asil-ve-gerekli-milliyetcilik
Asıl ve Gerekli Milliyetçilik

Asıl ve Gerekli Milliyetçilik

577 Tıklama
48 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Politik-Analitik bir yol haritası için tarihsel perspektif ile süreç içesinde beceriyle kullanılan kavramları müşterek okumak mümkündür. Geçmişin analizini yaparak geleceğe ilişkin bir tespit yapacağız. Bu yazının sonucunda asıl ve gerekli olacak bir milliyetçilik anlayışını ifade edebilmeyi arzuluyorum.

Burada asıl diyebileceğim milliyetçilik tanımlarını yapmayacağım. Bahsedeceğim milliyetçilik klasik fikirleri yok saymayacak. Onlar kendi düşüncelerinin istikametinde savunulmaya devam edebilir. Farklı bir pencereden bakarak milliyetçiliğe İngiltere, Almanya gibi gelişmiş Avrupa devletleri veya G. Kore, Japonya gibi Uzak Doğu devletleri bağlamında, somut bir yaklaşımla açıklayacağım ve buna gerekli milliyetçilik diyeceğim. Hatta konuyu diğer önemli, demokrasi, kapitalizm, küreselleşme, eğitim, bilim, kültür gibi konularla da işleyeceğim. Analizimi yaparken Osmanlı Devleti’nin ve devamında Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde durulması gereken süreçlerini ele alacağım.

Sömürmekle ilgili konuyu önce ilk çıkış şekliyle ve daha sonra evrim gösterdiği haliyle irdelemenin yararına inanıyorum. Zira bugün bile çok değişik yöntemlerle bilgi ağırlıklı bir yöntemle güçlü toplumlar diğerlerini kontrolleri altında tutabilmektedirler. İşte bu noktada, eğer arzularsanız, klasik milliyetçiliğin işlerliğini sizlerin sorgulamasını isteyeceğim.

Anlatımımı tarihsel bir çizgide ilerleteceğim. Başlıklar şunlar olacak: Sömürgecilik, Geç Dönem Sömürgeciliğin Küreselleşmesi, Dönüşümler ve Sancılar, Türkiye Açısından Süreçler, Yumuşak Gücün Etkisi, Ders Çıkaran Bir Kültür, İleri Demokrasinin Hazmı, Gerekli Milliyetçilik.

Sömürgecilik

Başlangıçta sömürü ile sömürgeciliği ayırıyorum. Sosyo-ekonomik ve politik alanlarda sömürmek, birinin diğerinin haklarını bir şekilde kendi kontrolüne alması kadar basit bir anlatımla açıklanabilir. Bu sömürü bazı hallerde sistemli veya karmaşık dahi olabilir.

Sömürgecilik konusu çok daha özel bir tanımı ifade etmektedir. Terim, dünya tarihi içindeki yeriyle belirginleşen bir anlamında kullanılmaktadır. Batı’nın dünya üzerinde belli bir dönem inşa ettiği ve işlettiği, etkileri çok boyutlu olan geniş coğrafyalarda yaşayan toplumlara yönelik sistemli ve kapsamlı, baş aktörleri devletler olan sömürü uygulamasına sömürgecilik (kolonyal sistem) denir.

Sömürgecilik dönemlerini birkaç aşamada nitelendirebiliriz. Ben bu dönemleri üçe ayırıyorum: Erken, olgun ve geç. Bu sürelerin aralarındaki hatlar şöyle: Erken ve olgun dönmeleri ayıran tarih 1588 yılında yapılan İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in İspanyol Karalı II. Felipe’yi yendiği deniz savaşıdır. Olgun ve geç dönemi birbirinden ayıran tarih ise I. Dünya Savaşı’nın başladığı 1914’tür.

Erken Sömürgecilik Dönemi

Kölelerin ve gümüşlerin gemilere bindirilip başka kıtalara taşındığı dönem “erken” dönemdir. İlginç bir-iki nokta var. Yerleşik düzenli erken dönem sömürge çalışmaları içinde vergi ödenmesi karşılığında Hıristiyanlığın öğretilmesi gibi bir takas yapmışlardır (encomendero olarak bilinen sistem) veya başka coğrafyalara giden kaşiflerin oralardaki kaynakların yerini öğrenmek ve kontrol etmek için önce misyonerlik ile güven kazanmayı ve idari yönetimi yandaşlarıyla devralmaları süreci yaşanmıştır.

Olgun Sömürgecilik Dönemi

Bu dönem dünyada zamanın ve mekanın acımasızca sıkıştırıldığı bir dönemdir. Sömürge savaşlarının olduğu dönemi “olgun” dönem olarak isimlendirmek söz konusudur. Sanayi Devrimi ile ilişkili dönemdir. Taşınacak altın ve gümüş bulamayanların (başta İngilizlerin) temel ihtiyaç mallarını (belki de ne buldularsa,) işleyerek piyasaya sunmaları önemli bir ticaret öğretisi getirmiştir. Bu dünya çapında bir kapitalist anlayışın yönetilmesi sürecinin başlangıcıdır. Aynı zamanda daha çok üretebilmek ve satabilmek Sanayi Devrimi’ni de tetikleyen bir süreçtir. Bu dönemde kıtalararası lojistik taşımacılık (denizyolları ve demiryolları) ve iletişim (telefon ve telgraf) sistem içindekilere aşırı kazançlar getirmiştir.

Diğer yandan olgun sömürgecilik dönemi, Katolik Kilisesi’nin katı tutumundan kurtulup Protestanlığın geliştirilmesi ve kapitalist ruhun sistemleştirildiği dönemdir. Bu dönemde Avrupalı sömürgeci devletlerin Kuzey Afrika ve Orta Doğu başta olmak üzere değişik coğrafyalardaki Osmanlı topraklarına ilgisinin arttığını hatırlayalım. Savaşlar ve hatta Dünya Savaşları bu döneme eklentili gelişmiştir. Kapitalizmin sistemleştirildiği dönemdir. Bu döneme “klasik emperyalist” dönem de diyebiliriz. Klasik emperyalist dönemde egemenlik kavramı en belirgin şekliyle işgal altında olmayan ve sömürülmeyen ülke anlamına gelmekteydi.

Geç Sömürgecilik Dönemi

Batı’da kapitalizmin temel kurumsallaşmasını tamamlamasını takiben Avrupa’da hanedanlıklar döneminin son bulmasından başlayıp, bu güne kadar devam eden döneme bu adı verebiliriz.

Bu dönemde dinsel tema Batı’da bir basamak daha geri plandadır veya gizlenmiş görülmektedir. Başka bir ifadeyle bu safhada Batı’da din bilinç altına inmiştir. Laisizm sistemin ana tanımlarından biri olmuştur. Batı’da dindar elit ve kurumlar halinde kalanlar ise daha çok sosyal ve ekonomik dernek ve kulüpler şeklinde örgütlenme yolunu seçmişlerdir. Sistem bunları yine bir çıkar grubu olarak görmüştür. Temel misyon, çıkar sağlayan örgütsel bir emelin tarifinde gerçekleşmektedir. Buna karşılık geç sömürgeci dönem Batı dışındakilerin inançlarının küresel sosyo-politik süreçlerde daha çok tartışmaya açıldığı bir dönemdir.

Çıkarın kurumsallaştırılması Batı tipi demokrasileri de geliştirmiştir. Demokrasi anlayana ve hazmedene göre değişkenlik gösteren yönleriyle gelişkin bir yönetim sunar. Dolayısıyla önce Batı kendine ait olanları tüm değerleriyle sistemleştirebilmiştir. Demokrasinin gelişmesi kapitalizmin gelişmesiyle birlikte izlenmiştir.

Geç Dönem Sömürgeciliğin Küreselleşmesi

Sanayi Devrimi’nden sonra başta Britanya olmak üzere Batı’nın büyük bir makineleşme, endüstrileşme, sistemleşme ve buna bağlı siyasi şeklini kurumsallaştırma sürecine girdiğini biliyoruz. İlave olarak biliyoruz ki, kendi topraklarındaki zenginlikleri işlemenin ötesine geçmek için her türlü fırsatı bulmuşlar ve bu kez sömürgeciliği sistemleştirmişlerdir. Sömürgecilik belki de insanlığın ilk küreselleşme politikalarına kötü bir örnektir.

Geç sömürge dönemi, emperyalizmin uluslararası olduğu ve daha sonra küreselleştiği dönemdir. Bu süreçte egemenlik kavramın içi boşaltılmıştır. Devlet duvarlarının yanı sıra küresel güçler devrededir. Dijital ve bilgi devrimi; uzaydan destekli iletişim, medya; ulaştırmanın her yönüyle sistemleştirilmesi; sanal dünya ile iletişim; bilginin kendisinin ticari mal olması gibi her türlü ilerleme ülkeleri içi-dışı bir yapıya çevirmiştir.

Ama dünya yine aynı yerdir. Nasıl Dünya Savaşları döneminde Polonya (özellikle Danzig) bir Batı’nın bir Doğu’nun kontrolüne giriyorsa, sistem değişmemiş, bugün de Ukrayna (özellikle Kırım) iki kanadın kontrolüne girme sürecindedir. İki örnek arasındaki en belirgin bağ çıkarcılıkla açıklanabilir. Çıkarcılığı sistemleşmiş hali ise kapitalizmin kurallarında özetlenebilir.

(Devamı diğer sayfada)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Politik Gravitasyon

DİĞER YAZI

Kolay Lokma Misali

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi