Mega-kentler:

2030’lardan itibaren sosyo-ekonomik yaşama ve idari mekanizmalara önemli ölçüde etki edecek ve yaşama dair konulara yeni bir boyut ekleyecek bu mega-kentlere en yakın İstanbul için gerekli her türlü düzenleme gerçekleştirilmelidir.

Gelecekte mega-kentler birer çevre felaket alanı ve suç merkezi olmamalıdır.

Diğer kentlerin hızla göç alacağı ve küresel entegrasyona kayacağı düşünülerek yapısal tüm adımlar atılmalıdır.

İmar:

Kentlerin giderek büyüyeceği aşikardır. İmar konuları en önemli yapısal sorun alanıdır. Politikacılar imar işlerinin komisyoncusu değillerdir.

Çarpık kentleşmenin önüne geçilmelidir.

Dere yatakları çarpık imarın ve talanın alanı değildir. Deprem ve sel felaketlerinin çoğu bu tür yanlış yapılanmaya dayanmaktadır.

Mekan ve İnsan:

Mekan bireyin gelişimi için elverişli iklimi vermelidir. Eğer doğal ve elverişli bu iklim tesis edilemedi ise bireyler kendi haklarını savunmaktan geri kalırlar. Toplum kurgusu bu olumsuz durumdan zarar görür ve geriye gider, ilkelleşir.

Apartmanlar Türk kültürünü ihya etmez. Bireylerin sağlıklı gelişmesi ve özel yaşamın korunması için müstakil ve bahçeli evler gerekmektedir.

Toplu konut mantığı yanlıştır ve bu yapı toplumda mahalle baskısını artırarak yapay bir huzursuzluk nedenidir.

Tarım ve Enerji Alanları:

Tarım alanlarını yanlış sulamanın önüne geçilmelidir.

Yanlış HES yapımının önüne geçilmelidir.

Göllerin ve akarsuların korunması için her türlü tedbir alınmalıdır.

Fosil yakıtla enerji üretirken veya madenlerin çıkarılması esnasında çevrenin değerleri yok edilmemelidir.

Kirlenmeye Karşı Tedbirler:

Emisyon kontrolü eksiksiz yapılmamalıdır. İthal edilen her türlü mal ve hizmetin çevre değerleri ile ilgili testi yapılmalıdır. Bu tür işler ciddi takip edilmeli, kağıt üzerinde bırakılmamalıdır.

Türkiye’nin iç ve çevre denizleri ekolojik yönden iyi korunmalıdır. Su ürünlerinin tekrar eski hale dönebileceği temiz ve üretken deniz sularına kavuşulmalıdır.