Büyük Kırılma Prosedürleri

Okuyucu

Bugün Ukrayna konusunu konuşmaya devam ettik, yarın da konuşacağız. Cari konular bunlar… Asıl akılda kalması gereken husus ise “büyük kırılma” ile ilgilidir. Bu büyük kırılmayı görmeden, büyük resme iyi bakmadan 2040’lara gelinirse, o vakit bir hayli zorluk çekilir. 2040 yılı nereden çıktı diyeceksiniz. ABD’nin ve Çin’in planları bu zamana karşılık geliyor, dolayısıyla Rusya da buna ayak uydurmak durumundadır. Peki ya Türkiye neyi düşünmeli? Bakın, bu yazı size post-modern savaş yöntemini, kazanan ve kaybeden tarafını çok net açıklayacak, büyük mücadele içinde yaşananlara böyle bakmayanlar küçük düşünenlerdir, hesap bilmeyenlerdir!..

CARİ KONULAR

Büyük resme geçmeden önce cari konuları gözden geçirelim. Bunları yerli yerine koyabilmek gerekiyor. Ukrayna cephesinde son birkaç gün: ABD, Rusya’ya talep ettikleri garantileri yazdı verdi. ABD, 8.500 askerini kriz bölgesine göndermek için hazır etti. NATO, İyon Denizi’nde deniz ve kara tatbikatına başladı. Normandiya Dörtlüsü (Almanya, Fransa, Rusya, Ukrayna) Paris’te toplandı, iki hafta sonra Berlin’de bir toplantı daha yapılacak. Biden, Zelensky ile telefonla görüştü. Blinken Çin ile görüştü. İsveç tedbir olması açısından Rus sınırına asker yığıyor. Putin, Pekin’e gidiyor (olimpiyat açılışı 4 Şubat), daha sonra Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. Alman Şansölye Scholz Beyaz Saray’a gidiyor (görüşme 7 Şubat’ta). Almanya, Ukrayna’ya saldırı olursa Rusya’ya, Kuzey Akım-2 boru hattına karşı önemli tedbirler alacağını açıkladı. Batı ülkeleri Ukrayna’ya askeri malzeme göndermeye devam ediyor. Almanya ise miğfer gönderdi. Moskova’daki Batılı ülke büyükelçilik personel aileleri evlerine döndüler. Rusya tatbikatlar yapıyor, asker sevkine devam ediyor. Belarus’a Su-35 uçakları geldi, tatbikat başlıyor. Kırım ve Donbass sınırlarında Rus askerleri tatbikatına devam ediyor. Arktik bölgede, Baltık’ta ve Karadeniz’de Rus donanması tatbikatlarını yoğunlaştırdı…

Denebilir ki savaş kapıda mı? Savaş her zaman için son çaredir, ama büyük mücadelelerde vazgeçilmezdir. Özellikle büyük kırılma anları içinde dikkatle bakmak gerekir, en azından bir provokasyona sebep olmadan süreci diplomasiyle geçirmek gerekir. Cari olaylar önemlidir, ama bunun stratejik zamanı geldi geçti…

POST-MODERN SAVAŞ YÖNTEMİ

Büyük kırılmaların ve içindeki gerginliklerin geçiştirilmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Büyük güçler gerginlik hallerinden sonra, kendilerine göre yarar sağlarlar. Nasıl? Belli çıkar hesapları vardır. Savaş ile kazanır veya kaybedersiniz: Büyük savaş büyük risktir. Krizleri yöneterek yine kazanır veya kaybedersiniz. Ancak süreci çok iyi yönetmek gerekir. Eğer bu iyi yapılırsa sonuçta taraftarlar çoğaltılır, nüfuz alanı genişler, dengeler lehte gelişir, o zamana kadar karşı tarafa hizmet edenler sizin tarafınıza geçerler, teslim olanlar bile ortaya çıkabilir… Ortaklıklar kurulur, paranız ve silah sistemleriniz kullanılır, kültürel bağlar kökleşir… Yüksek gerginlik halindeki mücadelelerde böylesi sonuçlar da çıkacaktır. 

Büyük ülkeler büyük risklere girerler, ki kazanabilsinler. Riske girme parametresi sonuçtan alınacaklar veya verilecekler için bir ipucudur. Daha küçük ülkeler fırsatları kollarlar, bazıları riski almak istemezler… 

Büyük güçler bu post-modern savaşı kendi inisiyatifleriyle, belirttiğim çıkarları çok dolaylı yollarla kazanacak biçimde, her an ve her alandadırlar. Sonuçta ABD Tam Spektrumlu Savaş yaptığını ifade eder; buna karşılık Rusya ise Hibrit Savaş veya Doğrusal Olmayan Savaş yaptığını ifade eder. Bu savaş zaten sürmektedir, bundan dolayı cari konular içinde geçen hususlardır, büyük resme bakmak gerekir.

BÜYÜK RESİM

Kavramlar, politikalar, liderler, dönemler… Hepsi birlikte okunmazsa düşüncelerde belirsizliklerin olması doğaldır. Ancak yaşamda olup biteni açıklayabilmenin yolu büyük resim görmekle başlıyor. Büyük resim neden önemlidir? Yararsız ideolojilerden, saptırmalardan, propagandadan, politik belirsizliklerden korunmak isteniyor ise bu oldukça önemlidir. 

Size bir grafik hazırladım; burada kavramlar, süreçler, politikalar, güçler-arası mücadele var. Zaman akışı: 2003’ten başlattım, bugün itibarıyla devam ediyor. Başat Güçler: Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa, Rusya, Çin var. Rusya için bir toparlanma konusu var; demek ki, gizli bir biçimde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılması, Soğuk Savaş’ın bitmesi, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ile birlikte yaşanan çalkantılı dönemlerde Rusya’nın yaşadığı süreçler var. Süreçte adı geçen ülke ve kurumlar: Gürcistan, Ukrayna, Kırım Krizi, devam eden Arap Baharı süreci, bunun içinde önemli olan Suriye ve Libya, hatta 15 Temmuz’u yaşayan Türkiye, NATO ve Avrupa Birliği (AB), öte yandan aklımızda olması gereken Pasifik bağlamının açıklanmasında değer olan Kuşak Yol Girişimi (BRI), Tayvan, Hong Kong gibi önemli yerler, Güney Çin Denizi ve Kuzey Kutbu var. Başat güç ABD’de politik değişiklikleri hakkında Barack Obama, Donald Trump ve Joe Biden dönemleri önemlidir. Kavramlar: Neoliberlizm, Küreselcilik (Golobalizm), Batı tipi Kapitalizm ve Batı tipi Demokrasi, Ulusalcılık, Milliyetçilik, Yerlilik, Avrasyacılık, İlliberalizm, Oligarşik Kapitalizm, Devlet Kapitalizmi var. Başka bakış açısıyla, aslında Kuzey Atlantik İttifakı (NATO) ve Avrupa Birliği (AB) birer projedir, bunları da bilmemiz gerekir. Nüfuz Alanları diye bir kavram var, bu başat güçler arasındaki zirvelerde ele alınan bir konudur. Ben buna bir alt konu ekleyeyim, Gri Bölge Operasyonu’ndan bahsediyorum. Başat güçler fizîken kendi ülkeleri sınırları içinde pek karşı karşıya gelmek istemezler ancak nüfuz alanlarındaki gri operasyonlarda karşı karşıyadırlar. Gri bölgelerdeki ülkeler ise koyu veya açık tonlarda gelip giderler, salınırlar. Ve Dördüncü Sanayi Devrimi’nin getirdiği büyük hızlı değişim rüzgârı…

NÜFUZ ALANI SAVAŞI

Bütün bu olanlar ne hakkında? Konu Ukrayna gibi durmakla beraber aslında ABD ve Rusya arasındaki nüfuz alanı savaşıdır. Ortak bir görüşe göre, Tek Kutuplu Dünya düzenindeydik; Orta Doğu’da savaşlar başladığında, Saddam savaşı mesela… Sonrasına gelelim, bugün konu Doğu Avrupa’dadır. 2003’te Gürcistan ve 2004’te Ukrayna’da renkli devrimler başladı. “Bu devrimleri, ABD, CIA, NATO, Avrupalılar veya Soros kolaylaştırdı…”denmektedir. Sonuçta SSCB yıkılmıştı ve bu ülkelerin hepsinde yeni bir dünya düzeni arayışı vardı. Bu ülkelerde halk parayla, tüketimle, Batı sisteminin refah tanımlamasıyla tanıştı. 

ABD’de Demokrat Başkan Barack Obama 2009’da işbaşına geldi. Bu dönemlerde Rusya henüz kendi iç meseleleriyle ilgileniyor olmalı… Obama dönemi 2017’de tamamlandı. 2011’de Kuzey Afrika ve Orta Doğu (MENA) ülkelerinde Arap Baharı başladı. Suriye ve Libya önemli ülkeler ve buralarda sorun çok karmaşık devam ediyor. İşte bu dönemde Rusya toparlanmış olmalı ki, eski nüfuz alanlarını hatırladı ve bazı alanlara ABD ne yapıyorsa tam karşılığını yaparak girdi. Usuller belliydi: Terörizm, gayri nizami savaş, vekil devşirme, siber savaş, paralı asker kullanılması, ayrılıkçı unsurlarla anlaşmalar… ABD bu tarz faaliyetlere (esası Vietnam’a kadar dayansa da) Afganistan Savaşı tecrübeleriyle Petreaus Doktrini derken, Rusya Ukrayna Savaşı tecrübeleriyle Gerasimov Doktrini dedi. 

Zannediliyor ki; ABD saldırgan, terörü destekleyen, bölücü, sömürücü, Rusya ise masum! Fark yok, ikisi de aynı amaçları güdüyor, nüfuz alanlarını geliştiriyorlar, savaş buralarda yapılıyor. Arada kalan ülkeler ve toplumlar kurbanlar, üzerlerinde oynanıyor. Toplumların fikirleri değişiyor, ama unutulmasın; gri bölge savaşında hem liderlerin, partilerin veya ayrılıkçıların hem de toplumların, seçmenlerin veya destekçilerin üzerine oynanıyor. Dolayısıyla Suriye’de ve Libya’da ABD ve Rusya arasında belli bir fiili durum var: Gerçek ilgili olan ülkelerin (örneğin Türkiye) yanı sıra, ABD, Avrupa ve Rusya bu coğrafyada. 

İşte tam böyle bir konjonktürde Rusya hamle yaptı ve Ukrayna’ya çeşitli usullerle saldırdı: Kırım’da ilhak ve Donbass’ta karışıklık. (Bu konuların tarihi, jeopolitik ve stratejik derinliğini okumak için ilgili yazılara bakabilirsiniz.) Özetle Rusya, Ukrayna’yı kaybetmeyi hazmedemedi ve fırsat buldu buraya ait durumu kendisi için en hayati konu olarak gördü. Karadeniz; stratejide deniz çok önemli!

Bu arada Türkiye’de de siyasi önemli bir olay var: 15 Temmuz 2016’da FETÖ darbe girişimi. Çok tartıştık, anlaşılıyor ne olduğu… Ama buna “Türk Baharı” demek isteyenler bile çıktı. Sonuca gelelim, eğer bu darbe girişimi başarılı olsaydı, bugün neler olurdu, fark ne olurdu? Hatırlayalım, neredeyse her ay büyük bir ölümlü terör hadisesi yaşandı. 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de milliyetçilik ve yerlilik ön plana çıktı. Bunun nedenlerini de anlayabiliyoruz. Hatta neleri yaşadık? Ankara’da Büyükelçi Andrey Karlov suikastı ve Rus uçağının düşürülmesi olayları yaşandı. ABD, Patriot vermedi. Rus S-400 hava savunma sistemi alımı gündeme geldi. ABD ile Türkiye anlaşmazlık konusu olarak bu hususu çok görüştü. ABD, Türkiye’yi F-35 projesinden çıkardı. Konuyu abartanlar Türkiye NATO’da kalsın mı, ayrılsın mı tartışmasını açmak istedi. Avrasyacılar ve ulusalcıların bir kanadı Rusya ve Çin ile tam ilişki kurulması hususunda fikirlerini açıkladılar. Türkiye’de bir politik kesim ise ABD ve Avrupa ile tam-ilişkiden yanaydı. Terörü araç edinenler var. Örneğin PKK/KCK ve HDP konusu tartışmalı bir hal aldı. Dahası var, ülkede ve küresel çapta Batı tipi demokrasi ve kapitalizm, küreselcilik, liberalizm, neoliberalizm ve illiberalizm konuları tartışma yarattı. Burada belli ölçülerde bilinmesi gerekiyor; “bütün bunlar neden yaşandı, genel resim içindeki yeri nedir,” şeklinde.

Donald Trump zamanında Rusya gayet rahattaydı! Vladimir Putin sürekli gülüyordu, at üstünde fotoğraf çektiriyordu. Emmanuel Makron sürekli konuşuyordu, NATO’yu eleştiriyordu. Ocak 2021’de dünyada büyük kırılma ilk olarak ABD içinde yaşandı. Taraflar Cumhuriyetçiler ve Demokratlardı. ABD’de Beyaz Saray kavgası bir Kongre baskınına sebep oldu. Joe Biden dünyaya demokrasi hatırlatmasını Washington’dan yaptı. Sonra kırılma ABD ve Rusya arasında başladı. Fay hatları çizildi, taraflar belirlendi. Taraflar sadece 2022 için değildi, 2040’lara dek sürecek bir savaşın, yeni başlayan büyük bir savaşın seçimini yapanlardı. Zira bir sonraki büyük kırılma Hint-Pasifik’te yaşanacaktı.

Elbette asıl konumuz Ukrayna değildir; ABD ve Rusya arasındaki nüfuz savaşıdır. ABD harekât alanını Doğu Avrupa olarak seçti. Nüfuz alanında gri ülke Ukrayna’dır. Haliyle sınırlarında olup bitene dair Rusya tepki veriyor. ABD ise Biden Doktrini’ne bağlı hareket ediyor. Başka yönden açıklarsak, Ukrayna ve Gürcistan NATO ve AB üyesi olmak istiyor, buna karşılık Rusya direniyor. Rusya “NATO’nun genişlemesi” konusunu kendine tehdit olarak açıklıyor.

NATO 2030 vizyonu ne dediği bellidir. NATO’nun geri adım atması söz konusu değildir. NATO’nun yeni hedef bölgesi siber-uzayda, Arktik bölgede ve Çin’dedir, bunun için “derin ortaklar” bahsinin belirtmiştir. Bugün ABD yaklaşık 50 ülke ile ortaklık halindedir. (ABD Ortakları: G7, NATO, AB, AUKUS, QUAD, İsrail…)

ABD, Afganistan’dan çekilince bir kısım uzman, “ABD yenildi” dedi. Abartanlar çıktı: “ABD devri bitti, can çekişiyor…” Buna karşılık olan açık, ABD, Biden ile beraber farklı bir yola doğru değişim içerisinde, adımlarını Akıllı Güç ile tarif ettiler… 

SORULAR

Sorular soralım, örneğin beş yıl sonra ne olacak? Büyük resim diyor ki; Rusya’ya karşı ABD kaybetmiyor, bilakis kazanıyor. Şu an büyük bir plan işliyor. ABD bugün Avrupa’daki çatlak sesleri dizginliyor ve aynı anda Rusya’yı yoruyor. Beş yıl sonra ABD, İngiltere, başka ortakları dünyaya Hint-Pasifik bölgesinde benzer bir süreci yaşatacak. Karşısında bir Rusya ve Çin cephesinin olmaması için ABD şimdiden adımını attı. Çin’i sıkıştırmak istiyor. Bugün Çin ve Rusya liderleri bunun farkındalar. Ama 2021 itibarıyla ok yaydan çıktı bir kere… Acaba durum bugün böyle ise yarın ne olacak? Türkiye ne yapmalı, gelecek net görünüyor mu? Liberal kapitalizmi mi, yoksa eşgüdümlü kapitalizmi mi? Dördüncü Sanayi Devrimi oldu. Endüstrideki değişimden değil, dünyadaki tüm dengelerin değişiminden bahsediliyor. Peki bunun sosyo-politik etkileri nelerdir, neler olmaktadır ve daha neler olacaktır? Vizyon ne olmalıdır? Bu noktada söze hacet yok, ancak konuların bütününe hâkim olanlar bir baş hareketi yaparak anlatır sonucu. Beş yılı görmekte zorlanan kişinin 2040 yılları hakkındaki stratejisi ne olur acaba? 

SONUÇ

Başat ülkeler arasında uzun sürmesi muhtemel maksimum gerginlik zamanlarında, gri bölgelerde bazı ülkeler veya toplumlar o tarafa, bazıları ise bu tarafa yönelirler: Kazanmaya ve kaybetmeye bu sonuçların toplamıyla bakmak gerekir. Bu zaten bir savaştır! Zira nüfuz alanları hesabı öne çıkmaktadır. Bugün bu büyük kırılma zamanında en önemli konu; kim hangi kutbun nüfuz alanında ve nereye doğru kayıyor, şeklinde değerlendirilmelidir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

War Without Warning

DİĞER YAZI

Major Fracture Procedures

Güvenlik 'ın son yazıları

Kuzey Akım’a Sabotaj

Dün Baltık Denizi'nde Kuzey Akım 1 ve 2'ye yapılan stratejik sabotajlarla dünya sarsıldı. Bu konuda henüz

Ege’de Angajman

Geçtiğimiz günlerde kamuoyunu meşgul eden ve sürebileceği değerlendirilen, Yunanistan hava savunma sistemlerinin düşmanca muamele olarak işaret