Küresel Çaresizlik Sendromu

Okuyucu

Sizce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri’nin Küresel Çaresizlik Sendromu’na mı tutuldu? Evet, ancak henüz bitmedi, bu etkili yöntemin domino etkisi sürecek! Başardım demek için önce stratejik başarı gerekir. Küçük düşünmemek gerekir. Mevzi üstünlükler kazanım gibi görünse de zafer değildir. ABD’nin, Küresel Çaresizlik Hastalığı konusunu bilmeksizin uluslararası sahada veya bölgelerinde politika yapanlar, bugün Putin dahi çaresizse, dünya nereye gittiğini bilmiyorsa, yarın ne olacağı hakkında net fikrin ne olduğu hakkında tereddüt varsa, insanlar paralize haldeyse, siz neyi anlatıyorsunuz?

TANIMI, ÖZELLİKLERİ, KAPSAMI

Kürsel Çaresizlik Sendromu (Global Helplessness Syndrome – GSH) nedir? Küresel sorunların hızla yayılarak büyük kitleleri tepkisiz bırakması hali, çok önemli değişimlerin bu haller içinde normalmişçesine yapılması ve algılanmadı, politikaların yeni-normalleşme şartlarının yerleşmesine imkan vermesi.

Küresel Çaresizlik Sendromu, politika, konvansiyonel ve sosyal medya ile yaygınlaştırılır. Dijital Çağ ve güçlenen Dördüncü Sanayi Devrimi ile ilişkili araç ve gereçler kullanılır. Ekonomi, salgın hastalık, terör, savaş ve savaş korkusu, enerji krizi ve kıtlık gibi küresel olaylar konu edilir.

Dünya özellikle bazı coğrafyadaki kitleler Kürsel Çaresizlik Sendromu ile kaotik ve felç haline maruz kalır. Politika ile ilgilenenler bu küresel hali bilmek zorundadır, aksi halde sorunun bir parçası olurlar, üstelik farkında değillerdir. Farkındaysalar da paralize olmuşlardır.

Küresel çaresiz haldeyseniz nasıl kurtulursunuz? Bileniniz var mı? Putin’e mi soralım, bir fikri olup olmadığını? Yoksa Çin Devlet Başkanı Xi Jinping buldu mu korunma yöntemlerini?

ABD hedef coğrafyalardaki kitleleri Küresel Çaresizlik ile kaosa sürükler, ortamı felç eder. Stratejik olarak Akıllı Güç (Smart Power) uygular Tam Spektrumlu Savaş yöntemini kullanır. Barıştayken hukuk düzeni içindeyken ABD’nin politik hedefiyseniz, maruz kaldığınız bir milli güvenlik meselesidir.

ABD, hedefine aldığı coğrafyaya odaklanmadan öncesine bakmak ve Küresel Çaresizlik ile yaratılan ortamdaki genel-kaotik sorun sahalarını ve olayları iyi görmek gerekir. Bunlar nelerdir? Örnekler: Yaşanan küresel ekonomik kriz; Fed politikaları; Ticaret Savaşı (vergiler, gümrük konuları, fiyatlarda sıkışıklık, Swift, vs.); yaptırımlar (CAATSA ve Ukrayna Savaşı ile birlikte Rusya’ya karşı görüldüğü gibi, ABD ve Ortakları olarak kapsamlı biçimde uygulanan küresel stratejik izolasyonlar); döviz hareketlenmeleri (dövizin silah gibi kullanılması); salgın hastalıklar Covid-19 ile birlikte dünyada bütün sosyo-ekonomik düzen bir-iki yıl içinde – kendiliğinden – değişti); terörizm (örnek ISIS); Ukrayna-Rusya Savaşı başlı başına etkili bir konu (burada ABD, G7, Avrupa Birliği, NATO ile kendine bir ortaklık gücü oluşturdu); nükleer savaş korkusu (aslında Kitle İmha Silahları korkusu da denebilir, zira biyolojik ve kimyasal ajanların sürekli sözü edilmektedir); enerji krizi (örnek petrol krizi); kıtlık gibi gelişmeler yaratılır ve/veya istismar edilir.

Buraya iklim değişikliği konusunu da eklememiz gerekecek. Her ne kadar iklim değişikliği uzun zamanların birikerek bizleri bu noktalarda düşünmeye iten bir büyük konu ise de (kendisi bu yöntem üzerine başarılı olacağına emin olduktan sonra politikasını belirginleştiren) ABD, alınacak önlemler bakımından, hedeflediği ülkelere karşı, alternatif enerji üretiminde ve emisyonu azaltma uygulamalarında, kendi çıkarına göre, yüksek teknolojiyi de esas alan yöntemlerin uygulanmasını kullanma dönemine gelmiştir.

ABD tarafından hedef coğrafyada; Siber Savaş (Cyber Warfare), Enformasyon Savaşı (Information Warfare), Politik Savaş (Political Warfare), politikaya müdahale, diplomatik baskı, Ekonomik Savaş (Economic Warfare), teknolojik baskı, Kültür Savaşı (Cultural Warfare), Vekalet Savaşı (Proxy War), terör uygulanır.

ABD, kaosu Akıllı Güç ile yönetir. Bir yandan “demokrasi, özgürlük, insan hakları” der, diğer yandan ortamı felç edecek hamleler yapar. Yüzünüze güler, elinizi sıkar, çözüm önerir…

POLİTİKA

Bu politika konusuna daha ayrıntılı bakalım. Ulusal, uluslararası ve ulus-aşırı mekanizmalarla dünyada düzen devam ederken, buna kürseli de ekledik. Artık dünya böyle bir yer, yetkililer magmadan Mars’a kadar perspektif sahibi olmak zorundadır, hatta bir ülkenizden çok sayıda Küresel Ekonomik Güç unsuru çıkmalıdır. Yoksa elinde güç aracı olmayacaktır veya diğerlerine göre zayıf kalacaktır. Bu ulusal, uluslararası ve küresel güçlerin arasında bir düzen gelişmelidir, her şey hukuka dayalı gelişmelidir, bu düzenin politik karşılığı “ileri demokrasi”ye uzanmalıdır. “Meclis, seçim, parti var, öyleyse demokrasi de var,” demek yeterli değildir.

Politik Savaş bakımından Putin (oligarşik kapitalizm) ile Xi (devlet kapitalizmi) bir taraftadır; ABD ve İngiltere ise diğer tarafta. Çin ve Rusya yönetimleri ABD ve İngiltere tarafından (Anglosphere), demokratik olmadıkları nedeniyle, eleştiriliyorlar, hatta hedef konumundalar. Rusya ve Çin’deki uluslarası/küresel güç odakları halka uzanmaksızın, kendi kapalı çevrimlerindeki kararlarıyla politik sistemi yönetiyorlar.

Bu kritik eleştiri anlaşılmadan politika yapılırsa hiç olmaz; hatta mevcut güç odaklarının amaçları, retoriği dahi anlaşılamaz; güç mücadelesindeki politik eleştiri ve yapılan mücadele havada kalır. Hepsi emperyalist, sömürgeci, hakimiyet mücadelesi veriyor, şaşırmamak gerekir. Ancak politik karşıtlık durumu iyi anlaşılmalıdır. Bu gidişatta yolunuzu politik açıdan belirginleştirirken bilmeniz gereken, küresel güçteki kurumlar, şirketler ve bunlar arasındaki hukuka dayalı düzenin kurulmuş olmasıdır. Yoksa tüm politika “fakir ve mazlum edebiyatı” olur, büyük güçlerin arasında yıpranmak söz konusudur.

Politikada kleptokrasi ve otokrasi bu eleştiriye bağlı gelişir. İleri demokrasi güce dayalıdır, hatta küresel demokratik sistemi inşa ile ilgilenmektedir. ABD, Avrupa, G7 ülkeleri için Rusyadaki oligarşik düzen ve Çin’deki komünist düzen ve bunların Meclis yapıları hedeftir.

ABD’NİN PLANI

ABD, etnik ve dini (mezhep) meseleleri istismar eder. Amaç daha kolay yönetilebilir (küçük) toplumlar (uluslar) yaratmaktır. Büyük uluslar bölünmek istenir. Bunun için bölücülüğü kurumsallaştırır, onlara politik vaatler sunar, çeşitli destekler (para, silah, altyapı, vs.) verir.

Bir yanda küresel boyutta çözülemeyecek (devasa) ortama yayılmış güçlükler vardır, diğer yanda lokal ve bölgesel istismar edilebilecek meseleler… Bu ortamda ABD, politik çözüm yolları vaat eder ve aktörlere aynı anda değişik teşvikler verir. Her aktör kendini çözümün merkezi görür.

Örneğin ABD, Afganistan’dan bilerek çıktı denebilir mi? ABD’nin amacı coğrafyaları “istikrarsızlaştırmak” oldu. Örnekteki Afganistan coğrafyasının genişliği kadar etkisi de önemlidir. Diğer nokta ise hedeflerin arasında geliştirilecek domino etkisi olmaktadır. Elbette, ABD açısından sonuçta Çin hedefleniyor. Ancak coğrafya Çin’den Avrupa’ya kadar uzanır, Rusya dahil, çok yeri kapsar. İşte bu küresel sendromun yayılma alanıdır. Sorun, çok geniş bir alana hızla yayılır ise (o denli) felç etme kapasitesi artacaktır.

Rusya, Küresel Çaresizlik Sendromu ile Ukrayna topraklarına girdi, şimdi küresel çapta her türlü etki yaratılıyor. Çin hakkında her ne kadar geleneksel tavırla geride duruyor dense de bu yeni ve kapsayıcı sendromun farkına varana dek gelişmeleri inceledi, ulusal güvenlik durumunu gözden geçirdi, şimdi gerekli koruma önlemlerini almaya çalışıyor.

Mücadele kolay değil! ABD’nin bu GSH yöntemi ile bahsetmek için hazırlık yapmış olmanız gerekir.

UZUN SAVAŞ DÖNEMİ

ABD Başkanı Joe Biden “Yeniden Amerika!” sloganıyla geldi. Biden Doktrini, “ittifak ve ortaklıkları” pekiştirdi ve “demokrasi” ile ilerlemeyi seçti. Bu kadar kolay mı? Yoksa bu bir hastalık tarifi mi?

Ben de demokrasiden yanayım ancak yöntemin Amerika veya Biden gibi olmaz! Biden, savaştırıyor, istikrarsızlaştırıyor, bölüyor, yönetilebilir etnik/dini unsurları besliyor… Ancak şunu da ifade etmeliyim, demokrasiden kaçarak bir direniş cephesi tesis edilmeye çalışılıyorsa, buradan bir sonuç almak gayet güçtür. Bu paradoksal durumu iyi anlamak gerekir!

ABD (Biden) buna Uzun Savaş demektedir. Uzun Savaş en azından 2035 yılını geçer. 2027 yılından itibaren Çin’in Tayvan konusunda daha belirgin taleplerde bulunabilecek hazırlıklarını tamamlayacağını düşünürseniz, 2035’ler çok gergin geçecek görünüyor. Kıtlık, kuraklık, salgınlar, terör, savaş, devrim, teknolojik dönüşüm… ABD bunu ne zamana kadar sürdürecek? Çin hesaplarını 2049’a Kadr yapmış idi, projelerinin takvimi böyle. O halde ABD, 2022’de başladığı bu Küresel-Kaotik Savaş türünü, yani Uzun Savaşı 2050’ye kadar planlamış haldedir. Bu kaotik ortamda aradaki ülkeler gücü oranında konumlanırlar, ancak her olumsuzluktan etkilenirler ve (değişik oranlarda) değişime uğrarlar. Değişimlerin olduğu dönemde Neomedieval Savaşlar (Yeni Orta Çağ Savaşları) yaşanacaktır.

Ben bütün bunlara Lucifer’ın Savaşı demekteyim. Küresel Çaresizlik Hastalığı’nı yayan ABD’dir, Lucifer’dır.

Şimdi Türkiye’yi mi soruyorsunuz? Bu yazdıklarımı baştan bir daha okuyun, açık…

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Character of Contemporary Wars

DİĞER YAZI

Ukrayna-Rusya Savaşının Durum Değerlendirmesi (G90)

Güvenlik 'ın son yazıları

Orta Doğu’da Yeni Savunma İttifakı – MEAD

İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, Pazartesi günü, Orta Doğu’daki ortakları ve ABD ile Orta Doğu Hava Savunma İttifakı (Middle East Air Defense Alliance - MEAD) adıyla bir bölgesel

Kitle Gücü Savaşı

Türkiye ve Rusya'nın da içinde olduğu coğrafyayı, ABD'nin geliştirdiği 5. nesil silah kabiliyetlerini esas alarak ve