sistemlerin-dinamigi
Sistemlerin Dinamiği

Sistemlerin Dinamiği

454 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Anlamları yan yana koyunca büyük bir dil sorunsalının kaygısına kapılıp, durup dururken kendimi sorgular oluyorum. Sonuçta, “Muttakiler haklı, esasen tam da böyle olmalı!” diyorum.

Bu durum bir yapay kurgudan değil, asıl uzak algıların kendileri için çevrimleşen yapılarından kaynaklanır. Var olan yapıların gezegenler gibi kendileri merkezlerine dönük döngülerin ayrı bir döngünün tanımı gibidir. Aşağıya “Sistemlerin Dinamiği” adını verdiğim bir şekil ekledim. Anlatımı bu basit şekilden takip edelim.

 Şekilde üç ekseni başlangıçta listeleyelim:

1) (Mevcut Sistem) Üst Sistem: Sapkın Din, Kopuk Bilim, Bencil Ekonomi.

2) (Mevcut Sistem) Alt Sistem.

3) (Gereken Sistem) Alt Sistem yerine, Muttaki Sistemi=Bir Sistem: Sahih İslam, Asıl Bilim, Paylaşan Ekonomi.

Sapkın dinden başlayayım. Sapkın din insanlarının kendi dilleri vardır. Kendi sorunsalları içinde kaynarlar. Alt sistemdeki halka dönüp anlattıkları, temel seviyeden aşağı kapsamdaki dille işler.

Derinlemesine sorguları kendi aralarında yapmaya gayret ediyorlar. Her dönemde binlerce bu işin içinde çaba gösteren görürsünüz ve maalesef kendileri ile bile anlaşamıyorlar. Kendi kullandıkları dillerini dahi eleştiriyorlar. Klikleşiyorlar ve bu bir ayrışma, anlayış bozukluğu ve çatışma gerekçesidir.

Her klik özelini kabul etmekle birlikte, asıl olarak diğer güç alanlarından farklı bir meşrulaştırma eylemi içinde olurlar. Kopuk Bilim, Sapkın Dini sevmez, Bencil Ekonomi ise pek ne olup gittiğiyle ilgilenmez, belki de diğerlerini dikkate almayı meşru görmez, içinden bile olsa; “Paralarını ben ödüyorum,” der.

Sapkın Din mensupları, kendi tartışmalarına ve güçlendikleri alanlara yaklaşmaya kalkın; “Dur orda! Bizim kadar şunu bunu öğren de gel…” derler. Güzel de; sade vatandaş nerede duracak? Din dediğin ilahidir ve kainata aittir ama hesabın verilmesi noktasından bakarsak; bireyin mükellefiyetine, bilincine ve yaşam şekline dahildir. “… Sen derinlemesine bilip anlama, ihtiyacın olursa gel bana sor, ben sana tarif ederim,” diye bir algı baskısı vardır.

Kopuk Bilim insanı belli! Batı 1900’lü yılların başında felsefe ve bilim dillerini ayrıştırmıştır. Her ikisi de kendi diline dair meşrulaştırmayı yapar olmuştur. Felsefe, ayrı bir yanılgı dinamiği oluşturur. Burada ayırıcı bir özellik olarak işlemeyelim istedim. Şimdilik “sedece bilim” diyelim ve gerisinde felsefenin de benzer yapısını düşünelim.

Bilim bu ayrı meşrulaştırma avantajını daha da iyi kullandı ve çok daha özgür ve güçlü oldu. Çünkü teknolojiyi de bilim üretiyordu. Bir üst galaksinin şımarığı gibi bağımsız davranıyordu. İleri dil algısını yaratan bilim temelde felsefedeki ide’den yola çıkıp konuşuyordu. Yani kendince, arındırılmış bir algıya dayalı dili kullandığını düşünüyordu: “En doğru, en temiz, en belirgin, en ileri…” Bu özellikler bilim insanının dilinin özelliklerine aitti. Bilim insanı kendi dilini konuşunca zaten kendini esas olandan soyutluyordu. Başka bir algı döngüsü ve biraz da kibir: “Ben doğrusunu söylerim, öğreneceksen gel ben sana söylerim, bilgi bende…”

İyi de, aynı şekilde Kopuk Bilim “ben bilirim” diyor ve Sapkın Dinin söyleminin aynısını kullanıyor! Dahası?

Gelelim Bencil Ekonomi konusuna. Bu işin içindekiler zaten gücü ellerinde bulunduruyorlar. Yani para ve bu metanın verdiği yatkınlıkla değerleme sistematiği pratiği onlarda. İstedikleri gibi davranıyorlar ve dünyanın zevkini çıkarıyorlar, isterlerse veriyorlar, istemediklerinde mutlaka bir sebepleri var. İstediklerine sahip olabiliyorlar. Farklı bir kurgu: Dil, din, yaş, ırk, vs önemli değil; “Elinde ne kadar servet var? Bununla ne yapılır?”

Bilinen bu yapay bir değerler sistematiği üzerinden kotarılmış algı. Dilleri şu: “Kaça?” ve “Ne zaman?” Çok basit ama çok acımasız. Onlara göre diğerleri çalışmalı ve ücreti hak etmeli. Soruyu daima onlar sormalı! Belki “ben bilirim” demiyorlarsa da, “ben istiyorum” diyebilecek güce sahipler.

Gelelim bir sistematiğe (Sistemlerin Dinamiği): Yukarıdaki şekildeki gibi, bu üç alanın kolları dışa doğru ilerleme seyri gösterir. Hareketleri kendi sektörlerinde ilerler ve güçlenir. Kendi merkezlerinde bile ileri giderek, uzaklaşırlar. Ama önemli olan şu ki; her biri kullandığı dil farklı bile olsa, seviye bağlamında bir üst alan oluştururlar. Mevcut yapıda bu böyle! Eğer bir döngü söz konusu ise bu döngü  kendi dillerinin potansiyeli ile gerçekleşir. Üstteki sistem sanki bir galaksi gibi dönerek genişler. Alttakini uydulaştırır.

Sistematiğin alt kesiminde geniş bir kitle vardır. Öğrenecek, üretecek, tüketecek, taşıyacak türden büyük kesim. Buna “halk” diyelim. Halk, üst sisteme göre avamdır. Alt ve üst sistem arasındaki aralıkta kültürden kültüre farlılık gösteren bir mesafe vardır. Genel anlamda bu boşluk; kopukluk, mesafe ve koruma duvarı örgüsündedir.

Mevcut sistematiğin alt çemberinin çeken kolları yoktur. Kendi etrafında döner ama dönü eksenini üst sistemin paraleline dayandırır. Alt sistemdeki halk üstte konuşulanları anlamaya gayret eder. Anlamak istedikçe üstteki ondan uzaklaşır. Sistem üstte hızlı ve güçlü döner. Arada hep bir mesafe vardır. Mesafe dilde bilinçlenme olarak tarif edilebilir. Alttakiler sürekli bilinçlenmek zorunda hisseder kendilerini.

Şimdi gelelim olması gerekene: Muttakilik toplumun geneline bağlı bir kapsamdan ötürü temelde bir alt sistemdir. Bireydir, sorumludur, yanlıştan sakınacak olandır… Muttaki, ilahi döngünün sorunsalından ayrı değildir. Ama yapması gereken kopup gitmek olamayacağına göre, kendine dair bir bilinçle sisteminin genel uyumunda varlığını devam ettirir. Uyum önemlidir. Muttaki olma yolundaki biri eğer örneklik etmeyi arıyorsa, muhatabı kendi seviyesindekilerdir, toplumdur.

Ya Sapkın Dindarlar nerede? Muttaki için Sapkın Dindar mutlaka öğreticidir, gıda aldığı diğer sistemler gibi Sapkın Dinin üst yapısından gelen güce ihtiyaç duyar. Onun baskın gücüne bağlı bir paralellik vardır. Terslik yoktur. Ama yeri aşağıdadır. Bu noktadan bakılırsa alt sistemin Muttakisi bütün dillerin baskı etkisini aynı mesafeden okur. Sapkın Dindar bunu kabul etmez; “Benim dediğime uy!” der. Zaten uyulur ama sadece ona değil… Kopuk Bilim de; “Unut onu, ide bende!” der. Zaten arı bilinç, bilir ve karşı gelmez. Karnını doyurmak için üst sistemin tayin edicilerine dair önemli işlevi olan Bencil Ekonomicilere de hizmet eder görünebilir. Süreç elverirse bu durum değişir. Muttaki sürekli; dürüst, ahlaklı, uyumlu… Eğer bir sorun atfedilirse sesini çıkarmaz, bireysel olarak inancını kendi sorgusunda tutar. Bütün baskı ve çekiştirmelerde bir çatışma yoktur. Bu onu büyüten bir erdemdir. Verici ve sabırlı olmak büyüklüktür.

Normal süreç içinde döngü üstte hızlanır ve genişler. Altta ise paralellik vardır ve Muttaki aşağıdaki gücü temsil eder, halktır, esas çoğunluktur, zorlamaları bilir ama içindeki bilinç gelişir.

Bundan dolayı Muttakilik kavramı içinde ifade edilen çeşitli konular bir bilinç okuması halinde ifade bulur. Sevilmeyi, takdir edilmeyi beklemeden, kendi yerini bilerek, yani alt sistemde bulunarak işine devam eder.

Bu itibarla Muttakilik alt sistemin aslı olmaya başlar. Eğer yerine yerleştirilirse kendi dönüsüne sahip bir ekseni işletir. Sahip oldukları ise çok önemlidir. Aynı dili kullanan, meşruluğu kendine yarar sağlayan tarafından onaylı; Sahih İslam, Asıl Bilim, Paylaşan Ekonomi.

Sonuç şudur: İnsan sistemlerini alt ve üst diye bölen, çoğunluğu kendine uydu bir yapı oluşturan mantık terk edilmelidir. Sapkın, kopuk ve bencil özellikli Üst Sistem anlayışı yıkılmalıdır. Yerine ne gelmelidir, formül nedir? Sahih, asıl ve paylaşan özellikli Bir Sistem (Muttakilik Sistemi) inşa edilmelidir. Peki, neredeki Üst Sistem yıkılmalıdır? İnsanın olduğu her yerde! Neredeki Sistem Bir’leştirilmelidir? Muttaki olmak isteyenlerin çoğaldığı yerde! Burası da çok önemlidir!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Yürütme Erki

DİĞER YAZI

Binyılcı Düşünce

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi