Politika

Doğu Akdeniz ve Geleceği

Tarihte kadim Doğu Akdeniz çanağında çok olay yaşandı. Halen yaşanmaya devam ediyor. Öyleyse bakmak istiyorum, 2000 yılı itibarıyla yaşananlar ve öne çıkanlar neler? Olaylara kronolojik olarak ve bir bütün halinde bakılırsa çok değişik değerlendirmeler yapma imkânı ortaya çıkıyor. Eksikler, özveride bulunamayanlar, adaletten yoksunlar, kanun tanımazlar… 2020’ye gelindiğinde hangi ülke veya güç hangi pozisyonda bunu belirgin biçimde ifade edebilmek için bu tarz bir inceleme yapmakta yarar var kanaatindeyim. Demek ki 20 yıl içinde yaşananlar çerçevesinde o kadar çok olay meydana geldi ki, eğer bu yaşananlara dikkatlice bakılmaz ise gelecek yıllarda, bundan daha hızlı, kaotik ve keskin gelişen olayların meydana gelebileceğini anında anlayamamak mümkündür. Belki sonradan anlaşılır ama geç kalınmış olabilir!

DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

Doğu Akdeniz ve Geleceği

Tarihte kadim Doğu Akdeniz çanağında çok olay yaşandı. Halen yaşanmaya devam ediyor. Öyleyse bakmak istiyorum, 2000 yılı itibarıyla yaşananlar ve öne çıkanlar neler? Olaylara kronolojik olarak ve bir bütün halinde bakılırsa çok değişik değerlendirmeler yapma imkânı ortaya çıkıyor. Eksikler, özveride bulunamayanlar, adaletten yoksunlar, kanun tanımazlar… 2020’ye gelindiğinde hangi ülke veya güç hangi pozisyonda bunu belirgin biçimde ifade edebilmek için bu tarz bir inceleme yapmakta yarar var kanaatindeyim. Demek ki 20 yıl içinde yaşananlar çerçevesinde o kadar çok olay meydana geldi ki, eğer bu yaşananlara dikkatlice bakılmaz ise gelecek yıllarda, bundan daha hızlı, kaotik ve keskin gelişen olayların meydana gelebileceğini anında anlayamamak mümkündür. Belki sonradan anlaşılır ama geç kalınmış olabilir! … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Güvenlik

Türkiye’nin Libya’ya Asker Gönderme Konusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Davet olursa Libya’ya asker göndermeyi değerlendiririz,” dedi. Bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da benzer açıklamalarda bulundu. Bu olabilir mi? Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesi gerekli mi? Eğer gerçekleşirse nasıl bir durumla karşılaşılacak? … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Genel/Politika

Libya ve Vekalet Savaşı

Türkiye’nin Libya ile 27 Kasım 2019 tarihinde gerçekleştirdiği “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırmasına Dair Mutabakat Muhtırası” ile “Askeri ve Güvenlik Mutabakat Muhtırası” başka bir tabirle, Akdeniz’de Hakimiyet Alanlarının Belirlenmesi ve Güvenlik Antlaşması sonrasında yaşanan gelişmeler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Libya’ya asker gönderebiliriz” yönündeki açıklaması üzerine gündem büyük ölçüde Libya’ya kaydı. Peki, bu zamanda Libya neden önemli, Türk askerine ihtiyaç duyuluyor mu, burada çatışan güçler kimler? Libya’da 15 Şubat 2011 tarihinde başlayan, her ne kadar 23 Ekim 2011’de bitti dense de aslında bugün bile sürmekte olan çatışma tıpkı Suriye’deki gibi bir İç Savaş değil, Vekalet Savaşı şeklinde anlaşılmalıdır. Bu bakımdan Libya Vekalet Savaşı kapsamında neler söylenebilir, temel olarak bunu inceleyelim. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

NATO Genişliyor!

Londra’da NATO’nun 70. yıldönümü deklerasyonu 4 Aralık 2019’da kabul edildi ve yayımlandı. Kendi içindeki üyeler de dahil olmak üzere günümüzde en fazla tartışılan bir örgüt olarak NATO genişleme kararlılığı gösterdi. Nedir NATO? Her şeyden önce bunu iyi anlamak gerektiği kanaatindeyim. Konu anlaşıldıktan sonra NATO’nun geleceğine dair değerlendirmeler yapılabilecektir. … DEVAMINI OKUYUN

Politika Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Politika

Suriye’de Vekalet Savaşında Son Perde

Başlangıçta konunun salt Suriye İç Savaşı olduğunu düşünenler çoğunluktaydı. Şimdi bu durum değişmeye başladı. Bu bir ABD ve Rusya Egemenlik Savaşı olduğu açık. Ancak oyunun oynandığı coğrafya klasik tabirle Levant coğrafyası, yani Doğu Akdeniz ve Suriye merkezli içine Türkiye, İran, Irak, Ürdün, Suudi Arabistan, Lübnan, İngiltere, Kıbrıs ve Israil’in alan bir coğrafyadır. Ortadoğu’da Mısırsız barış, Suriye’siz savaş olmaz denir. Bu durumda Mısır da bu savaşın içinde. Ya Avrupa? Özellikle bölgede Mandacılık yapmış ve nüfuzu halen devam eden İngiltere ve Fransa da (ilave edelim Almanya da nüfuz savaşı verdi,) bu savaşın müdahili. Suriyeli zenginlerin çoğu aynı zamanda Parislidir. Baş aktörle elbette Rusya ve ABD. Oyunun öndeki aktörleri sizi yanıltmasın. Daeş, PKK, YPG, El Kaide, Hizbullah… Daeş deyip geçiyoruz, ISIL (Irak-Levant İslam Devleti) diyelim olmaz mı?Bir de paralı askerler, şirketler, lejyonerler var elbette, onları alenen görmek mümkün olmuyorsa da. Bunlar vekiller (proxy). Bundan dolayı oyunun adına Vekalet Savaşı dendi. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

Üç Maymunu Oynayan Amerika

Anlatamıyoruz Herhalde!.. Anlatamıyor muyuz, yoksa onlar anlamamak için ısrarcılar mı? Kesin ikincisi. Ama yine de çuvaldızı kendimiz batırmamız lazım. Çünkü ortada bir ısrar varsa onu caydırmak, vazgeçirmek bizim görevimizdir. O zaten başka bir gerçekliği kanıksatmak ister. Politika böyle bir şeydir. Hatta uluslararası ilişkilerde ve kamu diplomasisinde bu böyle işte. Böyle düşünmek gerekir. Bu Amerika üç maymunu oynuyor, belli! Bilerek yapıyor bunu. Yaratılmış gerçeklikle politik kazanım elde etme taktiği… … DEVAMINI OKUYUN

Diplomasi Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Diplomasi

ABD’ye Deklerasyon

Bu gece Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu görüşme ABD’ye son bir açıklama, Türkiye’nin asıl amacının ve ABD’den beklentisinin ne olduğunun tarifidir. Kısaca bu bir deklerasyondur. Daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yine telefon görüşmesiyle ABD Başkanı Donald Trump’a iki haftalık süre verdiği o bir tür ültimatom niteliğindeki konuşmasından sonra bu görüşme ikinci önemli ikaz niteliğindeki konuşmadır. Bu neyin ikazıdır? “Türkiye Fırat’ın doğusuna giriyor, haberin olsun,” manası taşımaktadır. Bu nereden çıktı diyeceksiniz, şöyle: … DEVAMINI OKUYUN

Güvenlik Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Güvenlik

Irak’ta Kargaşa Büyüyor

Irak’ta Hükümetin uygulamalarına, yolsuzluklara ve işsizliğe dayalı Bağdat ve Basra’da başlayan protesto eylemleri giderek genişliyor. Gösteriler her ne kadar orta ve güneyde başladıysa da bu durumu fırsat bilen taraflarca kuzey bölgelerde de eylem yapmaya başladı. Fiilen üçe bölünmüş Irak için merkezi yönetimin ipleri ele alma girişimleri yönünden bakılırsa bu ortaya çıkan durum her ne kadar konu sosyo-ekonomik bağlamda olsa da başka ayrılıkçı tarafları da etkileyebilecek potansiyele yükseliyor. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Güvenlik

Güvenli Bölge Kime Güvenli?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Millerler Genel Kurulu’ndan göndü. Gerek heyet New York’tayken, gerekse sonrasında taraflarca açıklamalar ve belli eylemler gerçekleştirildi. Gelinen noktada acaba neler olabilir, şeklinde sorduğumuzda seçenekleri işaret etmek için bu analizi ortaya koyuyorum. Türkiye Fırat’ın doğusunda bir harekata kalkışabilir mi? Güvenli Bölge konusu ne olacak? … DEVAMINI OKUYUN

Ekonomi Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Ekonomi

İleri Kapitalizm Çare mi?

Günlük meselelere odaklandığımızdan olsa gerek, geleceğin nerelere evrildiğini kaçırıyoruz. Ancak değişik teorisyenler bu konuda düşünce üretiyorlar. Örneğin ekonomist Joseph E. Stiglitz[1]bunlardan birisidir. Stiglitz, kırk yıldır hüküm süren neoliberalizmin can çekiştiğini düşünenlerden biridir. Şimdi soruyoruz, eğer neoliberal sistem ölecek ise yerine ne geçecek? Cevap olarak Stiglitz, “ileri kapitalizm” şeklinde bir tarif getirmiş. Bakalım, gelecekte sosyo-ekonomik ve sosyo-politik gelişmeler ne tarafa doğru meyledecek? … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Ekonomi

Küresel Ekonomi Politikaları ve Türkiye

Türkiye’nin seçimlerin ertesinde birinci vazifesi ne olacak? Ekonomi. Öyleyse ekonomi hakkında biraz bilgilerimizi gözden geçirelim ve yapılabilecekler için odaklanalım. Seçimlerden sonra Türkiye dijital dünyada yapmayı geciktirdiği ileri teknoloji yatırımlarını başlatmak zorundadır. Başka türlü ne küresel belirsizliklerin etkisinden kurtulabilir ne de kalkınmasını millileştirebilir. Ya ne olur? Doğal şartlardan dolayı geri kalır. Burası açıktır. Neden mi? Çünkü bu durum sadece Türkiye için değil, bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için geçerli bir husustur. … DEVAMINI OKUYUN

Toplum Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Toplum

Gücün Bileşenleri ve Türkiye

Bakıyorum da insanların aklı bir hayli karışık. Sapla samanı karıştırıyor, elmayla armudu birlikte hesaba katıyor. Olmaz!.. Güneş balçıkla sıvanmaz! Öyleyse dünyaya nasıl bakmalıyız? Felsefi bir yazı, ama tartışmaya değer bir konu oldu kanısındayım. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Toplum

Türkiye’de Televizyon Haberciliği

Sayısız basın emekçisi yoğun gayretle Türkiye’nin haber programlarını hazırlayıp sunuyorlar. Bu özverili çalışmaya (mevcuda) bakarak, küçük bir değerlendirme yapacağım. Gelişen dünyanın ve bunun içinde bizce hayati olan Türkiye’nin durumuna bakarak, “Daha iyi nasıl olabilir acaba,” diye, haber tüketicisi gözüyle konuyu ele almak istiyorum. Zorlukların ne denli önemli olduğunu az da olsa bildiğimden, analizimi sadece zamanı ve kapsamı gözeterek yapacağım. … DEVAMINI OKUYUN

Videolar Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Videolar

CNN Türk, Suriye’de amaç DAEŞ’le mücadele mi? (19.09.2019)

ABD Savunma Bakanlığı’nın DAEŞ’ten sorumlu direktörü Chris Maier’in 18 Eylül’de Pentagon’da yaptığı açıklamalar ne anlama geliyor? ABD kuzey Suriye’de Suriye Demokratik Güçlerine verdiği desteği neden kesmeyeceğini işaret etti? Aslında Maier vasıtasıyla ABD Suriye rejimine, Türkiye’ye, İran ve Rusya’ya DAEŞ kartını ileri sürüyor. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Videolar

Haber Türk, Gerçek Fikri Ne – 17 Ağustos 2019

ABD ile Güvenli Bölgesinde son durum ne? Gerçek Fikri Ne‘de Eren Eğilmez, konukları Gürsel Tokmakoğlu, Serhat Erkmen, Mete Yarar ve Çetiner Çetin ile Türkiye-ABD arasındaki güvenli bölge mutabakatını ve Türkiye’nin terörle mücadelede izlediği yol haritasını masaya yatırıyor. Gürsel Tokmakoğlu Güvenli Bölge konusunda B ve C planının daha öncelikli ele alınmasını önerdi. Terör konusu hakkında ayrıntılı bilgi verdi. ABD’nin PKK/YPG terör örgütü ile ilişkileri açıklandı. … DEVAMINI OKUYUN

Güncel

PYD Terör Örgütü mü?

Güvenlik

Suriye krizi başlayana dek PKK uzun yıllar Suriye’den terörist temin etti. Abdullah Öcalan’ın Suriye’de kaldığı sürede PYD, PKK’nın en önemli işbirlikçisi ve tedarikçisi konumunda idi. PYD Hafız Esad’ın Türkiye’ye karşı güçlendirdiği bir grup oldu. PYD’nin adı PKK kongrelerin sürekli sözü edilen bir grup olarak anıldı. Bütün bunları Amerika’da biliyor.

DEVAMINI OKUYUN

Eğitim-Öğretim Dönemi Açılışı

Toplum

Eğitim-öğretim dönemlerinde aileler için büyük bir heyecan vardır. Hele yeni okula başlayanlar için öğrenci kadar veli de kendini okula yazdırır. Başka bir tattır… Bu dönemde politikacılar nutuk atarlar, okullar için şu kadar kara tahta çaktık, şu kadar tebeşir gönderdik… Değil mi?

DEVAMINI OKUYUN

Benim Aradığım

Kitaba Girmeyen Şiirler

Benim aradığım bir dost Uçan kuştan da olur Yürüyüp gelenden de Selamı bilsin yeter   Benim aradığım belki bir yel Estikçe savuran cinsten Tohumları taşıyan Gönlüme esin olan   Benim aradığı şarkı misali Nakaratında tekrar edilen Gerisinde uzayıp giden Duygu dolu bir melodi   Benim aradığım su gibi içilen Söz gibi dinlenen Sevda gibi sarılan Saz gibi coşulan   Benim aradığım bir canan Hakkı bilen, hakla yürüyen Söyleyince akan, gürleyen Açıldıkça enginlerde seyreden   Benim aradığım içimdeki olandan Beni tamamlayan Benimle direnen Benimle sevinen   Benim aradığım gittikçe yaklaşan Gittikçe ulaşan Gittikçe saran sarmalayan Beni içine alan  

DEVAMINI OKUYUN

Üretim ve Tüketim

İş, Üretim ve Tüketim/Uğraş

Muttakinin üretebilmesi ne muhteşem! Çeşitler halinde, sürekli geliştirerek… Bu acaba kendini ispat için mi, doğal mı; yararlı mı, zararlı mı? Evet! Üretim tüketim olmadan gelişmiyor. Üretebilmek için tükettirmek gerekiyor. Bunun ölçüsü ne? Biyo-kütle çoğalması ile ilgili insanoğlunun çabasını değerlendirmeden geçmek mümkün değildir. En azından insanın biyo-kütlesinin çoğalmasına karşılık diğer canlılarınkinin azaldığını görmek ve benzer şekilde dünyadaki kaynakların tüketilmesinde katlanarak bir azalma sürecini işletmek, aynı şekilde kirlenme, bozulma ve diğer çevresel sorunlara yol açma durumu meydana gelmektedir. Bunu insan iradesinin yaptığı doğru-yanlış seçimlerle somutlaştırmaktayız. İradeye esas çalışan nefsin kendisidir. Yani öğrenilenler, değerlendirilenler ve bilinenler ile bir haz duyma, kendini ispatlama, güven içinde olma içgüdüsü ortay çıkmaktadır. Avcı toplumlarda insanların güvenlik ihtiyacını karşılamak ve vahşi hayvanlarla baş edebilmek için belirli sayılarda olmaları kabul görmektedir. Ancak bilgi çağına gelindiğinde dünya nüfusunun yedi milyarı geçmiş olması, 2015 yılında dokuz milyara ulaşacağının hesaplanması bir hayli dikkat çeken konu olmaktadır. Eşitsizliklerden yola çıkarak bir tarafta açlık ve sefalet sınırındaki çoğunluk nüfus ile diğer tarafta refah içindeki azınlık nüfusun mevcudiyeti inkâr edilemez olmuştur. Bu azınlık suyu, madenleri, enerji kaynaklarını ve havayı daha fazla tüketmekte, buna karşılık daha fazla çevresel kirliliğe sebep olmaktadır. Zenginleşmek açısından bir yarış içine giren devletlerin, bilginin ve diğer imkânların artmasına karşın adeta savrulduklarını ve bir çocuk oyunu olan körebeyi oynuyormuşçasına davrandıklarını üzülerek izlemekteyiz, hatta istemeyerek de olsa oyunun içine dâhil olmaktayız. Her şeyden daha fazla yapmak, üretmek ve sonra da fazla tüketmek bir çözümmüşçesine insanlığa dayatılmıştır. Geri dönülmez bu sarmalın sorumlularını afişe etmektense durumu doğru tespit etmekte yarar vardır. Örneğin insanlığın övündüğü modern yaşam anlayışına dair üretim ve tüketim mantığına bir bakalım. 1615 yılında İngiltere Sheffield’de, küçücük toprağı ekip karnını doyurabilen, zanaatkâr veya inek sahibi olan 100 kendine yetebilen aile, dilenmek zorunda olmayan orta diyebileceğimiz 160 aile, bir o kadar da dilenmek zorunda olan aile yaşamaktaydı.[i] 1700’lere gelindiğinde Avrupa’daki savaşlardan uzak kalan İngiltere kendini toparlama şansı bulabilmişti. Nüfusun da artmaya başlamasına paralel olarak tekstil başta olmak üzere üretimi artırmaya yönelik bir takım arayışların olduğunu görmekteyiz. Çıkış noktası tekstil tezgâhları üzerinden başladı. XVI. Yüzyılın ortalarında uçan mekiğin ve hızlı iplik eğirme mekanizmasının bulunması sonrasında pamuğa, ipeğe ve yüne duyulan ihtiyaç artmış, dokunan kumaşların satılması için ise pazarlarda daha aktif olunması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bulunan eğirme makinesi su değirmeninin sağladığı güç ile çalışıyor ve su tezgâhında seksen ip eğrilebiliyordu. Daha sonra at ve su gücüne ilave olarak mekanik bir dokuma tezgâhı tasarlandı. Bu tezgâh sayesinde 1815 yılına gelindiğinde on beş işçinin yapabildiğine eşit üretim yapılabiliyordu.…

DEVAMINI OKUYUN

Çevrecilik Hakkında

Çevrecilik/Dünya

İnsanlığın yaşam serüveni çoğalmak, diğer canlılar üzerinde egemenliğini artırmak ve yeryüzünün her türlü kaynağını elde etmek gibi işlevleri kapsamaktadır. Acaba bunun bedeli çevreden mi çıkmakta? Bugün yaklaşık yedi milyar, gelecekte daha fazla nüfusu ile insanlığın sürekli ürediğini ve üretip tükettiğini düşünürsek, aslında sermayenin tümüyle yeryüzünün doğal çevriminden geldiğini bir kez daha aklımızdan geçirmiş oluruz. Aslında ürettiklerimiz bile kaynağını yeryüzünden aldıklarımızdır. Bir anlamda doğanın ürettiklerinin alınması, şekillendirilmesi, uygun hale getirilmesi ve kullanıma sunulması süreci göz önünde tutulursa, akılda tutulması gereken bir konu olarak karşımıza şu çıkar: Doğanın kendisi bir çevrimle eko-sisteminde bir zarar veya olumsuzluk üretmezken, buna insan da itaat etmeli, zararlı olmaktan ve her türlü olumsuzluktan kaçınmalıdır. İnsan doğanın yenilenebilir sürecinde sorumluluk sahibi olarak davranıyor mu? Sorumluluk kavramı ise bizi muttakiliğe götürmektedir. Yazılarımda sürekli modernizmin ve post-modernizmin baskın etkisinden söz etmekteyim. Hatta şu an için küresel yaşam döngüsünün bilgi ile yoğrularak ve en çok bilginin üretilip tüketildiğini göz önünde tutarak açıklamalarda bulunmaktayım. Bu düzeyde kendi çevresine iradi bir bilinçle yaklaşabilecek başka bir varlığın olmadığına ve varlık zincirinin en üstünde insanın bulunduğuna dikkat çekmekteyim. İradi dememdeki esas ise -bilindiği gibi- diğer canlıların iradelerinin kurulu bir saat gibi olmasından, üstün insanın ise sürekli tercihte bulunmasında ileri gelmektedir. Arzumun belirginleştiği konuların başında da insanın evini koruması ve temiz tutması gelmektedir. Peki, çevremizde durum nedir? Bugün Kyoto Protokolü ile bir küresel çevre hassasiyeti üzerine alınmış bir dizi kararların olduğunu görüyoruz. Ancak küresel ısınma hakkındaki endişeler ise bir hayli yankı bulur düzeydedir. Öte yandan kaynakların bilinçsizce tüketilmesi ve çevrede önemsenecek düzeyde kirliliğe sebebiyet verilmesi diğer önemli konulardır. Üretimi yüksek düzeyli ülkelerin meydana getirdiği yükü bütün dünya üstlenmektedir. Özellikle son günlerin konusu Amerika gibi büyük üretici olan Çin’in insanlık adına sorumluluk duyulacak konulara olan hassasiyetlerin yerine getirilmesidir. Çevreciliği bir yaşam biçimi haline getirenler, çevrecilik konusundan gelir elde edenler veya çevreciliği öne sürüp kendi çıkarlarına dair yollarına devam edenler hakkındaki konuları gözden uzak tutmamaktayız. Her ne kadar Türkiye’de olmasa da değişik ülkelerde çevreci partilerin bulunduğunu da düşünmekteyiz. Türkiye’de çevreci sivil toplum kuruluşlarının hareketliliğini biliyoruz. Bizler bu sitede bazı pratik çevre konularına yer verelim. Birlikte bir bilinçlenme süreci içinde olalım. Çünkü bu bir muttakilik konusudur. Aslan yattığı yerden belli olur!

DEVAMINI OKUYUN

1 68 69 70
DÖN BAŞA