellemek istiyor.
  • Rusya askeri yatırımlarına ve silah sistemleri satılmasına tekrar ağırlık vermeye başladı. Rus silahı kullanan ülke sayısını kısıtlamak Batı için önemli görülüyor. Çünkü Rusya’nın teknolojik yenilikleri aynı şekilde Çin, Hindistan, K. Kore ve İran gibi ülkelerde doğrudan uygulanabiliyor ve özellikle Çin yolu ile aynı karakterdeki silah sistemleri çok ucuza ve değişik alanlarda alıcı bulabiliyor. Halen Çin’in deniz gücü bakımından Pasifikte gelişmeye başlaması Batı’nın önemli bir sorunudur. Çin denizciliği, uzayı ve teknolojilerini Rusya’dan öğreniyor.
  • Rusya kendine güveni arttıkça eski alışkanlıklarını hatırlıyor. SSCB dönemi yayılma alanlarına kolay nüfuz edebiliyor, rejimlerini etkileyebiliyor, kaynaklarını kullanma imkanı bulabiliyor, yandaş kesimleri örgütleyebiliyor.
  • Küresel terörle mücadelede kendi inisiyatifini kullanıyor, Batı ile eşzamanlı projelerde tamamen ortak bir tavır almıyor.
  • İran’a yakınlığını sürdürüyor. Askeri, politik, coğrafi bölgede etkinlik ve ekonomik bağlamda işbirlikleri ile Batı’nın ilerlemelerine engel teşkil edecek tutumlar sergiliyor. Eğer gelecek on yılda İran’da bir Batı tarzı yaşam standardının öne çıkarılmasına çaba sarf edilecekse, Rusya bunun gelişmemesi için bilinçli engellemeler yapıyor, İran rejimini cesaretlendiriyor.
  • Ve somut olayda Suriye’de Esad rejimini destekliyor…

Türkiye konuyu, bir orada bir burada görünerek netleştirebilmiş değildi. Batı bundan dolayı Türkiye’ye bazı konuları hatırlatırken güçlük çekti. Hükümetler ve diğer çevreler Batı’nın yukarıda işaret edilen endişelerini duymadan daha kısa vadeli çıkar politikaları ile ilgileniyorlardı. Bu kafa karışıklığı, Türkiye gibi bir ülkeyi stratejik vizyonu olan değil de olma yolundaki bir ülke statüsünde tutuyordu. Bunda şu anki liderlerin kişisel bilgi ve çabaları da etkili oluyor, Batı bundan dolayı zaman zaman yaşanan fikir ayrılıklarında Türkiye’ye özel bir tutum sergiliyor.

Örneğin Türkiye; Ortadoğu politikalarında Sünni İslam(cı) bir rol ile çaba sarf ettikçe ve İsrail ile karşı karşıya gelince; Rusya, Çin ve dolayısıyla Şangay İşbirliği Teşkilatıyla yakınlaşıyor görüntüsü verdikçe Batı’dan tepki aldı. Bilindiği gibi Çin ile ortak füze projesi vardı ve bu yakın zamanda (bir sebeple!) terk edildi. Avrupa Birliği ile süreci hızlandıramadıkça iktidarın, “Bak, Şangay’a katılırız ha!” demesini Batı pek anlamlı bulmadı. Özellikle Batı, Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi projesinde Türkiye’nin bu tip hassasiyetler göstermesini koz olarak kullandı ve Kürt kartı ile karşısına çıktı. Bundan dolayı Türkiye daha fazla zarar gören taraf oldu. Çünkü Kürtçü kesimlerin Irak ve Suriye’den sonra benzer dili kullanarak Türkiye’ye adeta rest çekmesi boşa değildi. Ortaya sürekli Batı tipi değerlerle eleştiriler çıktı.

Neyse, geldik bugüne… Suriye-Türkiye sınırında Türk askeri jetleri bir Rus jetini düşürdü. Türkiye şimdi işin ne kadar karmaşık ve önemli olduğunu görmeye başladı! Türkiye; Esad, IŞİD, PKK, PYD ve mülteciler derken bir de baktı ki; Batı dünyası ile Rusya karşı karşıya ve kendisi fiilen arada kalmış halde!..

Bu fiili durumla ilgili olarak durumu ve alınan pozisyonları kısaca özetleyelim:

Batı açısından durum nedir?

  • Türkiye ile ilgili olarak, Rusya’ya karşı, politik/askeri hamle: NATO ve ABD karar aldı, Türkiye’nin yanında olacak, bu şekilde kararlılık ve caydırıcılık gösteriyor.
  • Türkiye ile ilgili olarak, Rusya ve IŞİD’e karşı, askeri hamle: Müttefikler Ortadoğu bölgesine yığınak yapıyor. Bu manada şimdiden; ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Danimarka ve İspanya asker, uçak, gemi, füze sistemi göndermiş haldedir, gelişmelerin de etkisiyle bu yığınaklanma artacak görünüyor. Elbette müttefiklerin ülkelerinden ve uzaydan yönlendirdikleri ve hazır hale getirdikleri stratejik ve siber güçler de devrededir.
  • Ukrayna ile ilgili olarak, Rusya’ya karşı, ekonomik/politik hamle: ABD ve AB ekonomik ambargo uyguluyor. ABD ve İngiltere etkisi ile OPEC’in de desteğiyle dünya petrol fiyatları sürekli düşük tutuluyor ki Rusya’nın ekonomisi bundan zarar görüyor. Batı dünyası ve destek verenler buradan çok önemli gelir kaybına uğramayı göze alabiliyor!

Bütün bunların amacı IŞİD’i marjinalleştirmek ama aslen Rusya’yı Suriye ve Kırım’da çıkmaya zorlamaktır.

Buna karşılık Rusya ne yapıyor?

  • Ukrayna ile ilgili olarak, Ukrayna’ya karşı, politik/askeri/ekonomik hamle: Rus nüfuzu ve nüfusu yüksek yerlerde tehdit oluşturmaya devam ediyor, belli alanlarda iyice bölgeye yerleşecek tedbirleri alıyor.
  • Türkiye ile ilgili olarak, Türkiye’ye karşı, politik/ekonomik hamle: Stratejik projeleri askıya almak, yatırımları, müteahhitlik hizmetlerini, ithalatı, ticareti, eğitim/kültür faaliyetlerini ve işbirliklerini durdurmak, turizmi engellemek şeklindeki kararlarını alıp uygulamaya çalışıyor.
  • Türkiye ile ilgili olarak, Türkiye’ye karşı, politik hamle: Propaganda yapıyor, dünya ve Türk kamuoyunu etkilemeye çalışıyor, Türkiye’de iç karışıklığın ve Batı karşıtlığının çıkması için çaba gösteriyor. Çeşitli sebeplerden dolayı yaptığı propagandaya aracılık edecek başka kişi ve kuruluşları da etkiliyor.
  • Suriye ile ilgili olarak, Batı’ya karşı, askeri hamle: Suriye’ye takviye birlikler gönderiyor. Muhalifleri bombalıyor, Esad’a desteğini sürdürüyor.

Görüldüğü gibi daha süreç yeni alevlendi. Rusya başta ekonomik alan olmak üzere güç şartlar altında süreci bertaraf etmek adına direniyor. Daha çok faaliyetini yoğunlaştırdığı Ukrayna ve Suriye’de kalabilme mücadelesi veriyor.

Türkiye açısından ne olur, neler yapılabilir? Türkiye, küresel politikalar bakımından başından beri Batı ile tam anlamıyla ortak çaba gösteremedi. Bunun etkisi ile bugün karşı karşıya kaldığı durumdan belli ölçüde zarar gören taraf olacak gibi görülüyor. Bunu lehine çevirmek için kendi iç yapısında, özellikle PKK ile olan sorununu çözmede ve Ortadoğu politikalarında belli bir revizyona gitmesi gerekiyor olabilir. Öteden beri AB’ye girmeye soyunmuş, NATO üyesi, pek çok işbirliği konularıyla aslen bir Batı ülkesi olan ve şimdiki muhataplarına “müttefikim” diye hitap eden bir Türkiye, “Batı’ya yeterince güven verebiliyor muyum?” diye düşünmeli, eğer bu özeleştirisi onu neye doğru götürecekse o yolda doğru adımlarını gecikmeksizin atmalıdır. İç politikasını da buna göre düzenlemelidir. Bu uğurda hukuk, eğitim ve kültür dahil, çok konuda yapacağı ev ödevleri var gibi görülüyor.

Türkiye ortada ciddi bir krizin olduğunu ve daha da derinleşeceğini fark etmiş bir ülke olarak kendini hazırlamalıdır. Ekonomik zararların tazmini için belki uluslararası haklardan dolayı tazminat davaları açılabilir. Belli bazı telafi yolları açılabilir. Ama asıl önemlisi bir düşman ile karşı karşıya kalınıp kalınmadığına karar vermelidir. Kısa vadeli düşüncelerle ve belli çevrelere kızgınlıklarla ülke bütünlüğünü zafiyete düşürecek türden olumsuz tavırlar içine girmemelidir.

Not: Görsel, Türkiye için toplanan NATO’nun sayfasından alınmıştır. (http://www.nato.int/cps/en/natohq/news_125368.htm)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Analiz: Türk-Rus Krizi ve Yeni Ortadoğu

DİĞER YAZI

Türkiye Bir Tünelde mi?

Politika 'ın son yazıları

Bakü Beyannamesi

Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan Meclis Başkanları arasında Bakü Beyannamesi imzalandı. Bu gelişmenin özellikle savunma alanındaki anlamını