Politika

Rusya Türkiye’yi Gerasimov Doktrini ile mi etkiliyor?

ABD kaynaklı yayın organlarında son zamanlarda bir analiz yayımlanıyor, Rusya meşhur Gerasimov Doktrini ile Suriye konusunda tarafları etkiliyor. Buradan çıkarımla bir soru sorulabilir, acaba Rusya bu doktrin gereği Türkiye’yi kendine mi çekiyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan New York’ta Birleşmiş Milletler’de ABD Başkanı Trump ile görüşme yapacak. Öyle düşünüyorum ki Türk tarafı bu gibi hedef şaşırtmaların köklerini Trump’a yansıtmalı.

DEVAMINI OKUYUN

Posted on Güvenlik

PKK Terör Örgütü Ne, Algı Ne?

Bu sorunun cevabını en iyi Türkiye biliyor olmalı, değil mi? Ama öyle görünmüyor. Başat güçlerin etkisi altında kalan ve hatta çıkarına çalışan bazı kesimler her nedense (!) Türkiye’de dahi PKK terör örgütü ile ilgili konularda başka türlü açıklamalar içine giriyorlar. Bazıları kısır iç siyasi tartışmalarla konuyu görmezden getirmenin çabası içindeler. Bana göre bunlar terörün, ama bu kadarla da kalmıyor, ülkenin bölünmesi konusunun destekçisi oluyorlar. Bu kesimler asıl bu işin geri planındaki güçleri ve yönettikleri algıyı ya fark edemiyorlar ya da bilerek aleti oluyorlar. Türkiye böyle! Ya Batı kamuoyu? Bakın bu konu stratejik değerdedir. Burada sadece algı yönetimini değil, başat güçlerin bir aparat olan PKK terör örgütü üzerinden yürüttükleri stratejiyi ve altındaki süreçlerde meydana gelen değişimleri ele alacağım. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Diplomasi

ABD Neden ve Nasıl İkili Oynuyor?

Birleşmiş Milletler, New York’ta Erdoğan-Trump arasında gerçekleşeceği ifade edilen zirvede Güvenli Bölge konusunun konuşulacağı biliniyor. ABD Savunma Bakanlığı ve sahadaki ucu Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) içine yuvalanmış şahin kanadın, şimdiden bu konuyu sabote edecek hazırlıklar içinde olduğuna dair emareler alınmaktadır. Bugünlerde medyada görülenler bunun kanıtıdır. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

Rusya Türkiye’yi Gerasimov Doktrini ile mi etkiliyor?

ABD kaynaklı yayın organlarında son zamanlarda bir analiz yayımlanıyor, Rusya meşhur Gerasimov Doktrini ile Suriye konusunda tarafları etkiliyor. Buradan çıkarımla bir soru sorulabilir, acaba Rusya bu doktrin gereği Türkiye’yi kendine mi çekiyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan New York’ta Birleşmiş Milletler’de ABD Başkanı Trump ile görüşme yapacak. Öyle düşünüyorum ki Türk tarafı bu gibi hedef şaşırtmaların köklerini Trump’a yansıtmalı. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

“Türkiye Yüzünü Nereye Dönmeli?”

Başlıktaki soruyu özellikle seçtim, belli kesimler tarafından konuşulan bu! Ülkemizde, Türkiye yüzünü Çin’e, Rusya’ya, Avrupa’ya, Amerika’ya veya Batı’ya, Doğu’ya dönmeli gibi, bir yön tarif ederek açıklayanlar var. Türkiye’nin yolu belli, diyen yok mu? Önce şu sorulara cevap bulunmalı, şeklinde bir yaklaşımı öne sürülüyor mu? Neden kendimizi bir yere adresleyelim ki, gelişmeler bizi ne taraf götürürse orası doğrudur, fikrini savunanlar kimler? … DEVAMINI OKUYUN

Politika Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Politika

KCK’yı Kavramak

Maalesef Türk siyaseti Kürdistan Toplulukları Birliği’nin (KCK) mantığını kavrayabilmiş değil veya ülkemizde belli kesimler bu çok ciddi konuyla ilgilenmemek için ısrar ediyorlar. Şu KCK meselesini güncel tarzda bir açıklamama izin verin. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

Savunma Sanayii ve TF-X Milli Muharip Uçak Konusu

S-400, F-35 ve SU-57 derken ülkece Savunma Sanayii konularıyla ilgilenir olduk. Halkımızın hakkı var, çünkü geçmişte bu işler kamuoyuna açıklanmadan sürdürülürdü. Şartlar öyleydi. Özellikle Soğuk Savaş zamanında müttefikler Türkiye’nin ve NATO’nun savunma anlayışına göre savunma politikalarında etkili olurlar ve ülkenin silahlanmasını temin ederlerdi. Bütçe ve öncelikleri belirleme konuları ise belliydi. Dolayısıyla milli bir silah endüstrisinin de önüne geçen asıl konu bu hususlar olmuştu. Şimdi şartlar büyük oranda değişti. Bu şartlarda yapılacaklar da bellidir. Temel olarak yerli-milli bir Savunma Sanayii kurulmuştur ve gelişimini sürdürmektedir. Burada silah sistemleri bazında çok detaylı açıklamalar yapabilirim, ama tercihim, ilkesel ve uygulamaya dönük konulara değinmek yönündedir. … DEVAMINI OKUYUN

Diplomasi Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Diplomasi

Erdoğan’ın Moskova Ziyareti

Bugün Moskova’da günübirlik ziyaret ile Putin ve Erdoğan birlikte oluyorlar. Aslında konu İdlib gibi, ama onlar Suriye fotoğrafına ve ikili ilişkilere daha geniş pencereden bakıyorlar. Elbette konunun merkezinde yine son günlerin İdlib ile gündeme gelen Rus destekli rejim güçlerinin Türk sınırına doğru ilerleyişi ve sivillerin kuzeye göç dalgası bulunmaktadır. Buna benim bir değerlendirmem olacak, beklenenlerin dışında, Suriye konusunda çözüm daha başka olacak gibi görülüyor. Üstelik Ankara’da 16 Eylül’de gerçekleştirilecek Astana Mutabakatı Erdoğan, Putin ve Ruhani üçlü zirvesi için bu ön görüşme bir zemin oluşturacak mahiyet taşımaktadır. Öyleyse, Erdoğan ve Putin’in bugünkü temaslarında konular neler, görelim. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Diplomasi

Güvenli Bölge

ABD ile Türkiye Güvenli Bölge konusunu görüşüyor. Türkiye’de çoğu kişi ABD’nin yine oyalama sürecine girdiğini düşünüyor. Tek çözüm Güvenli Bölge mi, bunu bile sorgulayanlar var. Güvenli Bölge 6 km değil, 35 km’den fazla olmalı diye diretenler de var. Konuşulanlar ve harita üzerinde düşünenler çok. Gelinen noktada durumu etraflıca değerlendirelim. Atılacak hangi adımlar var, analiz edelim. Bu maksatla hazırlanan görsele odaklanalım. … DEVAMINI OKUYUN

Güvenlik Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Güvenlik

Avrupa Komutan Yardımcısı’nın Ziyareti Üzerine

Gözden kaçmasın, ABD ve Türkiye arasında, 5-7 Ağustos 2019 tarihinde Ankara’da varılan ön mutabakatın devamında, Suriye kuzeyine yönelik kurulması için çalışmaları devam eden Güvenli Bölge kapsamında, ABD Avrupa Komutanlığı, USEUCOM Komutan Yardımcısı Korgeneral Stephen Twitty geçtiğimiz günlerde Ankara ve Şanlı Urfa’ya geldi, görüşmeler ve incelemeler yaptı, peşi sıra karargahına döndü. Bugün medyaya verilen bildiride (16 Ağustos 2019 tarihli yazılmış haldedir, bildiri aşağıdadır) bazı noktaları aklımızda tutmamız gerekiyor. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Güvenlik

ABD ve Türkiye’nin Gri Bölge Çatışması

ABD ile Suriye konusunda sürdürülen mücadele tam bir Gri Bölge konusu ile açıklanabilir türdendir. O halde bu kavramı daha önce ilgili olmayanlar için kısaca ele alalım. Eğer Suriye sahasında yaşanan Gri Bölge’de ABD ve Türkiye arasında bir güç mücadelesi varsa ve buradaki uygulamaların mukayesesini yapacak olursak, sonuçta ne olur, bunu öngörmeye çalışalım. … DEVAMINI OKUYUN

Ekonomi Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Ekonomi

İleri Kapitalizm Çare mi?

Günlük meselelere odaklandığımızdan olsa gerek, geleceğin nerelere evrildiğini kaçırıyoruz. Ancak değişik teorisyenler bu konuda düşünce üretiyorlar. Örneğin ekonomist Joseph E. Stiglitz[1]bunlardan birisidir. Stiglitz, kırk yıldır hüküm süren neoliberalizmin can çekiştiğini düşünenlerden biridir. Şimdi soruyoruz, eğer neoliberal sistem ölecek ise yerine ne geçecek? Cevap olarak Stiglitz, “ileri kapitalizm” şeklinde bir tarif getirmiş. Bakalım, gelecekte sosyo-ekonomik ve sosyo-politik gelişmeler ne tarafa doğru meyledecek? … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Ekonomi

Küresel Ekonomi Politikaları ve Türkiye

Türkiye’nin seçimlerin ertesinde birinci vazifesi ne olacak? Ekonomi. Öyleyse ekonomi hakkında biraz bilgilerimizi gözden geçirelim ve yapılabilecekler için odaklanalım. Seçimlerden sonra Türkiye dijital dünyada yapmayı geciktirdiği ileri teknoloji yatırımlarını başlatmak zorundadır. Başka türlü ne küresel belirsizliklerin etkisinden kurtulabilir ne de kalkınmasını millileştirebilir. Ya ne olur? Doğal şartlardan dolayı geri kalır. Burası açıktır. Neden mi? Çünkü bu durum sadece Türkiye için değil, bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için geçerli bir husustur. … DEVAMINI OKUYUN

Toplum Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Toplum

Gücün Bileşenleri ve Türkiye

Bakıyorum da insanların aklı bir hayli karışık. Sapla samanı karıştırıyor, elmayla armudu birlikte hesaba katıyor. Olmaz!.. Güneş balçıkla sıvanmaz! Öyleyse dünyaya nasıl bakmalıyız? Felsefi bir yazı, ama tartışmaya değer bir konu oldu kanısındayım. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Toplum

Türkiye’de Televizyon Haberciliği

Sayısız basın emekçisi yoğun gayretle Türkiye’nin haber programlarını hazırlayıp sunuyorlar. Bu özverili çalışmaya (mevcuda) bakarak, küçük bir değerlendirme yapacağım. Gelişen dünyanın ve bunun içinde bizce hayati olan Türkiye’nin durumuna bakarak, “Daha iyi nasıl olabilir acaba,” diye, haber tüketicisi gözüyle konuyu ele almak istiyorum. Zorlukların ne denli önemli olduğunu az da olsa bildiğimden, analizimi sadece zamanı ve kapsamı gözeterek yapacağım. … DEVAMINI OKUYUN

Videolar Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Videolar

Haber Türk, Gerçek Fikri Ne – 17 Ağustos 2019

ABD ile Güvenli Bölgesinde son durum ne? Gerçek Fikri Ne‘de Eren Eğilmez, konukları Gürsel Tokmakoğlu, Serhat Erkmen, Mete Yarar ve Çetiner Çetin ile Türkiye-ABD arasındaki güvenli bölge mutabakatını ve Türkiye’nin terörle mücadelede izlediği yol haritasını masaya yatırıyor. Gürsel Tokmakoğlu Güvenli Bölge konusunda B ve C planının daha öncelikli ele alınmasını önerdi. Terör konusu hakkında ayrıntılı bilgi verdi. ABD’nin PKK/YPG terör örgütü ile ilişkileri açıklandı. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Videolar

CNN TÜRK, Gündem Özel – 21.08.2019

Güvenli Bölge ama nasıl? Türkiye ne diyor, ABD ne öneriyor? Bölgede derin hedefler ne? Gündem Özel’de konuşuldu Güvenli bölge ama nasıl? Türkiye ne diyor, ABD ne öneriyor? Türkiye, ABD’ye güvenebilir mi? Bölgede derin hedefler ne? Güvenli bölge nasıl olacak? Kim meşru, kim meşru değil? Suriye’de B ve C planı ne? Han Şeyhun’da neler oluyor? Mutabakata uyulmuyor mu? Rejim, Han Şeyhun’da nasıl saldırdı? Rusya göz mü yumdu? Rusya’nın enerji hamlesi mi? Han Şeyhun’daki kriz ne? TSK ‘Kıran’ operasyonuyla ne yapıyor? Buket Güler “Gündem Özel”de sordu, İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aylin Ünver Noi, Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Gürsel Tokmakoğlu, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer ve Çağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Koç yanıtladı. https://www.cnnturk.com/tv-cnn-turk/programlar/gundem-ozel/guvenli-bolge-ama-nasil-turkiye-ne-diyor-abd-ne-oneriyor-bolgede-derin-hedefler-ne-gundem-ozelde-konusuldu Gürsel Tokmakoğlu Güvenli Bölge konusunda Türkiye’nin B ve C planlarının daha uygun olduğunu açıkladı. … DEVAMINI OKUYUN

Güncel

Suriye Krizi ve Türkiye

Diplomasi

Evet, Türkiye iyi niyetli, insana önem veriyor, komşularını ve Orta Doğu’yu bildiğini düşünüyor, çünkü asırlarca bu coğrafyada hakim oldu. Peki, Suriye konusunda bu olup biten ne? Süreç nasıl işledi de bu duruma gelindi?

DEVAMINI OKUYUN

Avrupa’nın Mültecileri

Toplum

Suriyeli mülteci akınının Avrupa’ya yürümesine başka bir pencereden bakalım. Deniz yoluyla olduğu gibi kara yoluyla, açık bir şekilde, kapıya dayanırcasına gelen mültecilere Avrupa ülkeleri az da olsa kabul etti. Çok tereddüt ettiler, ama bu bir yol açtı. Tereddütleri Suriyeli mültecilerden kaynaklanmadı, esasında daha büyük bir tehlikeye yol açar mı diye düşündüler. Haksız da değiller!

DEVAMINI OKUYUN

Kazanım Stratejisi

Güvenlik

“Önümüzdeki 1 Kasım seçimlerine yaklaşırken, PKK ve HDP arasında bir sorun mu var? Politika HDP’yi siyasetle Türkiyeli yaptı mı? HDP sayesinde terörden kurtulmak söz konusu olabilir mi?” Sorular bunlar ise “kazanımları” görmüyoruz demektir. Türkiye’de gözden kaçırılan konu şudur: “Politika her şeyin anahtarıdır, politikayı teşvik edelim.” Bu eksiği olan bir argümandır. Terörün kendisi bir politik üründür. Terörün amacı politikayla ilgilidir. Öyle değil mi?

DEVAMINI OKUYUN

Hac’daki Yanlış

Toplum

Hac konusu bütünüyle yeniden ele alınmalıdır. Mescidi Haram’ı tepeden gören otel inşaatı yapma mantığının ilerisine geçmeyen düzenleme mantığı bütünüyle eleştirilebilecek ilk akla gelen başlıktır. Buradan yola çıkarak çok şey dile getirilebilir. Örneğin Hac Ayetleri apaçık ortada olduğu halde, Araplar Allah’ın evine pasaportla, kotayla ve belli keyfiyetle hacı kabul ediyorlar. Sorarsanız “elbette düzenleme şart” diyeceklerdir. Ancak uygulamaya bakılırsa konu saf bir düşünceyle “düzenleme mi?” diye sormadan geçilemiyor.

DEVAMINI OKUYUN

PYD Terör Örgütü mü?

Güvenlik

Suriye krizi başlayana dek PKK uzun yıllar Suriye’den terörist temin etti. Abdullah Öcalan’ın Suriye’de kaldığı sürede PYD, PKK’nın en önemli işbirlikçisi ve tedarikçisi konumunda idi. PYD Hafız Esad’ın Türkiye’ye karşı güçlendirdiği bir grup oldu. PYD’nin adı PKK kongrelerin sürekli sözü edilen bir grup olarak anıldı. Bütün bunları Amerika’da biliyor.

DEVAMINI OKUYUN

Eğitim-Öğretim Dönemi Açılışı

Toplum

Eğitim-öğretim dönemlerinde aileler için büyük bir heyecan vardır. Hele yeni okula başlayanlar için öğrenci kadar veli de kendini okula yazdırır. Başka bir tattır… Bu dönemde politikacılar nutuk atarlar, okullar için şu kadar kara tahta çaktık, şu kadar tebeşir gönderdik… Değil mi?

DEVAMINI OKUYUN

Benim Aradığım

Kitaba Girmeyen Şiirler

Benim aradığım bir dost Uçan kuştan da olur Yürüyüp gelenden de Selamı bilsin yeter   Benim aradığım belki bir yel Estikçe savuran cinsten Tohumları taşıyan Gönlüme esin olan   Benim aradığı şarkı misali Nakaratında tekrar edilen Gerisinde uzayıp giden Duygu dolu bir melodi   Benim aradığım su gibi içilen Söz gibi dinlenen Sevda gibi sarılan Saz gibi coşulan   Benim aradığım bir canan Hakkı bilen, hakla yürüyen Söyleyince akan, gürleyen Açıldıkça enginlerde seyreden   Benim aradığım içimdeki olandan Beni tamamlayan Benimle direnen Benimle sevinen   Benim aradığım gittikçe yaklaşan Gittikçe ulaşan Gittikçe saran sarmalayan Beni içine alan  

DEVAMINI OKUYUN

Üretim ve Tüketim

İş, Üretim ve Tüketim/Uğraş

Muttakinin üretebilmesi ne muhteşem! Çeşitler halinde, sürekli geliştirerek… Bu acaba kendini ispat için mi, doğal mı; yararlı mı, zararlı mı? Evet! Üretim tüketim olmadan gelişmiyor. Üretebilmek için tükettirmek gerekiyor. Bunun ölçüsü ne? Biyo-kütle çoğalması ile ilgili insanoğlunun çabasını değerlendirmeden geçmek mümkün değildir. En azından insanın biyo-kütlesinin çoğalmasına karşılık diğer canlılarınkinin azaldığını görmek ve benzer şekilde dünyadaki kaynakların tüketilmesinde katlanarak bir azalma sürecini işletmek, aynı şekilde kirlenme, bozulma ve diğer çevresel sorunlara yol açma durumu meydana gelmektedir. Bunu insan iradesinin yaptığı doğru-yanlış seçimlerle somutlaştırmaktayız. İradeye esas çalışan nefsin kendisidir. Yani öğrenilenler, değerlendirilenler ve bilinenler ile bir haz duyma, kendini ispatlama, güven içinde olma içgüdüsü ortay çıkmaktadır. Avcı toplumlarda insanların güvenlik ihtiyacını karşılamak ve vahşi hayvanlarla baş edebilmek için belirli sayılarda olmaları kabul görmektedir. Ancak bilgi çağına gelindiğinde dünya nüfusunun yedi milyarı geçmiş olması, 2015 yılında dokuz milyara ulaşacağının hesaplanması bir hayli dikkat çeken konu olmaktadır. Eşitsizliklerden yola çıkarak bir tarafta açlık ve sefalet sınırındaki çoğunluk nüfus ile diğer tarafta refah içindeki azınlık nüfusun mevcudiyeti inkâr edilemez olmuştur. Bu azınlık suyu, madenleri, enerji kaynaklarını ve havayı daha fazla tüketmekte, buna karşılık daha fazla çevresel kirliliğe sebep olmaktadır. Zenginleşmek açısından bir yarış içine giren devletlerin, bilginin ve diğer imkânların artmasına karşın adeta savrulduklarını ve bir çocuk oyunu olan körebeyi oynuyormuşçasına davrandıklarını üzülerek izlemekteyiz, hatta istemeyerek de olsa oyunun içine dâhil olmaktayız. Her şeyden daha fazla yapmak, üretmek ve sonra da fazla tüketmek bir çözümmüşçesine insanlığa dayatılmıştır. Geri dönülmez bu sarmalın sorumlularını afişe etmektense durumu doğru tespit etmekte yarar vardır. Örneğin insanlığın övündüğü modern yaşam anlayışına dair üretim ve tüketim mantığına bir bakalım. 1615 yılında İngiltere Sheffield’de, küçücük toprağı ekip karnını doyurabilen, zanaatkâr veya inek sahibi olan 100 kendine yetebilen aile, dilenmek zorunda olmayan orta diyebileceğimiz 160 aile, bir o kadar da dilenmek zorunda olan aile yaşamaktaydı.[i] 1700’lere gelindiğinde Avrupa’daki savaşlardan uzak kalan İngiltere kendini toparlama şansı bulabilmişti. Nüfusun da artmaya başlamasına paralel olarak tekstil başta olmak üzere üretimi artırmaya yönelik bir takım arayışların olduğunu görmekteyiz. Çıkış noktası tekstil tezgâhları üzerinden başladı. XVI. Yüzyılın ortalarında uçan mekiğin ve hızlı iplik eğirme mekanizmasının bulunması sonrasında pamuğa, ipeğe ve yüne duyulan ihtiyaç artmış, dokunan kumaşların satılması için ise pazarlarda daha aktif olunması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bulunan eğirme makinesi su değirmeninin sağladığı güç ile çalışıyor ve su tezgâhında seksen ip eğrilebiliyordu. Daha sonra at ve su gücüne ilave olarak mekanik bir dokuma tezgâhı tasarlandı. Bu tezgâh sayesinde 1815 yılına gelindiğinde on beş işçinin yapabildiğine eşit üretim yapılabiliyordu.…

DEVAMINI OKUYUN

Çevrecilik Hakkında

Çevrecilik/Dünya

İnsanlığın yaşam serüveni çoğalmak, diğer canlılar üzerinde egemenliğini artırmak ve yeryüzünün her türlü kaynağını elde etmek gibi işlevleri kapsamaktadır. Acaba bunun bedeli çevreden mi çıkmakta? Bugün yaklaşık yedi milyar, gelecekte daha fazla nüfusu ile insanlığın sürekli ürediğini ve üretip tükettiğini düşünürsek, aslında sermayenin tümüyle yeryüzünün doğal çevriminden geldiğini bir kez daha aklımızdan geçirmiş oluruz. Aslında ürettiklerimiz bile kaynağını yeryüzünden aldıklarımızdır. Bir anlamda doğanın ürettiklerinin alınması, şekillendirilmesi, uygun hale getirilmesi ve kullanıma sunulması süreci göz önünde tutulursa, akılda tutulması gereken bir konu olarak karşımıza şu çıkar: Doğanın kendisi bir çevrimle eko-sisteminde bir zarar veya olumsuzluk üretmezken, buna insan da itaat etmeli, zararlı olmaktan ve her türlü olumsuzluktan kaçınmalıdır. İnsan doğanın yenilenebilir sürecinde sorumluluk sahibi olarak davranıyor mu? Sorumluluk kavramı ise bizi muttakiliğe götürmektedir. Yazılarımda sürekli modernizmin ve post-modernizmin baskın etkisinden söz etmekteyim. Hatta şu an için küresel yaşam döngüsünün bilgi ile yoğrularak ve en çok bilginin üretilip tüketildiğini göz önünde tutarak açıklamalarda bulunmaktayım. Bu düzeyde kendi çevresine iradi bir bilinçle yaklaşabilecek başka bir varlığın olmadığına ve varlık zincirinin en üstünde insanın bulunduğuna dikkat çekmekteyim. İradi dememdeki esas ise -bilindiği gibi- diğer canlıların iradelerinin kurulu bir saat gibi olmasından, üstün insanın ise sürekli tercihte bulunmasında ileri gelmektedir. Arzumun belirginleştiği konuların başında da insanın evini koruması ve temiz tutması gelmektedir. Peki, çevremizde durum nedir? Bugün Kyoto Protokolü ile bir küresel çevre hassasiyeti üzerine alınmış bir dizi kararların olduğunu görüyoruz. Ancak küresel ısınma hakkındaki endişeler ise bir hayli yankı bulur düzeydedir. Öte yandan kaynakların bilinçsizce tüketilmesi ve çevrede önemsenecek düzeyde kirliliğe sebebiyet verilmesi diğer önemli konulardır. Üretimi yüksek düzeyli ülkelerin meydana getirdiği yükü bütün dünya üstlenmektedir. Özellikle son günlerin konusu Amerika gibi büyük üretici olan Çin’in insanlık adına sorumluluk duyulacak konulara olan hassasiyetlerin yerine getirilmesidir. Çevreciliği bir yaşam biçimi haline getirenler, çevrecilik konusundan gelir elde edenler veya çevreciliği öne sürüp kendi çıkarlarına dair yollarına devam edenler hakkındaki konuları gözden uzak tutmamaktayız. Her ne kadar Türkiye’de olmasa da değişik ülkelerde çevreci partilerin bulunduğunu da düşünmekteyiz. Türkiye’de çevreci sivil toplum kuruluşlarının hareketliliğini biliyoruz. Bizler bu sitede bazı pratik çevre konularına yer verelim. Birlikte bir bilinçlenme süreci içinde olalım. Çünkü bu bir muttakilik konusudur. Aslan yattığı yerden belli olur!

DEVAMINI OKUYUN

1 64 65 66
DÖN BAŞA