ahlak-konulu-bir-tartisma
Ahlak Konulu Bir Tartışma

Ahlak Konulu Bir Tartışma

Okuyucu

Bir pencere, profesörler, yazarlar, tüketilen saatler ve konu “ahlak”. Etrafta ahlaksızlık diz boyu, cehalet almış yürümüş; hesapta bir yarar olsun diye tartışılıyor; ama programın sonucu kocaman bir sıfır. Bu sonucu pencereyi kapatırken sorumlu da ikrar ediyor.

Ben kendime göre sonuçlar çıkardım. Ama bizler ahlak konusunu tartışmaktan bile çok uzaklara düşmüşüz. Aklımız paramparça, toplumsal değerlerimiz yoz!..

Zannediyoruz ki yönetsel konuları düzenleyince ahlak da kendiliğinden düzelir. Yani kendi yapacağımızı bir kenarda tutuyoruz. Ahlak bireyden, onun da nefsinden itibaren önem kazanır. Nerede o iraden ey Ademoğlu? Neyin sınavı bu? Başkasının mı, sistemlerin mi? Kurtulamazsın!

Nefs konusunu çözümleyememişler, insan olmayı anlayamamışlar ama bir şekilde söz sahibi olmuşlar için ahlakı tartışmanın varabileceği yer neresidir acaba? Zavallılık! Temelde bunu söyleyecek kadar haklı gördüm kendimi.

Bilimin yanına bile yaklaşamamışlar, dünyayı anlayamamışlar, küreselliği, devletler sistemini, ideolojiyi, demokrasiyi ezberden bilenler için ahlakı tartışmanın varabileceği yer neresidir acaba? Cehalet! Temelde bunu söyleyecek kadar haklı gördüm kendimi.

“Muttakilik” adlı bir platform oluşturup güncel ve düşünsel değerli yazılarla belirgin bir açılımı gerçekleştirmiş olmanın ne kadar da yararlı bir iş olduğunu bir kez daha anlamış oldum. “Kainatın uyumu” dedim, “İlahi hak ve adalet” dedim, “Üstün irade” dedim, “Akılcılık” dedim, “Vicdan eğitimi” dedim, “İnsanın iç cephesini baskı altında tutan faktörler” dedim, “Yetkin insan” dedim, “İtki-dürtü” dedim, “Doğallık, biyoloji, fizyoloji, anne, bebek…” dedim, “Ben böyle bir dine inanıyorum” dedim, “Kuramsal Muttakilik” dedim, “Kırılma etkisi” dedim, “Ayna etkisi” dedim, “Dil” dedim; Ahlaktan önce çok şey söyledim, daha sonra “Sistemlerin dinamiği, Liderlik, Binyılcılık, küreselleşme, demokrasi, kapitalizm, serbest piyasa, devlet, ulus, asabiyye…” dedim. Ama biliyor musunuz? “Karanlığın paradoksu” da, üstüne basa basa “Cehalet” de dedim…

İkilemler ahlaksız bakışın tohumlarını ekiyor, görebiliyor muyuz? İkilemler bir yandan ahlaksızlığı, diğer yandan aldanmışlığı besliyor. İnsanlar önce kendilerini aldatıyorlar ve bu insanların kendilerine yabancı, başkalarına cahil olmaları için yeterli.

Bugün XXI. YY’da yaşadığını zannedenler, 2030’lardan sonraki dünya örgüsünü tahmin edebiliyorlar mı? Bugün ahlakı anlatamayanlar, yarın daha zavallı olarak anımsanmayacaklar mı? Yoksa “gafiller” mi deseydim?

Bilmedikleri konuları ezberden tekrar eden ve kendi iç dünyalarıyla dahi barışık olamamış insanların bir nevi fikirsel zulmü bu! Asıl ahlaksızlık insanların konumlarını bilememeleriyle başlıyor. Nefslerinin nerede olduğunu bilemeyecek kadar cahiller! Neden oradasınız? Neden haddiniz olmayan konuların istismarını yapıyorsunuz? Bu aymaz tavır sizi meşhur mu yapacak?

Aslında ütopyacı, mazlum edebiyatı yapan ama cahil bir kesiminin piyasa hortlamasını görüyor gibiyim. Bu beni tedirgin ediyor! Uydurmaya inanan ve kendini bir şey zanneden kesimin varlığı, benim gibi merkezde durmayı şiar edinen birini tedirgin etmez mi? Tedirginlik bir yana, dik durmaya devam!

Sinsi düşman şeytanın bıyık altından sırıttığını görüyor gibiyim; hem ahlak konusu tartışılıyorken hem de Müslümanlıktan bahsediliyorken… Şeytanı bir türlü kendi içlerinde fark edemeyenlerin varlığı, benim gibi bilimselliği şiar edinen birini tedirgin etmez mi? Tedirginlik bir yana, söylemeye devam!

Aymaz ağızların acizliği maalesef egemeni bir kez daha haklı çıkardı: “Bunlardan bir şey olmaz!” Çok alınıyorum bu egemenin her defasında, “Bak ben demedim mi?” dercesine gülümsemesine! Ben onun için ümidi kestim toplumsal bir birliktelikten, olmayacak! Öyleyse bireyler Muttaki olsun istiyorum, daha ne? Değil mi ki Yaratan’a gidecek ancak bireyin takvası?

Önce birey iradede kendini nitelikli kılsın, öyle değil mi? Niteliksizlerin alimi olmanın ilahi uyuma ne yararı olabilir ki?

Bir kez daha “din istismarını” gördüm Müslümanlar adına ahlakı konuşanların olduğu bir pencerede… Bir kez daha Muttaki olmanın gereğini anladım…

Bütün bu sözünü ettiklerim bir yerde “ahlak” konusunu tartışabilmenin ön bilgileri. Yazı ağır olmadı, bilakis suya sabuna dokunmadı bile. Beni anlıyorsunuz, değil mi? Çünkü benim bildiğim; ahlak yoksunu olmaktan daha ağır bir şey yoktur bu dünyada! Ne dense hafif kalır.

Ey defterlerin tutulduğuna inananlar; kimse kimseyi aldatmaya kalkmasın, kimse kendini de aldatmasın! Önce, hepimiz insanız…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

“Ayna Etkisi”

DİĞER YAZI

Ana Dalgalar

Kültür 'ın son yazıları

Anakronizm ve Propaganda

Anakronizm ile politik propaganda arasında ciddi bir ilişki vardır. Kitle psikolojisiyle ilgilenenlerin çalışma alanında bu tür

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis