Politika

NATO Genişliyor!

Londra’da NATO’nun 70. yıldönümü deklerasyonu 4 Aralık 2019’da kabul edildi ve yayımlandı. Kendi içindeki üyeler de dahil olmak üzere günümüzde en fazla tartışılan bir örgüt olarak NATO genişleme kararlılığı gösterdi. Nedir NATO? Her şeyden önce bunu iyi anlamak gerektiği kanaatindeyim. Konu anlaşıldıktan sonra NATO’nun geleceğine dair değerlendirmeler yapılabilecektir.

DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

NATO Genişliyor!

Londra’da NATO’nun 70. yıldönümü deklerasyonu 4 Aralık 2019’da kabul edildi ve yayımlandı. Kendi içindeki üyeler de dahil olmak üzere günümüzde en fazla tartışılan bir örgüt olarak NATO genişleme kararlılığı gösterdi. Nedir NATO? Her şeyden önce bunu iyi anlamak gerektiği kanaatindeyim. Konu anlaşıldıktan sonra NATO’nun geleceğine dair değerlendirmeler yapılabilecektir. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

NATO ile Yürümek

Londra’da dünyanın mevcut en güçlü ve önemli askeri-güvenlik ittifakı olan NATO’nun 70. Yıl zirvesi 3-4 Aralık 2019 tarihinde yüksek ve ciddi tartışmalar ortamında başlayacak. NATO yeni bir yol arayışında mı, üye ülkeler kendi çıkarlarına göre NATO’ya yeni bir çalışma perspektifi getirir mi? Bugün bizler bu soruyu cevaplamak için tartışıyoruz. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Güvenlik

ABD ve Rusya Taahhüdüne Uymalı

26 Kasım 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen MGK Toplantısı’nın ardından yayımlanan bildirinin temel konu yine Suriye oldu. Malum, halen Türkiye Cumhuriyeti yurt içinde Kıran, Suriye kuzeyinde Pençe, Suriye kuzeyinde Barış Pınarı, her alanda, DEAŞ ve FETÖ de dahil bütün terör örgütlerine karşı kapsamlı bir mücadele süreci içindedir. MGK’nın bu kapsamda sürdürülen faaliyetlerin durumu ve ilerleyişi bağlamındaki sonuçları açıklanması beklenmekteydi. En önemli soru ise Barış pınarları ile ilgiliydi. Harekat devam edecek miydi, sorunlar var mıydı, nasıl çözülecekti? … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Güvenlik

Suriye, Terörizm ve Çıkarlar

Bugün (23 Kasım 2019) Suriye, Tel Abyad’da yine bir bomba patladı ve masum çok sayıda sivil öldü, yaralılar var. Diğer yandan bugün Rusya ve Türkiye ortak (10.) devriyesi gerçekleştirildi. Suriye kuzeyi Güvenli Bölge’de neler oluyor, bir bakalım mı? En başta söylemeliyim, YPG’nin yaptığının adı tamı tamına terör eylemidir. Bir teröristten başka ne beklenir, elbette terör. Ama onu SDG diye pazarlayanlara ve yapılan mutabakatlarla işimiz bitti diyen ABD ve Rusya’ya verilecek resmi bir cevap var, masum insanların ölümünden sorumlusunuz. Buna mukabil, sorunlar var, görüşüyoruz, çözeceğiz şeklindeki açıklamaları sarf edenlere de hatırlatmakta yarar var, masum insanlar ölüyor, her gecikmenin bedeli daha büyük oluyor. Bu aşamada terörden çıkar elde eden yeni bir anlayışın sahipleri olarak ABD ve Rusya’ya Türkiye’nin geciktirilmeden yapması gerekenler var. Hatta bu ülkeler terörü görmezden gelirlerse inisiyatifle yapılacaklar da bellidir, öyle değil mi? … DEVAMINI OKUYUN

Politika Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Politika

Azil ve DAEŞ

Ve ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Donald Trump’ın azil sürecini resmileştiren tasarıyı onayladı. Böylelikle ilk adım aşıldı. Şimdi ikinci adımda Senato devreye girecek. Zaman nasıl işler bilinmez. Ancak daha geçtiğimiz gün Trump Daeş lideri Bağdadi’nin öldürüldüğünü ve artık dünyanın daha güvenli olduğunu söylemesi üzerine gerçekleşti. Hatta dün bu operasyonla ilgili olanlara madalyalar dağıtıldı. Bugün Trump azil konusuyla sarsılmak isteniyor. 2020 Başkanlık seçimleri sürecinde bu konular çok önemli olacak görülüyor. Öte yandan Daeş yeni liderini açıkladı. Bu iki konu arasında ne tür bir ilişki var? Biz de bu bahse bakalım. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Politika

Bir Damla Petrol Bir Damla Kan

Cumhurbaşkanı Erdoğan 29 Ekim resepsiyonunda yaptığı konuşmada Batı dünyası ile farkı açıklarken onların bir damla petrolü bir damla kana tercih ettiklerini vurguladı. Sık sık bir medeniyet mücadelesi verdiğimizi işaret eden Erdoğan bu kez veciz şekilde ifade ettiği bu benzetme ile Batı dünyasının çıkarcılığını açıklarken diğer yandan güncel konuların özetini de vurgulamış oldu. Nitekim gece saatlerinde ABD Temsilciler Meclisi’nin anlamsız Türkiye aleyhine aldığı iki karar tasarısı ile Amerikanın çıkarcı yaklaşımı bir kez daha görülmüş oldu. Şimdi bu noktadan hareketle mevcut konuyu hem Amerika ile bakış farklılıkları hem de Suriye meselesi gibi güncel meselelerin özeti halinde sunalım. … DEVAMINI OKUYUN

Diplomasi Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Diplomasi

ABD’ye Deklerasyon

Bu gece Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu görüşme ABD’ye son bir açıklama, Türkiye’nin asıl amacının ve ABD’den beklentisinin ne olduğunun tarifidir. Kısaca bu bir deklerasyondur. Daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yine telefon görüşmesiyle ABD Başkanı Donald Trump’a iki haftalık süre verdiği o bir tür ültimatom niteliğindeki konuşmasından sonra bu görüşme ikinci önemli ikaz niteliğindeki konuşmadır. Bu neyin ikazıdır? “Türkiye Fırat’ın doğusuna giriyor, haberin olsun,” manası taşımaktadır. Bu nereden çıktı diyeceksiniz, şöyle: … DEVAMINI OKUYUN

Güvenlik Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Güvenlik

Güvenli Bölge Kime Güvenli?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Birleşmiş Millerler Genel Kurulu’ndan göndü. Gerek heyet New York’tayken, gerekse sonrasında taraflarca açıklamalar ve belli eylemler gerçekleştirildi. Gelinen noktada acaba neler olabilir, şeklinde sorduğumuzda seçenekleri işaret etmek için bu analizi ortaya koyuyorum. Türkiye Fırat’ın doğusunda bir harekata kalkışabilir mi? Güvenli Bölge konusu ne olacak? … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Güvenlik

“Uçaklarımızı Uçurduk” Meselesi

Dün gece Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşmiş Milletler Günel Kurulu (BMGK) dolayısıyla New York seyahati ve Türkiye’deki gelişmelerle ilgili olarak gazetecilere verdiği bilgiler haber oldu. Suriye’de Güvenli Bölge başlığı altında bazı açıklamalar da oldu. Açıklamaların içinde, “Son dönemde bölgede uçaklarımızı da uçurduk,” bilgisi de yer alıyor. Nedir bu konu, bakalım. … DEVAMINI OKUYUN

Ekonomi Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Ekonomi

İleri Kapitalizm Çare mi?

Günlük meselelere odaklandığımızdan olsa gerek, geleceğin nerelere evrildiğini kaçırıyoruz. Ancak değişik teorisyenler bu konuda düşünce üretiyorlar. Örneğin ekonomist Joseph E. Stiglitz[1]bunlardan birisidir. Stiglitz, kırk yıldır hüküm süren neoliberalizmin can çekiştiğini düşünenlerden biridir. Şimdi soruyoruz, eğer neoliberal sistem ölecek ise yerine ne geçecek? Cevap olarak Stiglitz, “ileri kapitalizm” şeklinde bir tarif getirmiş. Bakalım, gelecekte sosyo-ekonomik ve sosyo-politik gelişmeler ne tarafa doğru meyledecek? … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Ekonomi

Küresel Ekonomi Politikaları ve Türkiye

Türkiye’nin seçimlerin ertesinde birinci vazifesi ne olacak? Ekonomi. Öyleyse ekonomi hakkında biraz bilgilerimizi gözden geçirelim ve yapılabilecekler için odaklanalım. Seçimlerden sonra Türkiye dijital dünyada yapmayı geciktirdiği ileri teknoloji yatırımlarını başlatmak zorundadır. Başka türlü ne küresel belirsizliklerin etkisinden kurtulabilir ne de kalkınmasını millileştirebilir. Ya ne olur? Doğal şartlardan dolayı geri kalır. Burası açıktır. Neden mi? Çünkü bu durum sadece Türkiye için değil, bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için geçerli bir husustur. … DEVAMINI OKUYUN

Toplum Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Toplum

Gücün Bileşenleri ve Türkiye

Bakıyorum da insanların aklı bir hayli karışık. Sapla samanı karıştırıyor, elmayla armudu birlikte hesaba katıyor. Olmaz!.. Güneş balçıkla sıvanmaz! Öyleyse dünyaya nasıl bakmalıyız? Felsefi bir yazı, ama tartışmaya değer bir konu oldu kanısındayım. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Toplum

Türkiye’de Televizyon Haberciliği

Sayısız basın emekçisi yoğun gayretle Türkiye’nin haber programlarını hazırlayıp sunuyorlar. Bu özverili çalışmaya (mevcuda) bakarak, küçük bir değerlendirme yapacağım. Gelişen dünyanın ve bunun içinde bizce hayati olan Türkiye’nin durumuna bakarak, “Daha iyi nasıl olabilir acaba,” diye, haber tüketicisi gözüyle konuyu ele almak istiyorum. Zorlukların ne denli önemli olduğunu az da olsa bildiğimden, analizimi sadece zamanı ve kapsamı gözeterek yapacağım. … DEVAMINI OKUYUN

Videolar Benzer Yazıları Görüntüle

Posted on Videolar

CNN Türk, Suriye’de amaç DAEŞ’le mücadele mi? (19.09.2019)

ABD Savunma Bakanlığı’nın DAEŞ’ten sorumlu direktörü Chris Maier’in 18 Eylül’de Pentagon’da yaptığı açıklamalar ne anlama geliyor? ABD kuzey Suriye’de Suriye Demokratik Güçlerine verdiği desteği neden kesmeyeceğini işaret etti? Aslında Maier vasıtasıyla ABD Suriye rejimine, Türkiye’ye, İran ve Rusya’ya DAEŞ kartını ileri sürüyor. … DEVAMINI OKUYUN

Posted on Videolar

Haber Türk, Gerçek Fikri Ne – 17 Ağustos 2019

ABD ile Güvenli Bölgesinde son durum ne? Gerçek Fikri Ne‘de Eren Eğilmez, konukları Gürsel Tokmakoğlu, Serhat Erkmen, Mete Yarar ve Çetiner Çetin ile Türkiye-ABD arasındaki güvenli bölge mutabakatını ve Türkiye’nin terörle mücadelede izlediği yol haritasını masaya yatırıyor. Gürsel Tokmakoğlu Güvenli Bölge konusunda B ve C planının daha öncelikli ele alınmasını önerdi. Terör konusu hakkında ayrıntılı bilgi verdi. ABD’nin PKK/YPG terör örgütü ile ilişkileri açıklandı. … DEVAMINI OKUYUN

Güncel

Türk Topçusu PYD Güçlerini Hedef Aldı

Güvenlik

Türkiye, Suriye krizi ile ilgili bugüne kadar yaşanan sürecin içinde ikinci kez inisiyatifle duruma bu kapsamda müdahil oldu. İlki Rus uçağının düşürülmesiydi. Rusya’nın da desteklediği PYD’ye ve silahlı gücü YPG’ye Türkiye kendi topraklarından topçu ateşiyle karşılık vermesi ise ikincisi konu oldu. Salih Müslim, Azez-Minniğ bölgesindeki operasyonun Suriye Demokratik Güçleri tarafından yapıldığını söylüyor. Bilindiği kadarıyla 40-50 bin kişilik bu güçlerin içinde 30 bin kadar YPG’li var. Bunun dışında Arap dahil değişik unsurlar yer alıyor. Bölgede asıl olarak Afrin kesimi PYD kontrolündedir. Esad’a muhalif Özgür Suriye Ordusu’nun hakimiyetinde olan ve Türk topraklarına dayanan Tel Rıfat-Azez bölgesi ile Afrin bölgesinin sınırında Minniğ (Minnakh) Havaalanı bulunuyor. Sahil Müslim’in liderliğini yaptığı PYD-YPG bu meydanın kontrolünü ellerine alıp havadan destek alabilme imkanına kavuşma gayreti içindedir. Rusya Başbakanı Medvedev, eğer kara harekatı başlarsa, bunun anlamının yeni bir Büyük Savaş olacağını ima etti. Bu konuda Amerika’yı muhatap aldı. Rusya bölgedeki taarruzlarına hem Suriye’deki askeri varlığı ile hem de Hazar’dan uzun menzilli silahlarıyla sürdürüyor. Tel Rıfat-Azez ve Halep arasındaki koridoru genişletmek amacıyla ateşkese rağmen Rus-Esad birliklerinin harekatı süreceğe benziyor. Bu amacı hızlandıracak şekilde Suriye Demokratik Güçleri’nin Esad’a muhalif Özgür Suriye Ordusu’na karşı giriştiği son operasyonuna Rusya destek vermektedir. Bu durumda bölgede var olma sebebi IŞİD (ISIS/DAEŞ) ile mücadele etmek olan Rusya’nın ve diğer bazı güçlerin birlikte başka amaçlara doğru işbirliği yaptıkları görülüyor. Halen bu cephede IŞİD militanının olmadığı biliniyor. Bu bölgenin doğusunda kalan Rakka civarındaki IŞİD militanlarına karşı ise daha çok Arap güçler mücadele vermektedir. Başka amaçların ve görev gruplarının sözü ediliyor olsa da bu tablo YPG ile Rusya’nın işbirliğini kanıtlıyor. Amerikan yönetimi ise asıl düşman IŞİD olduğunu, Türkiye’nin bölgeye başlattığı topçu ateşini kesmesi gerektiğini, PYD’ye gerekli ikazı kendilerinin vereceğini bildiriyor. Rusya’nın bölgedeki operasyonlarına karşı ne düşündüğü hakkında net bir açıklamada bulunmuyor. Türkiye; Suriye’de bir Kürt özerk bölgesi kurulması fikrine karşı olduğu konusunda kararlılık göstermiştir, iç siyasetinde bu konuya sıcak bakan ve destekleyen kesimlere bir ikazda bulunmuştur ve Suriye krizine müdahil taraflara gidişattan sorumlu olacaklarını bu vesileyle işaret etmiştir. Türkiye’nin duruma müdahil olmasıyla belki bahse konu PYD-Rus-Esad operasyonunun önü alınamayacaktır. Ancak bu vesile ile Türkiye müttefiklerinin dikkatini çekmiştir. Eğer müttefikler de bir önlem almaz ise yakın zamanda Türk sınırına doğru Rus ve Esad birlikleri kolaylıkla ilerleyebilecektir. Minniğ meydanına havadan ve yerden destek vererek bölgedeki muhalif unsurlara, ki içlerinde Türkmen güçler var, karşı operasyonlar hızla gelişecektir. Bu bölgedeki mülteci kampları da zarar görebilecektir. Soru-cevapla devam edelim: Türkiye tek başına inisiyatifle bir kara harekatına başlayabilir mi? Hayır. Türkiye ancak müttefiklerinin müşterek…

DEVAMINI OKUYUN

Tekelleştiren ve Rekabeti Önleyen Uygulamalar

Ekonomi

Devlet kendi ödevi olan tekelleşmeyi önleyici ve rekabeti artırıcı çabalarını dolaylı da olsa yine kendi eliyle engelleyebilir mi? Hukuksal yapısı gelişmekte olan devlet sistemlerinde bu tip çelişkilerin görülmesi mümkündür. Devlet belli uygulamalar için sistemin önünü açıcı teşvikler vermektedir. Bu tamamen iyi niyetle yapılıyor olabilir. Ancak sonuçları itibarı ile uygulamalardan sadece bir veya birkaç şirket yararlanabilmektedir ve bu firmalar diğerlerine göre devlet eliyle büyümektedir. Özellikle kriz zamanlarında bu tip uygulamalar öne çıkmaktadır. Politikacılar, ki içlerindeki ita amirleri başta olmak kaydıyla, krizlerde sektörlerin sorunlarına çözücü politikalar üretiyor görünmek amacıyla tekliflere açık yaklaşım sunarlar. Gelen tekliflerin içinde sanki herkese açıkmış gibi bazı kolaylıklar vardır. Bu kolaylıklar bürokrasi çarklarından geçer ve sonunda resmi gazetede yayımlanarak uygulama imkanı bulur. Peki, kim kazanır, kim kaybeder? Ülke içinden bazı şirketler olabileceği gibi yabancı veya karma şirketler de bu durumdan istifadeyle kendi avantajına bir sonuç elde edebilirler. Böyle bir durumda karşımıza başka açık noktalar da çıkabilir. Aslında belli şirketlere avantajlı konumda olma hali daha işin başından itibaren devletin yumuşak karnı olan noktalardan istifade ile verilir. Devletin yumuşak karnı nerededir? Devletin kısmi idaresinde olan özel statülü şirketler, kurum ve kuruluşlar bu konumdadır. Bu tip özel statülü şirketler, kurum ve kuruluşlar rekabetten uzak uygulamaları kolaylıkla kendi iş alanındaki hakları kullanarak yapabilir. Politikacı konuya herkes işini yapıyor göründüğünden müdahil olmak istemeyebilir veya tam tersine, kendi politikası gereği bu tarz bir uygulama için emredici olabilir. Her iki halde de uygulamanın imza atanı özel statülü devlet bağlıları olur. Bunu denetleyebilecek bir güç var mıdır, varsa bugüne kadar ne tür sonuçlar alınmıştır? Örneğin bir yetkilinin attığı imzadan dolayı konu deşifre olma noktasına geliniyorsa ne yapılır? İmza sahibi istifaya zorlanır ve konu çözülür. İleri Demokrasilerde adalet, şeffaflık, eşitlik gibi temel ödevler vardır. Biraz dikkatli bakılırsa Türkiye’nin bu yönde kırık not alabilecek uygulamalar cenneti olduğu görülür. Bir hukuk sorunu çıkmaması açısından burada belli şirketlerin, kurum ve kuruluşların ismi zikredilmemiş, konu sadece dikkat çekilmesi açısından genel mahiyette ifade edilmiştir. Doğrudan haksızlığa uğrayan şirketler ve sektör temsilcileri buyursunlar çalışmalarını yapsınlar ve kendi savaşlarını versinler. (Görsel: Flickr, purpletwinkie)

DEVAMINI OKUYUN

Büyük Görev

Güvenlik

Suriye krizi büyüyor, devreye yeni aktörler giriyor, sorunlar giderek karmaşıklaşıyor. Savaşın adı ne olursa olsun, sorun küresel çaptadır. Herkese düşen bir sorumluluk varken, büyük yük neredeyse Türkiye’nin omuzlarındadır. Bugünlerde resmi yetkililerin belirttiği üzere, Suudi Arabistan’ın bir hava birliğini İncirlik Üssü’ne intikal ettirerek fiilen Suriye krizine müdahil olacağına dair önemli bir gelişme gündemdedir. Suudi Arabistan Suriye’de zulüm altındaki Arap halklarını bu durumundan kurtarmak açısından geç kalınmaması gerektiğini düşünmektedir. Eğer Suudi Arabistan, Suriye’ye müdahil olur ise diğer Arap ülkelerinin de kendilerine destek verecekleri beklenmektedir. Bu yönde örneğin Mısır gibi Ortadoğu’nun önemli aktörleri de sıcak çatışmada rol alma sürecine dahil olurlarsa bu kez sorunun ilave bir boyut daha kazanmış olacağı değerlendirilmektedir. Bu haberle ilgili bir değerlendirme yapmanın ötesinde daha geniş bir çerçeve çizmeyi uygun görüyorum. Çünkü bu gelişme önemlidir ve aslında çok daha büyük bir sürecin yeni bir cepheyle biraz daha genişlemesidir.

DEVAMINI OKUYUN

On Maddelik Master Plan ve Geri Planda Olacaklar

Politika

Terörü sona erdirmek için Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun geçen günlerde Mardin de açıkladığı terörü bitirmek adına on maddelik kapsamlı master plan tüm yurtta tartışılmaya devam ediyor. Bu eylem planının başarılı olmasından Türkiye memnun olacak! Yine geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında Sur’dan ailesini beraberinde birkaç parça eşya ile alıp çıkan aile reisine mikrofon yönelttiler. Diyarbakırlı vatandaş manidar konuştu: “Yeter artık. Her iki taraf da ne yapacaksa yapsın, şu işi çözün artık!”

DEVAMINI OKUYUN

Ruslar ve Diğerleri

Güvenlik

Suriye sorununa çözüm bulmak amacıyla toplanan Cenevre görüşmeleri başlar başlamaz yaşanan anlaşmazlıklardan dolayı ay sonuna ertelendi. Ardından Rus ve Esad güçleri Türkiye-Halep hattını kesmek amacıyla askeri harekata başladı. Şu an muhaliflere yapılan insani olanları dahil bütün yardımlar kesildi. Ama daha önemlisi, Halep bölgesinden sayıları yaklaşık 70 bin olarak telaffuz edilen yeni bir göç dalgası dün itibarı ile Türk sınırına dayandı. Bütün bu gelişmelerde, Cenevre’deki pazarlıkları sekteye uğratmaktan tutunuz, Halep’teki taarruza varana dek Esad yönetimine ve güçlerine bu aklı verenler kimler? İnsani yardımda bulunma ve göçmen kabul etme açılarından başta Avrupa olmak üzere tüm dünyaya Türkiye ders vermeye devam ediyor. Bu işin bir yanı, diğer yanı Türkiye çok büyük bir yükün altında. Bu yük içerideki nüfus yapısının değişmesinden tutunuz, Rusya gibi ülkelerle askeri açıdan karşı karşıya gelmeye kadar geniş bir yelpazede yer alıyor. Ama Türkiye bölgede Rusya’ya karşı yeni bir cephe açmayacak. Esasında açamayacak. Çünkü içeride sokak çatışmasıyla meşgul edildi ve kendi derdine düşürüldü. Çatışmanın etkisini başka alanda hissediyor. Terörle mücadele ediyor. PYD ve PKK ise Rusya’da temsilcilik açarak durumu Rus kontrolünde seyredecek tarzda tutum takınıyor. HDP ise bu ortamda ne dediğini ya bilmiyor ya da tarafı belirgin! Osmanlı dönemi dahil Türkiye NATO’ya girinceye kadarki zaman sürecinde Rusya’nın değişik vesilelerle Türkiye’den toprak taleplerinde bulunduğunu bilmekteyiz. I. Dünya Savaşı döneminde Rusya ve onun kışkırtmasına uyarak Büyük Ermenistan ideali çerçevesinde hareket edenler birlikte Erzurum dahil pek çok yerde katliamlar yaptı, kanıtları tarihi kayıtlarda ve anılarda yer almaktadır. Tarihte tatbik edildiği gibi, kendileri düşman belleyip diplomatik yolla ateş etmeden önce yerel halkları ileri sürerek savaştırıyorlar. Leningrad Savaşı’nı (1941-1945) kazananlar Rus generallerdir ama esasında trenlerle taşınan Kazak ve Kırgız askerlerdir. Ortada zulüm görenler Rus halkı ve cepheye asker göndermek zorunda bırakılan başka milletler  olmuştur. Örneğin bu savaş Kazak’ın ve Kırgız’ın savaşı değildi ama en çok kaybı bu halklar verdi. Bugün de Rus yönetimi Esad askerlerini ileri sürerek savaş kazanmak peşinde, hem de başkasının evindeki bir savaşı. Ya teröre verilen destekler!.. Tarihte Ruslar’ın derdi İngilizler ve Almanlar ile oldu ama en çok başka halklar zarar gördü. Bugün derdi Amerika ve Almanya ile ise neden bedelini Suriye halkı ölerek ödüyor? Çıkar çatışması ve çarpık politik adımlar zayıf haldeki ve konunun uzağındaki insanların kurban olmasını zorunlu mu kılıyor? Ruslar satrançtaki ustalığını bu hamleleri ile mi gösteriyor? Yugoslavya dağıldı ve oradaki toplumlar Sırp yönetimi altında kalmak istemedi. Suçlu Avrupa mı, Amerika mı, küresel refah ve buna göre değişen yaşam standartları mı? Yakın dönemde Balkanlar’da olanları hatırlıyoruz. Halen bile toplu mezarlar açılıyor, ağıtlar yakılıyor.…

DEVAMINI OKUYUN

Değişimin Kültürü

Toplum

Değişimle ilgili çalışma yapanların en fazla verdikleri örnekler hava durumu üzerine olmaktadır. Atmosfer! İçinde yaşarız, başımızı kaldırınca olup bitenin bir kesimini izleyebiliriz, yaşam boyu yağmurlarda, fırtınalardan bazı şeyler öğreniriz, tecrübemiz olur, hakkında konuşuruz, istatistikler tutarız, ama yine de bazı detaylarda tereddüt ederiz. İklim şartları ve hakim karakter genel olarak bellidir. Hava şartlarına dair bilgi alabilmek için sayısız cihaz ve personel çaba içindedir. Güneşin patlamalarını bile takip ederiz. Yine de bir dakika sonra ne olacağı hakkında pek emin konuşamayız. Hava durumu değişir ve sorarız: Ne oldu da değişti? Kültür de böyle! Kültür böyle bir şey ise “değişimin kültürü” bahsini nasıl açıklayacağız? Oxford Üniversitesi’nden M. J. Hatch şöyle diyor: “İstikrar da değişim de kültürün parçası olabilir. Tıpkı hava durumu gibi, ‘tüm cephe boyunca hep aynı dozda seyreden kültürler bulamazsınız’ … her an kültürün belli parçaları değişirken, diğer parçaları yerinde kalır.” Ana kültür akımını tamamen değiştirmek isteyen olamaz elbette, belli kesimi değişir, kabul gördüğü nispette diğer alanlara yayılır, kendini hissettirir. Hem kültürün hem de değişimin dinamikleri, değişimi kendi içinde hazırlayabilen bir ekosistem var, değil mi? Buradaki asıl mesele, bir ülkenin var olan ve olması gereken dinamiklerini, hava durumu gibi, değişen durumlara maruz kalan değil, doğal şartları içinde hazırlayan olabilmek ve kontrol edebilmektir. Hele küresel kültür değerleri belli açılardan değişiyor ve buna ait unsurlar sisteme enjekte ediliyorken, bunun önüne geçmenin mümkün olmadığı atmosfer benzeri şekilde biliniyorken, bir ülkedeki kültürel değişimin iklimini kontrol dışı bırakmak kabul edilebilir bir şey midir? Hayır. Değişebilecekler içine kendinden bazı unsurlar koymak gerekir. Çünkü dünya dönüyor ve hiçbir şey dünkü gibi kalmıyor. Bir öngörüde bulunmak ve hazırlıklı olmak gerekir. Gerekli olanları düzenlemiş ve basit gereklilikleri hazmetmiş toplumlar değişimi de başarabilirler. Değişim kültürüne sahip olanlar bu tip toplumlardır; ne yaptığını bilen ve bir ileri aşamaya geçmiş toplumlardır. Türk milleti için bu kural tarihte fazlasıyla karşılığını bulmuştur. Hatta Türkler açısından işaret edilen değişime ayak uydurabilme özelliği de bilinen bir husustur. Ama ben burada ayak uydurma becerisinden değil, var olan değerlerle yürüyorken gereklilikler bağlamında iç dinamiklerle kendini buna uyumlu hale getirmenin sistemini kavramış ve bu sistemi kendi özünde organize etmiş bir yerleşmiş kültürü konu etmekteyim. Konuya şirket veya kurum gibi başka açılardan bakmak isteyenler olabilir. Her birinin kendi kültürü ve amacı vardır. Ama ülkelerin kültürleri hakkındaki bilinenlere göre bilinmezler daha fazladır ve dış kültürlerin katlanan etkilerinden dolayı girifttir. Değişim kültürü içinde evvela değişim kültürünün sahibinin kim olacağını bilmek gerekir. Kim oldukları az çok bilinir de kim olmadıkları ifade edilirse daha iyi açıklanabilir bir…

DEVAMINI OKUYUN

Refah ölçüsü için yapılan hesaplar yanlış mı?

Ekonomi

Davos 2016’da Dördüncü Sanayi Çağı konusu üzerine bilim insanları tartışıyorlar. Belli ki bazı anlayışlar ve metotlarda değişiklikler yapılacak. Peki, Türkiye bu sürecin neresinde, biliyor muyuz? Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) hesabı konusundan hareketle gelin genel bir eleştiri yapalım. Türkiye’de iktisat okuyanlar bildiklerini unutsunlar. Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) IMF Başkanı Christine Lagarde, Nobel ödüllü Prof. Joseph Stiglitz ve MIT’de Prof. Erik Brynjolfsson ekonominin değerlendirilmesinde GSYH’nın (GDP) sağlıklı bir hesaplama yöntemi olmadığını ve yerine yeni bir metodun bulunması gerektiğini hep bir ağızdan ifade ettiler. Halbuki biz de tam GSYH’mızı artırdığımızı söyleyip övünüyor, işlerin rayında gittiğinin kanıtı olarak bu veriyi sürekli tekrarlıyorduk. Oldu mu şimdi!.. Hatırlayalım, AK Parti iktidarı gelince bazı önemli ekonomik ve mali adımlar atılmış idi. Türkiye Lira’dan altı sıfır atmanın yanı sıra belli hesaplama yöntemlerini değiştirerek Türkiye’nin milli hasıladan kişi başına düşen payını yükseltmiş idi. Hatırladığım o süreçte Türkiye’nin nüfusunu da biraz azaltmış idik. Sonra açıkladık, “Kişi başına düşen pay (yaklaşık) 10 bin Dolar!” Birden zenginlemiştik. Bir de buna IMF’ye olan borçlar kapatılınca artık söylenecek olumsuz bir şey kalmamıştı. Acaba şimdi, “Hesap hatası yapmışız!” mı diyeceğiz? Küresel ekonomide bu (klasik bilinen) ekol bu gerekliliği dikte ettirir ise buna dayalı hesap yaptıktan sonra ülkece biraz fakirleşecek miyiz? Tam da değerleri kağıt üzerinde denk getirmişken bu yapılır mı şimdi? Başka bir şey daha yaptık. Zenginlik yaratmak için alınan ve satılan mal ve hizmetin ürün ve hizmet değerlerini artırdık. Bunun en başat göstergesi gayrimenkul sektöründe görüldü. Her yere inşaat yaptık, halen de yapmaktayız. Örneğin, 90 bin Liraya maledilen bir daireye lüks deyip 650 bin Lira değer biçtik. Bu yer yer 6-8 kattan daha fazla değer artışı demek oldu. Küresel para bolluğunda, özellikle (kabaca) 2005-2010’da, bu görece artış GSYH’da Türkiye’yi oldukça zengin gösterdi. Belli ölçekler Türkiye’yi küresel ekonomide “16. büyük ekonomi” sınıfına bile yükseltti. Sürekli gündeme getirip eleştirdiğim bir konu da ekonomi ve maliyeden sorumlu bakanların ağız birliği yaparak, Türkiye’nin küresel ekonomiden aldığı pay ile büyümesine devam edeceği tezi oldu. Ben bunun bir aldatmaca olduğunu, ülkede ticareti yapılan özellikle günlük kullanımı olan teknolojik gereçlerden, ithal edilen enerjiden, ulaşım ve haberleşme ürünlerinden toplanan vergi ile devleti yönetmenin ve bununla bütçenin denk getirilmesinin doğru bir yöntem olmadığını çok tekrar ettim. Üretmeden diğerlerine, örneğin ithalat-ihracat dengesi tamamen Türkiye aleyhine gelişen G. Kore’ye göre bile, yakın mevkide gösterilen veya başka ifade ile G20’de temsili olan zengin bir ülke olup çıktık. GSYH hesabında üretilen konutun değerini yükseltip alt alta toplamakla zenginleşmenin yanı sıra ithal edilen ürünlerin değerlerini de topladık. Satın alınan…

DEVAMINI OKUYUN

Uzun Savaş

Güvenlik

Dünya çok gerildi. Çeşitli çevreler soruyor: Ne tür bir savaşın içindeyiz? Bu savaşın bir adı var mı? Bu bir büyük-dünya savaşı mı? Bunun cevabını arayacağız. Ama belirgin bir bilgi ile konuyu aydınlatmakta yarar var. Çünkü bunun adı daha önceden telaffuz edilmişti. Bu nedir? Uzun Savaş. Bazı yazarlara göre III. Dünya Savaşı şu an olmaktadır. Acaba bu Uzun Savaş üstü örtülü dahi olsa bir dünya savaşı mıdır? Terörü manivela kabul ederek yürütülen diplomasi, psikolojik savaş, ekonomik savaş ve siber savaş uzunca müddet sürdürülecek bir dünya savaşı kurgusu ile mi gerçekleşiyor? Bu sebepleri ve yaptırımları kendiliğinden gelişen düzeneklerin sevk ve idaresi dünyayı başka bir yapılanmaya mı dönüştürüyor?

DEVAMINI OKUYUN

Davos ve Dördüncü Sanayi Devrimi

Ekonomi

Daha ziyade ekonomi başlıklı küresel ilerlemelerin hazmedilmesi ve yeni kavramlara dayalı model belirleme süreçlerine ev sahipliği yapan Davos, Dünya Ekonomik Forumu’nun (World Economic Forum-WEF) bu yılki başlığı Dördüncü Sanayi Devrimi. İsviçre’nin bu güzel beldesi dünyanın önde giden kişilerini ağırlıyor. Spekülasyonlar ve tepkiler bir yana, Davos’un bu yılki toplantısı için belirtilen bu temel başlık doğru mudur? Başlık başka bir ifadeyle nasıl anlaşılmalıdır? Şöyle soralım: Yaşanan bu değişim nedir, insanlığa neler getirir ve bütün bu değişim süreçleri nasıl yönetilir? Eğer bir fert olarak karşımda duran bir gerçek ise benim de asıl merak ettiğim bu: Durum nedir? Davos’ta konuşanlar, el sıkışanlar, kapitalizm veya diğer şeyler beni pek ilgilendirmiyor. Geri plan ve gelecek daha önemli…

DEVAMINI OKUYUN

Akademisyen Tartışması

Bilim & Teknoloji

Yazıma yaşadığım bir öykü ile başlayayım. Sonra dertleşir miyiz, derlenir miyiz, bakarız!.. Amerika’ya, Colorado Springs’e bir iş için gitmiştim. Havaalanında grubumla indik ve karşılayan şirket yöneticisi ile kapı önünde buluştuk. Aracı beklerken iki kişi yanımıza yanaştı ve Türkçe hitap ederek dünyanın diğer tarafında beni bir hayli şaşırttı. Türkiye’de bir üniversite görevliymişler, unvanları var. Sorgu sual ettiler, sözü bir yere getirdiler, bir hayli uzak olan şehir merkezine kendilerini bırakıp bırakamayacağımı sordular. Karşılayan Amerikalıya, bilim insanı olduklarını söyleyemedim, lafı dolandırıp danıştım, “Bu arkadaşları tanımıyoruz, burada karşımıza çıktılar, şehri bilmiyorlar, yurtdışı trafik tecrübeleri yok, araç kiralamak istemiyorlar, bizden yardım istediler, bunlar da Türk vs…” dedim ve sordum, “Şehre bırakabilir miyiz?” Adamcağız “peki” dedi, ne desin? Bizim için gelen bir minibüse bindik, gidiyoruz. Yoldayız, bu kez akademisyenler, “Bildiğiniz otel var mı?” diye sordular. O anda ben de konuşmaya başladım; gerçekten kimsiniz, amacınız ne, böyle bir yere plansız ve rezervasyonsuz mu geldiniz?.. Açıkladılar, ikisi de, adını zikretmeyeyim, “X” üniversitesinde akademisyen! Kendi paralarıyla buraya bir konferans için gelmişler, YÖK, üniversite, her neresiyse, bu arkadaşlara bir bütçe ayırmamış. Ama bir taraftan da kendilerinin akademik kariyerlerinde ilerleyebilmeleri için bu tip etkinliklerde bulunmaları gerekiyormuş, prosedür böyleymiş, CV’lerine ekleyeceklermiş, “Gerekirse parkta uyuruz ama yeter ki o bilimsel konferansa katılalım,” diye düşünmüşler veya katılıyor görünüp erkenden dönmeyi planlamışlar, özveriye bakın! Yol boyunca anlattılar, duydukça irkildim. Amerika gibi bir yere uçağa binip gelmişler, konu akademik kariyer meselesi!.. “İranlı bile böyle yapmaz,” diye geçirdim içimden, üzülüyordum. Çözmem gereken bir problemim olmuştu, iyi mi? Amerikalıya, “Otel var mı, bak bakalım,” dedim. Adam bir süre sağa sola telefon ettikten sonra şöyle cevapladı; “Uluslararası bilimsel konferans var, kentteki tüm oteller dolu.” Ben fazla açık etmemek için bilimsel konferans konusuna çok girmedim. Bizim Türk akademisyenler düşündükleri gibi parkta yatacaklar ama inanın hava çok soğuk. Döndüm bir daha rica ettim, “Bir soruşturun, imkan varsa birkaç gün bir yerlerde idare etsinler,” dedim. Amerikalı yine bir sürü telefon konuşmasından sonra bizim konaklama yerinde merdiven altı diye tabir edilen bir yere iki yatak konabileceğini bildirdi. Ses tonuna bakılırsa Amerikalı merdiven altında bir yabancının yatmasının kabul edilemeyeceği türden konuşuyordu. Söylediklerini bizimkilere aktardım, elbette kabul ettiler. Birlikte bizim konaklama tesisine gittik. Biz kendi programımız gereği koşturuyorduk. Bir ara resepsiyon görevlisine sordum, “Bizim Türk arkadaşlar nerede,” diye. Otelden ayrıldıklarını söyledi. Anlaşılan kaçıp gitmişlerdi, üstelik hoşça kal bile demişlerdi. “Ödeme yaptılar değil mi?” diye sordum. “Maalesef siz ödeyecekmişsiniz,” dedi resepsiyon görevlisi. Şaka gibiydi. Böyle olabileceğini önceden düşünmeliydim ama inanın gurbette kol kırılıyor ve yen içinde…

DEVAMINI OKUYUN

1 60 61 62 63 64 70
DÖN BAŞA